Hastalık bataklığını kurutmak mümkün mü?
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 05 Eylül 2016

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız, önemli. Bu yöntemi 15 yıl önce kendi imal ettiği bir cihazla kullanan bir doktor arkadaşım vardı, bizzat şahitlik etmiştim mucizelere. Yani konuya eskiden beti vakıfım ancak bu makaledeki ifadelere bir ilavem var ki bu da hayati bir ekleme bence. Makaledeki döktorun ifadesiyle “batı tıbbı bataklığı kurutamıyor” ifadesi eksik kalıyor çünkü kendi önerdiği frekansı ayarlayan bu cihaz (scio) ve yöntemi de bataklığı KALICI manada kurutamıyor, iyileşmeler…

Bilincin anatomisi ve Frekanslar
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 13 Mayıs 2016

20 yılı aşkın insan duyguları ve ortaya çıkardığı frekans durumlarını araştıran David R. Hawkins bilincin anatomisi diye nitelendirilebilen bu tabloyu ortaya çıkardı. Tabi olayı anlamak için tersinden bakmak gerekiyor, bu duygular bu frekansları ve dolayısıyla aydınlanma seviyesini ortaya çıkarmıyor tam tersine bu frekans düzeylerinde verilen tepkiler insani tanımlamalar çerçevesinde böylesi duygusal tepkiler ortaya çıkarıyor. Bir nevi Ken Wilber’in İnsan Bilinci Projesine benzer bir araştırma. Tablonun Türçe’ye çevrilmişi için tıklayınız. * Bilincimiz çok boyutlu bedenimizle ilişkilidir. Buna en uygun yaklaşım ise DNA’mızı %100 kapasite ile kullanamadığımıza dair metafor olabilir. Arınma, sessizleşme vs çok çeşitli yollarla farkındalığımızı artırma ve şifalanma çabalarımızın hepsi bu kullanım oranını artırmak dolayısıyla çok boyutlu bedenimize daha yüksek oranda erişebilmek için diyebiliriz.

Günaydınnn istanbulll
esinti , Puma öyküleri / 19 Aralık 2011

Günaydınnn frekanslarrrr, kimse inanmazz (beni önceden tanıyanlar, ben gibi örneğin!) uyanalı bi saati geçti. İkinci kahvemmi içiyorumm, çevremdeki araba selini seyrediyorum, bu yağmurlu pazartesi sabahında herkes işe yetişmeye çalışıyor. Gerçekten sıkı bi trafiik var, benden söylemesi (malum köprüden önce son çıkışım)… Hayat güzel, ilginç, her an daha ilginçleşiyor. Hepinize en saf ve çocukça sevgilerimi sunuyorum Okul konuşmaları nasıldı diye soranlara… Süperdi. En azından benim açımdan öyleydi. O meraklı gözlerdeki bakışlara susamışım. Öyle ki ardından hemen yağmaya başladım! Masallarımdan birini de onlara armağan ettim, görmek isterseniz: http://www.50yilsuheylaartam.k12.tr/node/177 Bu arada benim gibi bi çılgını (elini kolunu ağzını, özellikle de hislerini) bağlamadan bu çocuklara hem de iki hafta üst üste ikişer saat yaklaştıran bi okul (öğretmen ve yöneticileri,binası, yeri her bişeyi ile) olması bana oldukça dikkat çekici geldi. Özel bişeyler oluyo galiba 🙂 ** Bi gün sürüden ayrılan bi koyun, kendi kendine konuşarak geziniyormuş -Sürüden ayrılanı kurt kapar derlerdi aslı var mı acaba? ordan geçen bi kaplumbağa sormuş: “peki sen hala koyun musun?” Tam o sıra bi puma çığlığı duyulmuş. Kaplumbağa demiş ki “ben tercüme edeyim, sen hemen sürüne dön! diyor” **