Can Sıkıntısı
Blog , Felsefe ve Kuantum / 06 Mart 2009

Can sıkıntısı konusunda bir forum sohbetinden… T. Bu dünya dikkati dagitacilar üzerine kurulmustur, yani düsünen bir organi düsünmez hale getirmek icin uygrasilar üzerine kurulmustur. Düsünmüs olsaydik, neyin farkina varirdik? S. Eğer algımız senin söylediğin şeyler tarafından meşgul edilmeseydi (ben buna hipnotize diyorum), o zaman muazzam bir sistemin üyesi olduğumuzun farkına varırdık. F. Muazzam bir sistemin parçası olduğumuzu öğrendiğimiz takdirde ;ne olurdu? yani bu sonuç bizi menfi yönde mi yoksa müspet yönde mi etkileyecekti? S. Muazzam bir sisteme dahil olduğunu öğrendiğinde herkesin tepkisi farklı olur herhalde, benimki üst düzey bir hayranlık içeren şaşkınlık olmuştu. T. Ama öbür taraftan “oyun teorisine” göre muazzam sisteme erisme imkani yok. Simdi ne olacak? S. Oyun Kuramında muazzam sistemden bahsetmiyor. Fakat eğer şimdi soruyorsan tüm oyun evrenlerini muazzam bulduğumu söyleyebilirim. Oyun kuramı, oyun dışı hakkında ahkam kesemeyeceğimizi söylüyor bi bakıma 🙂 T. Can sıkıntısı oyunu “dogru” oynayamadigimizdan mi kaynaklaniyor? Veya bu oyun nasil oynanmali? S. “Can sıkıntısı, seviye artışına gebedir” diyor Oyun Kuramında. Düşününce ben de hak veriyorum, can sıkıntısı insanı yeni şeyler keşfetmeye ya da en azından canını sıkan tüm faaliyetleri durdurmasına yol açar. Ve bu durgunluktan içeri yeni seviye ile ilgili deneyimler akar. Fakat gelin görün ki, dünyada bazı merciler insanların sıkıldıklarını hissettirmemek için ellerinden…