Sadık Yemni
Blog / 19 Mart 2009

Sadık Yemni adını ilk kez beş sene önce Amsterdam’a gittiğimde duydum. Benim de kitap yazdığımı bilen bi arkadaş söylemişti, yerli yazarlarla seyrek temasım olduğu için biraz da mahcubiyetle tanımadığımı söylemiştim. Bu hatamı telafi edebilmek gayretiyle onda bir kitabı olup olmadığını sordum, varmış; Muska… Hemen alıp sanırım iki gün içinde okudum. Harikaydı. Hem şaşırmış hem de gururlanmıştım (bana ne oluyorsa). Hatta öylesine etkilendim ki, (Amsterdam’da oturduğunu öğrenmiştim) kendisiyle tanışmak istedim, fakat izini bulamadım. Orada kaldığım bir ay boyunca biraz öksüz gibiydim zaten, elimin altında internet yoktu, hiç tanımadığım bir kentte, bir mihmandar en azından yanımda bir arkadaş olmaksızın, sadece sokakları arşınlayıp duruyordum. Bu arada Amsterdam ve çevresindeki köyler masallardan fırlamış gibiydi, beni öylesine etkiledi ki, hakkında gezi notu dahi yazamadım. Çünkü aklı başında bişeyler söyleyemiyecektim sanırım, ne zaman niyetlensem Alice gibi kafa karışıklığına uğradım! Herneyse, bugün Sadık Beyin bir kitabını daha okudum, adı Muhabbet Evi. Ben bu tarzı mı seviyorum yoksa gerçekten çok mu güzel yazıyor bilemiyorum, yine bayıldım. Bir kere değil bikaç kere tebrik ediyorum kendisini. Son kitabı olan Hayal Tozu Gölgecisini -ki daha bikaç hafta önce yayımlandı- sipariş etmiştim, dün elime ulaştı. Hemen elime alıp bugün bitireceğim ama dişimi sıkıyorum. Seyahatte, merakımı iyice gıdıklayan kitaplar olsun elimin altında istiyorum….

Öyle Bir Yer olsun ki…
Şiirimsiler , YENİ DÜNYA / 21 Kasım 2008

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok.   Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu İçimizden çiçekler fışkırsın Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek İletişim kuralım, bizden önce Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere.   Dallarda rengarenk kokulu meyveler Yalnızca istediğimiz işleri yapalım Yakınlaşan yıldızları seyredelim Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde Zaman öyle yavaşlamış olsun ki Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim Midelerimiz küçülsün, yemek için Meyveler yetsin, tükenmeyen Dallarında. Bir daha ASLA biriktirmek Zorunda kalmayalım.   Can kulağı ile dinleyelim Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe dokunalım ruhlarımıza En nadide mücevhermiş gibi. Birleşik olmanın hazzına varalım Amacımız vermek olsun Daha çok verebilmek için seyyah olalım Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım. Kahkahalar ve cıvıltılar içinde Yaşam sonsuzca uzatılmış Kendini verme duygusu Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun.    Sa   02.03.04    ***   Uçacağız kuş sürüleri gibi…

Korku edebiyatının genç öncüleri
Basında / 01 Kasım 2008

Yeni Şafak – 24.9.2003 “Türk yazarı korku, bilim kurgu ya da fantasya romanı yazamaz” diyen, önyargılara karşı bir hayal üretme ordusu gibi çalışan Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü, Türk edebiyatına yüzde 100 yerli öykü ve romanlar kazandırıyor. ÜRÜN DİRİER Onlar aramızda dolaşıyor, hayallerle besleniyor, zamanı aşıyorlar. Düşlerle yaşayıp, olmayan ülkelere gidiyor, bilinmeyen ırkları görüyorlar. Onlar, Anadolu korku ve fantasya yazınının ilk temsilcileri ve Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü fantastik Türk edebiyatının öncü yazarları. İnternet üzerinden öykü ve roman yarışmaları da düzenleyen kulüp, Orkun Uçar ve Sibel Atasoy’un ortaklığıyla kurulan yayıneviyle de, genç yazarları edebiyat dünyasına kazandırıyor. Yazar sayısı kısa sürede 100’e yaklaşan kulüp, her ay toplantı yapıyor, bilimkurgu ve korku panelleri düzenliyor. Orkun Uçar, amaçlarının Türk edebiyatında korku, gerilim ve fantasya dalında bir ekol oluşturmak olduğunu belirterek, “Yurtdışında öykü kulüpleri çoktur, özellikle bilimkurgu ve gerilim alanında yazıp çizenleri biraraya getiren kulüpler. Türkiye’de de bunun kurulması gerektiğini düşünüyordum. Bir yıl olmasına rağmen Xasiork bence ekol oldu bile” şeklinde konuşuyor. “Türk’ün Türk’ü kabul etmesi zor” Barış Müstecaplıoğlu, Perg Efsaneleri’nden “Korkak ve Canavar” ve “Merderan’ın Sırrı” kitaplarının yazarı. Eleştirmenlerin fantastik Türk romanlarına ilgi göstermediğine değinen Müstecaplıoğlu, “Büyük bir çoğunlukla fantastik roman okumak isteyen biri, yabancı çeviri eserleri tercih ediyor. Örneğin, Harry Potter’a yapılan tanıtım bir…