Düşün ötesine, özgürlüğün içine
esinti / 21 Ocak 2013

Şimdi, bu spiritüel düşler, bu büyük umutlar hakkındaki ilginç şey… İlginç olan şey, o kadar kirlenip sulandılar ki, çoğunuz onun ne olduğunu unutmuş vaziyettesiniz. İnsan psikolojisinde bu ilginç bir olgu. Sizi ayakta tutan bu kocaman hedeflere sahip olabiliyorsunuz, sonra ne olduklarını unutuyorsunuz. Ama o düşlerin, aslında ne olduklarını bile unutarak, sizi ayakta tutmasına izin veriyorsunuz. Daha pratik bir örnekle açıklarsak, bazılarınız spiritüel bir merkez açmak hayaline sahip. Bazılarınız, çocukları iyileştirebileceğiniz büyük bir klinik işletme hayali kuruyor. Gerçekten mi? Bazılarınız gidip, mağaralarından ejderhaları çıkarma hayalini kuruyor. Sahi mi?! Bunu söylediğimde kulağa aptalca geliyor, değil mi? Bazılarınız, içine koyduğunuz bilgelik sayesinde, tüm dünyadaki insanların okuyup, aniden uyanacağı mükemmel bir kitap ya da kitap serisi yazmanın hayalini kuruyor. Bazılarınız o kadar çok spiritüel olmanın düşünü kuruyorsunuz ki, etrafta süzülerek gezinmek istiyorsunuz. Süzülüyorsunuz ve etrafınızda sizi çevreleyen bir ışık var. Ve sizin yanına gittiğiniz saksılardaki bitkiler çiçekler açıyor.  Ve sonra sokaktaki  o hasta köpeği görüyorsunuz ve onun yanından süzülerek geçtiğinizde köpek aniden ayağa fırlıyor ve iyileşiyor. Ve ölü bir kuş ve kuş aniden… (Kahkahalar) Ciddiyim. Kendinize gülebildiğinize sevindim. Başka hangi düşleriniz var? Hadi ciddileşelim, çünkü biz… Ve biraz sonra, bu düşlerin sizi neden geride tuttuğunu ve bununla ilgili ne yapacağımızı açıklayacağım. Ve bu arada,…

Çocuk Kitapları Yazmak
esinti / 10 Ağustos 2012

“Çocuk kitapları yazıyorsunuz değil mi?” Evet anneciğim “Kitaplarınızı çok beğeniyorum-gerçek kitaplarınızı yani; çocuk kitaplarınızı okumadım tabii!” Tabi babacığım. “Arada bir de basit(!) şeyler yazmak rahatlatıcı olmalı.” Tabii basittir çocuklar için yazmak. Onları yetiştirmek kadar basit. Bütün yapacağınız, seksi çıkartmak ve küçük kısa kelimeler, küçük salakça fikirler kullanmak, çok korkunç olmamak ve mutlu bir son olmasına dikkat etmektir.Tamam mı? Kolay. Hemen yazın. Haydi. UGH Ursula Hemşiremiz çok haklı, ben yazamadım. Dört yıldır hazırlık yapıyorum, cesaret biriktiriyorum ama daha kaç yıl geçecek yazabilmem için bilemiyorum. Belki de onlara hitap edebilmeye hiç bi zaman yetkin olamayacağım, ya da bi gün aniden sevinçle şakıyacağım. Doğrusu tam bir muamma şimdilik. Ahlaki iyiliğin en güçlü aracı hayal gücüdür demiş Shelley. Oysa  şimdilerde hayal kurma eğer bir teknoloji ortaya çıkarabileceksen ancak müsamaha edilen bi edimdir, değilse bull shit (pardon Türkçe kullanmadığım için) Rüyalar boş, hayal kurmak bomboş öyle mi? Öyleyse sizi ben bile kurtaramam 🙂 * Bir kurgu (roman, senaryo,piyes ) yazdığınızda -bilmeden-yüzlerce rüyanızı yazmış gibi olursunuz.Bilinçaltınızdan devasa bir kütle dışarı çıkar ve tabi eğer ne yazdığınıza ayabilecek olursanız şifalanırsınız hatta onu okuyup seyredenler de özdeşlik kurarsa onlar da şifalanır.sa

Rüyaları bütünlemek
esinti , YENİ DÜNYA / 24 Ocak 2012

Fanteziler, rüyaların iki anlamı olabilir, tabii ki. Geceleri gittiğiniz bir yer veya niyetleriniz, fikirleriniz, fantezileriniz, sihrinizin bazıları olabilir. Hayalleri bütünleştirmek. Rüyaları bütünleştirmek – bu yıl sizin için çok önemli. Bazen hayal ve amaç kavramı biraz birbirinin alanına girer. Ben hedeflerin veya bir sürü planlamanın taraftarı değilim – detaylarını halletmeniz gereken bazı faaliyetlerin olduğunun farkındayım – ama daha geniş bir bakışla. Hedeflerin çok büyük bir taraftarı değilim çünkü kendiniz için genellikle zihinsel ve sıklıkla da gerçekçi olmayan beklentiler belirliyorsunuz. Ancak hayaller yürekten gelir. Hayaller, belirlenmiş bir sonuca ulaşmak için bir seri adım atmak zorunda kalmadan apaçıktır. Hayallerin arkasında bir kapatma/sınırlama yoktur. Hayaller açıktır. Hedef doğrusalken hayaller genişlemeye devam eder. Bu nedenle hedefler belirli bir noktada durur. Hayaller birçoğunuz tarafından başka bir âlemde tutulur – hayaller, şeylere olan duyumlar, bir şeyleri hayal etmek- ama onlar orada değiller. Onlar fanusun dışında. Onları içeriye almazsınız. Hayallerini bütünlemek – çünkü hayallerinizde ruhunuz, bilgeliğiniz, potansiyelleriniz var. Hayaller potansiyellerdir.  Yani hayallerinizi bütünleştirmek, onları bu gerçekliğe geTİRmekTİR. Bunun gerçekten olması gerekmiyor, bazen aklınız öyle olması gerektiğini söylese de. Yüzeyin altındaki sembolik enerjiyi arayın. Sembolik enerji daha çok ifade, neşe, şarkı söyleme, insanlarla paylaşım içindir. Sembol budur. Gerçekçi kısmı, “Paris’e gitmem ve şu tiyatroda, şu tarihte yapmam lazım ve…”…

Boşluk (!)
esinti , Felsefe ve Kuantum / 06 Kasım 2011

Birmingham Üniv.den Dennis Milner’in tamamen “ışıktan ve havadan” arındırılmış BOŞ(!) alanlarda çektiği fotoğrafları (özel bi teknikle) görmüş müydünüz? http://www.scienceofsoulmates.com/evidence.htm Görülüyor ki boşluk pek de boş değil! ** Bi şey kırıldığında, maddi ya da manevii fark etmez, orada oluşmuş devinimsizlik haline, bir çıkış kapısı açılmış gibi olur. Adeta bir anafor oluşur, ortamda dışarı kaçış için bi delik oluşur. Siz o deliği onarabilene kadar içereden dışarı kaçanlar olur böylece ortamda yeniden boşluk oluşur, denge bozulur ve yeniden hareket başlar. Varoluş, hem dengeye aşık hem de ondan nefret ediyor! (Tıklayınız) ** Çoğu insan hayallerinin bi işe yaramadığını düşünüyor… Gerçekten komik. Oysa tüm hayaller Hayat dediğimiz şeyi oluşturuyor. “Ama onu kendim için hayal etmiştim” diye söyleniyorsanız, o da olur, hep ileriye doğru ittirip duruyoruz OYUN’u! ** Hayaller birinci dikkatte yapılırsa -hipnoz altında oluşumuzdan ötürü- çok etkin değil ancak hayallerimizin çoğu-biz farkında olmasak da-ikinci dikkat alanlarında yapılıyor ve onlar müthiş etkin. Gel gör ki onların maddeleşmelerine birinci dikkatte şahit olduğumuzdan, bize ait olduklarını bile tanıyamıyoruz! Acaip bi oyun içinde oyun durumu var. ** Birinci tekil şahıstan konuşmalar, saptamalar, yargı ve değer tespitleri, bunların hepsi kendimizi güvenli bi alana hapsetmek için çevremize sıra sıra dizdiğimiz duvarlar gibi görünüyor. Bunları teker teker ya da birden bire, ben…

Yeni eski şeyler
esinti / 23 Eylül 2011

Çürütemediğin fikrin, -velev ki en büyük başarın olsun- seni çürütür! Bundan emin ol. 🙂 Böcekler bekliyor. Soru: Fikilerin kulanım süresi ne kadardır? 7-14 yıllık döngüler, ilk yedide yapamadıysan ikincide yapmalısın çünkü 14 den sonrası seni yemeye başlar! ** Hayat çizgisel değil, organiktir. Keşke çocuklarımıza rehberlik ederken bunu hatırlayabilsek. ** http://www.ted.com/talks/lang/tur/sir_ken_robinson_bring_on_the_revolution.html Frekans kardeşim Ken’i dinleyin çok seveceksiniz, hatta belki başkalarına da dinletmek isteyeceksinizz. Malum paylaştıkça zevkimiz artar bizim 🙂 Onun ilk konuşması da çok güzeldi. Yeni dünya ve eğitim gerçekten de şu an en kritik konu. Çocukların hayalleri üzerine basıyoruz, mesele onları ayakkabılarımızın altında ezecek miyiz yoksa bizi yükseltmeleri için hafifleyecek miyiz? ** Her şey boşluğa basamak dizmektir ve bütün öğretmenler de (kendi derecelerine göre böyle yaptıklarını bilebilir ya da bilemezler) boşluğa basamak dizerler. Amaç basamaklarla bi yere çıkmak değil, basamaklar arasında ya da basamaksız boşlukta gezebilme kıvraklığı ve özgürlüğü elde edebilmektir (Bakınız Kandırıkçı varlığımız) ** Teoriye göre arkaplan yetileri denenmeden bilinemez. Bilinebilseydi ne kadar sıkıcı bi dünyamız olurdu düşünsenize 🙂 O halde her şeyi deneyecek miyiz? Buna vaktimiz (yeni ömrümüz-erkimiz) yeter mi? Ben bu soruyla otuzuma varmadan bi kaç yıl önce ciddi olarak yüzleştim. Ve bi karar verdim, yalnızca hoşuma gidenleri, bende aşk benzeri bir coşku uyandıranları denemeye karar verdim…

Hayaller ve Gerçekleştirenler
Felsefe ve Kuantum / 19 Eylül 2011

Sn İsmet gedik’in şu yazısından sonra küçük bi sohbet: http://blog.milliyet.com.tr/Kendi_Everest_ini_belirlemek/Blog/?BlogNo=288153 Gayet güzel toparlanmış bir yazı, Nasuh’u da tanırım benim gibi boğadır, yaşam doludur 🙂 Burada bir eklentiye ihtiyaç duyuyorum (yazıyı okurken içimden yükselen sesti); “Yıldızlara gitmek” gibi olamayacak hedefler koymak, hayali işlerle uğraşma sektörüne girer” diyorsunuz. Burada hocalığın ister istemez üzerinize sinmiş kokusunu duyar gibi oldum 🙂 Belki de gayet normal gelir herkese, ancak genetik bozukluğu olan biri olarak ben, yıldızlara gitmeyi bırakın hedeflemeyi, yıldızlara gidebiliriz diyenlerdenim. Ve ben dedikçe gittiler yani! Sanki dünya hayallerimi gerçekleştirmek için yarıştı şu uzun ömrüm boyunca. Burada tam olarak söylemek istediğimi Searlenin kitabında açıkça tez haline getirildiiğini gördüğümde ağzım hayretten açık kalmıştı: http://sibelatasoy.com/?p=126 Bu kitabı muhtemelen okumuşsunuzdur ve okumayanlara da ara ara önermeyi bir borç bilmişimdir hahahahaha (lütfen ısrarcı annelik tavrımı bağışlayın) Bu tezde açıkça görmekteyiz ki , arka plan yetileri, niyetli durumlar olmadığında açığa çıkmazlar çünkü kendileri niyetli mekanizmalar olmayıp sadece yetidirler. (Ne malum arka plan yetimizde bi yıldıza salisede gidip geri dönüverme yetisi olmadığı, bende yoksa eminim başka birinde vardır; onu niyetlendirmek için ona bi şekilde sesimi duyurmalıyım!) Bugün bilimsel (ve tabi aslında görünen etkisiyle teknoloji) başarımızla övünürken bütün bunları, fantastik, bilim kurgu yazarlarına hatta adı bile anılmayan uykucu, tembel(!) hayalcilere, doğayı…