“Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü Dede Korkut anlatışı

Bireysel ve evrensel göndermelerle yüklü bu anlatmada bizim üzerinde duracağımız ve ana temanın baslığı altında tartısacağımız konular; giderek kendine yabancılasan ve dolayısıyla yozlasan insanın, zaaflarıyla dünyayı nasıl tehlikeli ve yasanamaz hale getirdiği; Doğa ile bir bütünlük arz eden insana ait evrensel değerlere ve onun doğasına karsı yapılan ihlal ve iğfal eylemlerine doğa’nın verdiği karsı konulamaz tepkilerin özelliklerinin tahlili; Saf, arı ve bilge insan ile dokunulmazlık büyüsüyle donatılmıs olsalar da “hilkat garibesi”, “ne idüğü belirsiz”, “arasat ta kalmıs” (insandan olma) insansıların arasında yasanabilecek bir çatısmada -“tohum” ve “döl”, yani, asalet; tohumun yatağı, yani, toprak ve yetisme tarzı anlamında eğitimle kazanılan güç; ve “bilgi”, yani, öğretim ve öğretmen ile kazanılan bilgelik” unsurlarının belirleyiciliğiyle- zaferin, her zaman, evrenin bilinci, “asil, güçlü ve bilge insan”ın olacağı fikri üzerinde yoğunlasacaktır. Buradan hareketle anlatmayı yukarıda tasnif ettiğimiz seriler üzerinden asama asama yorumlamaya baslayalım. Anlatma Oğuz kavminin bir göçü ile baslamaktadır. Bununla, Oğuz toplumunun konar-göçer karakterli hayat tarzı vurgulanmakla beraber, göçün siyasi nedenleri ve bunun altındaki güçler arası esitsizliklerin toplumlar arası iliskilere nasıl yansıdığına dikkat çekilmektedir. Bir baska deyisle, bir yandan anlatının geçtiği zaman ve mekânda anlatının toplumsal tabakası Oğuz kavminin içinde bulunduğu çaresizliğe dikkat çekilmekte; öte yandan, o toplumsal yapının ihtiyaçlarının en temel unsuru olan ve…

Mekanizmalar
esinti / 19 Şubat 2012

Erk  Nedir? Güç anlamında kullanılıyor ancak bunu daha ziyade “kendini kendinde odaklayabilme yetisi” ile “kendini önemsemeyi bırakabilme” yetisinin  en yüksek ortak böleni gibi algılıyorum ben. ** The Closer Dizisi izleyen var mı aranızda bilmiyorum, onun tekrar bölümlerini vermeye başladılar ve az önce 13.bölümünü seyrettim. Hayat ve kendin olmayla ilgili nerdeyse tüm oyunlar(tüm mekanizmalar) bir bölüme sığmıştı(40 dk). Bulup da izlemenizi isterdim. Malum paylaştıkça zevkimiz artıyor. ** Bozonlar ve fermiyonlar, hayatı anlamak için büyük ipuçları sunuyor. Bir zamanlar (10 sene kadar önce) odamın duvarında onlar hakkında şahane bir tablo vardı (bi fizik dergisinin ilavesi posterdi) çift yüzüne de baskı yapıldığı için iki yönlü cam taktırmış ve çerçeveletmiştim. Bi kaç ayda bir yönünü değiştirirdim. O odada müthiş anılarım oldu. Aslında anı filan da değil bi çok ben oldu! ** Şu ana (şu ben’e) kadar yazdığım tüm yazıları tek bir word dosyası “bul ve değiştir” işlevi ile düzeltebilecek olsaydım, tüm “zaman” kelimelerinin yerine BEN kelimesini geçirirdim. Herhalde oldukça aydırıcı ve ironik olurdu. Düzeltme esnasında toplam kaç değişiklik yaptığını da veriyor bu işlev, böyle bi şansım olsaydı herhalde milyonlarca ben olduğu görülebilecekti! Gerilim filmi gibi. 🙂 ** Basat ve Tepegöz Her okuyuşumda başka birr yüzünü daha görüyorum mekanizmaların. El değmemiş Öykülerin gerçekten gizemi de…

Basat’ın zaferi-5
Haftanın Masalı , Kitap Özetleri / 17 Ağustos 2011

Meselin önceki bölümleri için; bakınız Görüldüğü üzere Basat, Tepegöz’e karsı, öncelikle bilinen ve daha önce toplumunun denemis olduğu yöntemleri kullanır. Fakat bunların olumsuz etkilerini görünce, toplumun diğer üyeleri gibi sorundan kaçmak ya da yenilgiyi kabullenmek yerine, “evrenin bilinci insan”ın “düsünme” ve “bilgisini kullanma” niteliklerini ortaya çıkartan “bilgece” bir eylemlilik içine girerek, yeni yeni çözümler üretir ve bunları dener. Basat’ı bilgelik ve gücün birlesimi bu eylemliliğe sürükleyen unsur, yine, ona söylenen “sen insansın!” bilgisinde yatmaktadır. Bir baska deyisle, Basat’ı bu eylemliliğe sürükleyen unsur “farkındalığının farkına varması”dır. Anlatının bundan sonraki kısmı, zaman ve mekânlar üstü bir baska durumun yasanmasıyla sürer. Tarihin her döneminde, zulmedenler, yenilgiye uğradıklarını anladıklarında, yozlasmanın ve kendi varlık alanının değerlerine yabancılasmanın kalıtsal etkileriyle bir çesit kurtulus saydıkları bir eylemliliğe girerler. Onlar, böylesi durumlarda yasamlarının dısındaki bütün varlıklarını, değerlerini, karsısındakine teklif ederek ve acze düsmüs insan edasıyla yalvarıp yakararak, yasamlarını kurtarmaya çalısırlar. Ne ki, buradaki samimiyetleri gücü tekrar ellerine geçirecekleri zamana kadardır. Anlatmanın son olay dizisi de bu sekilde baslamaktadır. Aslında elindeki bir kozu daha oynamak isterken, yasamını sona erdirecek bilgiyi (kınsız kılıç) de Basat’a vermis olan Tepegöz, artık, tümüyle kaybettiğini anlayınca benzer bir eylemliliğin içine girer ve kendisini affetmesi için Basat’a yalvarmaya baslar. Basat’ın Aruz Koca’nın oğlu olduğunu öğrenince…

Tepegöz doğuyor-3
Anadolu-Sümerler-şaman / 05 Ağustos 2011

Konu başı için bakınız: “Oğuz bir gün yaylaya köçdi. Aruzun bir çobanı var-idi, adına Konur Koca Saru Çoban dirleridi. Oğuzun öninçe bundan evvel kimse köçmez-idi. Uzun Bınar dimek-ile meshur bir bınar var-idi. Ol bınara perriler konmıs-idi. Nagahandan koyun ürkdi. Çoban irgece kakıdı ilerü vardı. Gördi kim perri kızları kanat kanada bağlamıslar uçarlar. Çoban kepeneğini üzerlerine atdı, peri kızınun birini tutdı. Tama idüp derhal cima eyledi. Koyun ürkmege basladı, çoban koyunun önine seğirtdi. Perri kızı kanat urup uçdı, aydur: Çoban yıl tamam olıçak, mende amanatun var, gel al didi. Amma Oğuzun basına zaval getürdün didi. Çobanun içine korhu düsdi amma kızun derdinden benzi sarardı.” (Ergin, 1997: 207) Görüldüğü üzere, Konur Koca Sarı Çoban, yozlasmıs insanın zaafıyla, toplumsal değerleri hiçe sayıp ve insan olduğunu unutup “tama” ile peri kızını “cima” ederek, bir yandan, insanın, yeteneğiyle, çevresini dünya yapma tercihini doğal çevrenin kirletilmesi biçiminde kullanırken, öte yandan, insanın kendi varlık alanına, doğaya karsı bir suç islemistir. (Öykünün bu kısmı nasıl da Annunakilerle örtüşüyor. Onlar da dayanamayıp insan kızlarıyla birleşiyor ve bir sürü yarı-tanrı(!) oluşmasına sebep oluyorlardı-bakınız… Aslında Sümer tabletleri daha tutarlı kanıtlar sunuyor ve zekeriya Sithcin yorumları!) Bir yıl sonra, Oğuz yine yaylaya göçtüğünde, Çoban, Uzun Pınar’a tekrar gelir ve peri kızı ile…

Tepegöz ve Basat-2-isim verme

Konu başı: Bakınız Bu nedenle olusturulan kurmaca düzlemde Oğuz kavminin hanı Aruz Koca’nın henüz bebek olan küçük oğlu göç sırasında düsürülmekte ve bir arslan tarafından götürülerek beslendiği söylenmektedir. Bunun birbiriyle sıkı sıkıya ilintili iki nedeninin olduğu düsünülebilir. İlk olarak, yukarıda sözü edilen siyasal ortamda topluluğun ihtiyaç duyduğu güçlü, kuvvetli, çelik iradeli ve disiplinli, kısaca “alp tipi” insan yetistirilmesinin mümkün olmadığı bir toplum resmi çizilerek bir yandan ihtiyacın önemine öte yandan böylesi bir toplumun fertlerinin bu tür özellikleri artık tasımadığı fikrini olusturarak toplumsal yapının bu yönüyle çürümeye basladığına vurgu yapılmakta; ikinci olarak ise, ki bizce daha önemli olanı, böylesi bir insanın, insandan olma-doğma özelliğinin yanında, ancak doğal bir mekanda, yani, tabiatın içinde, ve o doğal bütünlüğün özelliklerini yitirmemis parçaları olan insanlar –burada arslan- tarafından yetistirilebileceği fikridir. Anlatmanın bir sonraki asamasında, doğal bir mekânda yetistirilen ve arslanın özellikleriyle de bütünlesmis bu “yarı insan” ile Oğuz kavminin bulusması sağlanmaktadır. “…Oğuz yine eyyam ile gelüp yurdına kondı. Oguz Hanun ılkçısı gelüp haber getürdi, aydur: Hanum sazdan bir arslan çıkar, at urur, apul apul yorıyısı adam kibi, at basuban kan sömürür. Aruz aydur: Hanum ürkdügümüz vaktın düsen menüm oğlançuğumdur belki didi. Bigler bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldurup oğlanı tutdılar. Aruz oğlanı alup ivine…

Basat ve Tepegöz-1
Kitap Özetleri / 01 Ağustos 2011

Tarih tekerrürden ibaret, eğer bunu kendi kişisel tarihimizde, toplum, dünya ve bilebildiğimiz kozmos tarihinde bulup çıkaramazsak bizim için bu hapisaneden (kulluk) çıkış mümkün olmaz. Aslında buralarda olup biten; dönüp duran mekanizmalar, aynı duyguları uyandıracak mı bakalım diye, periyodik olarak üzerimize gelen ajitasyon enerjisi, dönüp duran çark… Biliyorsunuz Deli Dumrul’u bu sayfalarda sık sık ele alırım -takip edenler bilir- bu kez Dede Korkut’un bir diğer hikayesini; Tepegöz ve Basat’ı akademik bir ciddiyetle çözümleyen bir çalışmayı peyderpey (ve belki aralarda kendi mütevazı eklentilerimle) sunacağım. Gazamız mübarek olsun 🙂 ** Bireysel ve evrensel göndermelerle yüklü bu anlatmada bizim üzerinde duracağımız ve ana temanın baslığı altında tartısacağımız konular; giderek kendine yabancılasan ve dolayısıyla yozlasan insanın, zaaflarıyla dünyayı nasıl tehlikeli ve yasanamaz hale getirdiği; Doğa ile bir bütünlük arz eden insana ait evrensel değerlere ve onun doğasına karsı yapılan ihlal ve iğfal eylemlerine doğa’nın verdiği karsı konulamaz tepkilerin özelliklerinin tahlili; Saf, arı ve bilge insan ile dokunulmazlık büyüsüyle donatılmıs olsalar da “hilkat garibesi”, “ne idüğü belirsiz”, “arasat ta kalmıs” (insandan olma) insansıların arasında yasanabilecek bir çatısmada -“tohum” ve “döl”, yani, asalet; tohumun yatağı, yani, toprak ve yetisme tarzı anlamında eğitimle kazanılan güç; ve “bilgi”, yani, öğretim ve öğretmen ile kazanılan “bilgelik” unsurlarının belirleyiciliğiyle- zaferin, her…