Kendinizi ikna edin
esinti , YENİ DÜNYA / 13 Haziran 2013

Parayı her türlü eylemin başarı ölçüsü sayan bir maneviyat ile, derinliğin, anlayışın ve merhametin olduğu bir maddiyat arasında birinden birini seçmek zorunda değiliz, karşıtımızı içerebiliriz ki bunu reddeden sadece zihnimiz, biz zaten bütünüz. * Padişahı kendi iradesiyle üzerinden silkelemeyen, kanunla cumhuriyet şapkası giyen varlığımız, şimdi hangi yana uzayacağını bilemiyor, güneşe bakıyor ki bilsin gölgesi ne yöne düşmüş!. * Toplumun sivil toplum örgütlerinden, medyadan mahrum bırakılması büyük sorun çünkü insanlar kendilerini ifade mercilerini kaybetmiş oluyorlar ve diyemedikleri duygu ve düşünceler içlerini şişiriyor. Bu şişkinlik sık sık kaynama noktasına getirir artık insanları. Bence yönetimin psikolojik sosyolojik danışmanları -herhalde vardır- bu aksaklığı bir an önce gidermeliler. Yoksa “hesap sorarım” cümlesi ve ses tonu ile sindirilen kurumlar bu yönetime kar değil ciddi zarar getirecektir. Bunu zaten herkes görüyordur çok önemli bi buluş yapmadım sadece hatırlanması ve hatırlatılması lazım diyıe düşünüyorum o kadar. * Referandum kararı bence makul bir çözüm, en azından başlangıç olarak. Hele ki referandum İstanbul çapında değil Taksim merkezli de olabilir diye açık çek verildiyse (ki öyle ifade edildi) bana adil bir öneri olarak görünüyor. Zaten şu an yürütmeyi durdurma kararı var, bu kesinleştiği takdirde zaten başka bi şeye gerek kalmaz. Tabii bu çözüm, polisin aşırı ve orantısız güç kullanımından dolayı açılacak…

Sözüm sizleredir düzen sevenler.
Anadolu-Sümerler-şaman / 29 Ocak 2011

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz(Yunus) Sözüm sizleredir düzen sevenler. Hem düzeni dirliği kim sevmez ki! Velakin her güzelliğin bir de gölgesi vardır, bilen bilir. Bir örnek üzerinden gidelim. Dünyada eşi görülmemiş bir seçim barajımız var: %10. Kim ki yönetime gelir, ona hatırlatırız; “Bak bu oran hakça değildir, demokrasi anlayışına uymaz. Olsa olsa diktatörlerin yönettiği göstermelik demokrailerde olabilir. Şimdi sana diktatör olmadığını, başkalarının haklarını yiyerek koltuklara yapışmak istemediğini göstermek için bir şans verildi. Lütfen hem kendin, hem partin, hem de ulusunun demokrasiye layık olduğunu onaylamak için ilk iş olarak barajı en azından uygar ülkeler de uygulanan seviyeye düşür.” Ve “alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” diye de ekleriz. Peki bunu yapan oldu mu şu ana kadar? Hayır. Her gelen değiştirmediği barajın suları altında kalıp gitti. Değiştirmeme sebeplerini ise “düzeni ve istikrarı sağlamak için gerekli” diyerek açıkladılar. Vicdanlarına sığmayan bu yalan onları zaman içinde içte içten kemirdi.  Kof bi kabuk gibi çöküverdiler. İstikrarı kim sevmez ki? Düzen ve istikrar;  sevgisizlik, saygısızlık ve hak yeme uğruna kazanılabilir miydi? Binlerce yıldır bir çok devletimiz oldu, bu işleri iyi bilirsiniz aslında. Bu topraklardan bir çok güce tapan geçti. Dahası da geçer. Sevgiden, saygıdan, kardeşçe hakça paylaşmaktan yanayız, dostluğa, yeniye,…

Karar Mekanizması
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 20 Aralık 2009

Topluluklarda yönetim şeklinin ve buna bağlı olarak karar mekanizmasının nasıl olacağı insan var olalı beri tartışılıyor, yeni yöntemler deneniyor. Şimdiye kadar yapılmış tüm önerileri bildiğimi iddia etmeksizin, kendi yaşam deneyimimden çıkarsadığım ve “şimdilik” bana makul gelen durumu anlatmaya çalışacağım. Demokratik yöntem nedir: Genel kabul gören tanımı aşağı yukarı şöyle: “Demokrasi halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimi. Genel olarak, temsil, çoğunluğun yönetimi, partiler arası karşıtlık ve yarışma, alternatif hükümet şansı, kontrol, azınlık haklarına saygı gibi temel kavram ve düşüncelerle belirlenen politik sistem.” Basitçe söylemek gerekirse, bir yönetim biçimi olarak demokrasi olsun ya da olmasın zaten çoğunluk yönetir! Sebebi tamamen fizik kanunudur diyebiliriz. Bildiğimiz “dünya” görüntüsünden tutun da her neviden “gerçeklik” çoğunluk sayesinde mevcut olabilmektedir. Bildiğimiz her şeyi, çoğunluğun seviyesi belirler. Bunu “ortalamaya çekilme kanunu” ile gayet sade bir biçimde kanıtlamak mümkün. Topluluğun genel algı seviyesi, aşağı ve yukarı pikleri ortaya doğru emer, böylece bildiğimiz dünya görünür olur. Bu öylesine vahşi bir dengelemedir ki, çok özel yöntemler olmadığı takdirde aynen bir kara delik gibi iş görür. Ortalamadan kurtulmanın yolu insan tarihinin başladığı dönemden beri hemen hep birbirine benzer “güç” göstergeleri ile aşılmaya çalışıldı. Önceleri fiziki güç iş başındaydı, sonraları onun yerini para ve son zamanlarda bilgi (enformasyon)…

Zar Adam fenomeni

Son zamanların best seller kitabı Zar Adam’dan bahsedildiğini duymuşsunuzdur. Kitabın yazarı  Luke Rhinehart bir psikiyatr olarak gerçekten samimi itiraflar yapıyor kitabında. Örneğin “niye başarılı olamiyoruz?” diye cesur bir soru yöneltiyor hem meslektaşlarına hem de biz okurlarına. Bu  önemli bir sorudur. Cevabı da bence oldukça açık, yeter ki bunu duymaya hazır olalım. Psikoloji, doğrudan ya da dolaylı olarak insan davranışlarını bilimsel yöntem ve tekniklerle inceleyen bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer bilim dallarında olduğu gibi genelleştirmeler üzerinden hareket etme zor(un)luğu içerisindedir. Oysa insan, Jung’un tanımıyla psişe, bizim bilinçle hakim olduğumuz kısmından kat be kat büyüklükte karmaşık bir yapıdır üstelik her kişide apayrı çalışan bir sistematiğe sahip. Böyle olunca, genelleştirmeyle elde edilmiş “yöntemler” fayda etmemektedir. Yazar ve psikiyatr Luke, bu durumun ümitsizliğini hem hastaların gözleminden hem de bizatihi kendini gözlemleyerek anlamıştır. Bir insan bir çok “ben”den oluşan bir yapıdır. Bu tespit Jung, Gurdjieff gibi ustalar tarafından zaten çoktan yapılmıştı. O halde birçok “ben”den oluşan insan tek kişiymiş gibi davranmayı, stabil bir görüntü çizmeyi nasıl başarıyor? Hepimizin bildiği gibi, bu benlerden bi tanesine patronluk yapma yetkisi veriyor, diğerlerini ise bastırıyor, hatta birçoğu ile tanışmaya bile kalkışmıyor hayatı boyunca. Bastırılan diğer benler ise kişide muhtelf ölçülerde nevrozlara sebep olur. Bu durum hemen dünyadaki tüm insanlar için…