Çocuklar mülk haline ne zaman getirildi?
esinti / 15 Ekim 2012

Tarihte çocuklar bir mülk haline ne zaman getirildi? Diamon Eros Avcılık hayatından, yerleşik tarıma geçildiğinde… Sibel Atasoy Yani Sümerler mi yaptı bu işi? Diamon Eros Spesifik olarak kimin yaptığını doğrulayamam ancak avcılıkta her şey ortaktı beraber avlanılır beraber yenilir ve çocuklar herkesçe büyütülürdü. Yerleşik tarıma geçildiğinde ise önce topraklar bölünmeye başladı ve sınırlar çizildi. burası benim dendi. Sonra evlilik müessesesi geliştirildi bu kadın da benim dendi ve çocuklar, onlar da sahiplenildi .her şey bütünsellikten bencilliğe geçişle başladı… Diamon Eros Sınır belirlemekte de malesef hayvanlar model alındı zira hayvanlar da kendi hakimiyet alanlarını belirlerler ve gidip kendi sınırlarını ilan ettikleri bölgede idrarlarını bırakarak başka hayvanlara buranın sahibi var mesajını gönderirler… Sibel Atasoy Peki bu durum nasıl bir ihtiyaçtan gelişmiş olabilir? Durduk yerde mi oldu sizce Diamon Eros Onu da siz söyleyin sanırım bir sözünüz var bu konuda… 🙂 Sibel Atasoy Her şey neticede doğal olarak(mecburi) bi evrim mekanizmasına bağlı, o halde avcı insan, evrilmek için hayvan atasından örnek mi aldı? Bu iş sanki mehter marşı gibi göründü gözüme, bi adım geri iki adım ileri 🙂 Sibel Atasoy Cevabını bildiğim sorular sormam, gerçekten sormam. Belki soruyu sorduğum an bana da gelen fikirler olur ama sadece fikirlerdir Diamon Eros hayır, bu aşama sadece…

Evlilik Kurumu
esinti / 20 Mayıs 2012

Yeni enerjide, ilişkilere bakış açısı değişecektir. Siz bir başkasını, evlilik kurumuyla bağlamak ihtiyacını hissetmeyeceksiniz. Birbirinizle, eski kontratlar olmadan, mutlu bir şekilde yaşayabileceksiniz. Ya da, mutlu bir şekilde kendi başınıza yaşamayı seçebilirsiniz. Bütün olmak için başka bir kişiye gereksinim duymayacaksınız. Ayrıca mutlu bir şekilde gruplar halinde birlikte yaşayıp da bireyselliğini kaybetmeyecek kişiler de olacaktır.(T) Ne dersiniz??? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ne güzel olur derim 🙂 YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Cinsellik ve üreme fonksiyonları ne olacak acaba? kaldırıldımı? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Tamamen böyle düşünüyorum. Eski den yeniye geçmek, önceki kural,kanun, sözleşmeleri kötü oldukları için değil artık mevcut işlevlerine gerek kalmadığı için fesh edebilme dirayeti gösterelim. Turan Erdal Toplumsal hayatın evlilik kuralları üzerine kurulduğu kanısındayım. Belki de ilk sahiplenme evlilikle olmustur ve ondan sonra gelen kıskançlık ve koruma dürtüsü…. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”Cinsellik ve üreme fonksiyonları ne olacak acaba? kaldırıldımı?” derken bunu evlilik kurumuyla bağıntısı açısından mı, yoksa biyolijik değişim olup olmadığı açısından mı soruyorsun? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Evlilik kurumuyla bağlantısı açısından tabii.. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Eril ve dişi birbirini tamamlamaya devam edecek . Dualiteyi aşmanın tek çaresi bu . Birliği yakalamak için birbirini yine takip edecek . Bana göre yapılması gereken sağlam bir bilinçaltı temziliğidir . Dengeye gelmiş temiz, sevgi odaklı biribririni tamamlama arzulu…

Sevinçli reborn’umuza devam
esinti , YENİ DÜNYA / 26 Aralık 2011

Yazının öncesi için tıklayınız Ayyy çok ciddisiniiizzziz :((( Ay ben uyuyum bari… Az oynamak isteyen olursa beni nazikçe uyandırsın. ** Allah kimseyi mükemmelliyetçi bi anneye düşürmesin, hele bi de tek mükemmeli kendisinin bildiğinden emin olanlardan muhafaza etsin. Benim nasıl bi bileşim olduğumu hiç merak etmeyen, benden bi an bile çekinmeyen annişlerimrica ediyorum benden uzak durun. Tıkış tepiş zihninize dolmuş doğruları bana dayatmak için, beni bi hiçmişim gibi yoğurmak isteyenleriniz benden uzak durun. Beni korkutuyorsunuz. Huzursuz ediyorsunuz ** Annişler, beni sevdiğinizi sanıyorsunuz ama neden bunu hiç hissedemiyorum? Beni korumanıza ihtiyacım var, öldürmenize değil. Saygı duyulmaya, misafir gibi ağırlanmaya ihtiyacım var, oysa sen sana kul olarak geldiğimi sanıyo gibisiniz. Böyle düşünmediğini biliyorum ama davranışlarınız bunu hissettiriyor bana. Sevgili annişlerim, her ağladığımda acıktım ya da altımı kirlettim sanıyorsunuz. Ben sadece üst ve alt deliklerden ibaret değilim. Beni keşfetmenize, onurlandırmanıza ihtiyacım var. Hele hele birbirinden sıkılıp ne yapacağını bilemeyen bi anniş-babişin evliliğini korumak için hiç gelmedim bu dünyaya. Ne için geldiğimi de bilmiyorum aslında. Şaşkınım, gerçekten şaşkınım. ** Sevgili annişler, babişler, üzerime bi ısı vurdu, gözlerimi açamayacak kadar parlak bi ışık da cabası ama bu bana hoşnutluk verdi, sanki sırf bunu hissetmek için burdayım zaten.  Bi sürü titreşim ve ısı farklarıyla çevriliyim. Bazıları çok…

Günaydınnn istanbulll
esinti , Puma öyküleri / 19 Aralık 2011

Günaydınnn frekanslarrrr, kimse inanmazz (beni önceden tanıyanlar, ben gibi örneğin!) uyanalı bi saati geçti. İkinci kahvemmi içiyorumm, çevremdeki araba selini seyrediyorum, bu yağmurlu pazartesi sabahında herkes işe yetişmeye çalışıyor. Gerçekten sıkı bi trafiik var, benden söylemesi (malum köprüden önce son çıkışım)… Hayat güzel, ilginç, her an daha ilginçleşiyor. Hepinize en saf ve çocukça sevgilerimi sunuyorum Okul konuşmaları nasıldı diye soranlara… Süperdi. En azından benim açımdan öyleydi. O meraklı gözlerdeki bakışlara susamışım. Öyle ki ardından hemen yağmaya başladım! Masallarımdan birini de onlara armağan ettim, görmek isterseniz: http://www.50yilsuheylaartam.k12.tr/node/177 Bu arada benim gibi bi çılgını (elini kolunu ağzını, özellikle de hislerini) bağlamadan bu çocuklara hem de iki hafta üst üste ikişer saat yaklaştıran bi okul (öğretmen ve yöneticileri,binası, yeri her bişeyi ile) olması bana oldukça dikkat çekici geldi. Özel bişeyler oluyo galiba 🙂 ** Bi gün sürüden ayrılan bi koyun, kendi kendine konuşarak geziniyormuş -Sürüden ayrılanı kurt kapar derlerdi aslı var mı acaba? ordan geçen bi kaplumbağa sormuş: “peki sen hala koyun musun?” Tam o sıra bi puma çığlığı duyulmuş. Kaplumbağa demiş ki “ben tercüme edeyim, sen hemen sürüne dön! diyor” **

Kendine Yeterli nedir?
esinti / 18 Aralık 2011

‎”kendine yeterli”, birey bilinci için mutlaka gerekli bir durum; yalnız kaldığında kendine bakabilen, fiziki,duygusal,ekonomil ve mental yeterliliği olan, kendi eril ve dişil yönlerinin farkına varmış kişi. Kişi böyle olduysa cinselliğe, aşka ya da başka türlü tanımlayacağı bi ilişkiye ihtiyacı yok anlamına mı gelir? ** Taraf ve taraftarlık kavramlarının hayati farkına dikkat çekerim. Taraftar olmamayı dilerseniz hem gözlemci hem yaşayan olursunuz, evriminizi sürdürebilirsiniz. Taraf olmamayı dilerseniiz derhal bu hayattan düşersiniz! nereye keybolup emileceğinizi de kimse bilemez Konu gerçekten hayatidir. Aman ne dilediğimize dikkat edelim 🙂 (tıklayınız) Tabi Denetimli delilik yapılabilir ama dikkat etmek lazım, bu çok incelikli bi sanattır, en benim diyeni bile yutar. Bunlardan biri beni 3 yıl yuttu! O sebeple AN’da taraf olmak en güvenilir en hayırlı ve tam bir savaşçı tutumudur. Ben haddim olmayarak bunu öneririm. O halde neden şöyle genelleştirmiyoruz, bi şey başımıza gelmeden önce o konuda ne yapacağımıza, ne karar alacağımıza ne taraf olacağımıza hazırlık yapmayıp, o şeyin olduğu AN’da kendimize o an uygun gelen seçimi yapabilir, biran için taraf oluruz; ancak bu sonraki an’ı yine bağlamaz. Böyle yaşayabilmek muazzam erk ister ** Çok sayıda insan yutarak ilerlemiş bir bilgiyi yutan insan ZORu başarmış olur. Yani OYUN içinde çok sayıda  oyuncunun yutulduğu (en çok inanılan) BİLGİ…

Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?
YENİ DÜNYA / 08 Kasım 2010

Ana sınıfında ders esnasında arkalarda oturan minik bi kız kendini çizmekte olduğu resmine kaptırmış, sınıfla ilgisi kesik görünüyormuş doğal olarak. Öğretmen yanına yaklaşıp sormuş “ne çiziyorsun Jane?” kız başını kaldırmadan “Tanrının resmini” demiş. Öğretmen sesini iyice tatlılaştırarak “ama jane, onu kimse görmedi ki şimdiye kadar” demiş. Kız yine istifini bozmadan “iki dakikaya kadar görecekler” demiş :))) http://www.ted.com/talks/lang/tur/ken_robinson_says_schools_kill_creativity.html Eski bi konferans, ilk dinlediğimde de çok sevmiştim. Yine paylaşacağım. Belki haftada bir paylaşırım bunu :)”Eğer bir erkek konuşursa ve onu hiç bir kadın duymazsa, o hala haksız olabilir mi?” :))) Neyse konu bu değil elbette ama profeserün tatlı dili arasına sıkışmış küçük bir şaka. Yakınlarda izlediğim aşağıdaki TED konferansını da çok beğendim, videoyu izlemek hem kendiniz hem de çocuklarınız açısından yararlı olabilir. Yapılan bir araştırmada bir çocuğun 21 yaşına kadar toplam 10000 saat internet oyunu oynadığını ortaya çıkarmış, aynı çocuğun bu sürede okullarda aldığı ders miktarı da aynı yani onbin saat! Teenage çocuğu olan tüm arkadaşlarım çocuklarının dersle ve okulla ilişkileri olmamasından şikayet ediyor. Ben de onlara dünya değişti fakat eğitim sistemi aynı oranda değişemedi, onları haklı buluyorum, merak etmeyin çocuğunuzda hiç bi sorun yoktur muhtemelen diyorum. Bu video sizlere ne düşündürüp hissettirecek, lütfen hiç çekinmeden yorumlarınızı yapın. Müthiş bir adımın-kararın eşiğinde…