Bilim / Tübitak / Darvin
Blog / 15 Mart 2009

TÜBİTAK’tan sorumlu devlet bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, şöyle dedi: “TÜBİTAK, bilimin önündeki bütün kapıları açmak için vardır, bilime sansür koymak için değil… Bilimi ideolojik açıdan ele almak veya bilimi dini açıdan ele almak, kimsenin bir amacı olamaz. Bilim bilimdir, inanç inançtır. Bunlar kendi kulvarlarında yürüdükleri sürece birbirlerine yararlı olurlar.” Burdan açıkça anlaşılıyor ki bu tür bir konuyu bilimsel ve dinsel açıdan aynı platformda tartışılması mümkün değildir. Bilim için söylenen bazı açıklamalar şöyle: Bilim, temelde,deney ve gözleme dayalı bilgi bütününü anlatır. Vikipedi Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır. Bertrand Russel Bilim, durağan olmayıp devamlı yenilenen bir yapıda olup, Din yenilenmeye yapısal açıdan karşıdır. Bu herhangi bir dinle ilgili olmayıp tüm dinler için geçerlidir. Genelde her din ondan önceki dinleri kabul etmekte ise de kronolojik olarak ondan sonrakileri kesinlikle kabul etmemektedir. Her din kesin ve son doğruyu söylediğini iddia eder, aksi durumda zaten inanılırlığını devam ettiremez ve kaybeder. Bilim devamlı olarak yenilenmekte ve bir önceki teoriler bir sonrakilere neden ve destek sağlamaktadır, bu matematikte bile böyle olmuştur ve olacaktır. Pek çok matematiksel çözüm geliştirildiği eski zamanlardan bu yana hala yeni formüller, sistemler, teoriler geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir. Bilimsel…

Şiir ve Büyü
Felsefe ve Kuantum / 10 Şubat 2009

… Dans-müzik ve ayinle karışmış şiir, kabilenin içgüdüsel enerjisinin, kontrol paneli olur ve onları içgüdüyle önceden kararlaştırılmamış bir dizi kollektif eyleme yöneltir. Gerçekte ilkel kabilede insan Doğa’dır. ve onlar dini yaşarlar. Kendilerine öğretilmemiş ve dayatılmamış bir dini sadece yaşarlar. “Büyü nedir? kendi kişisel coşkularının farkında olan insan, bunları uyaran nesnedeki düzensizliği bulur; çünkü dehşet ve arzu gibi bilinçli duygular, bir kabilenin ortak yaşantısından ortaya çıkar, kabilenin bütün bireylerinin bazı şeyler üzerindeki ortak izlenimleridir.” diyor Caudwell. Daha da ilginci Büyünün bilimi doğurduğunu da söyler! .. Büyü, bilimi doğurur; çünkü büyü dış gerçekliği bir takım yasalara uymaya zorlar, gerçeklik ise reddeder bunu; öyle ki, gerçekliğin başeğmez yapısını tanımak büyücüyü etkiler. Büyücü bir takım sözlerin doğa karşısında çaresiz kalması sebebiyle ancak büyük güçlerce, örneğin tanrılar tarafından, yazgı tarafından altedileceğini kabul eder. Jüpiter bile yazgının emrindedir. Yazgı yasadır. Böylece Büyü, kendinin tam karşıtına, bilimsel gerekirciliğe (determinizme) dönmüştür. Caudwell şöyle devam ediyor: Şaman’ın saçma hırsları, simyacının olanaksız umutları olmasaydı, bugün bu umutları gerçekleştiren modern kimya bilimi olmazdı. Büyücü, “yazgı” tarafından, eşyalardaki amansız gerekircilik tarafından yenilip durur ve bunun bilincine vardığında, büyü bilime döndüğünde ancak büyünün yapar gibi göründüğü şeyleri gerçeklikte yapabilmektedir. Yanılsama, böylece gerçekliğin yararına işlemektedir! İlkel insan için belirsiz bir erdem olan inanç, bunun kabulü…

Kuantum Benlik semineri-1
Felsefe ve Kuantum / 20 Kasım 2008

Bölüm : Bilimin Kesinsizliği  Bu bölüme, Nobel ödüllü fizikçi ve aynı zamanda büyük eğitimci Richard.P. Feynman’ın “bilimin kesinsizliği” konferansından alıntılarla başlamak istiyorum; amacım bilimsel algılamanın nasıl bişey olduğuna dair kalıcı ve güçlü bir görüşe sahip olabilmenin önemini vurgulamak. Richard P. Feynman Kimdir?   1964 A. Einstein Ödülü ve 1965 Nobel Fizik Ödülü sahibi Profesör R Feynman sadece fizik yasalarının bugünkü kavranışına yaptığı katkılarla değil, fiziği fizikçi olmayanlar için de çekici kılma yeteneği ile tanınır.   “Çoğu insan, bilimde bir düşüncenin sahibinin arka planına ya da onun bu fikirleri açıklamasına yol açan güdülere ilgi gösterilmemesini şaşırtıcı bulmaktadır. Dinlersiniz, eğer denemeye değer bir şey, denenebilir bir şey gibi geliyorsa size, o farklı demektir. Ve eğer daha önce gözlenmiş bir şeyle açık olarak çelişmiyorsa, heyecan vericidir ve harcanan zahmetlere değer. Onun ne kadar süreyle bu konuyu incelediğinin ya da niçin sizin kendisini dinlemenizi istediğinin önemi yoktur. Bu anlamda fikrin geldiği yer de herhangi bir farklılık yaratmaz. Gerçek kaynak bilinmeden kalır; biz bunu, insan beyninin imajinasyonu, yaratıcı imajinasyon (muhayyile) olarak adlandırıyoruz. Bilinen, onun sadece bir tür enerji olduğudur. İnsanların bilimde imajinasyon olduğuna inanmaması şaşırtıcıdır. Bilimdeki imajinasyon, sanattakinden farklı olan çok ilginç bir imajinasyon türüdür. İmajinasyon yapmaya çalışmadaki büyük zorluk şunlardan kaynaklanır; daha önce hiç…

Bilimin Kesinsizliği
Felsefe ve Kuantum , Kitap Özetleri / 03 Kasım 2008

Bilimin Kesinsizliği   Richard P Feynman   Yurttaş Bilim Adamının Düşünceleri “Her şeyin Anlamı” kitabındaki “Bilimin Kesinsizliği” konferansından       Bilim adamları arasındaki ilişkiler başlangıçta, çoğu insanların arasında olduğu gibi ihtilaflıydı, örneğin, fiziğin erken günlerinde bu böyleydi. Fakat günümüz fizikçileri arasındaki ilişkiler son derece iyidir. Bir bilimsel argümanı tartışan taraflar arasında gülünecek birçok şey olabilir ve her iki tarafta henüz belirsizlikler bulunabilir. Taraflar yeni deneyler düşünebilir ve sonuç hakkında bahse tutuşma önerileri getirebilirler. Fizikte o kadar çok sayıda birikmiş gözlem vardır ki, daha önce yapılmış gözlemlerle uyum içinde ama daha Önce düşünülmüş tüm fikirlerden farklı olan yeni bir şey ortaya atmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bu nedenle eğer birinden veya bir yerden yeni bir şey işitirseniz onu hoş karşılarsınız ve diğer kişinin niçin böyle konuştuğu hakkında tartışmazsınız. Birçok bilim dalı bu ölçüde gelişme göstermedi ve bu dallardaki durum fiziğin erken günlerindeki gibidir. Yani çok sayıda gözlem olmadığı için birçok tartışma yapılmaktadır. Bundan söz etmemin nedeni insan ilişkilerinin ilginç özelliğidir; eğer gerçeği belirlemenin bağımsız bir yolu bulunursa ihtilaflar sona erebilir Çoğu insan, bilimde bir düşüncenin sahibinin arka planına ya da onun bu fikirleri açıklamasına yol açan güdülere ilgi gösterilmemesini şaşırtıcı bulmaktadır. Dinlersiniz, eğer denemeye değer bir şey, denenebilir bir şey…

Bilim Tarihi- sempozyum
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

18-20 Haziran 2004 tarihinde Asos’ta yapılan Bilim Tarihi, Felsefesi ve Sosyolojisi Çalışma Gurubu 2.ci Ulusal Sempozyumu  izleyici olarak katıldığım ilk bilimsel platform oldu.   Doğrusu İstanbul’dan yaklaşık dokuz saatlik bir seyahati gerektirdiği için kişisel tembellik sınırlarımı aşıyordu ama yine de bir şeyler ilgimi çekmiş olmalıydı ki kendimi aşma sıçramasını gerçekleştirip yoğun programım arasına kattım. Birkaç saat önce döndüğümde aklımda ve gönlümde güzel anılar vardı ve her zamanki gibi bunların zamanın acımasız oku altında kaybolmasına içim razı gelmedi. O güzel anları kendi tarihime kaydetmeye ve dolayısı ile ölümsüz kılmaya karar verdim.   Oturum Cuma sabah saatlerinde onur konuğu Sn Erdal İnönü’nün ilginç sunumu ile başladı. Sunum içerik olarak özetle Bilim Tarihinde her hangi bir sahada ulusal platformda isminin buluşuna verilmiş olduğu Türk Bilim adamlarının tanıtımıydı. Daha önce bu şekliyle hiçbir yerde karşılaşmadığım bu onurlu listeyi öğrenmekten fevkalade memnun oldum. Kısaca belirtmek gerekirse; 1.Akil Muhtar Özden – Tıp alanı – MUHTAR REFLEKSİ 2.Hasan Reşat Sığındım – Tıp Alanı – REŞAT-SHILLING TİPİ LÖSEMİ 3.Hulusi Behçet – Tıp Alanı – BEHÇET HASTALIĞI 4.Cahit Arf – Matematik – ARF AÇMAZI ve ARF HALKALARI 5.Sabri Ergun – Fizikokimya – ERGUN DENKLEMİ 6.Feza Gürsey – Fizik – PAULI – GÜRSEY SİMETRİSİ 7.Erdal İnönü – Fizik – WIGNER-…

Özgür bir toplumda bilim
Felsefe ve Kuantum / 03 Kasım 2008

İki SORU Bilim konusundaki her tartışmada ortaya çıkan iki soru vardır;   (A) Bilim nedir? • nasıl ilerler, sonuçları nelerdir, standartları, usulleri, sonuçları öteki alanların standartlarından, usullerinden, sonuçlarından ne bakımdan farklıdır? (B) Bilimi bu kadar yüce yapan nedir? – bilimi öteki varoluş biçimlerine kıyasla daha yeğlenir yapan ve bunun sonucu olarak da farklı standartlar kullanmasını ve farklı sonuçlar elde etmesini sağlayan nedir? Modem bilimi Aristotelesçilerin bilimine ya da Hopi’lerin evrenbilimine kıyasla yeğlenir yapan nedir? Soru (B)’yi yanıtlamaya çalışırken bilimin alternatiflerini bilimsel standartlarla yargılamamız gerektiği gözden kaçmamalıdır. Soru (B)’yi yanıtlamaya çalışırken incelediğimiz şey bu standartların kendileridir, o nedenle onları yargılarımıza temel yapamayız. Soru A’nin tek değil birçok yanıtı var. Bilim felsefesinin her ekolü. bilimin ne olduğu ve nasıl işlediği konusunda farklı bir öykü anlatır. Buna ek olarak, bilim adamlarının. politikacıların ve genel kamuoyu “sözcüleri”nin anlattıkları da vardır. Bilimin doğası üzerindeki giz perdesinin hala kaldırılmamış olduğunu söylediğimizde gerçeğe fazla uzak düşmüş sayılmayız. Ama mesele yine de tartışılıyor, günün birinde bilim konusunda alçakgönüllü bir bilginin ortaya çıkma şansı vardır. Soru B’yi soran hemen kimse yoktur. Bilimin kusursuzluğu varsayılır, kanıtlanmaz. Bu konuda bilim adamları ve bilim felsefecileri, kendilerinden önce biricik Roma Kilisesi’nin savunucuları nasıl davrandılarsa öyle davranırlar: Kilise öğretisi hakikattir, bunun dışında kalan her…