Kurgu-bilim ya da Bilimkurgu

Bileşik kelimelerle ilgili dilbilgisi kuralını hatırlamaya çalışıyorum. Sanırım ilk kelime ikincinin anlamını netleştirmek üzere birleşmiş oluyordu. Yani birinci, ikinciyi tamlıyor. Bu durumda hepimizin bildiği Bilimkurgu; bilimin kurguyu tamladığını gösteriyor. Sözlükteki anlamı şu: Çağdaş bilim verileriyle düş gücünden oluşan film, roman vb. Evet evet bunun anlamını biliyorum, çok da güzel örnekleri var. Peki bileşik kelime ters dönseydi nasıl olurdu diye geldi az önce aklıma; kurgubilim… Bu durumda tarif de ters dönerdi, yani; düş gücü verileriyle oluşan bilim! Bilimi kurguladığımızı hiç düşünmüş müydünüz? Bunlar pekala tavuk-yumurta döngüsü olabilirler. Birbirlerini dölleyerek oyunu varediyorlar. Eril bilim, dişi düş gücüyle her seviştiğinde bir bebeğimiz oluyor. 21/10/2005 ·Günlük -Anasının Karnından Dizisi-

On Bilimkurgu teknolojisi
YENİ DÜNYA / 22 Ağustos 2009

Teknoloji şirketlerinin tüm tüketiciler dilediği halde vermediği ya da veremediği, bilim-kurgu filmlerinde görülen birçok yüksek teknoloji ürünü bulunuyor. İngiliz teknoloji sitesi Itpro’nun derlemesine göre, tüketicilerin kullanmak isteyip de alamadığı 10 bilim-kurgu teknolojisi şöyle: 1 – Kol saati biçiminde görüntülü telefon Metropolis, DangerMouse, Austin Powers filmlerinde görüldü. Bu teknoloji çoktan bazı mobil cihazlarda uygulansa da, tüketicinin saat şeklinde bir cihazda bunu isteyip istemediği önemli sorun. Eğer uygun şebeke bağlantısı sağlanırsa, insanların görüntülü telefon konuşmaları yapmaları mümkün. Hatta bir şirket saat şeklinde mobil telefon da üretti. Skype bir süre önce, teknolojiye uygun cihaz gerekse de bedava görüntülü telefon konuşması hizmeti vermeye başlamasına karşın, mobil cihazla görüntülü telefon konuşması yapmak hala çok pahalıya geliyor. Ayrıca insanlar özellikle bir yabancıyla, mobil cihazlarında yüz yüze konuşmayı pek istemiyorlar. 2- Jet yeleği The Rocketeer, Iron Man, Astro Boy, Thunderball, Minority Report filmlerinde görüldü. Bilim-kurgu özellikle filmlerde jet yeleği fikrini severken, Naziler’in çalışan bir jet yeleği geliştirdikleri dedikodularıyla birlikte günümüz teknolojisi, bunun askeri veya sivil ulaşım biçiminde kullanımına uzak görünüyor. Bugünün teknolojisiyle jet yeleklerinin günlük ulaşımda pek de fazla kullanım imkanı bulunduğu görülmüyor. 3 – Işınlama Uzay Yolu ve Sinek filmlerinde görüldü. Bilim-kurgunun başlıca ürünü ışınlamaya göre, birisi bir yerden bir yere  ancak atomları taşınarak ışınlanabilir. Ancak fizik kurallarına göre, taşınacak çok büyük miktarda atom bulunmasından ve…

Terminatör ve turk
Blog / 10 Kasım 2008

CnbCe’nin bu sezon başlayan Terminatör dizisini seyreden var mı bilmiyorum, bana ilginç geliyor (Heroes’un yanına yaklaşamaz tabi). Zaman aforizmaları var; gelecekten geçmişe gelenler, gelişmiş robotlar filan. Ana konu şu; Gelecekte dünyayı yine insanların başlatmış olduğu robotlar teslim almışlar ve insanlar köle durumuna düşmüş (Burada Matrix ile paralellik kurulmuş bir anlamda). Skynet adı verilen canavara dönüşmüş bu makinanın ilk başlangıcı ise masum bir satranç programıymış ve adı neymiş dersiniz? Turk!!! Başka isim mi kalmamıştı bilemiyorum, kelimeler konusunda hiç bir tesadüfe inanmadığımdan bu diziyi yapanlar hakkında düşünmeye başladım! Dizide konu şu minval üzere ilerliyor şimdilik; gelecekte dünyayı kurtarmak için savaşacak olan kişiyi geçmişte yok etmek üzere gönderilen robotların icraatları ve şimdilik lise öğrencisi olan bu gencin annesi ile birlikte bu döngüden çıkmak için verdikleri mücadele söz konusu. Tabi bizimkiler de turk programının peşindeler onlar da eğer onu şimdiden bulup yok ederlerse gelecekte zaten bir skynet olmayacak! Zamanında Atlantisi patlatıp batıranlar, daha sonra en son sodom Gommorayı ve dolayısıyla Sümer bölgesini yok edenler şimdi son devirlerde yoğun olarak Amerika’da enkarne olmaktalarmış diye duyuyoruz! (kaynağımız saklı! – yok canım şaka tabi) Her türlü teknolojik bilgi adamlara yağdırılıyor gibi bir izlenim de var. Teknolojik bilgiye kimler sahip? Yine duyduğumuz kadarı ile sürüngen sınıfı! İnsandan çok…

İkibinyirmi2
Öyküler / 03 Kasım 2008

İkibinyirmi2   Bir Düğün Töreni – 1. Bölüm-   “Aşkım bundan emin misin?” “Eminim Beyhan. Sen değil misin?” Gülücük işareti ardından hayret eden adam işareti “Tabi, evet, eminim tabi. Ben ilk günden beri eminim sevgilim.” “O zaman ne duruyoruz?” “Haklısın Tansu. Çok heyecanlıyım. Dün gece annemleri arayıp söyledim.” “Yaa… Ne dediler?” “Aman ne diyecekler Tansu. Seni ne kadar sevdiklerini bilmiyomuş gibi soruyorsun” göz kırpma işareti. “Bu gün başvuruyu yapalım mı?” “Bugün mü?! Kalbim kuş gibi çarpıyo, bennn…” “Seni seviyoruuuuuummm” “Sana aşığıııımmmmmmm” “İşlerimi bitirince hemen yanına geliyorum. Biliyosun başvuru anında birlikte olmamız şart.” “Biliyorum. Tamam bekliyorum seni o zaman. Seni seviyorum tatlım.” “Ben de bayılıyorum sana. Yok… Ölmekle bayılmak arasındayım. Hadi şimdilik bay bay, işe dönmeliyim.” “Güle güle bitanem, mucukksssss”   Beyhan, ekrandaki küçük not penceresini kapatıp işine devam etti. Artık dünyada hemen herkes kendi tayin ettiği yer ve zamanda çalışıyordu. Bazı özel durumlar hariç, ofis ve çalışma saatleri tarihe karışmıştı. Bir saat sonra işini bitirip, yerinden kalktı. Küçük pencereden dışarıyı seyretti bir süre. Güzel bir öğleden sonra güneşinde, göz alabildiğine yeşil alanlarda bi kaç çocuk top oynuyorlardı. Onlara özendi. Biraz da heyecanını bastırmak için, spor ayakkabılarını giydi, dışarı çıktı. Tansu gelene kadar evde beklemek istemiyordu. Hemen evin çaprazında küçük bir…