Deli Akrabalarımız
Carlos Castaneda , esinti , Felsefe ve Kuantum / 29 Ağustos 2013

İçsel söyleşimizi durdurduğumuzda dünyayı da durdurmuş olacağız. Don Juan içimizdeki bir yanın ondan korktuğumuz için her daim kilitli olarak tutulmakta olduğunu ve ussallığımızın o yanımızı deli bir akrabamız gibi bir mahzende kilitli tuttuğunu söylemişti. Bu durumda, deli akrabanın üzerimize çullanmasını önlemek için tek çare sonu gelmez içsel söyleşileri kendimize kalkan etmekte olduğumuz gerçeği son kerte anlaşılabilir bi şey. O halde, sonsuz iç gevezelik bizi koruyan bi şeyse neden onu bırakmamız ve ikinci dikkate girmemiz öneriliyor?! Cevabı sorunun içinde değil mi? Kişinin ikinci dikkat hakimiyeti olabilmesi için yeterli erki var ise, birikmiş ise, dünyayı durdurabilir, yoksa iç söyleşiye ve Gurdjieff’in deyimi ile uyumaya devam etmesi onun hayrına olacaktır. Sibel Atasoy Budeli akrabalarım mahzenin dışında çok vakit geçirdi nedense           Turan Erdal Normalde biz “gevezelere” cok bilmis deriz. Yukardaki tanima göre onlarin az enerjileri oldugu yaziyor. Tam tersi de olamaz galiba: cok susanlarin cok enerjisi olmasi. Sibel Atasoy İçkonuşma ve dış konuşma fark etmez Turan Erdal Enerjimizi nasil toplariz? Sibel Atasoy Turan bu soruyu on yıldıracaba kaç kez sordun bilemiyorum. Hala beni test ediyorsun Turan Erdal Yok yok, öyle bi derdim yok. Hatirlamakta belki güclük cekiyorum. Sibel Atasoy Yani beni test ediyorsun derken, kendimi test eden yansımam olarak bana destek çıkıyorsun demek istemiştim. Ayrıca buradaki ana…

Kısa kısa…
esinti / 02 Haziran 2013

yık hayır köprüsünü şer üstünden geçmesin. Halk sözü * Yerel güzide TV kanallarımızı izlemeyi 94 yılında bıraktım ve bi daha geri dönmedim. Güncel sosyal olayları ilişlkileri kaçırdım, zaman zaman oldukça cahil hissettim kendimi ama yine de avantajım sanki daha çok oldu, ya da ben hala o kısmı tercih etmekteyim. * “Anlamaya çalışarak kendini helak etme” dedi Don Juan “Bu dünya bir muammadır. Bakmakta olduğun her şey, göründüğünden başka birşeydir de. Dünya düşündüğümüzden çok fazlasını içerir, öyle fazlasını ki, sonsuz diyebiliriz. Böyle olunca, onu anlamaya çalışmak demek, aslında onu bildiimiz bi şeye benzetmek demek olur. Sen de ben de, burada, senin gerçek dediğin dünyanın içindeyiz; zira ikimiz  de onu biliyoruz. Ama sen erk dünyasını bilmiyorsun, o yüzden onu bildiğin bi sahneye benzetmektesin.” “Bak evlat, savaşçının sanatlarından birisi belli bir amaçla dünyayı çökertmek sonra da yaşamını sürdürmek amacıyla onu yeniden biçimlendirmektir.” * Şiddet ve Şiddetsizlik İçinizdeki öfke, şiddet için değil dönüşüm için kullanılabilir. bu ve benzeri kitaplar çocukları hayata hazırlayan, ağaçlara sarılan çeşitliliği hazmeden nesiller için. Hadi bi kaç tane alın yeğenlerinize komşu çocuklarına hediye edin. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=633421 Adil olana kim karar veriyor? Ağaçları seviyorsanız çocukları da seversiniz, onları eğip bükmeye kıyamazsınız. Değil mi? Kendi öfkenizi, nefretinizi, yaşanmamışlıklarınızı ve özlemlerinizi onların içine tepiştirmekten…

ERK için ulaşılabilir olmak
Carlos Castaneda , esinti / 07 Mayıs 2013

Rüzgar aslında rüzgar değil, tatarcık böceği böcek değil, peyote töreninde oynaştığı köpek aslında köpek değil! DJ, erk anlarında; sıradan işler dünyasının var olmadığını, hiç bi şeye kesin gözle bakılamayacağını, tüm o bilindiği Sanılan şeylerin içinde -içerilen- erk ya da kutsal varlığın, yaşama geçtiğini söyler. Erk anları, peyote vs bi takım maddelerle geçilebilen yerler olmakla birlikte esasen dış yardım CC gibi aşırı gerçekçiler icin baş vurulacak bi çare gibi görünmekte, değilse iç sessizliğin sağlanması ERK anlarına geçişi kolayca sağlayabiliyor. ** “Büyücülüğün en büyük projelerinden birine başlamanın zamanıdır” dedi “Ne projesinden bahsediyorsun Don Juan?” diye sordum “Ona özetleme denir” dedi. (Sonsuzluğun Etkin Yanı-Müjdeci bölümünde geniş olarak yer almaktadır) * Sonsuzluk bizi hep o korkunç (!) seçim yapma konumuna sokar. Sonsuzluğu isteriz ama aynı  zamanda ondan kaçmak da isteriz.CC Sadece birini istiyor olma halini hiç düşündünüz mü? Çok komik bi his 🙂 * Sanki sessizliğin doğasında var olan her şeyin ortak lisanı var, özetleme yapıldığında evvelce vakit olmadığından ya da senin lisanın elvermediğinden veya çok baskın olduğundan evrensel lisana tercüme edemediğin olayı, yeniden ele almış oluyorsun. Aynı olayı her özetleme girişiminde o lisana biraz daha yaklaştırıyorsun veeee sonunda yaşadığın o şyi evrensl lisana itiveriyorsun! Bitti gitti oluyor. Artık karanlığın denizi senin peşine düşmek…

Sonsuzluk, ulaşılmaz olmak ve Rüzgar
Carlos Castaneda , esinti / 24 Nisan 2013

Sonsuzluğa göre bir savaşçı için tek zahmete değer girişim özgürlüktür. Başka her türlü girişim aldatıcıdır. Her şeyi bir saat içinde feshedebilir misin? * Büyücüler insanlara boşlukta hayranlık duymazlar. Onlarla konuşur, onları tanırlar. Başvuru noktaları saptarlar. Kıyaslama yaparlar. Senin yaptığın biraz çocukça. Uzaktan hayranlık besliyorsun (Castanedanın bilişsellik profösörü Lorca’ya duyduğu hayranlığı kast ediyor). Kadınlardan korkan adamın başına gelenlere çok benziyor bu. En sonunda er bezleri korkusuna üstün gelir ve kendine ilk merhaba diyen kadına tapınmaya başlar. * Büyücülerin öncülü, bi şeyi içeri almak için, onu koyacak bi alan bulunması gerektiğidir. Günlük yaşamın ayrıntıları ile tepeden tırnağa doluysan, yeni hiçbi şey için yer yoktur. O yer oluşturulmalı.  Ne demek istediğimi anlıyor musun? Eski çağların büyücüler, yaşamını “özetlemenin” o alanı oluşturduğuna inanırlardı. ÖZETLEME bunu gerçekten yapıyor ve çok daha fazlasını da elbette. * “Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifçe dokunuverir ona, gereksindiği sürede kalır orada, sonrabir iz filan bırakmadan tez ayrılır oradan.” CC * “Dünya giz dolu bir yerdir, özellikle alacakaranlıkta.” Çenesinin hareketiyle rüzgarı imledi Don Juan “Bizim peşimizden gelebilir bu. Bizi bitkin düşürebilir, hatta öldürebilir de .Günün bu saatineo yalnızca bi rüzgar olmaz, bu saatte yalnız erk olur. Oun rüzgarın içinde saklanan, fırıldak gibi dönen bir sarmal, bi…

Mekanizmalar
esinti / 19 Şubat 2012

Erk  Nedir? Güç anlamında kullanılıyor ancak bunu daha ziyade “kendini kendinde odaklayabilme yetisi” ile “kendini önemsemeyi bırakabilme” yetisinin  en yüksek ortak böleni gibi algılıyorum ben. ** The Closer Dizisi izleyen var mı aranızda bilmiyorum, onun tekrar bölümlerini vermeye başladılar ve az önce 13.bölümünü seyrettim. Hayat ve kendin olmayla ilgili nerdeyse tüm oyunlar(tüm mekanizmalar) bir bölüme sığmıştı(40 dk). Bulup da izlemenizi isterdim. Malum paylaştıkça zevkimiz artıyor. ** Bozonlar ve fermiyonlar, hayatı anlamak için büyük ipuçları sunuyor. Bir zamanlar (10 sene kadar önce) odamın duvarında onlar hakkında şahane bir tablo vardı (bi fizik dergisinin ilavesi posterdi) çift yüzüne de baskı yapıldığı için iki yönlü cam taktırmış ve çerçeveletmiştim. Bi kaç ayda bir yönünü değiştirirdim. O odada müthiş anılarım oldu. Aslında anı filan da değil bi çok ben oldu! ** Şu ana (şu ben’e) kadar yazdığım tüm yazıları tek bir word dosyası “bul ve değiştir” işlevi ile düzeltebilecek olsaydım, tüm “zaman” kelimelerinin yerine BEN kelimesini geçirirdim. Herhalde oldukça aydırıcı ve ironik olurdu. Düzeltme esnasında toplam kaç değişiklik yaptığını da veriyor bu işlev, böyle bi şansım olsaydı herhalde milyonlarca ben olduğu görülebilecekti! Gerilim filmi gibi. 🙂 ** Basat ve Tepegöz Her okuyuşumda başka birr yüzünü daha görüyorum mekanizmaların. El değmemiş Öykülerin gerçekten gizemi de…

Erk
Carlos Castaneda / 24 Ocak 2011

Günlükten eski bir düşün pratiği: Don Juan, ERKin kişinin sahip olduğu bilginin türünde olduğunu, yararsız şeyler bilmenin bir anlamı olmadığını, onların insanları bilinmeyenle kaçınılmaz karşılaşmasına hazırlayamayacağını vurgular. Don Juan’a göre edimlerde erk vardır. Özellikle de edimde bulunan savaşçı o edimlerin, kendisinin son savaşı olduğunu bilmekteyse. Yapılan şeyin belki de yeryüzündeki son edimi olabileceğini iyice bilerek hareket etmede yabansı, büyüleyici bir mutluluk olduğunu söyler. O’na göre, bir savaşçı erk avlayan kusursuz bir avcıdır. Kişinin nasıl yetiştirilmiş olduğunun önemi yoktur. İnsanın bir şeyi yapma biçimini belirleyen, kişisel erkidir. Bir insan yalnızca kişisel erkinin bir toplamıdır ve bu toplam onun nasıl yaşayacağını ve nasıl öleceğini belirler. Kişisel erk, insanın yaşam boyu süren mücadeleyle kazandığı bir şeydir. DJ’nin üzerinde durduğu nokta, erkin savaşçıya bir santimatre küplük bir fırsat sunmasıdır. Savaşçının sanatı, o fırsatı yakalayabilmek amacıyla artsız arasız seyyal olmaktır. Herkesin herhangi bir şey için yeterli kişisel erki vardır. Savaşçının marifeti ise, kişisel erkini zaaflardan uzak tutup savaşçının amacına yönelmektir. DJ, Castaneda’ya, “Erk sana, ölümün, inanmak zorunda olmanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösteriyor. Ölüm bilinci yoksa, her şey sıradanlaşır. Çünkü ölüm pusuda bekler, dünya ise anlaşılmaz bir gizemdir.” der. Yani, erk oluşturan her bilgi kırıntısının merkezindeki güç ölümdür. Ölüm nihai dokunuşu sağlar ve ölümün dokunduğu…

Carlos Castaneda – Time Dergisi Söyleşi – 1973
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Carlos Castaneda Time Dergisi Söyleşi Don Juan ve Büyücünün Çırağı Meksika sınırı önemli bir bölünmeyi ifade eder. Altında Batının “mantık” yapısı çalkanıyor ve darmadağın oluyor. Toplumun bilinen yapı taşları – arazi sahipleri ve köylüler, rahipler ve politikacılar – brujolar (falcılar) ve karizmatikler (etkileyiciler), büyücüler ve kahinler ile tuhaf bir zeminde oturuyor esrarlı Meksika’da. Çoğu uygulamalar 2,000 hatta 3,000 yıl öncesine Aztek ve Tolteklere dayanıyor. Dört yüzyıllık Katolik baskısı inanç adına alay konusu ve işkence yaparak bu alt kültürleri yok olma aşamasına getirdi. Ancak beş yıl önce (bu yazı 1973 yılında yayınlandı) tahmin edilemeyecek bir şekilde tutucu Kalifornia Üniversitesi Yayın evi tarafından yayınlanan bir kitap 70’lerin başında çok satan oldu. YAŞLI YAQUİ. Bu kitap Don Juan’ın öğretileri idi. Devamında Bir Başka Gerçeklik ve Ixtlan Yolculuğu Amerikalıları, yazar CC ve Sonorada yaşayan gizemli yaşlı Yaqui Kızılerilisi Juan Matus’un, tutkulu şahısları yaptı. Özünde, Castaneda’nın kitapları bir Avrupalı mantıkçının nasıl bir Kızılderili Büyücüye dönüştüğünün hikayesidir. Bu on yılı kapsayan sürede, don Juan’ın esrarengiz, yorucu ve bazen de komik olan vesayeti ile genç bir akademisyen, büyücülerin dünyasındaki “başka gerçekliğe” girdi ve bunu kavradı. Bu aydınlanma bu günkü Amerikalılar için sıradan bir meseledir, örnek: Herman Hesse’in romanı Sidarta. Aralarındaki fark Castaneda’nın don Juan’nı bir düş kahramanı…

Dalgaya binmek…
Felsefe ve Kuantum , Rüya/Psikoloji / 01 Aralık 2009

Yüksek ateşlerde bilincimi kaybetmediğim için çok ilginç gözlemlerim oluyor. Herneyse, ateşin etkisi ya da bilmediğim bişey sonucu erk artışı olmuşsa ben de hep sözünü ettiğimiz bu şeyin belki de ucundan azıcığını yaşamış biri olarak deneyimime daha dikkatlice bakmaya karar verdim… Yaşadıklarımı tekrar gözden geçirdiğimde şunu fark ettim: O haldeyken, şeylere nüfuz  etme, bağlantıları apaçık görme durumu vardı ve buna müthiş bir sevinç duygusu eşlik ediyordu. Sanki bu sevinçle sarhoştum. Baktığım şeyin adeta ciğerini görüyordum, komik değil mi? 🙂 Fevkalade tatmin edici bir “görme” hissi. Ama bunu aktaracak vakit yoktu, çünkü her şey dile gelmişti sanki. Şimdi değerlendirince o halin bir “dalga” ile seyahat anlamını çağrıştırdığını anlıyorum. Peki dedim normal halimde aynı şeyleri görmez miydim, evet bu detayların çoğunu görmezdim ancak “sezerdim”, bu sebeple yine aynı sonuçlara varırdım. Ne çare ki bunu kanıtlamam veya açık olmam istenirse başarılı olamazdım üstelik böyle bir duruma düşürülmek de hoşuma gitmezdi. (açıkla, rasyonalize et, bu sonuca nerden vardın! gibi). Sezgi’nin düşük erk durumunda devrede olan bir sistem olduğunu fark etmek bana şu an oldukça ilginç geliyor. Çünkü yüksek erk bölgesinde ona gerek yok her şey ayan beyan açık ve fakat onları aktarmak için vaktiniz yok, dalgadan inerseniz çökmüş oluyorsunuz. O zaman (sesli olarak düşünüyorum), sezgi,…

Erk nasıl birikir?
Blog , Carlos Castaneda / 30 Aralık 2008

Avcı dost ile ayaküstü bir sohbetten Avcı:  bende hissel güclerimi bu yönde ( erk ) geliştirmeye çalışıyorum   fenomensel korkusuzluğumu şu ana taşıma gayretindeyim    ben:  erk nasıl birikir bi fikrin var mı?  Avcı:  kendimce ama yardıma açığım bunu kilo verme konusunda uygulamıştım  ben:  Don Juan’a göre; ve benim çocukluktan beri “bilmeden” uyguladığım gibi: 1.Yararsız faaliyetlerden uzak duracaksın bunlar nedir diye soracaksın haklı olarak şöyle cevaplayabilirim; kuvvetle arzu duymadığın, bunun yapılması gerekir şeklinde kuvvetli bir içgörüye sahip olmadığın tüm şeyler, yararsızdır.  Avcı:  tamam  ben:  “zaman öldürme” denir halk arasında buna! ZAMAN ise bizatihi insanın kendisidir!!! Eğer insan kendini bile bile öldürüyosa evren onun için ne yapabilir ki?!  Avcı:  çok haklısın  ben:  açık oldu mu?  Avcı:  gayet açık çok mersi  ben:  2. Uçkuruna hakim olacaksın, oradan akıp giden şey senin yaratma gücündür! onu sana kendinden ümit kesersen bi çocuk yapıp onunla yola devam etmen için verdiler, onu akıttığın sürece sende irade, yapma ve yaratma gücü yava yavaş tükenir ve ölmeden zaten ölmüş olursun! açık oldu mu?  Avcı:  çok açık ben onun için kaybediyomuşum meğer  ben:  mümkündür  Avcı:  ne kadar gereksiz harcadığımı bi bilsen bi de taocuyuz hesapta  ben:  o “akıtma” boşaltma arzusunu başka bir yere kanalize etmeyi öğrenmelisin ne gibi dersen, işte kendin için…