Makia ve Meditasyon
Urban Shaman / 13 Temmuz 2015

Odaklanmış dikkatinizi herhangi bir şeye angaje ettiğinizde meditasyon yapmaktasınız. Bunun belirtisi yalnızca meditasyon esnasında neye baktığınız, neyi dinlediğiniz veya neyi konuştuğunuza eşdeğer değildir, bütün bunların ve daha fazlasının, hatta alışkanlıklarınıza dair kabullerinizin bütününde ortaya çıkmaktadır. Lono’nuz medite olduğunda KU’nuz da derhal ona katılır. Şamanın yolunda öğrenilecek ilk şeylerden biri; Lono ve Ku’nun aynı zamanda aynı şeye medite olabilmelerini sağlamaktır, işte o zaman sihir ortaya çıkar. 3.Prensip Makia gereğince; enerji dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın sürdüğünü varsayar) . Eğer mevcut hayatınızdan memnunsanız, böyle devam etmesi de gayet iyidir fakat eğer memnun değilseniz bu durumda KU’nun dikkatini yeni bir kalıba dönüştürebilmenin yolunu bulmalısınız. İşte meditasyon ve hipnoz bu iş için gayet uygun araçlardır. * Yeni bir birleşim noktasında (yeni algı noktası/yeni gerçeklik) kalıcı olmak, eskisine defalarca geri dönmeyi gerektirir, olgunlaşma ve dengeleme sürecidir bu. Hepimize ve her düzeyde işleyen mekanizma budur. Dikiş makinası nasıl diker, ya da elde bir paçayı çevirirken nasıl dikiyorsunuz? İleri ve eski noktaya gidiş gelişler gerekir, hele dikişi bitireceğiniz zaman makinacı son noktayı öncekine dört beş kez bağlar! Seyrederseniz daha iyi pekişir, tıpkı yeni birleşim…

Çok fonksiyonlu cihazlar ve “hortlayan hisler galerisi”
esinti , YENİ DÜNYA / 22 Kasım 2014

Dünyada bilinen en gelişmiş tekniklerle yapılan bir cihaz düşünün. İnsanın düşünebildiği her türlü işlev en son teknikle bu cihaza yüklenmiş ve satışa çıkmış! Onu alan insan cihazı kahve servisi yaptırmakta kullanıyorsa bu onun bileceği şeydir. Ne satıcı ne de cihazın kendisi buna itiraz etmez. Aynı tür cihaz başka bir kullanıcının elinde değişik kullanım oranlarında hatta tam kapasiteyle (tam kapasitesi sonsuz olduğundan aslında sınırları tam çizilemiyor olsa da) hizmet veriyor olabilir; öyle ki bu cihaz Asimov’un en uzun yaşayan robotu gibi kendini yenileyebilir, eski işlevleri silebilir, değiştirebilir ve/veya yeni işlevler edinebilir. Şüphesiz cihazın en çok kullanılan işlevleri bu boyutun fonksiyonları haline gelir. Daha az ya da tek tük kullanılan işlevler bu boyutta arıza ve/veya anomali şeklinde görülebilir, çok nadir kullanılan işlevleri ise belki ve muhtemeldir ki soyut alanları ve diğer boyutları devreye sokmaktadır. kimbilir 🙂 * Kendimiz dediğimiz her ne ise ona “hortlayan hisler galerisi” de diyebilirim doğrusu. Sizin akrabalarınızın atalarınızın en baştan beri nötürlenmemiş tüm hisleri bir bütün olarak sizde mevcut ve bunlar ara ara hortlarlar 🙂 Ve tam o sıradaki bi olaya, o olayın aktörüne sıçrayarak fiziki dünyada görünür olurlar. Size o kadar gerçek görünürler ki o tabloya sımsıkı sarılırsınız, hem de ne sarılma, adeta aşıklar sarılması! İşimiz kolay…

Barış, bariş, barış
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Mart 2014

Sürüngen ırkı deyince hepimizin icinde az cok bi korku uyaniyor  Kolay degil milyonlarca yilin hesabi! Oysa negatif dedigimiz yol, yaradilis, birey bilincinin gelismesi icin alinmis bir onlem, kullanilan bir eril yön em, aksi takdirde varliklar kollektif disi bilinc icinde milyarlarca yil kalsa bir olgunlasma saglayamiyorlar. Bunun calisma bicimlerini hem kitaplarimda hem de yazilarimda dusundum ve hayli yazdim. Dışi ve eril yanimizin dengelenmesi derken bu cinsiyetler bazinda anlamak cok yetersiz oluyor. Bu denge insan ve sürungen yaradilisimizin, yani kolektif ve bireysel yanimiz arasinda sağlanması gerekiyor. Iki yaradilis ogesi bir kiside öylesine dengelenmeli ki, her iki yan birbirini surekli dölleyen, kendine yeterli, tum varolusu destekleyici bir hal alsin.Kolay gelsin hepimize, günaydin sevgili frekanslarim Bu konuda en fazla icine dustugumjz hata; karsimdaki savaşirken ben nasil bariş yapabilirim savunmasidir. Dogrudur 3B’den bakinca. Ama daha yukardan bakip kendimize KARSIMIZDAKI KİM. ONU KİM YARATTİ diye sorabiliriz. Dünyanin tekamül yolculugu neden göklerden bu denli ilgi alaka görüyor?Çünkü yeryüzünde orjinal insan ya da orjinal sürungen ırki yer almiyor, DNAlari bastan birlestirilmis olmakla kalmamis, surekli aralarinda birlesme yoluyla üremis, degisik oranlarda bir insan-sürungen FİZİKSEL araç elde edilmiş ki buna biz genel olarak İNSAN ismi veriyoruz.Yani demem o ki, zaten BARIŞ bedenimizde sağlanmis, ancak duygu ve zihin kaliplarimizdan etkilenen bilincimiz bu durumun farkinda degil…