Call me by your name ve Get Out
Kurgulardan Haberler / 24 Mart 2018

Bu yıl oscarlarda en iyi filme adaylardan biri “Beni adınla çağır.” Konusu itibariyle, muhafazakarlaşan ülkemizde gösterimi planlanmamış fakat bu adaylık olunca gösterime girmiş deniyor. Mısır doğumlu edebiyat tarihi profesörü André Aciman’ın romanından uyarlanan filmin senaryosu usta sinemacı James Ivory’ye ait. Ivory, “Günden Kalanlar” ve “Howards End” başta olmak üzere çok sayıda klasikleşmiş filmin, şimdi 89 yaşındaki yönetmeni. Yaşı ilerlediği için, özellikle de yapımcısı ve hayat arkadaşı Ismael Merchant’ı da kaybettikten sonra çok nadir film yapar oldu. Elio ve Oliver’ın öyküsü bu film. Sene 1983. Elio, entelektüel bir ailenin 17 yaşındaki oğlu. Yazlarını geçirdikleri taşra evine, her sene olduğu gibi sanat tarihi profesörü babasına hem asistanlık etmek hem de kendi tezinde yardım almak için Amerika’dan bir üniversite öğrencisi geliyor. Bu sene seçilen Oliver’ın yaşıysa 24. Elio, tam kanı kaynayan bir dönemde ve cinsel olarak son derece aç. Akranı bir genç kız olan Marzia ile flört halindeler. Fakat Elio’nun gözünün sürekli Oliver’da olduğunu fark etmekte gecikmiyoruz. Filmin son sahnesinde jenerik akmaya başladığında film henüz bitmiyor, yönetmen bizi çok duygusal bir atmosfere adeta hapsediyor. * Get Out 90.cı Oscarlarda En İyi Özgün Senaryo ödülünü kucaklayan filmdir kendisi. Korku dalında diye prezante edildiği için ya hiç izlemeyecektim ya da en sona bırakıp merakıma yenilmeyi…

İnterstellar Bilimi

Hareket, uzay-zaman deneyimimizi etkiler. Hiç kımıldama demenin en iyi yolu, elinden gelen en fazla deneyimini yaşa demekten geçer. Etrafta dolaşıp bir şeylerle uğraşırken daha az zamana maruz kalırız. Hani çok yoğun olduğumuzda “zaman hızlı geçti” deriz ya işte bunun bilimdeki ifadesi yukarıdaki cümle olsa gerek ve evet doğru hissediyormuşuz, aferin bize 🙂 Başka bir deyişle daha hızlı uzay araçları ürettiğimizde geleceğe seyahat etmiş oluruz ve işler biraz karmaşıklaşabilir. Ama uzay-zaman bükülmesi, yıldızlararası yolculuğu anlık hale getirecek kısa yollar sağlayabilir. Solucan delikleri Bilimkurgunun dayandığı ana fikirdir ve gerçek bilime dayanır. Gökyüzüne bakıp da onun ne kadar sakin ve huzurlu yapıda olduğunu görüp bu konuda bir çok sanat ürünü vermişizdir insanlık ailesi olarak fakat bu tahmin edebileceğiniz gibi yanıltıcıdır. Gelişmiş teleskoplar uzaya çevrildiğinde orada büyük bir şiddet ve yıkım görebiliyorlar. Meteorlar, gaz kütleleri, patlamalar, çökmeler vs. Bir film yapımcısı için uzay çarpıcı olasılıklarla doludur; tıpkı sıradan bulduğumuz gündelik hayat gibi! Uzaklaştıkça sakinleşen ortam yakınlaşıldığında hareket ve şiddet doludur. Bütün bunların ortasında bir de kara delik muamması var! Yıllar boyunca devam eden araştırmalar; Samanyolu galaksimizin merkezinde güneşimizden 400 milyon kat daha fazla kütleye sahip bir canavar (kara delik) ortaya çıkardı. “Benim açımdan, uzay yolculuğu, uzayın keşfi her zaman nihai sınırı temsil etmiştir. İnsan…