Haftanın getirdiği film,dizi kitap
Kurgulardan Haberler / 10 Ağustos 2018

The Expanse’ın üçüncü sezonunu az önce bitirdim. böyle dolu dolu bilimkurgular çok ama çok nadir bulunuyor, belli ki senaryo ekibi felsefe ve kuantum açısından donanımlılar. Dördüncü sezonun çekileceği haberi de ayrıca mutlu etti. Müteşekkirim * Castle Rock Stephen King’in hikayelerinden uyarlandığı söylenen Castle Rock adlı kasabada yaşanan gizemli olayların dizisi olarak Digitürkte yeni başlamış. Dün üç bölümü arka arkaya verdiler. Ben Stephan King’in adını görünce biraz soğudumsa da (beğenmediğimden değil, usta yazardır kendisi) çünkü korku izleyemiyorum, yine de şöyle başına bir bakayım diye oturup üç bölümü de izledim. Sonunda midem ağrıdı (biraz gerilmişim demek ki) fakat tahmin ettiğim üzere kurgu gayet oturaklı, bir çok tanıdık oyuncu var. Devam edip etmeyeceğime dördüncü bölümde karar vereceğim 🙂 * HBO’nun 4 bölümlük kısa dizisi Olive Kitteridge, psikoloji öğrencilerine ya da uygulamacılarına ders olacak nitelikte. Oyunculuklar harikave konu sanki iddiasız bir kasaba ailesini anlatırmış gibi fakat izlerken neye iyi neye kötü diyeceğinizi şaşırdığınızı fark edebilirsiniz ki bence bu da dizinin gerçek hediyesi 🙂 * Türklerin Altın Çağı kitabında, İlber Hoca şöyle diyor: Uygar ülkelerde tarih, Bir lisansüstü eğitim konusudur; olgunluktan sonra başvurulan bir disiplindir. Benim de gerçek manada ergenlikten yetişkinliğe geçişim mistik yollarla değil Tarih ve sosyoloji sayesinde olmuştur; çünkü hem ülkesel hem dünyasal tekrarları…

Homeland ilk 12
Oyun/Film felsefeleri / 03 Ekim 2012

Plan, önce İsa öldürülerek başladı. Uyurgezer görünen uyanık bir kız (carry-taşıyan) tarafından uygulama dışı bırakıldı. Sistem içinde her daim casus olduğu için önce sistemin başına zamanı geldiğinde kızı sistemin dışında bırakacak bir budala getirildi. Kız sistem dışında kaldığından gerekli atağı yaptı ve planı sabote etti. Bedeli kıza delilik olarak patladı. Elektro şok yapıldı, olanlar unutturuldu. Fakat Soul (ruh) hala sistemin içinde. Ve o, kızı seviyor, çünkü onun öğrencisi. Kendini öğrencisinde görebildiği için onu seviyor. Bir fikri öldürmek için neden bir insan öldürmek gereksin diye soruldu. Planın bir bacağı (walker) oyun dışı kaldı.

Amerikalılar aileye neden taktı?
esinti , Oyun/Film felsefeleri / 08 Nisan 2012

Kan Bağı; aileden milliyete uzanan hazin bir öykü. Amerika’da neler oluyor? Neden sözleşmiş gibi en dolgun içerikli film ve dizi filmlerde bile müthiş bir aile propagandası var. Sadece herhangi bir örnek olarak geçen gün yayınlanan Demages’ın bir bölümünden bahsedeceğim. Multi zengin bir ailenin babası bir şükran günü kutlamasının ardından tüm faaliyet ve kazancının hile ve kandırma olduğunu ve artık bunu sürdüremeyeceği bir noktaya geldiğini ailesine açıklar. Yaptığı iş, hepimizin Saadet zinciri olarak bildiği piramit modelinin kusma noktasında açığa çıktığı sistemdir. Kısaca ne olduğunu hatırlatayım: Saadet zinciri, Doksanlı yıllarda ortaya çıkmış bir para kazanma sistemi olan piramit sistemin halk arasındaki ismidir. İngilizce ismi pyramid schemedir. Klasik çok katlı pazarlama (multi level marketing) sisteminin devşirilmiş bir modeli olarak da adlandırılabilir. Ağ pazarlama veya MLM’nin aksine ortada bir ürün veya hizmet bulunmamaktır. Tamamen para ile para kazanma metodu üzerine kurulmuştur. Herneyse, dizide nereden zengin olduklarını hiç bilmeyen tüm aile üyeleri, babanın bu açıklamasıyla şok olurlar. O güne kadar işlerle ilgisi olmayan evli, çoluk çocuklu ve çok dürüst olarak bilinnen OĞUL, bu itirafı duyar duymaz, şükran gününün ertesi sabah durumu savcılığa iletir. Böylece hile ortaya çıkar ve baba tutuklanır. Babanın bir kenara para saklamış olduğu üzerine oturtulan senaryo gereği, avukatlar aldatılan ve batan sade…

Heroes’un dengesi
YENİ DÜNYA / 16 Şubat 2009

Heroes’un dengesi Terminatör lehine bozuluyor mu? Açıkçası gidişattan pek memnun değilim, sanırım yeni senaryo ekibi tam uyum sağlayamadı, son bi kaç haftadır resmen kıvrandıklarını görüyorum. Bir yazar olarak bunun ne demek olduğunu az çok bilir gibiyim. Zaten eski dünya kurallarıyla yeni dünyayı anlatmak nasıl mümkün olabilir ki! Bu sezon başladığında dizinin dualite çukuruna yuvarlanmakta olduğunu hissetmiştim, neyse, hala bir yerlerden döneceklerini ümid ediyorum. Gelelim Terminatör’e… Yazarlar beni heyecanlandırmayı başardı, Heroes’da düşen grafik (bana göre tabi) Terminatör’de sistemli bir biçimde yükseliyor. Doğrusu yazım ekibinde neler olduğunu merak ediyorum, nasıl oldu da birdenbire böylesine geniş ve katmanlı bir bakış durumuna geçtiler?! Ve tabi Cameron’ı bi yere doğru götürüyorlar fakat benim ummaya bile çekindiğim yere varabilecekler mi? Hayal gücünü nereye kadar zorlayabileceklerinin sınırı insanı heyecanlandırıyor. Hayal dünyası da CC’deki birleşim noktası kavramını son derece destekler biçimde çalışıyor. Eğer çok uzağa bir yere fırlatır ve onu şimdi’nin gerçekliğine bağlayamazsanız, şimdiyi dönüştürme gücünü açığa çıkaramazsınız. Tabi yine de işe yaramaz değil, hayal edilen olmak zorundadır, onu zamanın ilerisine doğru fırlatılmış bir tohum gibi görürüm. Fakat Yeni Dünya’nın kapımızda olduğu bu kritik zamanda dönüştürücü türünden hayallere  daha fazla ihticamız olabilir. Son zamanlarda gerek Amerika’da gerekse uzak doğuda (az sayıda izlemiş de olsam) yapılan film ve dizi filmler…

Uzun Yoldan geldim.
Blog / 21 Ocak 2009

İnsanları öyle seviyorum ki… Biliyorum bunu söylemek çok iddialı geliyor kulağa fakat bunu çoğu kez hissediyorum. Kendimi de severim ben herşeye rağmen, hep sevmişimdir, hayal kırıklığına uğrattığım, hatta kızıp sinirlendiğim zamanlar bile sevmişimdir. Kendime karşı amansız bir öğretmen yanım olmuştur ve çoğu kez hem öğrenci hem öğretmen yanımla, bi nevi bu iki kişi ile çok kalabalık hissettim kendimi. Başka insanların da böyle olup olmadığını merak ettim. Bazen onları ayrıştırmaya, tanımlamaya kalkıştığım da olmuştur, hangisi öğretmen hangisi öğrenci diye; olmuyor, tam yakalamaya çalıştığımda birden yer değiştiriyorlar, onları yakalayamıyorum. Hafızam pek iyi değildir, kendi kişisel tarihime göz atabildiğim nadir sahnelerden çıkarsadığım kadarı ile, bu ayrışma on yaşlarından sonra olmuş gibi geliyor bana, önceleri çok keskin değildi ilişkileri, yıllar geçtikçe tartışır oldular, kırıcı bile oldular bazen. Sonra nasıl olduysa yeniden iyi geçinmeye başladılar, şimdilerde bazen iki kişi olduğumu unuttuğum oluyor günlerce, hatta aylarca! Dün bir arkadaşımla sohbet ederken, -konu nerden geliyordu hatırlamıyorum bile- birden kendi sesimi duydum, şöyle diyordum; “insan olmayı öğrendim ben!” İlginçti, yabancılaştırdı beni bir an; fakat çok doğruydu, öylesine ağızdan kaçmış sözlerin çoğu gibi doğruydu. Bu nasıl olabilir, hala anlamakta zorlanıyorum, neden herkes gibi 0-6 yaş arasında öğrenememiştim de bunun için onlarca sene geçmesi gerekti! Neden?! Çok mu geriydim, çok…

Hayat Sayacı-dizi film hikayesi
Öyküler / 03 Kasım 2008

Hayat Sayacı   Ana Karakterler:   Nedret: 40 yaşlarında, şişmanca, uzun siyah saçlı, hiç evlenmemiş bir kadın;                         Babası deniz subayı, vefat etmiş. Annesi Heybeliada’da yaşıyor. Kendisi onbeş sene kadar hosteslik, kabin amirliği yapmış daha sonra sinirsel yapısının hassaslığı nedeniyle istifaya zorlanmış. O zamandan beri çalışmıyor ve babasından aldığı aylıkla geçiniyor. Oturduğu apartman dairesi onbeşyıldır kendisine ait, babası tarafından alınıp kendi üzerine yapılmış küçük bir daire. Babasının ölümünden sonra bir süre annesiyle birlikte bu evde oturmuşlar, ancak aralarında süren anlaşmazlık devam edince annesi kendi annesinden miras kalmış olan Heybeliada’daki eve taşınmış.                         Nedret, özellikle işten ayrıldıktan sonra kendisini tamamiyle okumaya vermiş, metafizik ve mistik derneklere üye olmuş ve son beş yıldır kendini ve evreni sorguluyor. Ancak, buralarda öğrendiği öğretiler kendisinde henüz  entellektüel bilgi düzeyinde bulunmakta, öğrendiklerini hayatına geçiremediği açıkça gözlenebilmektedir. Oysa kendisini tüm gerçeği kavramış, aydınlanmış bir insan olarak görür, olaylara ve kişilere üstten bakan; ama melekvari bir anlayışla yaklaşan kişi rolüne soyunmuştur. (Tavır; “Ahh bir bilseniz gerçeği” der gibi olmalıdır)                         Son bir kaç yıldır tarot falı bakmaya başlamıştır. Bu konuda doğaüstü bir yeteneğe sahip olduğunu; belki de söz konusu metafizik eğitimlerin kendisinde böyle bir yeteneğe yol açtığını sanmaktadır. (Bu konuda ünü oldukça yaygınlaştığından, çok gelen gideni olur, para…