AN üzerine
esinti , YENİ DÜNYA / 10 Mart 2014

Sadece aydinlanmis kisinin ve/veya tanrinin verdigi cevaplar, birebir soran kisinin yalnizca o anına ait cevaplaridir. Bu cevaplar tum zamanlar ve tum kisilere mal edilemez hatta soranin başka anlarina bile yanit olamazlar, cunku hepimiz yalnizca bir AN icin belirginlesmis bir kisiligiz. Tipki bir dalganin yalnizca bir an goruntusunun biricik oldugu gibi. Bizim enerjimiz onlarin hepsini dalga diye cagiriyor ve ayni görmeye yetiyorsa bu kendimizle ilgili bir durum olacaktir, sonsuz hakikatin yalnizca bir ANi. Bu farki anlamak dualitenin üzerine tasir varliklari. Eger siz, sonsuzluga aracilik eden kisinin, bir zaman bir kisinin sorusuna verdigi cevabi kendi bir aninizda size verilmis gibi hissediyorsaniz bu pekaladir, demek ki o kisinin o zamanindaki pozisyondasiniz su an itibariyle. Bunu araciyi kutsallastirma cabasi ile degil, fizik kanunlari cercevesinde anlamaya calisarak belki tüm insanlarin ve bizatihi kendi milyarlarca ANimizin biricikligini kutsamak vesilesi yapabiliriz. Böylece barisa katkimiz olur. ☆★♡♥ Spritüel bir gecmisten gelmedigim icin bu yasamda, frekansin önemini fizik biliminden ve dalga hareketlerinden bizzat gözlemlerimle bulmustum. Ve burada her zaman hepinizi “frekanslar” olarak selamlayisim bu sevgi ve saygidan olusmustu (acaiplik yapmaya çalismiyordum). Ve yine AN olgusunu, bunun ruh ya da öz oldugunu da gecen gün bulmustum. Meger aslinda hepsini MAYAlar zaten söylemiş. Günesin altinda yeni bi sey icat edemiyorsunuz, zaten beklenen de bu degil, yalnizca kendiniz bulun…

Fizik ve meta fizik
esinti , Felsefe ve Kuantum / 03 Haziran 2013

http://www.youtube.com/watch?v=aXuTt7c3Jkg&feature=share Otuz dakikada evren gezisi 🙂 Alt yazı yokancak tane tane konuşuyor. Özellikle fraktaller (dokuzuncu dakikadaki o görüntüler bende bulantı yarattı çünkü kendimi öyle buldum), vibrasyon, dalgalar, akaşa, sen ve başkaları, her şey birbiriyle ilintili. Her şey sensin Tek bilinç, sinetix, frekans, tekrarlanabilir patternler, ses frekansları, suyun iletkenlii, cern, fizik araştırmaları, Alpha kamaska (bu her neyse 24. dk.da görülen insan bedenini bu gece rüyamda görmüştüm ve şaşırdım, bu bir kadındı son görevini yapmıştı ve böylesi bi bedene büründü, hiç bi şey anlamamıştım tüm gün bunu düşündüm ve bu videoyu seyrettim şimdi!) Şiva, şakti, dans eden ve dansı,kuantum alan * Bazen soruluyor, peki insan GÖLGEsiyle hiç buluşamayacak mı? diye. Halk deyişiyle için dışın BİR olması… Bu nasıl mümkün olur diye soruluyor değil mi? Bugün yürüyüş yaparken bunun tek yolu olduğunu fısıldadı rüzgar, değişken kişilikler! Oyyyy bunun kimsenin hoşuna gideceğini sanmam ben. Bize en revançta kişilik tutarlı, asla değişmeyen olarak belletildi. E o zaman kaya gibi katısın be kardeşim, dışarda güneş oldukça senin gölgen de olacak. Bu arada GÖLGEn olması sakıncalı değil, bunu bilmiyor oluşun ve gölgenle savaşıyor oluşun yorucu, evet özellikle izleyenler için bezdirici, sıkıcı… fakat yapacak bi şey yok tabi. Che sera sera

Ses ve animistik dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Aralık 2012

Sesi, bir insanın frekansını gösteren araç olduğuna göre, en az koku kadar önemli olmalı hayatımızda ve bunun ilmini bilmini öğrenmliyiz eğitim hayatımızda. Bu sadece sesin sahibini ilgilendiren bir konu değil, o sesi duyanların tamamını eğip-büken bir büyü aynı zamanda. Büyü filan diye modası geçmiş kelimeleri kullanıyorum bazen çünkü dünyada müthiş bir animistik dönem özlemi oluştu. Ve bu durum Amerikadan tüm dünyaya buram buram yayılıyor. Bu değişimi izlemek ilginç geliyor bana. Belki nativ amerikalılar öçlerini almaya dönüyorlardır. Turan Erdal Duyu organlarinin biraz körelmesi sunni kentlerde pek ihtiyacimiz olmadigindan olabilir mi? Sibel Atasoy Eğer sizin bireysel tarayıcılarınızla yaptığınız bişeyi birileri teknolojik aygıtlarıyla ufak -ya da büyük-bedellerle yapıyorsa siz de buna uyum sağlıyorsunuz muhtemelen, malum hücrelerimiz gibi en az enerjiyle aynı işi sağlayacağımız durumlara otomotaik bi eğilimimiz var Murat Uhrayoğlu belki şu 21 araklıkta geçebilir böyle bir döneme Turan Erdal Yani sen bunun nedeninin biraz da olsun tembellikten oldugunu söylüyorsun Sibel Atasoy evet neden olmasın. Fizik kanunlarıda bunu söylüyor, neden biz bunun dışında olalım Turan Erdal Yasamak demek basli basina fizik kanunlarina bas kaldirmak demektir. Eger entropiye kendimizi vermis olsaydik yasamak mümkün olmazdi. Her yeni ögrenim sanki fizik kurallarina bas kaldirmak gibi birsey. Yasamak icin biraz da “anarsist” olmak gerekir galiba. Sibel Atasoy…

Ses Titreşimleri
esinti / 07 Haziran 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Biraz önce meditasyon yaparken birşey öğrendim. Bana çok enteresan geldi. Sözcükler,ses tellerimize gelmeden önce,kalpten çıkan titreşimle -tıpkı mors alfabesi gibi vuruşla- ses tellerine gelmeden beyindeki bir merkezle senkronize olup, öğrendiğimiz alfabeye uygun olarak harflere ve cümlelere dönüşüyor!!! Ciddi ciddi ingilizce konuştum jefry diye seslendiğim ama görmediğim biriyle.(Almanca eğitimi almıştım) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Evet ve bu sesler ehlince dışarıdan da duyulabilir:) Kalpten kalbe yol vardır:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bu deyim için minnettarım:)beden öylesine özenle yaratılmış ki .kendimizin herşeyi biziz.Yargıcı,celladı,meleği,şeytanı.Ve asla yanıltmak mümkün değil. Ağzımızdan çıkan herbir bir harfle kendi dengemizi ayarlıyormuşuz. Aklıma gördüğüm bir hiyeroglif geldi. Terazi kefesinde,kalp ve tüy. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Mükemmel anlatmışsınız, paylaştığınız ve hatırlattığınız için teşekkürler YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çok güzel yorumlar gerçekten, bana damdan düşeni getirin 🙂 YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ezber dünyasından çıkınca böyle şeylerle daha çok karşılaşacağız gibi geliyor bana.Yeni olan elbirliğiyle yol alınacak..Yeni olanda mucizeler çok:) düşünün uyumlanın ‘el veriliyor’ ayar düğmeniz titreşen atomlarınızda. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben aklımla anladığımdan emin (!) olduğum “akışta olmanın” ne demek olduğuna bikaç aydır aymaya başladım. Bu gerçekten de bi nehrin suyuyla bazen yüzeyde bazen döne döne bazen dibe batık biçimde yol almak gibi fakat biliyorsun ki hiç bi şey sana ait bi sebepten değil,…

Frekans Değişti mi?
esinti / 07 Mart 2012

Önceleri zorunlu olmadan bi AVM’ye ayak basamazdım, gittiysem de yorgunluk basardı aniden. Fakat şimdi hiç bi etkisi olmuyor üzerimde, hatta hoşuma bile gidiyor. Bunu kullandığımız ya da kendi frekansımızın değiştiğine apaçıkk bi kanıt olarak gösterebilirim, eminim. Aranızda böyle bi değişim yaşayan oldu mu? ** Saatin hala 10.00 olduğuna inanamıyorum, ben nerdeyse bi gün geçirmiş gibiyim halihazırda! Son zamanlarda Elektronik şeyler yavaşladı! Ciddiyim 🙂 net, telefon, digitürk, saatler… Bi şeyler oluyo? Zümrâl Zamandan özgürleşiyoruz:) Sibel Atasoy Daha çok mu dalga yönümüzdeyiz acaba? Yoksa sadece erken kalkmanın gizemi mi? Zümrâl L Dev dalga hem de :)) ** Duygulara birer nota atamak durumunda kalsak nasıl olurdu acaba? (Tıklayınız) Fer Yal Kurgu, matematik ve müzik… Çok haklısın bence. Her şeyde var. Şimdilerde Grange’ın da ilginç bir kurgusu var. Sibel Atasoy Grange, baştan beri başarılı bi yazar, onun tek eksiği doğasında gizem yok 🙂 Fer Yal Grange tam bir kurgucu. Bir bilmece kuruyor ve sonra onu çözüyor. Üstelik bilmece acaip siyasi:)) Sibel Atasoy Evet o gizemi kurguyla oluşturmaya çalışıyor ve başarılı yapıyor bunu. Örneğin Gaiman’ın ya da Fowles’in, kendi özlerinden saçılan gizemleri var, ele avuca gelmez onlar, taklit edemezsin, öyle aval aval bakınırsın :))) Hanife A duygulara nota atasaydık sanıyorum ki bi çok insandan inişli…

Yine Oyun
esinti / 01 Şubat 2012

Gerçekten tuhaf bi oyunun içindeyiz, umarım bu oyunu zevkli oynamayı beceririz. Bu arada gerçekten inatçı bi karla karşı karşıyayız 🙂 şu anda biraz yükselmiş olan güneşin önüne beyaz bi tül geçirdi, onunla hala bakışıyoruz aynı anda her biri birbirini (manyetik olarak) iten kar tanelerinin tipiye yakın bi lapa lapa yağış sürdürdüğünü görebiliyoruz. Her ikisi de gözlerime bakarken yere kadar inen camın önüne bi güvercin geldi ve bi selam atıp gitti. Ben sizlere bunları fotoğrafını çekercesine paylaşmaya çalışırken güvercinin gözlerini kaçırdım 🙁 ZeynepM: sibel seni çok seviyorum allah şahit sende biliyorsun ki bu evde çok enerjin var..fizik bedenin şu an burada olamasada içimden senle ve bu vesileyle dostlarla nazarımı paylaşmak geldi..malum dün batı çok şey söylemişti..bu sabahta karlı dağ…lar pembe ama karsızlar mordu..karşımda alış veriş merkezi özdilek-niyet-duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var 🙂 sonra doğuya geldim hem çamaşır asıp hemde güneş doğuşunu izlemek için nasıl bir cezbe bu soğukta bakanın içi eriyor..içeri girincede doğuda kalıp izlemek istedim.çift camya güneş ikilendi sonra bir çok oldu.. drekt bakınca bazen içi kararıyor gibi oluyor nemrutta gün doğumunu hatırladım.(tez konum optik hareket ilişkisi o zaman gitmiştim)hemen odaya baktım karanlık.. :)a ne oluyoruz dedim..bedenimde nasıl bir sıcaklık sanki güneş beni okşadı..klimadan daha sıcak ve latif..oysa dışarısı soğuk…

Burada şimdi güneşle bakışarak
esinti / 01 Şubat 2012

Günaydınnn frekansslarrr… Güneş tam şu anda tepeyi aşıp gösterdi parlak yüzünü. Şimdi ekranı göremeden yazıyorum artık ne denk gelirse. Sarkıtlar beni şaşırttı yıllar yıllar var ki bu kadar yaklaşmamıştık onlarla. Sivas geldi birden aklıma. Orada birbuçuk yıl oturmuştuk, 12 yaşındaydım. Annem her zamanki gibi alışveriş listesi ve para verip beni sabit pazara gönderdi. Eskimolar gibi giyinmiştim. Soğuk filan algılayacak yaşta da değildim zaten. Karlı ana caddeden dikkatli adımlarla (kayıp düşmekten pek korkardım) yürürken eczanenin önünden geçtim. Kapısının yanında yukardan aşağıya asılmış dev bir termometre vardı. Gözüm on atakıldı ve -22 derece olduğunu gördüm. O gün amma soğuk gibi öylesine geçmiştim ama bugün waawww o neymiş yaaa demekteyim. Hayat  güzel, sarkıtlardan sakınarak güneşle bakışalım, hala yaşıyor olmak muhteşemmm… Burada o kadar çok yaşadım ki hala doyamamış olduğuma inanmak güç 🙂 İnsan zevkli bişeye doyamaz diye düşünürdüm ama insanın hayatında öyle sekanslar oluyo ki “bal yiyen baldan usanıyor!” hahahahahaha Nefes almak, sağlıklı olmakk, duyabilmek , koklayabilmek, antenleri salındırmak, ohhh buna doyulmaaz sankiiii… Günaydın canlarımmm ** Bu hayatta çok yakınlarıma gelen dostlarla hep aynı yerlerden (şehirlerden ve benzer mekanizmalı hayatlardan) geçmiş olduğumuzu duymak beni şaşırtıyordu. Belki de ben şaşırmayı seven bi yaramazım sadece kimbilir:) mucukss hepiciğinize… Keşke dışardaki detaylara ben de çoğu insan…

Renkler – Frekanslar-Sesss
esinti , Felsefe ve Kuantum / 30 Ocak 2012

Günaydınnnnn Frekanslaaarrr.. İnce ince yağan sisli bi hava var,çok bi içe döndürücü, duygusallaşmaya meyil ettiren :)Bağlantısını sunduğumun lgi çekici uygulama olsa gerek, umarım yapılır ve ben de katıabilirim. Sessssss aslında titreşşşşşşşş-el-im beni hep ilgilendirmiştir 🙂 http://tuvasanat.com/index.php/program-takvimi/04-05-subat-sesin-etrafinda/ ** Renk, ışığın değişik gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalgaboylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünen ışık denir. Renkler için genelde kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu ‘çok seslilik’ söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz. Bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Renk Bu durumda Dalga boyu en uzun, frekansı en düşük renk kırmızı oluyor. Dalga’nın enerjiyi taşıyan titreşim, Dalga boyu’nun tekrarlama mesafesi ve frekansın da titreşim sayısı olduğunu biliyorduk (Tıklayınız) Renk…

Yeni Dünya-Yeni Dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 20 Ocak 2012

Üç yıl önce yazılmış bu yazı gerçekten ilginç. Gerçi o Sibelden sonra bi çok sibel geldi geçti şimdi farklı şeyler, ilaveler de yapmak mümkün, acaba sizler ne düşünecek, neler ekleyip çıkaracaksınıız frekanslar? Gurubumuz bizatihi YENİ olanla ilgilidir bu sebeple fikirleriniz hepimiz için tazeleyici olacak ve sevinçle karşılanacak 🙂 “Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır: “daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.”” (yazının bütünü için tıklayınız) te: Sibel YENI konusunda simdi ne düsünüyorsun? YENIyi bulma/görme ögrenilebilir mi? Bilim adamlarinin da yapabildilerine göre görme teknigi olmasi lazim….. sa: Ana temaya katılıyorum ancak  şimdi yazsaydım (şu anda) Castaneda kavramlarını (birleşim noktası,nagual,ikinci dikkat gibi) kullanmazdım; çünkü CC bilmeyenler için yazı yarı anlaşılır duruma düşüyor! Bu biir. İkincisi, YENİ’leri dar aralıktan geçirmeyi başaranlar için bunu ifade temek ve hatta yaşamak, özellikle 2011 den beri kolaylaştı; çünkü büyük gök cisimlerinin dizilimleri eskiyi tarumar etmeye başladılar ve yeniler bu fırsattan faydalanacaklar ve eskisi kadar darbe almayacaklar. Tabi bu geçici bi rahatlama, ne kadar sürer bilinmez. Bu frekans, üçboyutlu eski dünyamız gibi kısa…