Çıkar çatışması
esinti / 28 Kasım 2011

Bir sokak dolusu yere düşmüş sarı yaprağın önünde durmuş ümitsizlikle bakınan temizlik görevlisini görünce, sonbaharın onların korkulu rüyası olduğunu anladım 🙂 Oysa toprak ne büyük hevesle bekliyor o yarı ölü yaprakları; çünkü onlardan beslenecek, ilkbaharda yeni doğacaklar için mama hazırlayacak. Gerçekten de çağdaş insanın dünyası, doğanın yapısını pek desteklemiyor. ** Önceden “ne yaparım, bunu nasıl karşılarım” şeklinde hazırlık yapılması neredeyse her zaman felaketle sonuçlanır. O halde insan her şeye karşı hazırlıksız mı olmalıdır?Tabi ki böyle kuru bir mantık ardına sığınamayız, hazırlık; kendiliğinden olur. Nasıl peki? Şu an en zevk aldığınız, en hoşunuza giden şeyleri öğrenerek ve uygulayarak Çünkü sırf oyun olsun, zevk alayım diye (kendinizi doğrudan içine kattığınız) o şeyler size olgunluk kazandırmaktadır ve yeri geldiğinde o pek meraklı olduğumuz “hazırlık” kısmını bize sunarlar. ** Öfke’yi kullanmak diye bişey varmış! Çok geç öğrendim. Oysa ben onunla karşılaşmayacağım ortamlarda gezindim hep. Kullanabilirseniz süper bi güç. O sizi kullanırsa yoksunuz, silindiniz! Eh vahşi bi atın üstünde durmak gibi bişey bu. Bi cesaret edicem yani, denemedik bişey kalmasın şu ömürde :))) ** “Gerçek dışı şeyler, gerçeklerden daha güçlüdür. Çünkü hiçbir şey sizin hayalinizdeki kadar mükemmel olamaz. Çünkü sadece elle tutulamayan fikirler, mefhumlar, inanışlar ve fanteziler kalır. Taşlar ufalanır; ağaçlar çürür. İnsanlar da maalesef…

Önceden Hazırlık
Blog / 17 Aralık 2008

Önceden “ne yaparım, bunu nasıl karşılarım” şeklinde hazırlık yapılması neredeyse her zaman felaketle sonuçlanır. O halde insan her şeye karşı hazırlıksız mı olmalıdır?Tabi ki böyle kuru bir mantık ardına sığınamayız, hazırlık; kendiliğinden olur. Nasıl peki? Şu an en zevk aldığınız, en hoşunuza giden şeyleri öğrenerek ve uygulayarak Çünkü sırf oyun olsun, zevk alayım diye (kendinizi doğrudan içine kattığınız) o şeyler size olgunluk kazandırmaktadır ve yeri geldiğinde o pek meraklı olduğumuz “hazırlık” kısmını bize sunarlar. Gelecek planı’nı da gerekli bulmuyorum, şu anda gerekeni yapmak, biz insanoğlunun yegane çaresidir diye düşünüyorum ve deneyimlerim de bu görüşümü destekliyor. Kendi hayatımı, başkalarının, ülkemin, dünyanın hayatını gözlemledim uzun süre (hala da devam ediyor), vardığım sonuç şu; evren ya da varoluş herneyse, düzenli yapıları sevmiyor! Hayır düzene tamamen karşı değil fakat onun çok da sivrilmesini, katılaşmasını sevmiyor. Aslında deli gibi seviyor bi yandan çünkü yıkmak kolay oluyor! –Bakınız ortalama çekilme Kanunu: http://sibelatasoy.com/?p=215 -Yeni bir düzen için eskisini yıkmak kolay oluyor, bu duruma dışarda baktığınızda insana yanlış ya da can sıkıcı bişey yokmuş gibi geliyor fakat eğer “yıkılan düzene” kendini zincirlerle bağlamış olanlar açısından bakıldığında pek de sevindirici gelmez heralde. Pek tabi yine dışarda durup, herşey dönüşüyor işte diyebiliriz, ne var ki bunda can sıkacak? Velhasılı herşey olduğu…