Bilinç Yolculuğu -3

 El zanaatı: Özellikle eski el sanatları, hastaların ya da normal sağlıktaki insanların kendi kişisel tarihlerini bulma ve silme işlemi için birebir işlev gören şifa araçlarıdır. Bunlar arasında takılar, çeşitli oyma işleri, simgesel tılsım yapma sanatları, çocuk oyuncakları, uçurtmalar, patchwork olarak bilinen yamalı yorganlar, hat sanatı, marangozluk, ebru işleri vb daha birçokları sayılabilir. Sanat önemlidir; çünkü ruhun mevsimlerini ya da ruhun yolculuğundaki özel veya trajik bir olayı anımsatır. Sadece kendimiz için de değildir sanat, peşimizden gelenler için eşi bulunmaz bir haritadır. Bütün bunların ötesinde el zanaatı ve sanat, yapana iç sessizliği yakalama fırsatı vermesi sebebiyle emsalsiz bir araçtır. CC öğretisinde el zanaatına bolca yer verildiğini de büyük bir memnuniyetle fark ettim. On iki kitap boyunca birçok el sanatından bahsedildiğini hatırlıyorum, bunlara ilaveten Don Juan CC ye av tuzağı yapmayı öğretmiş, avlanmanın inceliklerini bilfiil yaşatmıştı. Bitkilerle konuşma, onların yerlerini tespit etme, onların devşirilme, tasnif edilme, saklanma ve karışım yapma tekniklerini yaşayarak öğretmişti. CC uzun yıllar süren öğrenciliğinin çok uzun saatleri boyunca kendisine öğretilmiş böylesi işleri yaptı. Bu özelliği ile bana, kırk yıl boyunca düzgün odun kesmeyi ve istiflemeyi öğrenen Yunus Emre’yi anımsatıyor. CC’nin Don Juan ile tanışmasının ilk zamanlarında bu konuya her ikisinin de bakış açılarının değişik olduğunu hemen her satırda görebiliyoruz….

Bilinçlenme yolculuğu-2

Öykü zanaatı: “Öyküler ilaçtır. Onların böyle bir gücü var; bir şey yapmamızı, olmamızı, etmemizi şart koşmazlar, sadece dinlememiz yeterlidir. Yitirilmiş bir psişik dürtünün onarımı için gereken çareler, öykülerin içinde bulunur. Öyküler, arketipi kendiliğinden tekrar yüzeye çıkaran heyecanı, üzüntüyü, soruları, özlemleri ve anlayışları doğurur. Öykü ve şiirin dili, düşlerin dilinin güçlü kız kardeşidir.” Diyor C. Estes. Şiirin doğuşu ve vizyonunu ise C.Caudwell şöyle tanımlıyor: “Şiiri, günlük konuşmanın yüceltilmiş bir biçimi olarak tanımlayabiliriz. Bu yüceltme onu sıradan konuşmadan ayıran ve ona gizemli, biraz da büyülü bir güç veren biçimsel bir yapıyla (ölçü, uyak, söz yinelemesi vb) kendini gösterir. Yinelemeler, eğretilemeler, karşıtlıklar vardır; biçimsellikleri yüzünden şiir sayarız onları biz. Şiir, özellik bakımından şarkıdır; şarkı ise ritmi gereği hep birlikte söylenen bir şeydir, bir kolektif coşkunun anlatımı olmaya yatkındır. “Yüceltilmiş” dilin sınırlarından biridir bu. Dansla, ayinle ve müzikle karışmış halde şiir, kabilenin içgüdüsel enerjisinin büyük anahtar tablosu(switchboard) olur; kabileyi, yakın nedenleri ya da mutlu sonuçları görünürde olmayan, içgüdüyle kendiliğinden kararlaştırılamayan bir dizi kolektif eyleme yöneltir. Şiir, insanların yüreklerindeki ölümsüz istekleri değiştirmeksizin, yüreği yeni bir amaca uydurur. İnsanı, daha üstün bir gerçeklik dünyası olduğu için, içinde bulunduğu gerçeklikten daha yüce olan hayal dünyasına atarak yapar bunu: Henüz gerçekleşmemiş, daha önemli bir gerçekliğin dünyasıdır bu; gerçekleşmesi,…

Huzur Göstergeleri
Felsefe ve Kuantum , Rüya/Psikoloji / 15 Aralık 2008

Dr. Jeff Rockwell tarafından tespit edilmiş RUH HUZURU GÖSTERGELERİ * Geçmişte yaşanan korkulardan kaynaklanan endişelerle değil, içinden geldiği gibi hareket etme hali, * Her anın tadını çıkartma yeteneği, * Kendini yargılama eğiliminin azalması, * Başkalarını yargılama eğiliminin azalması, * Başkalarıyla atışma eğiliminin azalması, * Başkalarının hareketlerini yorumlamaya çalışmaktan vazgeçmek  * Endişelenmekten vazgeçmek, * Şükretmenin yaygınlaşması, * Başkaları ve doğa ile bağlantı hissinin süreklilik kazanması, * Kalpten gülüş sayısının artması, * Başkaları tarafından sunulan sevgiye karşı büyük bir açıklık ve sevgi yayma hissi, * Olayları kontrol etmektense olacağına bırakma duygusunun doğal gelmesi.  *** Tüm maddelere gönülden katıldığım için sizlerle paylaşmak istedim. Tabi bunlar sonuçlara bakarak çıkarılan bir durum tespiti, yoksa bu maddelere uyalım, huzurlu olalım değil! :))) Hayat, ya da sistem her zaman olduğu gibi gözüme dahiyane görünüyor. Bir yandan yazıp, bir yandan oynayıp, bir yandan yönetip, bir yandan da izliyoruz. Ve böyle böyle evriliyoruz. Sanırım bu dört açıyı da tam anlamıyla değerlendirebilenler yukarıdaki huzur göstergelerine sahiptirler. Zaten bu öğeleri bir seviyeye getirdiğinizde kendinizi mühimsemekten vazgeçiriyor sizi ve işte tam o anda huzur geliyor diyebilirim, bi anlamda teslimiyet gibi görünüyor; fakat ben buna derin bir güven duygusu demeyi tercih ederim, hem de güvenebileceğin hiç bir kesinlik olmadığını bilmenin getirdiği kayıtsız şartsız…

3D + 1S
Rüya/Psikoloji / 27 Kasım 2008

Bilincin yönelim için kullandığı yardımcı araçlar gerçekte dört işlevden ibarettir:  Duyum(yani duyumsal algılama) birşeylerin var olduğunu, Düşünce, bunun ne olduğunu Duygu, bunun hoş ya da nahoş olduğunu Sezgi de onun nerden gelip nereye gittiğini belirtir. G.Jung

Kuantum Benlik
Eğitimler / 03 Kasım 2008

Kuantum Benlik Konferans-sohbet dizisi – Süre: iki ila dört saat   İçerik:   Bilimin Kesinsizliği Nobel ödüllü fizikçi ve aynı zamanda büyük bir eğitimci Richard.P. Feynman’ın “bilimin kesinsizliği” konferansından alıntılar. Gerçek bilimsel bakışın yerli yerine oturtulması.   Kuantuma giden yol 2.a) Tarihçe Newton klasik fiziğinden Einstein’ın görecelik kuramına nasıl geçtik? Ve daha sonra Kara nesne radyasyonu ile uğraşmakta olan Max Planck, yeni radyasyon yasasının temelini anlamaya çalışırken “sırf  bir umutsuzluk yasası” diye nitelendirdiği kuantumun ilk temelini buldu: Enerji değişimi sürekli değil, kesintiliydi. 1905 yılında Zürih’te doktorasını aldığında Einstein, Annalen Der Physik cilt 17 de yayımladığı üç yazıyla bilimsel tarihin gidişini değiştirdi ve yalnızca 27 yaşındaydı. Fizikçilerin Tanrısı evrensel düzendir. Determinist olmama hali, kuantum TEKİNSİZLİĞİnin ilk örneğidir diyor H.Pagels. Bu, bilinemeyecek ve kestirilemeyecek fiziksel olayların varlığı anlamına geliyor. Kuantum teorisinin determinist olmaması, neyin bilinebilir, neyin bilinemez olduğu konusunda bir ilke sorunudur, bir deney tekniği değildir.   2.b) . Kuantum şu ana kadarki en büyük kavramsal meydan okumadır.   Donah Zohar’ın bakışı ile kuantumu anlamaya çalışacağımız bu bölümde, yüzyıllardır toplumumuza bir veba gibi bulaşmş yabancılaşmanın nedenleri, klasik fizik ve ortodoks bakış açısı, varoluş ve benzetme düzeyinde, nerdeyse günlük yaşamın deneyimlerine uygulanabilecek kadar zengin kuantum fiziği felsefesi üzerinde duracağız.   2.c) En belirgin…

İnsan Bilinci Projesi

Don Beck ve Christopher Cowan’ın  Spiral Dinamik adını verdikleri bir yaklaşımda, insanın gelişmesinin sekiz genel evreden geçtiğini kabul eder, bunlara mimler de denilmektedir. Spiral Dinamik için basitçe mim, herhangi bir harekette açıklanabilen temel bir gelişim evresidir. Beck ve Cowan, mimlerin (evrelerin) katı düzeyler olmadığını, sonuçta bir ağ örgüsünü ya da göz önüne serilen bilincin dinamik spiralini oluşturan, üst üste binen ve birbirine karışarak akan dalgalar olduğunu onaylar. Spiral simetrik değildir, saf tiplerden çok eklenen birçok karışımla düzensizdir. Bunlar birer mozaik, ağ gözü ve karışımdır. İlk altı düzey, birinci düşünce katı ile gösterilen geçinme düzeyleridir. Sonra bilinçte devrim niteliğinde bir değişim oluşur; belli başlı iki dalganın bulunduğu var olma düzeylerinin ve ikinci düşünce katının ortaya çıkmasıdır bu. İşte, sekiz dalganın hepsinin, her dalgadaki dünya nüfusunun yüzdesi, her dalgadaki toplumsal güç yüzdesinin kısa bir tanıtımı: 1. Bej: Arkaik-İçgüdüsel : Temel hayatta kalma düzeyi; yiyecek, su, sıcaklık, seks ve güvence önceliklidir. Hayatta kalmak için alışkanlıklardan ve içgüdülerden yararlanılır. Nerede görülür: İlk insan toplulukları, yeni doğmuş bebekler, yaşlılar, geç evredeki Alzheimer kurbanları, sokaktaki akı hastaları, açlık çeken kitleler, savaştan ileri gelen ruhsal çöküntü içinde olanlar. Yetişkin nüfusun yaklaşık % 0.1 i, gücun % 0’ı. 2. Mor: Sihirli-Animistik : Düşünme animistiktir; iyi ya da kötü…

Bilinç, Niyetlilik ve Arka plan

Arka plan tezi basitçe şöyledir: Anlamlar anlayışlar, yorumlar, inançlar, istekler ve deneyimler gibi niyetli fenomenler sadece kendiliklerinde niyetli olmayan bir Arka plan yetileri kümesi içinde işlerler. Bu nedenle, ortada farklı Arka plan yetileri bulunduğunda, aynı niyetli durum farklı karşılama şartlarını belirleyebilir. Ve eğer uygun bir arka plan ile bağıntılı olarak uygulanmaz ise, niyetli bir durum hiçbir karşılama şartını belirlemiyecektir. Bir inanca veya isteğe sahip olmam için, diğer inançların ve isteklerin tüm bir Ağ Bağlantısına sahip olmam gerekir. Dahası Ağ Bağlantısının tümünün bir Arka plana ihtiyacı vardır. Çünkü Ağ Bağlantısının öğeleri kendi kendilerini yorumlayamaz veya kendi kendilerini uygulayamaz. Bu Arka plan (ve Ağ Bağlantısı) tezi çok sağlam bir iddia oluşturur. Bu tez en azından şunları içerir: 1. Niyetli durumlar kendi başlarına işlemezler. Tek başlarına karşılama şartlarını belirlemezler. 2. Her bir niyetli durumun işlemesi için diğer niyetli durumları içeren bir ağ bağlantısıa ihtiyacı vardır. Karşılama şartları ancak bu Ağ Bağlantısısına bağlı olarak belirlenir. 3. Hatta Ağ Bağlantısı da yeterli değildir. Bu Ağ Bağlantısı ancak bir Arkaplan yetileri kümesiyle bağıntılı olarak işler. 4. Bu yetiler daha fazla niyetli durumlar veya belirli bir niyet durumun içeriğinin bir parçası değildirler ve bu şekilde değerlendirilemezler. 5. Aynı niyetli içerik, farklı Arka planlarla bağıntılı ve kendisinin hiç…