Her şey burada:fact and fiction
Kategorilenmemiş / 05 Mart 2012

Her şey çift F arasında (ingilizcede); fact and fiction Nilufer O: Turkcede de cift h arasinda, hakikat ve hikaye 🙂 Sibel Atasoy Çok hoş ,bravo ve teşekkürler nilcim, aslında ben fact’i pek de hakikat anlamında kullanmıyorum, daha çok eylem tarafı beni çekiyor. Velakin eylemin hakikat olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla 🙂 Nilufer O Serbest cagrisim yapti, ingilizce soldan saga dogru yaziliyor, factten fictiona, hakikat kelimesi ise koken olarak arapcadan geliyor, hakk’tan cikiyor ve hikayeye ulasiyor. Ve dediginiz gibi, hikayedeki eylem ( fiil) hali hakikati gosteriyor, hakikat eylem ayrilmaz ikili, cok tesekkurler bu idrake vesile oldunuz Sibel 🙂 Sibel Atasoy Ben sana teşekkür ediyoru canım, aynı ayma bende de oldu. Aslında bir öncek i duvar yazımda(tıklayınız) yaptığımız sohbetin de damarlarımda bi heyecan yaratmış olması herhalde beni bu konuyu açmaya itmişti

Dört Kapı – Hakikat
Anadolu-Sümerler-şaman / 05 Eylül 2009

UYDUN KURALLARA, GELDİN TAA BURAYA YALVARDIN, YAKARDIN ÇOKCA TANRIYA SONUNDA GÖRDÜN ONU CAN GÖZÜNLE YOKSA HERŞEY BAŞAMI DÖNDÜ, EVLİYA önceki bölüm için (Marifet) bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=2323 Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin son kapısı olan Sırrı Hakikat Kapısı, Hünkarın deyimiyle, “Tanrıyı kendi özünde bulma” makamıdır. Bu kapıda, can gözünü perdeleyen perdeler bir bir açılmış, hakkı da batını ve zahiri dünyayı da görür olmuştur. Bir insana baktığında onun bulunduğu makamın derecesini hemen anlar, vaziyete gelmiştir. Hallacı Mansurun‚ “Enel Hak” diye seslendiği kemalet makamıdır. İnsan, makro alemin (uzayın) değil, mikro alemin de aynası olduğunu ve onları yansıttığını bilir. Büyük ozan Muhyi’nin dediği gibi: Her ne varsa bu alemde, hepsi mevuttur Adem’de. Ben de sığar iki cihan, ben bu cihana sığmam Yaşanmış menkıbe ve olaylardan örneklerle bu kapıyı anlatmaya çalışalım: Bir Alevi köyünde, bütün yaşlılar bir araya gelirler ve Allah’ı aramaya karar verirler. Dağ taş demeden gezerler. Bulmadan geri dönmeme kararı alırlar, fakat aradan epey bir zaman geçince, birer ikişer elleri boş dönmeye başlarlar. Dönenler köy kahvesinde otururlar ve kendilerinden sonra dönenlerle alay etmeye başlarlar. Çünkü, böyle bir iddiayı deli saçması bulurlar. Her yeni dönene eskiler: “Ne o, buldun mu Allah’ı, nasıl bir şeymiş” diye alay ederler. Sonunda hepsi geri döner fakat bir tanesi geri…