The Shaman’s Last Apprentice

Şaman Rebeka’nın uzun içsel yolculuğunun filmini izlemek etkileyici bir deneyim oldu (Aşağıda yarım saatlik bu belgeselin linkini paylaştım). Türkçe altyazı da belki yakında yapılır ya da yapılmıştır bilemiyorum ancak Rebekanın öz yolculuğunu anlatımı son derece özlü ve anlaşılabilir, hatta hiç ingilizce bilmeyenleri dahi bu sihirli ambiyansa çekecektir sanırım. Ayahuska, yani gezegenin ana ilacı olarak takdim edilen bu seremoniyi ve bitkinin kendisini canlı olarak görmek de güzeldi. Biz bunu kızılderililerde peyote-mescalito ritülelinden bir nebze tanımaktaydık. Sanırım aynı statüde içsel yolculuğa sebep olan sağaltıcı bir karışım da şu an çalışmakta olduğum ve paylaşıyor olduğum Hawaii şamanlığında ve bilgisinde AWA ya da Kawa olarak geçen bir aydınlanma ritüeli. Her şey sonuçta, sevgi olduğumuzu bize hatırlatmak ve binlerce yıldır bedenimizde birikmiş blokajların çözülmesi için bir arınma temizlenme sürecini işaret ediyor. Her şey Barış ve Armoni için Esinlendirici bir izleme olsun dilerim aloha:

Barış, bayramdır.
esinti / 28 Temmuz 2014

Barış, bayramdır. Barış… Hücrelerinde, bedenlerinde, ailende, sokakta, yurtta, dünyada, galakside, evrende barış. Savaşmadan, anlayışla gelen barış, bayramdır. Korku, ayrılık bilincinin belirtisi. Çoğalma da korkunun belirtisi. Bana diyorlar ki; “ne yapılsın yani, üçüncü köprü de yapılır, üçüncü havaalanı da yapılır, bunlar için ağaçlar, göletler, hayvanlar, biraz hava biraz su feda edilir mecburen. Gelişim için insanlık için başka ne yapılacak ki?” Bu görüşe -inanca- sahip insanlarımız. Bilim elli sene önce 200.000 kişiden fazla yerleşim alanları uygarlığımızı sona doğru ilerletir demiş, tüm araştırmalar, analizler ve hesaplar bu sonucu veriyor. Her yerleşim bölgesi kendi yiyecek içeceğini kendi sınırları içinde üretebilmeli, kendi sınırlarında dönüşüme uğratabilmeli. Meğer ki insanlar bu gerçeği bilmeden bunca dengesiz yerleşimler oluşturmuşsa, bilgiyi öğrendikten sonra neden dengelenmeye çalışmaz? Neden hala lineer düşünmeye ve yaşamaya devam eder? Neden tek yönde, tek çare varmış gibi davranır? Ayrılık bilinci, korkuya, korku çoğalmaya, çoğalma paylaşma hırsına ve savaşa sebep olur. Böyle inanır ve yaşarken, eksikliği had safhada hissedilen maneviyata, dine, sonsuz kaynağa yönelmek pek tabi değil mi? Burada ve şimdi dengelenmek, önceki doğruları revize etmek, kendilik bilincinin sorumluluğunu almak ve yaşarken ölüp dirilmek yerine, ölümden sonraya yatırım yapmak ve binlerce nesil yapıldığı gibi bu zor kararı hep çocuklara, torunlara havale etmek de ancak “mümkün”ün bu olduğunu…

Çatışmadan Barışa yol
esinti , YENİ DÜNYA / 22 Haziran 2014

“Bir Ben olduğu içindir ki, bir Düşman vardır. Ben denilen şey yoksa düşman da yoktur. Eğer herşeye bir isim vermeye kalkarsak karşımızda yer alırlar. Erkek dişiyle, ateş suyla zıtlaşır. Ama zihninizde hiçbir yargılama olmuyorsa çatışmaya girmenize de gerek kalmaz. O zaman Ben de, Düşman da yok olur. Zihni aşarsanız mutlak olarak ‘Yapmamak’ fiilini deneyimler ve tadına varırsınız. “Evrenle uyum içinde ve onunla birsinizdir. Doğru ve yanlış arasında tercih yapmak zorunda kalmazsınız. Zihninizin bir ürünü olan ikilemler dolu dünyadan kurtulursunuz.” Diyor eski bir Tao-Zen ustası. Aynen böyle düşünür ve yaşamımın da bu doğrultuda olmasını dilerim yıllardır; fakat şimdi bir BEN olsa dahi, her şeye isim vermiş olsak dahi, çatışmaya girmeyebileceğimizi hissediyorum, nasıl için tamamlanmış bir cevabım yok henüz -belki hiç olmaz-. Sanki başarı konusundaki fikrimiz ve hayatta kalmaya dair saplantılı ilişkimiz değişir ve yumuşarsa barış kaçınılmaz gibi geliyor bana. * Nasıl ki hiç bir şey bir diğer şeyden daha kutsal değil, hiçbir gerçek de bir diğerinden daha doğru, daha üst seviye olamaz. Eğer bunu hissedebilirseniz tüm çatışmalara da gülebileceksiniz. Aklınıza hemen en korkutucu, en iğrendirici, en hoyrat örnekleri getirip “ama nasıl olur bu, ya sen şimdi…..” diye başlayan tüm korkunç senaryoları söyleseniz de benim yukarıdaki çıkarımım hala doğru kalacak, üstelik sizin…

Yeni Enerji; Barış
esinti , YENİ DÜNYA / 19 Mayıs 2014

Bayramınızı kutlarım sevgili frekanslar. İster bir kişi isterse bir ulus olsun, seçeneklerin ikiyle sınırlı olmadığını, her zaman sınırsız seçenekle çevrili olduğumuzu ispat eden 19.05.1919 olgusu, hepimize ergenlikten yetişkinliğe geçme fırsatı sunmuştu. Bu dirayeti gösteren Mustafa Kemal dahil oyunun tüm etkileyenlerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bu bayram tesadüfen gençliğe ithaf edilmiş olamaz. 19 sayısının üç kez tekrarı, bir dönemin bitip yenisinin başladığını müjdelemesi açısından şayanı hayrettir. Tüm bayramlarımızı severim, hepsinde emek, dirayet ve sarsılmaz bir niyet var. Ondokuz Mayısa birazcık daha sempati duymamın minik sebebi; o gün doğmayı başarmış olmaktan dolayı hissettiğim çocukça heyecandır:) 19 sayısı için “bir bedende iki kişi gibi yaşamak” demiş yabancı bir numerolojist. Gerçekten de öyledir. Buna alışmak ve barışmak epeyce bi yılımı aldı, hatta yeni’den doğmak zorunda kaldım. Sınırsız seçeneklerin, kendi ehliyetini almış olanlar için söz konusu olabildiğini de belirtmek gerekiyor çünkü “bilmediğini bilmezsin!” Eğer aynı kelime iki kez tekrarlanarak bi cümle olmuşsa biraz ironik olur, aynı zamanda da dikkat çekici. Bir diğer önemli husus da eski enerjinin çok zor öldüğü olgusudur. Eski bir yazımda şöyle dediğimi hatırlıyorum; yeniye geçerken eskinin “aman ne güzel, al ben yiyemedim sen ye” diyeceğini hiç sanmayın, o ölümüne bir savaş verir, ölüme karşı çığlıklar atarak direnir ve bu çok da…

Anlayışın Derinleşmesi
esinti , YENİ DÜNYA / 25 Nisan 2014

Barış, çatışma ve çelişkilerin anlayışla çözülmesi anlamına gelir. Anlayış gelişip derinleştikçe barış kaçınılmazdır. Biz barış için değil anlayışımızın derinleşmesi için çabalıyoruz. Çok boyutlu yaşama geçtiğimizde zaman ve mekan derdi olmadığını göreceğimizden, barış şimdi ve burada sağlandığında bu mutlak barış anlamına gelecektir. Mesele anlayışımızı derinleştirmek, lineerlikten çok boyutluluğa transfer olmak. En azından ben kendim için bunu öncelik edindim. Her birimizin içinde bulunduğu tekillik hali, bizleri tek başına bir evrenmişiz gibisine (belki “gibi” fazladır) devasa bir karadeliğe çeviriyor.Biz bunu dengelemeyi nasıl başaracağız? Çözüm hakkında bir fikrim, hatta uygulamalarım var, ancak sabır ve sebat gerektiriyor, evreleri, devreleri ince hesapları var bunların, öyle hissediyorum. Formüllerden yola çıkıyor da değilim, adeta karanlıkta diyalog yapıyorum. Bana gereken kendime inancımı kaybetmemek 🙂 Allahtan şimdiye kadar hiç olmadığım denli sakinim. Bi şey değişti ama nedir onun adını koyamadım. Bu minik ahşap üstü akrilik boyamaları 23 nisan günü yapmıştım, 1 Güzel şeyler dükkanında bulabilirsiniz 🙂

Hizmete Talip Olmak
esinti , YENİ DÜNYA / 01 Nisan 2014

Hizmete talip olmak ilginç bi kavram. Üzerinde derin düşünmek lazim. Benim aklima nedense Lemuryanlar hakkinda okudugum bir bölüm geldi. §u minval üzerineydi: “Bu toplumun bütün temeli paylaşmaya dayanıyordu kimse bir başkasından daha iyi olmak için bilgiye sahip olmazdı eğer herhangi bir kişi tekamül yolunda geride bırakılırsa bu durum tüm tekamüle zara verici olarak görülürdü. Bundan dolayı herkesin aynı düzeye erişmesine yardım etmek bir sevgi işi haline gelmişti. Bu spiritüel insanların zihinlerindeki hedef her şeyi Yaradan’ın titreşimine eşit olan bir titreşime yükseltmekti bu yüzden Hiçbir varlık bütünün tam desteği olmadan öğrenmeye bırakılmazdı ve bu konseylerin evrensel bilgiyi toplayıp uygun üyeler vasıtasıyla yaymalarıyla yapılırdı.Bir konsey 12 üyeden oluşuyordu ver her birine yine 12 kişiden oluşan ve her bir üyeyle ilişki ve etkileşime giren bir alt-konsey atanmıştı 144 kişilik bu konseyin her bir üyesinin , sekiz kişiden oluşan ve saptanmış varlık gruplarından elde edilebilecek tüm veriyi toplamaktan sorumlu olan bir konseyi vardı Herhangi bir konseyin herhangi bir üyesinin yerine bunu isteyen bir başkası geçebilirdi sizin yerinizin tekamül etmekte olan başka biri tarafından alınması bir onurdu çünkü bu sistemin sağlam olduğunu kanıtlıyordu. Bu düzenleme her varlığın herhangi bir pozisyonu dolduracak kadar bilgili olmasını temin ediyordu ki bu da hiç kimsenin bir otorie pozisyonunda olmadığı…

Barış Ararken…

Barış adeta bir güneş gibi anlayıştan doğar, bilinmeyenden korkarak batar. sa İşte bu sebeple 3B dünyasında barış ve savaş birbirlerini gece ve gündüz gibi şaşmaz bi kararlılıkla takip eder. Ta ki bilinmeyenden zevk alana kadar devam eder. Sürprizlere açık olmak, yaratıcı 5B boyutunun temelidir. Sonsuz, tanımsız yaratıcının, sonsuz şefkatini bir kere hissettiğinizde, bilinmeyene karşı hazırlıklı olma telaşı kaybolur, şu an ve burada mantıksız (!) bir güven kaplar içinizi. ‘Yıldızları görmek için belirli bir karanlık gereklidir.’ Demiş Osho İşte her şey bundan ibaret. Bilinçle bilinçaltı perdelemesi, bu sebepten oluşturulmuş bi oyun. Hızlanmak için… Şimdi ben Barış isterken, anlayışı derin biri çıkıp “işimizi yavaşlatıyorsun Sibel” derse ona “evet aynen kardeşim” derim * Sebepleri anlamak, anlayışta derinlik kazandırır. En azından bana öyle oluyor:) İç görülerimle (yüksek benliğimle) bağlantım hep iyidir ve çoğu kez de onun yol göstericiliği ile yaşadım, sadece böyle de yapabilirdim ama doğam başka türlüsünü gerektiriyordu, buna ilaveten sebep-sonuç ilişkileri kurarak mantığımı da ikna ederek, çift dikiş ilerledim. Her birimiz benzersiz kendi dinimize (hayat yolu) sahibiz. Halleri deneyimlemek icin sebep sonuc analizi gerekmiyor ancak o haller de tipki ruya gibi kontrolsuz dolasimlar ve cok hos tabi bi yaniyla. Ancak HALden makama transfer icin bilincli cabalar gerekiyor güm üstatlar da bunu desteklemisler. Zaten…

Barış, bariş, barış
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Mart 2014

Sürüngen ırkı deyince hepimizin icinde az cok bi korku uyaniyor  Kolay degil milyonlarca yilin hesabi! Oysa negatif dedigimiz yol, yaradilis, birey bilincinin gelismesi icin alinmis bir onlem, kullanilan bir eril yön em, aksi takdirde varliklar kollektif disi bilinc icinde milyarlarca yil kalsa bir olgunlasma saglayamiyorlar. Bunun calisma bicimlerini hem kitaplarimda hem de yazilarimda dusundum ve hayli yazdim. Dışi ve eril yanimizin dengelenmesi derken bu cinsiyetler bazinda anlamak cok yetersiz oluyor. Bu denge insan ve sürungen yaradilisimizin, yani kolektif ve bireysel yanimiz arasinda sağlanması gerekiyor. Iki yaradilis ogesi bir kiside öylesine dengelenmeli ki, her iki yan birbirini surekli dölleyen, kendine yeterli, tum varolusu destekleyici bir hal alsin.Kolay gelsin hepimize, günaydin sevgili frekanslarim Bu konuda en fazla icine dustugumjz hata; karsimdaki savaşirken ben nasil bariş yapabilirim savunmasidir. Dogrudur 3B’den bakinca. Ama daha yukardan bakip kendimize KARSIMIZDAKI KİM. ONU KİM YARATTİ diye sorabiliriz. Dünyanin tekamül yolculugu neden göklerden bu denli ilgi alaka görüyor?Çünkü yeryüzünde orjinal insan ya da orjinal sürungen ırki yer almiyor, DNAlari bastan birlestirilmis olmakla kalmamis, surekli aralarinda birlesme yoluyla üremis, degisik oranlarda bir insan-sürungen FİZİKSEL araç elde edilmiş ki buna biz genel olarak İNSAN ismi veriyoruz.Yani demem o ki, zaten BARIŞ bedenimizde sağlanmis, ancak duygu ve zihin kaliplarimizdan etkilenen bilincimiz bu durumun farkinda degil…