Yoklar ülkesine yolcu

Dikkatiniz sizsiniz, siz de sevgisiniz. Bunun lami cimi yok. sa Dikkatinle o şeye- her neyse- kendini katıyorsun. Anneler-babalar çocuklarına, öğretmenler öğrencilerine, müdür elemanına, ısrarla şöyle der “dikkatini ver şu şeye!” Bunun enerjisel alandaki anlamı şudur sanırım: Kendini ver -çünkü sen sevgisin- eğer iyice verirsen bu şey zamanda kalıcı olmaya, GERÇEK OLMAYA DEVAM EDEBİLECEK, aksi takdirde yoklar ülkesine yolcu 🙂 Bu konu en iyi Bir Kadını Öldürmek kitabında incelenmişti. Bilmiyorum buna ekleyebilecek bi şeyler bulabilecek miyim? ** Bu gece son zamanlarda özlediim fantastik rüyalara gittim, çok sevinçli kalktım. Örneğin birinde çok hızlı gelen bi otobüsün içinden geçiyorduk, sadece hafif bi rüzgar hissediliyordu o kadar. Defalarca denememe izin verdiler, süperdi  🙂 Diğer birini çok denedik anlayamadım, tanımlayamadığım bi canlının tanımlayamadığım bi hareketi ya da düşkünlüğü ile ilgiliydi. Düşkünlük diyorum çünkü hep aynı tarz bişey yapıyordu ve bunu araştırırken mi yoksa yanlışıkla mı bulmuş olan bi ekip vardı, onlar da  anlamakta aciz kalmışlardı. Ekibin başı  Da Vinci’yi (dizideki) andırıyordu sanki. Bir başka rüyada ise bi ev kiralamak için gidiyordum, eski ve güzel bir bina,sahibi giriş katında açık mutfakta neşeyle bişeyler yapan orta yaşın üstü gibi konuşkan bi adam. Ben onun da mı binada oturduğunu öğrenmek istiyorum ama yarım yamalak bi cvp veriyor. Nihayet…

Acımak: Sevgi noksanlığı
esinti / 14 Şubat 2012

Acımaya gerek mi vardı, Kimseyi fakir yapmasak; Ve Merhamet de gereksizdi, Herkes bizceleyin mutluyken; William Blake ** Bir yerinden bişey koparsa acır; çünkü sen sevginin ta kendisisin. Sevginin kaybı acı verir. ** Dikkatinize dikkat edin frekanslar. Bunu ikibin yılından beri yazarım. Belki tuzağa düşmemek için kendime hatırlatmalar yapıyorum; çünkü dünya ortamında kendimizi tuzağa düşürecek öyle şahane senaryolar var  ki! Üçünden beşinden sıyırsanız altıncının tuzağına kolayca düşebilirsiniz. Şimdi ve burada yaşamanın ne demek olduğunun otuz yıldır lafı edildiği halde ne demek olduğunun anlaşılamaması bile bir yönümüzün buna şiddetle karşı çıktığının göstergesi. İnsanlar basit şey istemiyorlar, karışık ve karmaşık şeyler içinde kaybolup gitmek onlara DEĞİŞMEMEK için büyük bi garanti sunuyor. Aman dönüşülemesin de ne olursa olsun! Gerçekten insan frekanslarım durumu abartmadım. Gelin bu döngülerden çıkalım, korkacak bi şey yok bunda.(Tıklayınız) **

Bu yıl gerçekten başkaymış!
esinti / 02 Şubat 2012

Modası geçmiş yöntemleri, kullana kullana eskimiş, her bi tarafına cinsellik/güç arzusu/korku sinmiş kelimeleri kaldırıp bi yardan aşağı atma eğilimindeyim. Yeni kelimeler, yeni söylemler ve yöntemler bulabilecek kadar aklımız, yaratıcılığımız, isteğimiz yok mu bizim? Şu alışkanlık denen yapışkan bulaşıklığı, hele gerçekten istediğimiz bi şeyleri yapma iki fiili arasında yaşanan boşluklara hemen zihinsel konuşmaların hiç izin almadan, arsızca sızıverebilmesini şiddetle kınıyorum 🙂 Her biri önüme geldiğinde çok kes-k-in kovalıyorum, hiç tahammülüm kalmadı yaw! Eski sabırlı sibelden eser yok ortada! Gerçi kendimi tanımlamaya ya da tanımlatmaya da şiddetli bi tepki geliyor içimden dışarı doğru. Gerçekten bu yıl başkaymış ** Çok şiddetli bi basınç algıladık. Saate bakmadım ancak 12 civarlarıydı sanırım, epeyce sürdü, yeni yeni gevşeme belirtileri var. Diyelim ki ilk baskı 10 üzerinden 8 ise şu an 5’e indi gibi. Adeta bişey bizi ezdi geçti! Hala hayattayız benim bildiğim bu, şapşaneyiz. (bendenizin rasathanesinden yayın-BRY) Bunu algılayanlar muhtemelen şu sıralar kendileri ile ilgili en önemli sorunu duyumsadılar onu düşündüler ve bu basıncın o sorundan kaynaklandığını sandılar. Aman deyim bi karar almayın basınç geçene kadar. Gerçekten de kişisel olmaktan uzak bişeydi! ** Genelde de bu tür yayın yapmam (bugün neden yaptım bilinmez), dikkatimi ona vermek istemem. Malum dikkatinizi yönelttiğiniz ŞEY kendisini çağırdığınız sanısına kapılır, davete…

Aşka dikkat verdik
esinti / 09 Ağustos 2011

Uyumlu frekanslardan aşk değil arkadaşlık hatta ömürlük dostluklar, yoldaşlıklar çıkar.  AŞK ise büyüteçtir! Hem de güneşin altına konulmuşundan! ** Aşk, iki farklı hattın rayının makasa girdiği andır! Bu sebeple geçicidir ancak istikamet değişikliği için mecburidir. ** Doğal makas değişimi yedi yılda bir olur. Altın makas! ** Dikkatini verdiğin şeye akıyorsun, yani SEN akıyor! Hatta bir süre için kayboluyorsun. Ne zamana kadar? Dikkatini başka bi şey talep ettiğinde değil mi? O zaman dikkat nedir? Şüphesiz ki dikkatin SENsin! Dikkat avcılarına dikkat!!! Onlar profesyonel avcılardır. ** Oysa karnı acıktığı için ormanda bi kuş avlamaya, ya da balık tutmaya çalışan amatör masumdur, çünkü o AŞKa davetiyedir. ** Öncelikle sevginin bir duygu olmadığı konusunda anlaşmamız gerekiyor. Çünkü “duygular” bir düşüncenin ürünüdürler, oysa sevgi/AŞK bir düşünce edimi değildir. Varlığımızın yansımasıdır bir anlamda, eğer onu dışarı yansıtırsanız, dikkatiniz bişeye yönelmiş demektir, ya da aynı şekilde içinize de yöneltebilirsiniz onu.(Bakınız) ** AŞK, bi haldir, makastaki halimiz. Bu sanrılık bi haldir! İşte eski zaman şamanları kendi istekleri ile makasa girer, istekleri ile çıkabilirlerdi. Bu işlemi sorunlara şifa getirmek için yaparlardı. Onlar yedi yıllık doğal sürece tabi değiller. ** İnsan, faaliyetinin bütün çizgilerinde ‘entervallerin’ zamanını tanımayı ve ‘ilave şokları’ yaratmayı, diğer bir ifade ile kozmik kuvvetlerin gerekli anlarda, ‘ilave…

Oyunun mükemmel maddesi…
Felsefe ve Kuantum / 31 Mart 2010

Oyunun mükemmel maddesi ve manası, insanın bilerek ya da bilmeyerek  ilgisiyle şekil alır ve sonsuzca sürebilir. Şimdi hemen bunu unutalım. Çünkü Yeryüzü yani dişi cinsi, deşifre edilmekten nefret eder. Ve onun gazabına uğramak istemeyiz. Bilecek ancak bilmediğinize kendinizi ikna edeceksiniz. Görecek, görmemiş gibi yapacaksınız. İsterken istemiyor gibi olacaksınız. Kendin olmadan kendin olmayı başarmalısınız. Yani İKİ arada BİR derede kalınız. (BKÖ’den alıntı)

Dikkat Enerjisi=Sevgi
Felsefe ve Kuantum / 13 Mart 2009

Sevgiyi bir kelime olarak almak, onu kavramsallaştırmak sanırım biz insanlar için oldukça talihsiz bir edim oldu. Oysa son derece basit refleksin sonucudur o, en yalın haliyle dikkatiniz “sevgi diye isimlendirilen” işlevdir. Örneğin bir objeye yönelttiğiniz dikkatiniz, kızgınlık veya nefret duygusu ile desteklenmiş olsa bile bu sevgidir. Tuhaf geliyor kulağa değil mi? Öncelikle sevginin bir duygu olmadığı konusunda anlaşmamız gerekiyor. Çünkü “duygular” bir düşüncenin ürünüdürler, oysa sevgi bir düşünce edimi değildir. Varlığımızın yansımasıdır bir anlamda, eğer onu dışarı yansıtırsanız, dikkatiniz bişeye yönelmiş demektir, ya da aynı şekilde içinize de yöneltebilirsiniz onu. Bu konuya BKÖ’de oldukça büyük yer verilmişti: Yeniden çok önemli bir konuya geri dönmek istiyorum; ilgi enerjisi… Buna belki yoğunlaşmış dikkat de diyebiliriz. İnsan için hayati öneme haiz olan dikkat , enerji alışverişinin bildiğim en belirgin şeklidir. İnsan dikkat gösterdiği her şeye görünmeyen ama çok güçlü halatlarla bağlanır. Bu bazen onu düştüğü denizden kurtarır, bazen de köleliğinin garantisi olur. Her iki şekilde kullanımı da mümkündür  ve insan hayatında her iki yolu da defalarca yaşar. İnsanın algısının bulunduğu yer onun yerleşik olduğu konumdur demiştik. Ve her bir konumdayken belli bir enerji seviyesinde olur. İnsanın herhangi bir andaki enerji kesiti alınsa belli miktarda enerji stoku olduğu görülebilir. Bu tıpkı banka hesabınızdaki para…

Dikkat Dereceleri
Carlos Castaneda / 26 Aralık 2008

Görücülere göre üç tip dikkat vardır.Tüm hisseden varlıklar için değil, sadece insanlar içindir bu sınıflama. Aslında bunlar dikkat dereceleridir. Her biri kendi içinde bütün, bağımsız alanlardır. İlk dikkat, sıradan bir insan olarak her şeyimizdir. Görücülerin gördüklerine göre, ilk dikkat farkındalık parıltısının çok yüksek bir parlaklığa ulaşmış halidir. Ama bu kozanın üstüne sabitlenmiş bir parıltıdır denebilir. Bu bilineni örten parıltıdır. İkinci dikkat, farkındalık parıltısının daha karışık ve uzmanlık gerektiren bir durumudur. Bilinmeyenle ilgilidir. İnsanın kozası içindeki kullanılmayan yayılımlar değerlendirilirse oluşur. Uzmanlık ister çünkü, kullanılmayan yayılımları değerlendirmek için bir insanın alışılmadık, ayrıntılı taktikleri üstün bir düzence ve yoğunlaşmayla uygulamasını gerektirir. İnsanın rüya görürken, rüya gördüğünün ayırtına varacak yoğunluğa ulaşması ikinci dikkatin önkoşuludur. Bu, günlük hayattaki bilinçlilikten farklı bir bilinç halidir. Sol yan farkındalığı da denilen ikinci dikkat, insanın imgeleyebileceği en geniş alandır. Bu anlamda sınırsız sayılabilir. Büyük zorluk, ikinci dikkate girişin çok kolay, cazibesinin de neredeyse karşı konulmaz olmasıdır. DJ, eski görücülerin, uzmanlıklarını kendi farkındalık parıltılarına uygulayıp onu akılalmaz boyutlarda genişlettiğini söyler. Esasında, kozaları içindeki yayılımların her seferde tek bandını aydınlatmayı amaçlamışlar. Başarmışlar da, fakat gariptir her seferinde bir bant aydınlatma başarıları ikinci dikkatin batağına hapsolmalarına neden olmuş. “Yeni görücüler bu hatayı düzelttiler. Farkındalık ustalığının doğal sonuna ulaşmasını, yani tek bir vuruşta…