Henrietta Lacks’in ölümsüz hayatı ve diğerleri
Kurgulardan Haberler / 15 Ağustos 2017

Bu haftanın ilk önemli filmi yine biyografiydi: Henrietta Lacks’in ölümsüz hayatı Hastalıkların etkenlerini bulmak ve yeni tedavi yöntemlerini test etmek için “ölümsüz” bir hücre dizisi aranıyordu. Hücrelerin laboratuvar ortamında çoğalmaya devam etmesi ve uzun süre dondurulabilmesi gerekiyordu. Onlarca yıl çeşitli insanlardan doku örnekleri alınmasına rağmen hiçbir hücre insan vücudu dışında birkaç günden fazla dayanmıyordu. Henrietta Lacks 1951 yılında John Hopkins’te rahim ağzı kanseri tedavisi gören genç bir siyahi kadındı. İzinsiz ve habersiz bir şekilde kendisinden doku örneği alındı. Bu hücrelere Henrietta Lacks’in ismini kısmen de olsa gizlemek amacıyla HeLa adı verildi. HeLa genomu nedeni tamamen açıklanamayan bir şekilde insan vücudu dışında ölmeden çoğalmayı başardı ve günümüze kadar geldi. Bu sayede birçok hastalığın tanı ve tedavisinin önünü açtı. Neler neler, inanamazsınız! Buyuk acıların yol açtığı bir olaydan dünya insanina ölümsüz bi katkı. Üzülmeden seyredilemiyor film, isterseniz sadece makaleyi tıklayıp okuyun. * The Expanse The Expanse’ı daha önce duymuş hatta ilk bölümünü de yarısına kadar izlemiştim ama çok dağınık gelmişti bana. Ya da kafam meşguldü bilemiyorum. Dizi iki sezondur devam ediyormuş ve şimdi bir de Hugo ödülü alınca şuna bir daha bakayım dedim ve ilk bölümü peş peşe izledim, gerçekten battlestar galactica benzeri uzayda geçen kaliteli bir kurgu olduğunu anladım. Böyle önünde iki…

Gecikmiş bir seyir; Farscape
Kurgulardan Haberler / 04 Ağustos 2017

Farscape, İkibinli yılların başında gösterime girmiş ve beş sezon devam etmiş bir bilimkurgunun üç bölümünü izledim dün, samimi ve eğlenceli bir uzay macerası izlenimi verdi. Eminim henüz süren başlangıç acemiliği de düzeliyordur ki bu kadar devam edebilmiş. 3. bölümde uzayın bilinmeyen bir yerinde bizimkine benzer bir dünyaya iniş yapmak zorunda kalıyorlar ve orada ne buluyorlar? tam da Jodi Foster’a benzer bir uzaylı meraklısı abla! onunla yapılan konuşmalar bizim gezegendeki hislerimize tercüme olmuş sanki,hep gülümseyerek seyrettim. ve bu arada Kryon’un şu cümlelerini hatırladım: “There is life in the Universe, dear ones, that is far more advanced than you are. This is because they have been here far, far longer than you. They are far more evolved. I’m not saying they have bigger brains. I’m talking about the fact that they have compassion and wisdom and intelligence far beyond yours. They settled their own peace problems millennia before you did. They look at you, but they have a hands-off policy because you have free choice. They’ve always looked at you. They come and they go and never “announce themselves”. You’ve been seeing many of them for centuries, but they keep their distance because you are not ready yet.” * FROST/NİXON Normalde biyografi…

Genius ve diğer kurgular
Kurgulardan Haberler / 14 Temmuz 2017

Daha birinci bölümün yarısına gelmişken bile anlama kabiliyetimin yükseldiğini, salondaki ışığın arttığını fark ettiğim dizi:Genius… Yoksa bilmeden Einstein’ı grokladım mı! Einstein’in hem akademik hem de kişisel yaşamının anlatıldığı harika bir belgesel/dizi. temel bilimleri hele fiziği seviyorsanız offf be dünya varmış dedirtebilir.  * Fargooooo Tüm ümidini yitirmiş hayatın anlamını kaybetmiş genç polis memuru kadın “her şey bitti, iyiler kaybetti” diyor trafik memuru genç kadına. Trafikçi ise yaman diyor ki “şimdilik öyle olabilir ama biz hepimiz sonunda İsa’nın kazanacağını biliyoruz” Gülsem mi ağlasam mı arasında bir kahkaha attım. İşin bir diğer hoş yanı polis olan kadın bu sözü ciddiye aldı ve kadeh kaldırdı. İnanç her şey, bence trafikçi haklı çıkacak. (Tahmin edeceğiniz gibi Fargo’dan) Polisiye dizi değil şiir! Maalesef bitti 3.cü sezon da, sanırım devamı olmayacakmış. * Better call Saul daen iyilerden bir, daha önce de bir çok kez yazdım. Yeni sezonunu heyecanla beklediğim halde aklımdan çıkmıştı, meğer 3.cü sezon başlamış da final bile yapmış. Hemen başladım, harika gerçekten. * Dark Matter Uzayda geçen kurguları seviyorsanız, idare eder bir dizi. İlk sezonu bitirdim ama şu an daha çok izlemek istediklerim olduğu için az ara veriyorum.

Limitless ile başladım bu hafta
Kurgulardan Haberler / 08 Mayıs 2017

Beyni tam kapasiteyle kullanmanın bedeli nedir? Limitless filminden bahsediyorum. Soru güzel, maalesef cevap çok yetersiz! Tıpkı Lucy filminde olduğu gibi çok güzel bir konu iyi kurgulanamamış. Tüh dedirtiyor insana. Yine de hiç sıkılmadan zevkle izleniyor. Senaryo iyi olsaymış unutulmaz filmlerden olabilirdi. * Dün gece Logan:Wolverine filmini izledim. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Hem şiddet sahnelerini sevmem hem de çizgi roman uyarlamalarına ilgisizim. Bu filmde her ikisi de olduğu halde 2 saat boyunca nasıl sıkılmadan izledim? Henüz buna yorum getiremiyorum. Acaba mutantlara olan tarihi yakınlığım mı sebep oldu buna? Güç ve şiddet bağımlısı küresel çetenin sınır tanımayan yapısı altında inleyen mutantlar! “Yakın gelecekte yaşlanmış ve yorgun olan Wolverine ve Professor X, Meksika sınırında saklanmaktadır. Fakat Logan’ın dünyadan gizlenmesi ve mirası, karanlık güçler tarafından takip edilen genç bir mutant geldiğinde sona erer. Şimdi Wolverine’de genç bir kadın klonunu Nathanial Essex’in liderliğindeki kötü bir organizasyondan korumalıdır.“ Arkadaşlarımın söylediğine göre Tılsım Hugh Jackman’da imiş. Gerçekten de hikayesini paylaşırken izleyicisiyle çok iyi bağ kurmayı başarmış. Küçük bir bilgi: Wolverine, latince “mustelidae” adıyla anılan, gelincik, porsuk, sansar, su samuru ve vizon gibi hayvanları içeren etçil bir memeli ailesine mensuptur. Bu ailenin en önemli özelliği, küçük boylarına rağmen çok hiddetli ve saldırgan olmalarıdır. Wolverineler sadece Kuzey Amerika’da bulunmaktadır ve “wolverine”…

Paterson ve Diğerleri
Kurgulardan Haberler / 18 Nisan 2017

Paterson filmini sevdim. Belki bazı kişileri hatta benim de bir yanıma çok sakin akan bi hikaye gibi gelmiştir. Fakat bu stile alışmak kolay olacak sanki 🙂 Emily Dickinson seven bir otobüs şöförü nasıl olurdu? İçinde ne fiziksel ne duygusal şiddet olmayan bir film olur mu? Dünya değişiyor galiba. Bazı insanlar bazı mekanlar dinginlik içinde de mutlu olabiliyorlar! Sürprizzz Şiir çevirisinin yağmurlukla duş alamaya benzediğini söylüyor Japon şiirsever. Ne kadar isabetli. Yine de merak ediyoruz büyük şairleri ve yağmurluğu giyinip tuş teknesine atlıyoruz. * Olur-olmaz her şeyin bakanlığı var ama bir Felsefe Bakanlığı yok. En büyük ülkeler bile Felsefe Bakanlığı olmadan işi götürürüz sanıyor. Bu cümleyi başlarda gördüğümüzde nereye doğru gittiğimizi az çok anlıyoruz.  İskambil Kağıtlarının Esrarı kitabının orjinal ismi Kabalmysteriet. Yazarı Jostein Gaardner. Kitabı bitirince ayrıca yazarım. * Geçmişi geri alamazsın, geleceği ise durduramazsın. Gerçeği bilmek istiyorsan; 13 Reasons Why seyretmenizi öneririm. Güzel bir konu fakat ergen dünyasında geçiyor, belki sarar sizi belki sarmaz emin değilim. Gerçi toplum olarak zaten ergenliğin başlarındayız, dünyada bile ergenlikten erginliğe geçen kişilerin yüzdesi çok düşük halen.:) * Şöyle güzel bir polisiye kurgu olsa da iki saat hiç bi şey düşünemesem diyordum. Digi bu 2009 filmini sundu bana:State of play. Aslında pratt Pit oynayacakmış ama russell…

Legion ve diğerleri

Legion, bu yılın en ilginçlerinden biri fakat izlemek için sağlam olmak lazım, psikolojik anlamda sarsıcı ve yorucu. Pek çok bilgiyi bir araya getirmişler, gerçi yapım olarak bana biraz ucuz geldi ama kurgu az rastlanır ilginçlikte. Bu arada Laniakea’nın bir sahnesini hatta bikaç sahnesini ödünç almışlar gibi. İkinci bölümde CC’nin özetleme disiplinini işliyor. Dördüncü ve özellikle beşinci bölümde bütünüyle, bizim urban shaman konseptinde işlediğimiz Garden Tiki kavramını görselleştiriyor. * Aramızda Casus Var –Burn After Reading Bu filmi herhalde 2008 de izlemiş ve beğenmiştim fakat bikaç gün önce kuzenin ısrarı ile yeniden seyredince harika bir yapım olduğuna karar verdim hatta keşke bu senaryoyu ben yazabilseydim diye imrendim. Film, Alkolik olduğu gerekçesiyle CIA’deki işinden kovulan analist ajan Ozzie Cox’un büyük hayal kırıklığı ile giriştiği anılarını yazmasıyla tam bir kara komediye dönüşmesini anlatıyor. Yönetmen bize, kişiler olarak, saygın olması gereken kurumlar olarak çok yüzlü yaşamlarımızı, kendini yüceltme eylemlerini ve tüm bunların çerçevesinde kapitalist rüyanın sistem eleştirisini hem çok sert hem de çok yumuşak diyebileceğim -isim koymakta zorlanıyorum- bir biçimde anlatıyor. Oyuncu kadrosu da bir alem! Çok zengin çok: Brad Pitt ,  George Clooney ,  John Malkovich ,  Tilda Swinton ,  J.K. Simmons Israrla öneririm. *

Feud ve Haftanın diğerleri
Kurgulardan Haberler / 12 Mart 2017

The Sea of Trees Sonsuzluk Ormanı diye çevrilmiş. Japonların intihar etmek için kullandıkları uçsuz bucaksız bir orman. İlginç bir film. Ünlü oyuncular, ölüm, yaşam evlilik üzerine ilginç bir kurgu. Sakin ama derin bir film. Orman hayat gibi; nefes kesici bir güzelliği var ve bir o kadar da tuzaklarla dolu. yolunu kaybettiğin de oluyor ve bunun için tıpkı benim küçükten beri yaptığım gibi geçtiğin yollara işaret bırakman lazım (ben pirinç tanesi yerine sürekli yazdım, kaybolmamak için, yolu geri dönebilmek için). Cennete çıkan merdiven de cabası! * SS-GG Her şey, 14 kasım 1941’de, almanya’nın britanya savaşı’nı kazanmasından 14 ay sonra, londra’da başlar… Hitler işgali esnasında geçen 5 bölümlük mini ingiliz polisiye dizisi. İlk bölümü merak ettiriyor. Ülkenin işgal altında olması insanı boğuyor biraz, Allah kimseye göstermesin. * Nefes kesen bir başlangıç yaptı Feud dizisi, bu kadar ünlüyü bir filmde bile toplu olarak görmek nadirken bir dizide bir araya gelmişler. Bence kadınlar bu diziye bayılacak 🙂

Moonlight -Ay ışığı
Kurgulardan Haberler / 27 Şubat 2017

Yeni bir dizi başladı; Big Little Lies. İlk bölümünü izledim ve beğendim, bunları “yeni nesil diziler” olarak adlandırıyorum. This is us dizisini andırıyor. Çok kaliteli bir yapım. Başta nicole Kidman olmak üzere bir çok ünlü rol alıyor. Hırslı anneler, iki arada kalan çocuklar, zarif bir mekan, arka plan. tam psikoloji dersi. Madeline’in dediği gibi “nazeketimizle öldürürüz!” Hakikaten de birini öldürmüşler, ilk bölümde kimliğini öğrenemedik ama oldukça vahşi bir cürüm olmuş. Bu arada yedi yaşında bir kız aynı yaşta bir oğlanın boğazını sıktığını iddia ediyor. Boynunda morartılar var. Oğlan ben yapmadım diyor. Anneler ve taraflar suçlama ve savunmaya girişiyorlar. Çok mucuk görüntülerin ardında hastalıklı bir şiddet var, ama kim onlar? * Moonlight filmini izliyordum da, daha ilk sahneden dikkatimi çekti; Kavgaya, sataşmaya, itilip kakılmaya, küfüre ve kabalığa aynı şekilde cevap vermeyen biri EZİK midir? Ezikliğin kanunu ne zaman ve kim tarafından yazıldı? Bunun ingilizcede kavramsal karşılığı looser olarak biliyrum. Yani kaybeden! Peki neyi kaybediyorsun? Efelik taslamayı, lider sayılmayı filan mı acaba? Yaşayabilmek için mi gerekiyor yoksa? Belki sadece içe dönüklüktür. Duyarlılıktır belki? Pasiflik mi bu gözü korkutan şey? Yoksa sessizliğin ardındaki güç mü hissedilir de korkulur ondan? Filmi bitirdikten sonra: Tam da tahmin ettiğim gibi bir süreç gelişti, spoiller olmasın izlemeyenler…

Yeni Ahit ve Arrival
Kurgulardan Haberler / 10 Şubat 2017

Bu haftanın ilki Le Tout Nouveau Testament filmi Yeni Ahit olarak çevrilmiş. Eğlenceli, modern bir gerçeklik tanımı. Zevkle izledim Sen de insanların müziğini duyabiliyor musun? Onların her birinin titreştirdikleri melodiyi tanıyabiliyor musun? * Apple Tree Yard Season  Dizisinin iki bölümünü dün akşam izledim. Duygusal gerilim türü diyebileceğimiz kaliteli bir iş olmuş. Kadın duyguları, cinsiyet ayrımcılığını konu alıyor, gerçekten izlenesi bir kurgu. Oyuncular ve çekim çok iyi. dizinin devamını seyredebilecek miyim bilmiyorum çünkü gerilimin hiç bir türü üzerimde iyi etki bırakmıyor fakat merak da var! Bilirsiniz işte 🙂 * Oscar adaylarından şimdilik üçüncüyü izledim ve Arrival benim nezdimde de gerçekten oscar adayı. İki saatlik seyir süresince aklıma hep Contact filmi geldi, tabi onun daha gelişmiş bir modeli olması kaçınılmaz.. Ama bu işleri hep mavi gözlüler mi yapacak??? Hiç kıskanmıyorum iyi ki yapıyorlar tabi. Ne demek istediğimi biliyoruz 🙂 Kısaca Uzaylılarla teması bu kez sapir-whorf hipotezi, çok boyutluluk ve dolanıklık prensipleri çerçevesinde anlatmış yönetmen. Çok naturel, abartısız, savaşsız, korku yüklemeden güzelce tane tane anlatmış. Ayrıca filmin Ted Chiang’ın stories of your life and others kitabından uyarlandığını bilmiyordum. Neyse ki yakınlarda Türkçesi yayınlanmış az önce siparişini verdim. Filmi kitabı okuduktan sonra daha iyi yorumlamayı umuyorum. Şimdiden oscar yolunda şansı bol, bol olsun zaten. küçük bir not: Uzaylının verdiği…