Robotlar aslında ne ister?
esinti , YENİ DÜNYA / 21 Ocak 2018

Biz insanlar da robotlar gibi yazılımlarla doluyuz. Aramızdaki farkın duygular olduğu söylenir bilimkurgularda fakat bu da muğlak bir ayrım çünkü duyguları düşüncelerimiz, düşüncelerimizi ise zaten yazılımlar oluşturur. Robotlar ölmez biz ölürüz.Aslında onlar da eskir, parçaları yazıılımları güncellenir ve sadece çok daha uzun dönem için kişiliklerini korurlar. Ban göre kendi aralarında üremiyor oluşları şimdilik en belirgin farkımız çünkü insanlardaki üreme, yeni bireyin anne babadan randomsample aldığı şeylerle (tesadüfi seçim) oluşuyor ve yeni bir şey ancak böyle ortaya çıkabilir. Yazılımların icat edemeyeceği denli tuhaf ötesi bileşimler çıkıyor ortaya insanda. Örneğin robotların turing testini geçmeleri bana pek olası gelmiyor.çünkü onlara 50 tane lisan yazılımı yükleseniz dahi, annenin yavrusuna yüklediği manada olmaz yani gerçeklik belirmez. Orada devreye giren bambaşka bir şey var. Bunların başında belli belirsiz işleyen bu iyi bu kötü, bu doğru bu yanlış vardır. Bunlar eğer robota yazılımla yüklenirse çok net olacağından onu kandırmak kolay olur ama insanı kandıramazsın bu anlamda. Örneğin  robotlara ahlak normlarını herhangi bir kültürü baz alarak yazılım olarak yükleyebilirsin ama bu asla mother tongue (ana lisanı) ile yüklenen büyünün yerine geçmez bence. Robotlarda özgür irade olmadığı söylenebilir. Bu da hayli tartışmalı bir konu. Bazen ben bir kere ve özel bir durum için insanımsı bir yaratığa özgür iradesiyle hareket etmesi…

Bilincin anatomisi ve Frekanslar
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 13 Mayıs 2016

20 yılı aşkın insan duyguları ve ortaya çıkardığı frekans durumlarını araştıran David R. Hawkins bilincin anatomisi diye nitelendirilebilen bu tabloyu ortaya çıkardı. Tabi olayı anlamak için tersinden bakmak gerekiyor, bu duygular bu frekansları ve dolayısıyla aydınlanma seviyesini ortaya çıkarmıyor tam tersine bu frekans düzeylerinde verilen tepkiler insani tanımlamalar çerçevesinde böylesi duygusal tepkiler ortaya çıkarıyor. Bir nevi Ken Wilber’in İnsan Bilinci Projesine benzer bir araştırma. Tablonun Türçe’ye çevrilmişi için tıklayınız. * Bilincimiz çok boyutlu bedenimizle ilişkilidir. Buna en uygun yaklaşım ise DNA’mızı %100 kapasite ile kullanamadığımıza dair metafor olabilir. Arınma, sessizleşme vs çok çeşitli yollarla farkındalığımızı artırma ve şifalanma çabalarımızın hepsi bu kullanım oranını artırmak dolayısıyla çok boyutlu bedenimize daha yüksek oranda erişebilmek için diyebiliriz.

Travma yönetimi
esinti , Kitap Özetleri , Urban Shaman / 02 Şubat 2016

Kaplanı uyandırmak Peter A. Levine -Ann Frederick Doğadan alinan derslerle “travmayi iyileştirmek” “Hepimizin hayatı bizi hazırlıksız yakalayan zorluklar içerir. Travma tedavisinin zorluklarından biri de, travmaya yol açan olayın içeriğine çok fazla odaklanılmasıdır. Oysa travmaya uğramış insanlar -tıpkı hayvanlar gibi- içgüdüsel iyileşme gücüne sahiptirler. Zaten doğal iyileşme döngüsü olan “stres-gerilim-salıverme-rahatlama” dörtlüsünü gündelik dünyamızda kullanabilme imkanımız da aynen travma hadisesinde olduğu gibi sonuca değil içeriğe saplanıp kalmakla kesintiye uğruyor. Urban Shaman şifa sistemini öyle ya da böyle deneyimleriyle keşfetmiş tıp insanları, bu durumu kavramış durumdalar. Pratik sonuçlar için her türlü yöntemi denemekte kendilerini özgür hissediyorlar. Hatıralar, olayların birebir kayıtları değiller. “Bellek doğruluğuna güvenebileceğimiz sabit resimlerden değil, geçmişin yoğurarak şimdiye uygun hale getirilmiş tepkilerinden oluşuyor” der Rosenfield. Araştırmacılar duygusal algıların, hatırlama deneyimlerinin olmazsa olmazları oldukları sonucuna vardılar. Benim yıllar yılı yaptığım rüya çözümleme vakalarında dikkatimi çeken şey de buydu! Neden bir çok rüyayı hatırlamıyorduk da bazılarını parçalı bulutlu, bazılarını çok net hatırlıyorduk? Cevap aynı rüyadaki duygu yoğunluğu onun hatırlanma olasılığı oranını da belirliyor, en azından önde gelen bir etken. Zaten günlük hayatın üzerinde mutabakata varılmış ortak bir rüya olduğunu bildiğimize göre hem gerçek dediğimiz hem de rüya dediğimiz yaşantılarda benzer prensiplerin olması kaçınılmaz. Bir başka araştırmada (çocuk ve gençlerde uygulanmıştı) insanların davranışlarının yalnızca algılarına…