Fantastik bir ormanla başlayan ilginç başlıklar
Felsefe ve Kuantum , Güzel Haberler / 22 Temmuz 2019

Fotoğrafı ilk gördüğümde fotomontaj ya da fantastik bir filmden sahne zannettim fakat meğer Polonyada bir ormanmış (adı Çarpık orman) üstelik neden böyle olduklarına dair bir açıklama da bulunamamış! * Döngüsel Evren Döngüsel evren, 10 boyutlu uzay-zamanda titreşen kütle/enerji sicimleri olarak gören sicim kuramını esas alıyor. Evrenimiz 10 boyutlu uzayzamanda yüzen 3 boyutlu bir ada mı? #popularsciencetürkiye foto:Popular science Dergisi Bu kuram sizin de tahmin edeceğiniz üzere Big-Bangyani Büyük Patlama teorisinie bir alternatif teşkil ediyor ve her nasılsa benim aklıma daha çok yatıyor. Malum fizikçi değilim, sadece konuyu seven biriyim, biraz da sezgilerimi kullanıyorum. Bu kuramın iyi tarafı sadece lafta kalmayıp deney  aşamasınına geçilebilme olasılığı. Bu yeni öneriye BÜYÜK SEKME ismi veriliyor. Yeni test kozmik arka plan ışıması üzerine evrenin erken dönemindeki karmaşanın yarattığı uzay zaman dalgalanmasının izini arıyor. * Kuantum Hesaplama, bu yüzyılın uzay yarışı! Uzun lafın kısasını yazacağım (hatırımda kalsın diye) Bahse konu olan yarış, süperpozisyonolgusu, bunu daha önce de anlamaya çalışmıştım. Kısaca, kubitlerin (kuantum bitler), günümüzün dijital aygıtlarının kullandığı bitlerin aksine, aynı anda birden çok değere sahip olmasına izin veriyor, yani kullandığımız aygıtlar değeri 1 ya da 0 olabilen bitlerle çalışırken bir kuantum bilgisayarının işlemlerde kullandığı kubitler aynı anda0,1 ya da aradaki bütün değerleri barındırabiliyor. Tabi bu aletler…

Niyet, MANA, Yetkilendirme
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 23 Mart 2016

Düşünceleriniz, onların yarattığı duygular, azmettirilmiş istekleriniz, bütün bunlar trenin önünden geçtiği bi kaç dakika uğradığı ya da hiç uğramadığı istasyonlar gibi. Bizim için gerçekten anlamlı olan niyetimizdir. Niyetimiz bizi nereye götürüyor? Bu soruya gerçekten vardıysanız olgunlaşma sancıları da başlamıştır zannımca, miktar ve adresi saymayı bırakmışsınızdır, ya da en azından bunlar önem sıralamanızda çok geriye kaymıştır. Niyet nedir diye sık sık sorulmuştur bana, aklıma ilk gelen bağcı ve üzüm olur fakat bunu zaten soran da sormayan da biliyordur zaten. Niyet sözcüklere kulak vermediği için onu tanımlamak da zor. İnsan kendisine zaman zaman sormalı belki ve nasıl bir hisle cevaplandığını duyumsamaya çalışmalı. Ben sordum şimdi kendime ve aldığım cevap adeta şöyle bir görüntüydü; önünden geçtiğim istasyonlar, araziler içlerinden dışa doğru bir ısı ve aydınlanmaya uğruyordu, adeta can kazanıyordu. Hepsinden yayılan bu ısı/aydınlık birleşiyordu. Ayrılıklar gözden kayboluyordu. O zaman dedim kendi kendime acaba bu CC’nin içten gelen ateş ya da urban shamanın 6.prensibi MANA olabilir yani bütün güç içerden gelir. Bir başka deyişle; YETKİLENDİRME! O halde niyetimiz bizi her şeyi yapmakta yetkilendirendir desek olur mu? Bilemiyorum sözcükler tek başına açıklamakta yetersiz kalıyor. Fakat ben ne hissettiğimi biliyorum. Niyeti istekle karıştırmaya meyilli olanlar için ” Neye niyet neye kısmet” sözü niyetin işe yaramadığı durumlar olduğuna…

Yanlış yok. Peki ya şeytan?
esinti / 24 Kasım 2011

Yanlış yok, muhtelif denemeler var. Gerçek yetişkin, kendi metodunu dayatmaz. Daha verimli ve hızlı, üstelik “çeşitli” yolların keşfi, doğruyu bildiğin duygusundan bütünüyle kurtulmaya bağlı. ** HS: “”Soru: Şeytanın herkese kendi sıkletine göre musallat olmasından bahsediliyor. Bu hususu nasıl anlamalıyız?”” Sa: Şeytan bence Gölge’dir. Bunu hemen her öğretide bulabiliyoruz. İşte bu açıdan kişinin kendi sikletine göredir şeytan. Bi şeyin kendi cüssesi neyse gölgesi de ondan bağımsız olamaz velakin günün güneş saatlerine göreyön ve şekil değiştirir. eğişmeyen ise bi ucundan daima kişiye bağlı olmasıdır. Gölge, aslından bağımsız olamaz 🙂 HS: gölgeden de öte bir şey olmalı. sa: Belki de evet. Şeytan sadece insana düşman. İnsanın diğer canlılardan farkı ise bilinçlenme potansiyelidir, yani herşey olma potansiyelinden bilinçli niyeti ile OLdurma yetisi vardır. Demek ki Şeytan aslında bilincin düşmanıdır. 🙂 İkinci tahmin hakkımı da kullanıyorum: Şeytan, kaostur! HS: dilime dolanan kelimeyle şeytan bir avadanlıktır; olmazsa olmazdır. imtihan olması için varlığı şart. olmalı ki; yoldan çıkarıcı ayartıcı olmalı ki; iyiler kötüler şunlar bunlar ortaya çıksın. bir nevi turnusol kağıdı. sa: Yani Şeytan, dualitenin garantörüdür diyebilir miyiz? HS: bilmem ki bunu demek de ikilik deyince; iki denk güç gibi algılanmasın. insanın ne mal olduğunun ortaya çıkabilmesi için olmazsa olmaz bir şart o kadar. yoldan çıkarıcı baştan…

Tauroktoni Nedir?
Anadolu-Sümerler-şaman / 18 Eylül 2011

“Boğa” simgesini nerede görürseniz, orada AnaTanrıça arketipi var demektir. Çünkü Boğa, binlerce yıldan bu yana üretkenliğin ve verimliliğin simgesi olarak, tanrıçanın hizmetindeki evrensel güç olarak değerlendirilir. Romalıların ikibin yıl önce Anadolu’dan ithal ederek giderek Hristiyanlığa dönüşecek dinlerinin özünü oluşturan Tanrıça Mithra’nın Boğayı kurban etmesini gösteren ikonaya yüklenen anlamdır Tauroktoni. Onlar bu ithal işlemini yaparken Mithra’nın eril olduğunu, yani onun bir bereket tanrısı olduğunu -muhtemelen bilinçli olarak- söyleyerek gerçeği çarpıttılar. Oysa Mithra; Kibele, Magna Meter,  Attis isimleriyle anılan Ana Tanrıçadan başkası değildi. Onlar garip biçimde Mithra’nın bir Pers tanrısı olduğunu iddia etseler de gerek İran’da gerekse Hindistanda bu isim hala “yalnızca” kızlara verilen bir isim olarak izini sürdürmektedir (Fraternis’den). Gelelim kurban işleminin (Tauroktoni) simgesel açılımına. Bu konuda tarih içinde çeşitli yorumlar yapılmışsa da ben Burak Eldem’in öne çıkardığı Jung yorumunu beğendim. Bu yoruma göre çift cinsiyetli olan Mithra, kendi eril organını (boğa) keserek toprağa atar ve bu fedakarlıkla birlikte, topraktan canlılık fışkırır. Tüm canlılar boğanın bir unsurundan beslenerek VARolurlar. Türkiyenin güneyinde bulunan Toros sıradağları da yine, berekettli Boğa ile ilişkilendirilmektedir. Eskiden bir yerlerde okuduğum kadarı ile, batan Atlantisten dört bölgeye göç olmuştur, bunlardan biri Toros dağları olarak belirtiliyordu. Kendini “hayat” adına feda etme mekanizması hemen her yerde karşımıza çıkan bir simge….

Dualitik esintiler
esinti / 06 Ağustos 2011

Tren raylarında bulunan enerji hastalıkları tedavi eder mi? Plasebo etkisi haricinde bir sebep bulunmuş mu? (Uygulamayı bilmiyorsanız bakın) Uzun mesafeler boyunca ilerleyen paralel iki metal, ne kadar da dualite kanunu anımsatıyor! İkiyi bir edecek şekilde enine raylara uzanan insanların bilinçaltları devrede olmasın sakın? Hayat çok ilginç ** İlaç şirketleri ya da tüm ASILların sahipleri müsterih olsunlar, onlarsız (ilk sebep!) plasebo da olmaz zaten 🙂 ** Masal bunlar diye gülüp geçmek, görmezden gelmek mi istiyorsunuz? Buyrun yapılan geniş bir araştırmaya kulak verin: Bakınız. Çocukların şimdiden %65i kavalcının peşine takıldı gidiyor! Kimdir bu kavalcı? ** Güneşim sıcak kalbim, nasıl da ayrı düştük seninle Sen orada tepede nazlı nazlı süzülürken, aydınlık için Az şükretmedik yaratana,  karanlığın hatırına Ah evet sırf karanlığın hatırına. ** Siz hiç dokuma tezgahı gördünüz mü? Mekik soldan sağa, sonra sağdan sola fırlar ve üzerine tarak tak diye inip sıkıştırır. Yukardan inen bir anlamda dünyanın meridyenleri gibi olan dikey sabit ipliklere çözgü, yine enleme benzetebileceğiz yatay hareketli ipliklere ise atkı denir. Atkının çözgüler arasından fırlatılabilmesi için oluşturulan aralığa ağızlık denir. (bakınız: geçmiş/şimdi/gelecek) **

Pinealime dokunma!
Duyuru , Rüya/Psikoloji , YENİ DÜNYA / 17 Temmuz 2011

Floridin pineal bezini kireçlendirdiği doğru mu? Eğer doğruysa (ki tıp biilgisinden yoksun olduğuma göre sezgilerime güvenmek durumundayım ve bana makul görünüyor!) bu durum dünyadaki pek çok şeyi açıklar! Pineal bezi ne işe yarar? *Pineal bez, görme sisteminin bir uç organı olarak ritmik ışık mesajının organizmadaki her organa iletilmesi işlevini görür.(GÖRME!) *Pineal bezle immün sistem arasında anatomik ve fizyolojik bir ilişki söz konusudur. (BÜYÜME-gençlik ve DAYANIKLILIK) *Pineal bezin erken yaşlarda harap edilmesi humoral ve hücresel immün yanıtların gelişmesini durdurur. Pinealin immün düzenleyici aktivitesi şu anki bilgilerimize göre büyük oranda melatonine bağlıdır. *Melatoninin özellikle yaşlanmaya bağlı immün yetersizliklerde de immün yanıtı arttırıcı etkisi bilinmektedir. Pineal bez ve ürünlerinin doğrudan veya dolaylı olarak yaşlanmayı geciktirebildikleri veya yaşlanmayla birlikte seyreden hastalıkları önleyebildikleri gösterilmiştir. Bu bulgulardan dolayı da melatonine “yaşlanma karşıtı hormon” veya “juvenil hormon” adlarıda verilmiştir. Yaşlanma, bu teoriye göre, pineal bezin yaşlanmasına bağlı serotoninden melatonin sentezinin ve melatonin/serotonin oranının azalması sonucu ikincil olarak gelişen bir sendrom olarak da tanımlanabilmektedir. Melatoninin vücuttaki etkileri: Melatonin uyku getirir,uyumamızı sağlar. Ergenlik hareketini başlatır,büyümeyi sağlar. Üreme üzerinde etkisi vardır. Vücut ısısında azalmaya yol açar. Antioksidan etkisi vardır. Melatoninin karanlıkta salgılandığı biliniyor ve son zamanlarda uyku ve rüyayla ilşkilendirilen yazılar görüyoruz. Bir iddiaya göre, gündüz olmasına rağmen kişinin pineal…

Eski/Yeni Dünya-8
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 07 Şubat 2010

Yeni Dünya, “Toplumsal Bellek Bileşimi” olmaya gidiyor, sanırım çoğumuz bundan haberliyiz artık. İnsanlık, birleşmenin kaçınılmaz olduğunu özünden biliyor ve benim bildiğim bin yıldan fazladır da (belki ne yaptığını pek de bilmeden) birleşmenin pratiklerini yapıyor. Fakat TBB öyle bir ince ayar istiyor ki, onu tutturmak şimdilik mümkün olamadı. Toplumsal Bellek Bileşimi için benim görebildiğim ince ayar şöyle bir şey: · TBB, değiştirme, yönlendirme talep etmez. Her bir katılımcıyı olduğu haliyle muhafaza etmenin büyük bir hazine olduğunu bilir, çünkü varlığını ve gelişimini buna borçlu olacaktır. · TBB, temelde samimiyet eşiğini geçmiş olmayı gerektirir. Olduğu gibi olmaktan ne gurur ne de mahcubiyet duymayanların natürel bir bileşkesidir. · Bir özelliğin eksikliği diğer özellik için zarurettir, işte tam da bu sebepten şeyleri dönüştürmeye çalışmak yalnızca bireyselliğin tahrik ettiği aslında çaresiz bir taleptir.(Dipnot.4) · TBB, güven gerektirir, tapınma değil. Yoldaşlık ve dayanışma gerektirir, fikir birliği değil. Fikir birliğine varmak için icat edilen (konsensüs) gibi yöntemler, TBB ruhuna uygun düşmez. Fikir birliği olan yerde gelişme olmaz. TBB, uygun adım yürümek değildir ki o şekli köprü yıkar! · Kendiliğindenlik her konuda bir düstur gibidir. · TBB, doğrudan gerçek bellek bileşimidir. Topluluk içinde her bir bireyin gerçek belleği hem kendine hem de toplu kullanıma açılmıştır. Bu tamamen bir gönüllü…

Dualitenin Sonu
Blog / 29 Mart 2009

Dualitenin Sonu Böylece Şambra, inanılmaz zamanlarda yaşıyorsunuz ve siz – insanlar bu inanılmaz çelişkiyi deneyimleyecekler. Bir gün herşeyi bilecek, ertesi gün hiçbir şey bilmeyeceksiniz. Bir gün yaşamınızda büyük bir sevgi olacak, ve ertesi gün sizi sevenler tarafından ihanete uğrayacaksınız. Farketmez. Gerçekten etmez. Ha, insan hali farketmesini isteyecektir ve bu konuda bağırıp çağırmak ve şikayet etmek isteyecektir, ve bir başkasını suçlamak isteyecek ve kurban olmayı, oyunu oynamayı isteyecektir – isteyecektir. Ama farketmez. Siz, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı inanılmaz bir çelişkiler zamanında yaşıyorsunuz. Biz geçenlerdeki bir Şaud’da hava durumundan söz ettik – havanın bir öyle bir böyle olmasından – inanılmaz bir çelişki. Bir an fırtına, bir sonraki an cennet. Bir an insanlığın ıstırap çekmesi, bir sonraki an büyük sevinç yaşaması. Peki tüm bu çelişkiler neden? Şu anki bu karmaşa neden? Çünkü, sevgili dostlar, Dünya üzerinde yaşadığınız onca yaşam boyunca bildiğiniz o şey – dualite denen, karşıt güçler denen bu şey – dualite bilinci, artık tamamlanıyor… artık tamamlanıyor. Böylece görünürde ya da algılanır biçimde birbiriyle savaştığını gördüğünüz bu güçler, aslında şimdi birleşiyor. Onlar birleşiyor, ve siz artık ne erkek ne kadın olacaksınız. Ama birleşirken de, eril yanınızla dişil yanınız arasında büyük bir çelişki olduğu algısı ya da yanılsaması da var, ama onlar…