Kendinizi ikna edin
esinti , YENİ DÜNYA / 13 Haziran 2013

Parayı her türlü eylemin başarı ölçüsü sayan bir maneviyat ile, derinliğin, anlayışın ve merhametin olduğu bir maddiyat arasında birinden birini seçmek zorunda değiliz, karşıtımızı içerebiliriz ki bunu reddeden sadece zihnimiz, biz zaten bütünüz. * Padişahı kendi iradesiyle üzerinden silkelemeyen, kanunla cumhuriyet şapkası giyen varlığımız, şimdi hangi yana uzayacağını bilemiyor, güneşe bakıyor ki bilsin gölgesi ne yöne düşmüş!. * Toplumun sivil toplum örgütlerinden, medyadan mahrum bırakılması büyük sorun çünkü insanlar kendilerini ifade mercilerini kaybetmiş oluyorlar ve diyemedikleri duygu ve düşünceler içlerini şişiriyor. Bu şişkinlik sık sık kaynama noktasına getirir artık insanları. Bence yönetimin psikolojik sosyolojik danışmanları -herhalde vardır- bu aksaklığı bir an önce gidermeliler. Yoksa “hesap sorarım” cümlesi ve ses tonu ile sindirilen kurumlar bu yönetime kar değil ciddi zarar getirecektir. Bunu zaten herkes görüyordur çok önemli bi buluş yapmadım sadece hatırlanması ve hatırlatılması lazım diyıe düşünüyorum o kadar. * Referandum kararı bence makul bir çözüm, en azından başlangıç olarak. Hele ki referandum İstanbul çapında değil Taksim merkezli de olabilir diye açık çek verildiyse (ki öyle ifade edildi) bana adil bir öneri olarak görünüyor. Zaten şu an yürütmeyi durdurma kararı var, bu kesinleştiği takdirde zaten başka bi şeye gerek kalmaz. Tabii bu çözüm, polisin aşırı ve orantısız güç kullanımından dolayı açılacak…

Kapadokya gezi notları
Gezi Notları / 06 Mayıs 2009

Mistik Kapadokya gezisinden dönmüş bulunuyoruz. Bununla ilgili anılarımızı derleyip toplamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben fotoğraf makinesi götürmediğim için elime resimler ulaştıkça burada anılara yeni birşeyler eklemeyi ihmal etmeyeceğim. (Resimleri büyütmek için üstüne tıklayınız) Öncelikle bir otobüs dolusu insan İstanbul’dan yola koyulduk. Ertesi gün yorucu olacağından herkes uyumaya çalıştı. Bolu dağında bir mola verdik ve meşhur bolçi ile kestane şekeri yedik. Gece yorucu ve yarı uykulu geçen bir yolculuktan sonra sabah ilk önce Hacı Bektaş Veli dergahını gezdik. Dergahın yapısı ve içeriği hepimizi derinden etkilemişti. Sanki tarihe bir yolculuk yapmıştık. Orada yaşamış insanların enerjileri o kadar yüksekti ki bütün her yerde izlerine rastlamak mümkündü. Yukarıda dergahtan bazı görüntüler var. Bunların bir kaçını açıklamak isterim. İlk resimdeki sembol davut yıldızı gibi durmakta ama farklı bir açılımı var. Diğer resimlerde dergahın içinden görüntüler var. Çile odası dikkatimizi çekmişti. Ufak bir oda. Az ışık alan, dar kapısı olan bir yer. Oraya girdiğimde bu odada çile çekmiş insanlar düşündüm. Bunlar hakkında konuştuk. Tavan dikkatimizi çekti, gördüğünüz gibi 12 defa iç içe girmiş. (En azından ben öyle saydım.) Dergahta da 12 tane post vardı. Sanırım ileri gelenler buralarda oturuyor misafirleri burada kabul ediyorlardı. Hacı Bektaş Veli’nin postu siyah, diğerleri açık renkteydi. Kapı dar ve alçaktı,…

Rusya anılarından…
Blog / 07 Şubat 2009

… Geçen gün ilginç birşey dikkatimi çekti; ben kelimesi! Amerikalılarda yani  ingilizcede; I ve fakat okunuşu AY, rusçada ise YA… Hoş bir tezat değil mi? Bir lisandaki en önemli kelimenin böylesine gece gündüz gibisine birbirine öykünmesi ilginç.  Üzerinde biraz daha oynamak da mümkün, AY sesli harfle başladığı için dışa açık bir BENi gösteriyor sanki, oysa YA daha baştan dışa kapalı, içe dönük bir kişilik, tam da Ruslar gibi J Özellikle Rus erkeklerinde garip bişeyler var. Kadınlar yine de daha normal görünüyor gözüme. Erkekler, hatta genç delikanlılarda bir çeşit kompleks var gibi geliyor bana. Mehmete sorduğumda o da bu gözlemimi doğruladı ama onun bulduğu sebep, burada hakimiyetin kadınların elinde oluşu idi ve kadınlar da erkeklerini beğenmiyorlardı! Belki de etkisi vardır, bilemiyorum. Zaten Rusların temeli köylü oluşları, bizim temelin de göçebe oluşu gibi. Herşey işlevsel, kaba, doğayla uyumlu bir sadelik içinde. Tuhaf bir yalıtılmışlıkları var. Bunda kominizmin ne denli etkisi var bilemiyorum. Zaten bu denli geniş bir ülkede, tamamı köylü olan bu insanları, komünizme kolayca adapte edebilmiş olduklarını sanıyorum. Ağır doğa şartları altındaki bu insanlar için ne farkederdi ki? Bence onların önem verdikleri yegane şey hayatta kalabilmek. Köylü tabirini bir aşağılama olarak kullanmadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Hatta tam tersine birçok açıdan avantaj…

Rusya-2007
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Moskova -2007    Yıllardan sonra Rusya’ya gitmek nasıl olacaktı? Son iki haftadır gözüme uyku girmiyordu, biraz sevinç biraz gerginlik. Seyahatlerimde beni geren en büyük unsur, gittiğim ülkenin farklı bir alfabe kullanıyor olmasıdır. Dilini bilemediğin gibi yol bile bulamıyorsun. Geçen yıl aynı durum Mısır’da geçerliydi. Hayırlısı bakalım. Tahmin edebileceğiniz gibi yola çıkacağım günün gecesi sadece iki saat uyuyabildim (heyecan!). Daha ucuz olduğu için çartır uçak tercih etmiştim, doğrusu beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yalnızca yarım saat rötarla hareket ettik, uçak doluydu. Etine dolgun güzel rus hostesin kadınlardan fazla hoşlanmadığını hissettim! Birara, yanımda oturan (önceden rus olduğunu sandığım fakat Türk olduğu anlaşılan bir beyle sohbet ettim. Benim için oldukça aydınlatıcı bilgiler verdi sağolsun. Kendisi on yıldır Sibirya’da yaşamaktaymış, sanırım bir çeşit müteahhitlik yapıyormuş. Rusya gerçekten büyük ülke, Moskova’dan Sibirya’ya beş saat daha uçmak gerekecekmiş! Havaalanına vardığımızda hava güneşli ve sıcaktı. Pasaport kabulde epeyce sıra bekledik. Benden önceki iki Türk yolcuda problem çıktı. Bense gayet rahattım nedense. Sonuçta bana da geçiş vermedi sert görünüşlü bayan memur. İngilizce bilmeyen bu memurlar arasında ordan oraya sürüklendik, neler döndüğüne ilişkin en ufak bi fikrim yoktu! Ne bir soru ne bir izahat, sadece el işareti ile “bekle” talimatı. Bütün bunlar olurken en ufak bi telaş yok bende. Tek…

Mısır – RA’nın Ülkesi
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Egypt 2006   İlk gün…   Havaalanına iki saat kadar önce geldim. Checkin yaptırabilmek için kontuarın açılmasını bekledim. Yarım saat geçmesine rağmen EgyptAir kontruarı bi türlü açılmıyordu, hatta kalkış saati bizden epey sonra olan uçuşların bile kontuarları açıldıktan çok sonra Mısırlılar da masayı açtılar. Bunu çok normal kabul ettim hatta içimden epeyce güldüm. Mısırlıların çok rahat insanlar olduğunu, kurallara ve zamana öyle büyük dikkat göstermediklerini duymuştum. Havaalanına ilk gittiğim anda gördüğüm ve mısırlı olduğundan kesin emin olduğum orta yaşlıca bir bey ile bi kaç kez gözgöze geldik. İnsanlar çoklukla beni pek görmezler, bi hayalet olma konumu vardır bende. Dolayısı ile bu durum bana biraz ilginç gelmişti. Sonra uçağa bindiğimizde öndeki çapraz koltukta oturuyordu ve gülümserek bana selam verdi; sanki “senin bu uçağa bineceğinden emindim” der gibiydi yüzünün ifadesi. Uçakta toplam yirmidört kişiydik, rahat sakin, çok güzel bir yolculuk oldu. Kardeşim ortada görünmüyordu. Kapının önünde sakin sakin yarım saat kadar bekledim. Gideceğim yerin adresi olmadığı gibi yanımda Mısır parası da yoktu. Buna rağmen içimde hiç bi telaş da yoktu. Sanki kendi ülkemde gibiydim. Uçaktaki bey yanıma yaklaşıp yardım teklif etti. Ben de birisini beklediğimi söyledim, nezaketi için teşekkür ettim. Sonra bikaç kişi daha yardım teklifinde bulundu. Ben de en azından bi…