Savaşçının El Kitabı-3
Carlos Castaneda / 22 Ocak 2011

Öncekiler için: Tıklayınız Kartalın Armağanından devam ediyoruz. 109. Savaşçılara verilebilecek en önemli öğüt, erklerini üzerinde yoğunlaştıracakları nesnelerden kaçınmaları, tüm erklerini gereksiz siperler yerine, tin üzerinde, bilinmeyene doğru yapacakları zorlu yolculuk üzerinde yoğunlaştırmalarıdır. 110. Bir savaşçı ne beklediğini bilir ve beklerken dünyanın tadını çıkarır. Bir savaşçının nihai başarısı sevinçtir. ( harikulade ) 111. Bir savaşçının yazgısının akışı değişmez. Çetin olan, onun bu katı sınırlar içinde nereye varabileceği, kusursuzluğunu ne ölçüde koruyabileceğidir. Eğer yolunun üzerinde engellerle karşılaşırsa, savaşçı kendi kusursuzluğu içinde bu engelleri yenmek üzere onlarla savaşır. Eğer yolunun üzerine dayanılmaz güçlükler ve acılar çıkarsa, yazgısının çizdiği yolu saçının bir teli kadar bile değiştiremez. 112. Yansızlık bilgelik anlamına gelir ve bir avantajdır. Savaşçıya, belli durumları yeniden değerlendirebilmesi, konumları yeniden gözden geçirebilmesi için bir anlık da olsa bir duraklama fırsatı verir. Bir savaşçının bu fazladan anı amacına uygun ve doğru biçimde kullanabilmesi için tüm yaşamı boyunca hiçbir şeye boyun eğmeden mücadele etmesi gerekir. 113. Savaşçı, özgürlüğü arayan insandır.( Hüzün özgürlük değildir. Bundan kurtulmak gerekir.) 114. Bir savaşçı aşama aşama ilerlemez. Önemli olan kişisel erktir. 115. Bir savaşçının ikinci dikkatte elde ettiği en büyük başarı rüya görme, birinci dikkat içinde elde ettiği en büyük başarıysa iz sürmedir. 116. Bir savaşçı asla kuşatılamaz. Kuşatılmak, kişinin…

Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj
Carlos Castaneda / 12 Ocak 2011

Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj 1960’ların başında Carlos Castaneda dokuz kitabından birincisi olan “Don Juan’nın Öğretileri – Yaqui Kızılderililerin Bilgi Yöntemi” yayınladığında dünyaya derin bir darbe vurmuştur. Bu kitapta,  Sonora Meksika’daki bir Yaqui Kızılderilisinin gözetimi altındaki bir büyücü çömezi olarak, edindiği deneyimleri anlatmaktadır. UCLA’dan bir antropoloji öğrencisi olarak doktora tezi için halüsinojen kaktüs olan peyote hakkında bilgi toplarken, don Juan Matus ile karşılaştı. Kitap yayınlandığı anda Castaneda bir inanç figürü oldu. Her ne kadar çok ender olarak röportaj vermesine rağmen Castaneda bu yılın (1997 yılından bahsediliyor ÇN) Şubat ayında konuştu, ve ne söylediğinin merak ettiğinizi sanıyoruz. Castaneda’nın kitabı ‘savaşçının yolu’ görüşünü ileri sürmektedir, mükemmel yaşama, kişisel tarihi silme, ölümü danışman olarak alma ve kendi önemliliğini yok etme. Castaneda, don Juan, diğer öğretmen arkadaşları ve çömezleri ile olan etkileşimini, alayın ve eleştirinin hedefi olan ciddi bir Batı bilgininin, sosyal modelini bir tarafa bırakarak, bilinmeyenin gizeminde uyanışını açıklayarak, samimi olarak gözler önüne sermektedir. Fayda değerinin yanında, Castaneda’nın çalışması şüphesiz yazınsal bir kaliteye de sahiptir. Şiir, büyü ve güzellik ile doldurulmuştur. Dokuz kitabı da çok satar kategorisine girmiş ve tüm önemli dillere çevirileri yapılmıştır. Castaneda’nın arkadaşları, Taisha Abelar ve Florinda Donner-Grau, da don Juan ile olan deneyimlerini “Büyü Geçişi” ve “Rüyacı”…

Carlos Castaneda Röportaj – La Jornada Gazetesi
Carlos Castaneda / 05 Ocak 2011

***   Az Küfür içeriyor, rahatsız olacaksanız okumayın!   *** Carlos Castaneda Röportaj – La Jornada Gazetesi Orijinal yazı İspanyol’ca ve Arturo Garcia Hernandez tarafından yazılmıştır. “Markos? Onu tanımıyorum… Özür dilerim. Hiç tanımıyorum…” “Biz insan varlıkları olarak, hem kendimizi özgürleştirme şiddetli arzusu hem de korkusu ile birlikte yaşıyoruz” (Castaneda) Şaman, “Bizim için gerekli olan şey manyakça kendini beğenmekten vazgeçip enerji bedenimizi keşfetmektir” noktasına işaret eder. Carlos Castaneda ne ‘Markos’ ne de EZLN’yi (*) biliyor; o gazete okumuyor; bir guru veya kurtarıcı olmayı reddediyor; şefkat ve sosyal ilgi’nin kendini yenileyen bir yalan olduğunu düşünüyor; o gurulara ve tanrı tüccarlarına karşı; annesinin komünist ve kısa yazılar biri olduğunu garanti ediyor; Meksiko City’de, Cuma’dan Pazar’a kadar süren ‘Tensegrity’nin yeni yolu’ seminerinin molasında medya ile konuşurken, bir büyücü veya şaman olarak tesirli olarak bilgisini yaymanın hangi kademe ile başladığı, ve şu bu gibi meseleleri ele aldı; Cumartesi gecesi, bir saatten fazla bir süre ile ‘Don Juan’nın Öğretileri’ ve ‘Erk Öyküleri’ yazarı birçok farklı soruyu cevapladı. Sakin bir konuşma ile, sıkça şaka yaparak, her zaman muhataplarına saygılı, ihtiyatlı, çevresindeki sekiz gazetecinin soruları peş-peşe ateşlendiğinde, Castaneda bir konudan diğerine gidiyordu. Tek istediği, resim ve ses kaydının olmaması idi. Aşağıda notlardan düzenlenmiş, bu konuşmanın bir metni bulunuyor. Castaneda için,…

Carlos Castaneda ile Yemek – Benjamin Epstein / La Jornada Newspaper – 1996
Carlos Castaneda / 03 Ocak 2011

***  Küfür içeriyor, rahatsız olacaksanız okumayın!  *** Carlos Castaneda ile yemek Benjamin Epstein Özet : Carlos Castaneda’ya odaklanmak; Şöhret; Yapıtları; Sihirli Geçişler; Tensegrity üzerine tartışma; Din ve Yaşam üstüne görüşler. Modern zamanların en anlaşılmaz şahsı, Castaneda, geçenlerde Anaheim Kaliforniadaki küçük bir konferansta sürpriz bir şekilde ortaya çıktı. Gazeteci Benjamin Epstein de oradaydı. O, 20.nci yüzyılın büyücü yamağı idi. O görünmeyen adamdı, geçiciydi, fani idi: bir görünüyor, bir kayboluyordu. O, yaşayan evrenlerde zarif bir akışla yolculuk eden, bir denizcidir. Veya Carlos Castaneda’nın kendi için söylediği gibi, o bir geri zekalı, bir salak, bir osuruktur. İsa’nın ya Tanrının Oğlu ya da yaşayan en büyük yalancı olduğunu söylemiştir. Carlos Castaneda, bir inanç takipçisi olarak, tanrısallığın insanların ihtiyacı olan son şey olduğunu söyleyerek, benzer bir muammaya neden olmuştur. Eleştiriler onu tam ortadan kancaladı: Biri onu “Hediyeler taşıyan yalancı-adam … Bize gerçeği getirdiği yalanını söylüyor.” diye tanımladı. Don Juan’nın Öğretileri, kitabı yayınlandığından ve 1960’larda ve 70’lerdeki akademik fırtınadan beri, jüri onu yargıladı ve halen de yargılamaya devam ediyor. Şu ana kadar Castaneda dokuz kitap yazdı, bunları Yaqui görücüsü olan don Juan’nın doğaüstü deneyimlerine dayandırdığını iddia etmektedir. Görünmez olmak, dediğine göre savaşçının yoludur. Resminin çekilmesine ve sesinin kaydına izin vermemektedir. Ender olarak röportajlar vermektedir. 80’lerde tamamen…

Carlos Castaneda – Time Dergisi Söyleşi – 1973
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Carlos Castaneda Time Dergisi Söyleşi Don Juan ve Büyücünün Çırağı Meksika sınırı önemli bir bölünmeyi ifade eder. Altında Batının “mantık” yapısı çalkanıyor ve darmadağın oluyor. Toplumun bilinen yapı taşları – arazi sahipleri ve köylüler, rahipler ve politikacılar – brujolar (falcılar) ve karizmatikler (etkileyiciler), büyücüler ve kahinler ile tuhaf bir zeminde oturuyor esrarlı Meksika’da. Çoğu uygulamalar 2,000 hatta 3,000 yıl öncesine Aztek ve Tolteklere dayanıyor. Dört yüzyıllık Katolik baskısı inanç adına alay konusu ve işkence yaparak bu alt kültürleri yok olma aşamasına getirdi. Ancak beş yıl önce (bu yazı 1973 yılında yayınlandı) tahmin edilemeyecek bir şekilde tutucu Kalifornia Üniversitesi Yayın evi tarafından yayınlanan bir kitap 70’lerin başında çok satan oldu. YAŞLI YAQUİ. Bu kitap Don Juan’ın öğretileri idi. Devamında Bir Başka Gerçeklik ve Ixtlan Yolculuğu Amerikalıları, yazar CC ve Sonorada yaşayan gizemli yaşlı Yaqui Kızılerilisi Juan Matus’un, tutkulu şahısları yaptı. Özünde, Castaneda’nın kitapları bir Avrupalı mantıkçının nasıl bir Kızılderili Büyücüye dönüştüğünün hikayesidir. Bu on yılı kapsayan sürede, don Juan’ın esrarengiz, yorucu ve bazen de komik olan vesayeti ile genç bir akademisyen, büyücülerin dünyasındaki “başka gerçekliğe” girdi ve bunu kavradı. Bu aydınlanma bu günkü Amerikalılar için sıradan bir meseledir, örnek: Herman Hesse’in romanı Sidarta. Aralarındaki fark Castaneda’nın don Juan’nı bir düş kahramanı…

Castanedayı Görmek – Sam Keen / Psychology Today – 1972
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Çevirisini yaptığım bu yazı Psychology Today dergisinde Sam Keen ile yapılan ve Aralık 1972 de yayınlanan bir röportajdır. Castaneda’yı Görmek, Sam Keen Psychology Today SK : Sizin üç kitabınızdan don Juan’ı takip ettiğim kadar, bazı zamanlar, onun Carlos Castaneda tarafından yaratıldığından şüphelendim. O gerçek olmak için fazla iyidir – insan doğası ile ilgili bilgisi neredeyse herkesten daha üstün olan bilge bir kızılderili. CC : Don Juan gibi bir kişiliği benim uydurmuş olma fikri neredeyse inanılmazdır. O, benim Avrupalı entelektüel geleneklerime göre uydurulması güç bir tasvirdir. Gerçek daha tuhaftır. Ben don Juan ile işbirliği için hayatımda yapmam gereken değişikliklere dahi hazırlanmamıştım. SK : Nasıl ve nerede don Juan ile karşılaştınız ve onun çömezi oldunuz? CC : UCLA’daki lisans eğitimimi bitirmiştim ve antropoloji için master yapmayı düşünüyordum. Profesör olmaya niyetlenmiştim ve doğru yolla başlayıp tıbbi bitkiler konusunda küçük bir makale yayınlamam gerekiyordu. Don Juan gibi tuhaf bir tip bulmayı aklımdan bile geçirmemiştim. Arizonada bir okul arkadaşımla bir otobüs deposundaydım. Bana yaşlı bir kızılderiliyi işaret ederek peyote ve tıbbi bitkiler hakkında bilgisi olduğunu söyledi. Tüm havamı takınıp ona kendimi tanıttım ve dedim ki: “Biliyorum ki peyote hakkında engin bilgin var. Ben de peyote konusunda bir uzmanım (Weston La Barre’nin Peyote Kültü kitabını okumuştum)…

Bilinçlenme yolunda önemli etkenler-1

Bilinçlenme yolculuğunu ele aldığım bu yazı dizisinde, bir yandan düşünüp bir yandan sohbet etmeyi umuyorum. Fazla iddia taşımaksızın diyebiliriz ki, bütün insanlığın çalışmalarına temel oluşturmuş olan etkenler; soru zanaatı, öykü zanaatı ve el zanaatıdır.  C. Estes’e göre tüm bunlar bir şey yapar ve o bir şey ise ruhtur. Yeterince yakınlaşırsak bunların, eski yaraların kabuklarını yumuşatmak, onlara merhem sürmek, yenilerini önceden görmek, böylece ruhu gerçek dünya için görünür kılan eski becerileri yeniden canlandırmak için kullanılan somut yöntemler olduğunu görebiliriz. Soru zanaatı: Soruyu, ister bir çocuğun, bir erişkinin çok ciddi gördüğü isterse gündelik alelade sorularında değerlendirelim, aslında bundan çok daha ötedir bana göre. Soru, insanın hayat karşısında duruşudur, bizatihi varoluşunun temelidir. Hayat ise bıkıp usanmayan bir cevapçıdır. Sorduğunuz sürece var olursunuz. Soru bir büyü gibi işlev taşır; çünkü gerçek sorular bir alçak basınç alanı oluşturarak, cevabı zorunlu kılar. Peki neden “gerçek soru” deme ihtiyacı hissettim? Gerçek soru adı üstünde bir şeyi merak ettiğinizin göstergesidir. Oysa günümüz insanının merak duygusu öylesine körelmiş buna karşın kendine önem verme hassası öylesine güçlenmiştir ki, soru işareti ile biten cümleler aslında –çoğu kez- bir boy ölçüşme, karşıdakini küçük düşürme vasıtası gibi işlev görmeye başlamıştır. Soru soran açısından; kişi kendi diyeceği varsa onu soruya tahvil etmeden demelidir zaten,…

Eski Çağ Büyücüleri
Carlos Castaneda / 10 Haziran 2009

Dj’nin CC’ye öğretmekte olduğu her şey eski çağ büyücüleri olarak andığı kişiler tarafından tasarlanmış ve gerçekleştirilmiş. Eski çağ büyücülerinin en büyük başarıları;  uygulamaya dönüklük ve somutluğu vurgulayarak büyücülük yapıları kurmak olmuş. Çağdaş büyücüler ise aksine sağlıklı zihinleri ve gerekli gördüklerinde büyücülüğün akışını düzeltebilecek yetenekleriyle ünlenmiş kişiler… Rüya görme öncülleri Eski çağ büyücülerince kendiliğinde tasarlanıp geliştirilmiş olup Rüya görmeyi açıklamanın ve anlamanın anahtarıymışlar. Somutluk Nedir? Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı. “Zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki.” Soyut Nedir? Özgürlük arayışı. İnsanoğlunun elinden geldiğince her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü. Günümüz büyücüleri için geçmişin değeri yok mudur? Elbette değeri var. Sevmediğimiz, o geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben, düşüncenin enginliğinden hoşlanırım, zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ne olursa olsun bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfeden ve yapan onlar. Eski Çağ Büyücülerinin en önemli hünerleri nesnelerin erkesel özünü algılamak. (temel öncül) Günümüzde büyücüler yaşam boyu

Carlos Castaneda – Başlıca Kavramlar
Carlos Castaneda / 03 Kasım 2008

BÜYÜCÜLÜK Don Juan, çeşitli zamanlarda bilgisini benim için adlandırmaya çalıştı. Nagualciliğin en uygun ad olabileceğini; fakat bu terimin fazlasıyla anlaşılmaz olduğunu düşündü. Ona sadece bilgi demek yetersiz, sihirbazlık demek ise küçültücüydü. Niyette ustalaşma çok soyut, mutlak özgürlük arayışı ise çok uzun ve mecaziydi. En sonunda, daha uygun bir ad bulamadığı için, kesin olmamasına rağmen, buna büyücülük dedi. “Zaman ilerledikçe büyücülüğü öğreniyor değilsin, aslında sen erke(enerji) biriktirmeyi öğreniyorsun. Ve bu erke, şu anda senin için ulaşılmaz olan erke alanlarına işleyebilmeni sağlayacak. Büyücülük işte budur: bildiğimiz sıradan dünyanın algılanmasında kullanılmayan erke alanlarını kullanma yetisi. Büyücülük bi bilinçlilik durumudur. Ayrıca Don Juan CC’ye, kendisine gösterdiği ya da öğrettiği şeylerin aslında önemli olmadığını yapmak istediği şeyin sadece, kendi varlığındaki gizli erke ve ona ulaşabileceğine inandırılmaya razı olmasını sağlamak olduğunu söylüyor! Bize gereken, burnumuzun dibinde ölçüsüz erkin var olduğuna bizi ikna edecek bi öğretmendir. Sessizliğin Erki kitabından. SAVAŞÇI Zaman zaman “savaşçı” tabirini kullanıyorum. Hatta bir savaşçı olduğumu da söylüyordum. Beni gerçekten dinleyen (seven) arkadaşlarım, bu tabiri açıklamamı istemişlerdi. Savaşçının ne olduğunu bildiğim halde bu açıklamayı yapmaya gönlüm razı olmamıştı. Açıklamayı, “savaşçı” imini kuran yapsın demiştim içimden.(Bana ne! Ne olur ne olmaz hesabı!!!) Ve az önce Don Juan, savaşçıyı (örtülü olarak) kısaca tanımlamaya razı oldu :)))…