Entropi, enerjinin homojenleşmesinde bir araç
Felsefe ve Kuantum / 15 Ağustos 2017

Soru:” Evrenin ısıl ölümü gerçekleşene kadar akacak olan enerjinin yan ürünü olarak oluşmuş olmakla, enerjinin direk olarak daha hızlı dağılması için kaçınılmaz olarak oluşan karışık sistemler olmamız arasında nasıl bir fark vardır? “   Öncelikle homojenlik’i ele almamız gerek bence. Enerji, bütün evrende aynı düzeyde olmak, hiç bir yerde, diğer bölgelerden farklılık olmasın istiyor diyelim. Termodinamik kanunları bunu öngörüyor ve buna uyuyor çünkü… Enerji her yerde aynı düzeyde olduğunda, artık enerji değişimi, eşitlemesi olmayacağı için tam, saf, homojen ve durgun olacak. Yani entropi’de duracak. Buraya kadar gerek bu sayfadaki, gerek öncesindeki arkadaşlarla hem fikiriz, diye düşünüyorum.   Evrenin ilk düzenli ve düşük entropili homojen halini düşünüce, şu anki kaotik hali keşmekeş tuhaf kalıyor.   Bir ortamı homojenleştirmek için iki olasılık vardır. Üçüncüsünü ben bilmiyorum. Diyelim ki elimizde bir leğen ve içinde tepeleme yığılmış kum var. Leğenin ortasında tepe yapsın. Evrenimizin aksine, leğen genişlemiyor.   Bu kumu tüm leğene eşit oranda yaymak için, ya elimizle eşit olacak şekilde dağıtırız. Ya da leğenin ağzını kapatıp, hafifçe leğeni titreştirirz. Tüm kumların kaynaşmasına ve karışmasına rağmen, eninde sonunda kum miktarı (çalkalama için verdiğimiz titreşime göre) eşitlenir.   Oysa evrenimizde, bunların üstüne iki tane daha durum var. İlki; leğen habire büyüyor. İkincisi, bazı kum tanecikleri…

Enerji sorun olmaktan çıktı

Dönerken pek de acele etmeyip şehrin merkezindeki büyük parklardan, yemyeşil çeşit çeşit ağaçların, dekoratif fıskiyeli havuzların arasından sörf yaptılar. Mert kuşları çok seviyordu hatta bir gün meslek değiştirirsem kuş bilimcisi olacağım derdi bazen. Şehrin en eski bölgeleri doğal olarak merkezindeydi ve binalar eskidikçe yıllar içinde mahalle mahalle tasfiye edilmiş yerlerine devasa doğal parklar yapılmıştı. Bu durum aşağı yukarı tüm büyük şehirler için aynen uygulanıyordu çünkü insanlar dünyanın geçirmekte olduğu iklim değişikliğini ve karşılaştıkları dar boğazları tam olarak anlamışlardı. Yeni binaların tümü ta 2025 den beri son derece modern sığınaklar içeriyordu. Bunlar eskiden olduğu gibi nükleer savaş beklentisinden değil dünyanın geçiş dönemini rahat atlatmak adına yapılıyordu. Artık ülkeler açtıkları değil kapattıkları nükleer santrallerle övünüyordu. Avrupa’da son nükleer tesis geçen yıl büyük bir törenle kapatıldı. Enerji nerdeyse bir sorun olmaktan çıktı. Katı yakıtların tükenişinden sonra Arap ülkeleri biraz sarsıntı geçirdiyse de diğer ülkelerin desteğini alarak bu dönemi atlatacaklar. Enerji tamamen doğal kaynaklardan temin edilir hale geldi, rüzgâr ve güneşe ilaveten toprağın ve suyun derinlik ısı farklarından elde edilen enerji yaygınlaştı, üstelik fevkalade ucuzladı. Tek merkezden enerji üretimi ve dağıtımı yerine kendine yeten birçok sayıda ünite sistemine geçildi. Hatta öyle ki, evlerde ve küçük birimlerde kendine yeten bedava enerji üreten mekanizmaları yapmak ampul…

Kristal Izgara ya da Kartal!

Enerjisel bilgi şeklinde çokboyutlu olan enerjiyi görmeye başlamanızı istiyorum. Sadece enerji dediğiniz şeyin muazzam miktarı yalnızca bilgidir. İnsan bilinci gezegeni etkileyen bir damga taşır. İnsan bilinci, gezegeni değiştirecek olan şeydir. İnsan bilinci bilgidir. O sadece düşündüğünüz şeye bağlı olarak geliştirdiğiniz gelişigüzel enerji değil, bilgidir ve güçlüdür. İnsan bilinci aslında gezegenin Kristal Izgarası dediğimiz şeye gider, Kristal Izgara çokboyutlu bir ızgaradır. Onu göremezsiniz, ama o enerji taşır. Çokboyutlu bilgiyi taşır.(Castaneda literatüründeki Kartal kavramı.sa) Belirli şartlarda ve belirli şekillerde, bir İnsan yaşamı veya mükemmel bir senaryoda birlikte olan çoklu yaşamların etkileşimi, bir mekanda enerjisel bilgi niteliğinde bir damga yaratır. Bu, 3B’deki bir kayıt kasedi gibi kendisini tekrar tekrar çalan bilgi ve enerjidir. (Matrixin kedisi, Ya da bildiğiniz perili ev, hortlaklı konak. sa) …hortlakların musallat olduğu bir evde, kendisini tekrar tekrar yineleyen bir senaryo olduğunu fark ettiniz mi? Hiç yeni bir şey olmaz. Adam merdivenlerden aşağıya iner, adam merdivenlerden yukarı çıkar. Mutfaktaki kadın soldan sağa yürür, sandalyeye oturur, bir süre sallanır, uzaklaşır. Eğer cinayet gibi dramatik şeyler varsa, adam baltasıyla merdivenlerden aşağı iner, tekrar, tekrar ve tekrar. Çokboyutlu nitelikler ayrıca çoğu zaman sıcaklık değişimleri taşır, her zaman daha soğuk olur. Hatta size, çokboyutlu bir lens geliştirecekseniz, süper cryogenic (dondurucu) niteliğe sahip olmanız gerekir.

Sorular- Cevaplar ve Rüzgar
esinti / 14 Eylül 2016

Dün gece epeydir merak ettiğim ve hatta açıklığa kavuşmadığı için şaşırdığım konuda sorular gitti evrene, sıkıntılı şeyler değil sadece merak saikiyle oldu, beklentisizce oldu ve sonra uyudum. Gece saat dörtte uyandım, kalkıp körfezi seyrettim. Her şey olağandı. Bir saat sonra tekrar uyumuşum, soruları çoktan unutmuşum, boş boşum. Sabah uyandım, sorularıma adeta kalem kalem ayrıntılı cevaplar verilmiş 🙂Eskisi gibi şaşırmıyorum pek, gülümsüyorum. Annem biraz telaşlandı gerçi aman yine mi o sıkıntılı sürece gireceksin (yazma süreci) diye, anneme göre bu zahmetin karşılığı yok ve o yavrusunu korumaya çalışan tipik anne 🙂İçimde her şeye karşı bir minnet duygusu var, hayrolsun inşallah. Cevaplar çok çeşitli olabilir, nerden geldiği de önemsiz zaten-lineerlikten medet ummayı bırakınca- Bu durumda önemli olan tek şey kalıyor; ben!   Bu cevapları üzerinde çalışmaya değer bulacak denli beğeniyor muyum? Ona gerçekliğe dönüşmesi için şans verecek miyim? Bütün bu işlemler esnasında bana coşkuyla eşlik edebilecek güçte mi? Kararı verecek olan ben olduğumdan bilincimin 3 yönü tarafından değerlendirilmesine fırsat vereceğim kısa bir süre 🙂  genelde öyle yaparım Bir de şu var sıkça gözlemlediğim; Bi şeyler olsun, değişsin istediğimiz durumlar var, hep olur, gayet insani. Bunların nasıl olacağını, ne yapmamız lazım diye çok irdelediğimizi hatta bazen bunları takıntı haline getirdiğimizi düşünüyorum. Oysa bi şekilde su akar…

Şekil Değiştirme -Shapeshifting

Eski insanlar ve şekil değiştiriciler enerjiye daha basit bir perspektiften bakar. Bilirler ki ateş yakmak için kibrit fabrikası kurmana gerek yoktur. Ateş ormanın içindedir ve tüm yapman gereken, iki çubuğu şekil değiştirerek ateşe dönüşene kadar birbirine sürtmektir. * “Şekil değiştiriciler öncelikle üstün birer gözlemcidir.” Kendi enerji alanının, dönüşmek istediğin varlığın özelliklerini alması gerekir. Onun enerji bedenini derinlemesine biliyor olmalısın. Unutmaman gereken; her şey enerji, her şeyle aynı şeysin. Enerjinin bazı akışkan özellikleri vardır. Sence Maya piramitleri nasıl yapıldı? Niyet, inanç, gözlem ve korkuyu bırakmak. “Mikroplar öldürmez, algılar öldürür” demişti büyükannem, bilimin yanlış gerçekleri dediği şeyle dalga geçen tek kişi oydu. Ve “Dünya iyileştirir” dedi nehir bana”Ondan korkma. Ona dön.” Buna benzer bir durumda sifaya aracılık etmek üzere bilmediğim alana girdiğimde içimde bir ses güçlü bir biçimde 3 kez “yaşamak istiyor musun? “Diye bağırdı. Ben şaşırdım ama şüpheye düşmeden soruyu hastaya dillendirdim. Maalesef paylaştığım bu sayfadaki cevabı alamadım. Shapeshifter’daki bu bölümü okuyunca aslında tüm şifa sürecinin bu soru ve cevabıyla işleme konulduğunu anlıyorum. Hastanın gerçek arzularına açık ol, bırak gerisini evren halletsin. Yazar, yağmur ormanlarında birlikte çalıştığı yerli kabilelerinden birinde hafif bir ayahuska içiminden sonra şu soruyu sorar evrene: “Hepimiz şaman kültürlerinden geldik. Peki ne oldu? O hayalden neden vazgeçtik? Bu…

Biçim Değiştirme Süreci

Hepimiz bir geçiş durumundayız. Duygusal seviye de dahil her seviyede büyüyoruz ve farkındalığımız değişiyor. Ne yazık ki bizler mükemmel değiliz. Kendimizi tamamen ve dengeli bir şekilde nasıl ifade edeceğimizi bilmiyoruz. Ama öğreniyoruz  yavaş yavaş. Ve bu iyi bir şey. Bu arada, kendi büyüme ve gelişimimiz sırasında çevreyi de olumsuz etkileyebileceğimiz gerçeğini fark etmemiz ve teknikler geliştirerek kirlenmeyi durdurmamız gerekiyor. Neyle çalıştığımızı aklınızdan çıkarmayın: Çevreye bizim tarafımızdan saçılmış olan enerjiyle. Kendimizi net ve tamamen dengeli bir biçimde ifade etmekten yoksun olduğumuz için bu enerjiler daha yüksek enerji seviyelerine erişecekleri doğal süre ce girmek yerine zaman ve mekanda takılıp kalıyorlar. Diyelim ki yas tutuyorum. Bu, ölüme duyulan doğal bir tepkidir. Benden yas enerjisi yayılıyor. Eğer bu duyguyla nasıl başa çıkacağımı bilemez ve kaybettiğim kişi için sevgi, mutluluk ve şükran hissetmeyi başaramazsam, süreci yalnızca acı çekmiş olarak terk ederim. Bu enerjiyi daha ileri, daha olumlu, daha yaşam verici bir noktaya yükseltmemiş olurum. Eğer bir odadan çıkmadan önce orada yapmış olduğum tek şey yas tutmak olursa, bu acı enerjisini odanın ortamının bir parçası olarak ardımda bırakırım. Daha sonra bu enerji zaman (o andaki yas duygusunun niteliğini korur) ve mekan (odanın ortamının bir parçası haline gelir) içinde takılıp kalır.

Deva’lar ve Doğanın Ruhları
Kitap Özetleri , Urban Shaman / 03 Temmuz 2016

Bitkilerin Gizemli Gücü kitabında yazar Machalle Small Wright kendi başından geçenleri ve gerçekten ilgi çekici farkındalığını ve bu doğrultudaki uygulamalarını bizlerle paylaşmış. Ben de kısa kısa alıntılar yapacağım. Machalle, bahçesi ile ilgili sıradışı ilişkisini anlatıyor, devalar ve doğanın ruhlarıyla nasıl iletişimde olduğunu ve onların kendisini nasıl eğittiklerini öğreniyoruz. Öyle bir dönem geçiriyor ki bahçesindeki bitkiler mükemmel bir takım halinde bütünsel bir keyif ve başarıyı apaçık ortaya koyuyorlar. “Kasımın ilk haftası Findhom’ da olmam gerekiyordu. Bu bana kış için yiyecek sağlamak, İskoç ya seyahatim için hazırlanmak ve bahçeyi kapatmak için iki ay dan biraz fazla bir zaman veriyordu. Bu baskılarla, bahçeye yaklaşımımda izlediğim tutumu değiştirdim. Artık keyifli .sabah çayları için zaman ayıracak du rumda değildim ve bahçe için önerilen her şeyi yapabilmek için kesinlikle vaktim yoktu. Bu yüzden sabahları devalarla bağlantı kurmaya daha çok bir talim çavuşu gibi gitmeye başladım. “Tamam. Ne yapılması gerekiyor?” (Dinle) “Olur. Şunu, şunu ve şunu yapacağım ama diğerleri beklemek zorunda.” Kısa bir süre sonra, bir sabah bahçeye geldiğimde boyları bir metre yüksekliğe ulaşmış olan Brüksel lahanalarının bulunduğu sıranın bir böcek güruhunun saldırısına uğradığını, yapraklara kötü şekilde zarar verildiğini ve bitkilerin zayıf düşmüş olduğu nu gördüm. Gözlerime inanamıyordum. Neler olduğunu öğrenmek için Brüksel Lahanası Devasıyla bağlantı kurdum. Bana…

Dikkatin Çekilimi ve Makia
Urban Shaman / 25 Nisan 2016

Bugün biraz Makia’dan bahsedeceğim; Enerji, dikkatin gittiği yere akar (soyut-somut).- (odaklanma)    3.Prensip Makia gereğince; enerji, dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda     deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku  tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın  sürdüğünü var sayar). Dikkatimiz parlak objelere, yüksek sese , yoğun kokuya çekilir. Dikkatimiz, kaynağın çekimine uğrar. Bu ne demektir? Yani dikkatimizi yönelttiğimiz şey aslında bizi çekmektedir, kaynak odur. Hayvanlar (mesela karga) , çocuklar, kadınlar parlak şeylere dikkat kesilirler. İnsanın parlak madenlere giysilere, takı ve taçlara düşkünlüğü bu sebepledir, böylece başkalarının dikkatinden yararlanabilirler (Tanrılar ve tanrıçalar ve onların devamı kral ve kraliçeler hep bunu uygulamışlar) Bu bahsedilenler 5 duyumuza hitap eden şeyler olmakla birlikte 6. duyumuza hitabeden şeylere de dikkat -farkında olmadan- gider. Mesela etkin aurası olan insanlar, yerler, erk yüklü objeler 5 duyu organıyla algılanmasa da dikkatimizi talep eder. Aumakuasıyla etkin ilişkisi olan insanlar, kendiliğinden parlak/gürültülü ve kokulu olan şeylerden ziyade, tam ihtiyaçları olduğu anda salt kendilerinin fark edebildiği, tinin sadece o an parlattığı şeyleri görebilirler. Tesadüf ya da şans diye veya melek koruması şeklinde ifade edilen buluşmaların altında bu gelişmiş fizik yatar. Aloha

Çok boyutlu İletişim
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 04 Mart 2016

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır. “Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon. “Eylemler iletişimdir. Partnerim Kristal ızgaradan ve onun İnsan eylemini nasıl hatırladığından söz eder, örneğin geçmişte savaş alanında gerçekleşen şeyle ilgili. Savaşın enerjisi hala oradadır ve size aktarılır ve birçokları bunu hissedebilir. Bunun mekanikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçmişte orada gerçekleşmiş olan şeyden gelen bu iletişim ölüm, drama ve korku kavramlarını kapsar. Enerji Kristal Izgara tarafından epifinize aktarılır ve lineer iletişim değil, duygu kavramları vasıtasıyla size gelir. Birçok insan bunu hissedebilir ve birçoğu hissedemez. Enerjiyi hissetmeye alışık olanlar bunu ilk anlayan ve hissedenlerdir. Bazılarınız bunda iyisiniz ve nereye giderseniz gidin enerjiyi hissedebildiğiniz gerçeğinden gurur duyuyorsunuz. Grubun enerjisini hissedebilirsiniz; toprakların enerjisi hissedebilirsiniz, Kristal Izgarayı hissedebilirsiniz ve durumların enerjisini hissedebilirsiniz. Ama hissettiğiniz şey nedir? En iyi ihtimalle, bu ruh iletişimidir! Sezgisel benliğinize konuşan ızgaradır. Beyinden gelmez ve entellektüel değildir. Bu fiziktir. Epifiz vasıtasıyla alıyorsunuz, onu yorumluyorsunuz ve bilgiyi lineer olmayan formda alıyorsunuz. Savaş alanı vakasında, durduğunuz zeminde bir şeyler…