Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj
Carlos Castaneda / 12 Ocak 2011

Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj 1960’ların başında Carlos Castaneda dokuz kitabından birincisi olan “Don Juan’nın Öğretileri – Yaqui Kızılderililerin Bilgi Yöntemi” yayınladığında dünyaya derin bir darbe vurmuştur. Bu kitapta,  Sonora Meksika’daki bir Yaqui Kızılderilisinin gözetimi altındaki bir büyücü çömezi olarak, edindiği deneyimleri anlatmaktadır. UCLA’dan bir antropoloji öğrencisi olarak doktora tezi için halüsinojen kaktüs olan peyote hakkında bilgi toplarken, don Juan Matus ile karşılaştı. Kitap yayınlandığı anda Castaneda bir inanç figürü oldu. Her ne kadar çok ender olarak röportaj vermesine rağmen Castaneda bu yılın (1997 yılından bahsediliyor ÇN) Şubat ayında konuştu, ve ne söylediğinin merak ettiğinizi sanıyoruz. Castaneda’nın kitabı ‘savaşçının yolu’ görüşünü ileri sürmektedir, mükemmel yaşama, kişisel tarihi silme, ölümü danışman olarak alma ve kendi önemliliğini yok etme. Castaneda, don Juan, diğer öğretmen arkadaşları ve çömezleri ile olan etkileşimini, alayın ve eleştirinin hedefi olan ciddi bir Batı bilgininin, sosyal modelini bir tarafa bırakarak, bilinmeyenin gizeminde uyanışını açıklayarak, samimi olarak gözler önüne sermektedir. Fayda değerinin yanında, Castaneda’nın çalışması şüphesiz yazınsal bir kaliteye de sahiptir. Şiir, büyü ve güzellik ile doldurulmuştur. Dokuz kitabı da çok satar kategorisine girmiş ve tüm önemli dillere çevirileri yapılmıştır. Castaneda’nın arkadaşları, Taisha Abelar ve Florinda Donner-Grau, da don Juan ile olan deneyimlerini “Büyü Geçişi” ve “Rüyacı”…

Carlos Castaneda Röportaj – La Jornada Gazetesi
Carlos Castaneda / 05 Ocak 2011

***   Az Küfür içeriyor, rahatsız olacaksanız okumayın!   *** Carlos Castaneda Röportaj – La Jornada Gazetesi Orijinal yazı İspanyol’ca ve Arturo Garcia Hernandez tarafından yazılmıştır. “Markos? Onu tanımıyorum… Özür dilerim. Hiç tanımıyorum…” “Biz insan varlıkları olarak, hem kendimizi özgürleştirme şiddetli arzusu hem de korkusu ile birlikte yaşıyoruz” (Castaneda) Şaman, “Bizim için gerekli olan şey manyakça kendini beğenmekten vazgeçip enerji bedenimizi keşfetmektir” noktasına işaret eder. Carlos Castaneda ne ‘Markos’ ne de EZLN’yi (*) biliyor; o gazete okumuyor; bir guru veya kurtarıcı olmayı reddediyor; şefkat ve sosyal ilgi’nin kendini yenileyen bir yalan olduğunu düşünüyor; o gurulara ve tanrı tüccarlarına karşı; annesinin komünist ve kısa yazılar biri olduğunu garanti ediyor; Meksiko City’de, Cuma’dan Pazar’a kadar süren ‘Tensegrity’nin yeni yolu’ seminerinin molasında medya ile konuşurken, bir büyücü veya şaman olarak tesirli olarak bilgisini yaymanın hangi kademe ile başladığı, ve şu bu gibi meseleleri ele aldı; Cumartesi gecesi, bir saatten fazla bir süre ile ‘Don Juan’nın Öğretileri’ ve ‘Erk Öyküleri’ yazarı birçok farklı soruyu cevapladı. Sakin bir konuşma ile, sıkça şaka yaparak, her zaman muhataplarına saygılı, ihtiyatlı, çevresindeki sekiz gazetecinin soruları peş-peşe ateşlendiğinde, Castaneda bir konudan diğerine gidiyordu. Tek istediği, resim ve ses kaydının olmaması idi. Aşağıda notlardan düzenlenmiş, bu konuşmanın bir metni bulunuyor. Castaneda için,…

Carlos Castaneda ile Yemek – Benjamin Epstein / La Jornada Newspaper – 1996
Carlos Castaneda / 03 Ocak 2011

***  Küfür içeriyor, rahatsız olacaksanız okumayın!  *** Carlos Castaneda ile yemek Benjamin Epstein Özet : Carlos Castaneda’ya odaklanmak; Şöhret; Yapıtları; Sihirli Geçişler; Tensegrity üzerine tartışma; Din ve Yaşam üstüne görüşler. Modern zamanların en anlaşılmaz şahsı, Castaneda, geçenlerde Anaheim Kaliforniadaki küçük bir konferansta sürpriz bir şekilde ortaya çıktı. Gazeteci Benjamin Epstein de oradaydı. O, 20.nci yüzyılın büyücü yamağı idi. O görünmeyen adamdı, geçiciydi, fani idi: bir görünüyor, bir kayboluyordu. O, yaşayan evrenlerde zarif bir akışla yolculuk eden, bir denizcidir. Veya Carlos Castaneda’nın kendi için söylediği gibi, o bir geri zekalı, bir salak, bir osuruktur. İsa’nın ya Tanrının Oğlu ya da yaşayan en büyük yalancı olduğunu söylemiştir. Carlos Castaneda, bir inanç takipçisi olarak, tanrısallığın insanların ihtiyacı olan son şey olduğunu söyleyerek, benzer bir muammaya neden olmuştur. Eleştiriler onu tam ortadan kancaladı: Biri onu “Hediyeler taşıyan yalancı-adam … Bize gerçeği getirdiği yalanını söylüyor.” diye tanımladı. Don Juan’nın Öğretileri, kitabı yayınlandığından ve 1960’larda ve 70’lerdeki akademik fırtınadan beri, jüri onu yargıladı ve halen de yargılamaya devam ediyor. Şu ana kadar Castaneda dokuz kitap yazdı, bunları Yaqui görücüsü olan don Juan’nın doğaüstü deneyimlerine dayandırdığını iddia etmektedir. Görünmez olmak, dediğine göre savaşçının yoludur. Resminin çekilmesine ve sesinin kaydına izin vermemektedir. Ender olarak röportajlar vermektedir. 80’lerde tamamen…

Castanedayı Görmek – Sam Keen / Psychology Today – 1972
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Çevirisini yaptığım bu yazı Psychology Today dergisinde Sam Keen ile yapılan ve Aralık 1972 de yayınlanan bir röportajdır. Castaneda’yı Görmek, Sam Keen Psychology Today SK : Sizin üç kitabınızdan don Juan’ı takip ettiğim kadar, bazı zamanlar, onun Carlos Castaneda tarafından yaratıldığından şüphelendim. O gerçek olmak için fazla iyidir – insan doğası ile ilgili bilgisi neredeyse herkesten daha üstün olan bilge bir kızılderili. CC : Don Juan gibi bir kişiliği benim uydurmuş olma fikri neredeyse inanılmazdır. O, benim Avrupalı entelektüel geleneklerime göre uydurulması güç bir tasvirdir. Gerçek daha tuhaftır. Ben don Juan ile işbirliği için hayatımda yapmam gereken değişikliklere dahi hazırlanmamıştım. SK : Nasıl ve nerede don Juan ile karşılaştınız ve onun çömezi oldunuz? CC : UCLA’daki lisans eğitimimi bitirmiştim ve antropoloji için master yapmayı düşünüyordum. Profesör olmaya niyetlenmiştim ve doğru yolla başlayıp tıbbi bitkiler konusunda küçük bir makale yayınlamam gerekiyordu. Don Juan gibi tuhaf bir tip bulmayı aklımdan bile geçirmemiştim. Arizonada bir okul arkadaşımla bir otobüs deposundaydım. Bana yaşlı bir kızılderiliyi işaret ederek peyote ve tıbbi bitkiler hakkında bilgisi olduğunu söyledi. Tüm havamı takınıp ona kendimi tanıttım ve dedim ki: “Biliyorum ki peyote hakkında engin bilgin var. Ben de peyote konusunda bir uzmanım (Weston La Barre’nin Peyote Kültü kitabını okumuştum)…

İnsan Kalıbı
Carlos Castaneda / 02 Nisan 2009

 Birleşim noktasına destek veren farkındalıkta ustalaşmadır. ” Biz belirli bir konumda sabitlenmiş birleşim noktalarından ibaretiz. Bu hem düşmanımız hem de dostumuz; iç söyleşimiz ve kayıtlarımız. Bir savaşçı ol! İç söyleşini kesip, kayıtlarını yapıp bir kenara at. Yeni görücüler kayıtlarını yapıp onlara gülerler. “Kayıt olmazsa birleşim noktası özgür kalır.” Don Juan, kaydımızın en dayanıklı yanlarından biri olan Tanrı fikrinin, birleşim noktamızı orijinal yerine bir ultra Japon yapıştırıcıyla bağlayan büyük bir güç olduğunu, başka büyük yayılımlar bandıyla başka bir gerçek dünya birleştireceksem, birleşim noktamı tüm bağlarımdan koparıp, hiçbir yardım almadan İNSANIN KALIBINI görmem gerektiğini söyledi. İnsan kalıbının ne olduğunu sorduğumda, birçok kez onu görmene yardımcı oldum; “İnsanın kalıbı, organik yaşamın büyük bandı içinde, sadece insanın kozasında görülebilen devasa bir yayılımlar demetidir. Ayrıca görücülerin kendileri için bir tehlike olmadan görebildiği Kartal yayılımları parçasıdır. Farkındalıktaki ustalaşmanı perçinlemen için son aşama algı engelini yıkman ve bunun için de yeterince erke toplaman gerekir. Yeniden canlanma yolculuğu yap. Bu konuda öğrettiklerimi anımsamaya çalış. DJ devam ederek, yeni görücülerse insan kalıbının bir yaratıcı olmayıp, aklımızın almayacağı çeşitli insansı sıfattan oluşmuş, düşünebildiğimiz bir örnektir. Kalıp bizi hiçbir şeyden yarattığı için, kendi imge ve benzerliğiyle yaptığından değil biz onun bizi damgaladığı şey olduğumuzdan tanrımızmış, insan kalıbına karşı secdeye durmamız kibir ve insani…

Eski ve Yeni Büyücüler
Carlos Castaneda / 08 Mart 2009

Söyleşilerimizin biri esnasında Don Juan, rüya görmeyi değerlendirebilmek için, insanın günümüzdeki büyücülerin, büyücülüğü(*)somutluktan soyuta doğru yönlendirme çabalarını anlaması gerektiğini söylemişti. “Somutluk dediğin nedir?” diye sordum ona. “Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı, zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki. Tüm bunlar geçmişin büyücülerinin alemindeydi.” dedi. “Peki soyut dediğin nedir” diye sordum. “Özgürlük arayışı-insanoğlunun elinden geldiğince, her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü. Günümüz büyücülerinin özgürlük arayışlarından ötürü soyuta yöneldiklerini söylüyorum; somut kazanımlarla ilgileri yokonların. Geçmişteki büyücülerinkine benzer toplumsal işlevleri yok. Bu yüzden onları asla resmi görücüler ya da yerleşik büyücüler olarak göremezsin.” “Günümüz büyücüleri için geçmişin hiç değer taşımadığını mı söylemek istiyorsun don Juan?” “Elbette değeri var. Sevmediğimiz, sadece geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ben düşüncenin enginliğinden hoşlanırım. Yine de, hoşlandıklarım ve hoşlanmadıklarım ne olursa olsun, bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfedenler ve yapanlar eski çağ büyücüleri oldukları için, onların hakkını vermek zorundayım.” -Rüya Görme Sanatı Kitabından) (*)Büyücü/Büyücülük: Don Juan, çeşitli zamanlarda bilgisini benim için adlandırmaya çalıştı. Nagualciliğin en uygun ad olabileceğini; fakat bu terimin fazlasıyla anlaşılmaz olduğunu düşündü. Ona sadece bilgi demek yetersiz, sihirbazlık demek ise küçültücüydü. Niyette ustalaşma çok soyut, mutlak özgürlük arayışı ise çok uzun ve mecaziydi. En…

Ulaşılmaz Olmak
Carlos Castaneda / 21 Ocak 2009

Ulaşılmaz olmak demek çevredeki dünyayla temasta tutumlu olmak demektir. Bu beş bıldırcını birden yememektir yani. Bir ızgara çukuru yapacağım diye bitkileri heba etmemek.. Gerekli olmadıkça kendini rüzgarın gücüne bırakmamak.. Ve elbette, insanları, özellikle sevdiğimiz kimseleri kullanıp onları kupkuru bırakana dek sıkıp sularını çıkarmamaktır. Ulaşılamaz olmak, kendini ve başkalarını tüketmekten ölçünmeli olarak kaçınmaktır. Bir daha hiç yiyecek bulamayacağı korkusuyla midesini tıka basa doyuran zavallı bir dilenci gibi aç ve umutsuz olmamaktır. Avcı, avını tuzağına her zaman çekeceğinden emin olduğu için tasalı değildir. Tasa, ulaşılabilir duruma sokar insanı. Bir kez kaygılanan insan, umutsuzluk içinde önüne çıkan herşeye yapışır, yapıştığında ya kendi tükenir yada yapıştığı kimseyi ya da şeyi tüketir gider.. Ulaşılmaz olmak, saklanmak yada gizlenmek değildir DJ ye göre. İnsanlarla görüşmemek anlamına da gelmez bu. Bir avcı dünyasını sevecence ve tutumlu kullanır – o dünya ister bir bitki, bir nesne, insan yada erk olsun. Avcı, dünyasıyla yakın ilişkidedir ama o aynı dünya için ulaşılmazdır da aynı zamanda. “Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifce dokunur ona, gereksindiği sürece de kalır. Sonra bir iz bile bırakmadan ayrılır ordan..” Ixtlan Yolculuğu Altın değerinde öğütler Don Juan’ın demeleri. Cümlelerin içinde sanki tüm atalarımızın deneyimi yatıyor. Ulaşılmaz olmak, aynı zamanda Jung’un bize sabırla…

Görme nasıl bişey?
Carlos Castaneda / 07 Ocak 2009

Castaneda, Don Juan’la görüşmelerine devam etmektedir ancak, kendini yetersiz hissedip çömezliğine nokta koyduğu o döneme ait bir suçluluk duygusu da yaşamaktadır. Don Juan’a ihanet ettiği, ona layık olamadığı düşüncesi onu bu noktaya taşımıştır.Don Juan dumanın ona bu aşamada yardımcı olabileceğini söyler. Castaneda çekincelidir. Korkuyordur çünkü. “Korku doğal birşeydir. Bırak korkuyu düşünmeyi. Görmenin o benzersiz güzelliğini düşün!” “Bu görme nasıl bir şey Don Juan?” “Bunu bilmek için görmen gerek. Ben anlatamam ki!” “Yani Don Juan, sen dünyayı artık olağan biçimde görmüyor musun?” “Hem öyle görüyorum, hem de öbür türlü. Dünyaya bakmak istediğimde, senin gördüğün gibi görürüm onu. Sonra görmek isteyince, kendi bildiğim o değişik biçimde bakarım ve sezerim dünyayı.” “Onları her gördüğünde bu şeyler hep aynı mı görünürler? “Değişmez ki şeyler. Onlara bakış biçimini değiştirirsin hepsi o kadar.” “Yani, diyelim ki aynı ağacı birkaç kez gördün; her kezinde aynı mı kalır ağaç?” “Hayır, değişir ama gene aynıdır.” “Ama ağaç, onu her gördüğünde değişiyorsa, senin bu görmen yanılsama olabilir.” “Bir şeye bakınca göremeyiz onu.Yalnızca bakmış oluruz; orda bi şeyler var mı diye bakar gibi bi şey. Görmeyi bilmiyorsan herşey her bakışında aynıymış gibi görünür sana. Oysa görmeyi öğrenince, bi şey, onu her görüşünde asla aynı olmaz; ama gene de aynı şeydir. Demiştim…

Kartalın Yayılımları
Carlos Castaneda , Rüya/Psikoloji / 24 Aralık 2008

Biz algılarız. Bu, kesin bir gerçek. Ama ne algıladığımız, aynı türden bir gerçek değil,çünkü ne algılayacağımızı öğreniriz. Görücüler, orada bi madde dünyası olduğunu düşünmemizin sebebi farkındalığımızdır der. Fakat esasında gerçekte oradaki akışkan,sürekli hareket halinde ve yine de değişmeyen, sonsuza dek sürecek olan Kartal ın yayılımlarıdır. Eski görücülerin bize bıraktığı en önemli mirasın, tüm hisseden varlıkların varoluş nedeninin farkındalığın arttırılması olduğunun keşfi dir. Eski görücüler sadece inançla ilgili olmayan bi cevap buldular. Eski görücüler, tarifsiz tehlikeler göze alarak, tüm hisseden varlıkların kaynağı olan tanımlanamaz gücü gerçekten görmüşlerdir. Ona Kartal demişler çünkü mümkün olan birkaç kısa bakış anında, siyah-ve-beyaz, sonsuz boyutlarda Kartal’a benzeyen bir şey görmüşler. Onlar farkındalığı bağışlayanın Kartal olduğunu görmüşler. Kartal,hisseden varlıklar yaratıyormuş ki onlar yaşasın ve verdiği yaşamla farkındalığı zenginleştirsin. Ayrıca aynı zenginleşmiş farkındalığı, hisseden varlıklar ölüm anında terk edip gittikten sonra yiyip yutanın da Kartal olduğunu görmüşler. DJ’’Bir görücü için insanlar ışık saçan varlıklardır. Bu parlaklık, Kartal ın yayılımlarının bir parçası olan yumurtamsı kozamızla kılıflanmıştır. İşte bu parça, az sayıdaki, kılıflanmış yayılımlar, biz insanları oluşturur. Algılamak,kozanın içindeki yayılımlarla, dışarıdakileri birbiriyle karşılaştırmaktır.’’ ‘’Örneğin görücüler, herhangi bir canlının içindeki yayılımları görür ve bunların dışarıdaki hangi yayılımlarla uyabileceğini söyleyebilir. Yayılımları kişisel yorum olarak ışık lifçikleri gibidir diyebilirim. Olağan farkındalığın kavrayamadığı, lifçiklerin…