Barış, Anlayış Derinliği
Felsefe ve Kuantum , Urban Shaman / 11 Kasım 2016

Barış adeta bir güneş gibi anlayıştan doğar, bilinmeyenden korkarak batar. sa İşte bu sebeple 3B dünyasında barış ve savaş birbirlerini gece ve gündüz gibi şaşmaz bi kararlılıkla takip eder. Ta ki bilinmeyenden zevk alana kadar devam eder. Sürprizlere açık olmak, yaratıcı 5B boyutunun temelidir. Sonsuz, tanımsız yaratıcının, sonsuz şefkatini bir kere hissettiğinizde, bilinmeyene karşı hazırlıklı olma telaşı kaybolur, şu an ve burada mantıksız (!) bir güven kaplar içinizi. ‘Yıldızları görmek için belirli bir karanlık gereklidir.’ Demiş Osho İşte her şey bundan ibaret. Bilinçle bilinçaltı perdelemesi, bu sebepten oluşturulmuş bi oyun. Hızlanmak için… Şimdi ben Barış isterken, anlayışı derin biri çıkıp “işimizi yavaşlatıyorsun Sibel” derse ona “evet aynen kardeşim” derim

Hayatın tamamını anlamalısın

Amerikalıların %27’si yılda bir kitap bile okumuyormuş. 2012 yılına ait bir haber, ”Kütüphaneler Haftası dolayısıyla hazırlanan rapora göre bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor” diyor. 2013 yılına ait bir haber ise ”Türkiye’de yılda kişi başına 6.4 kitap düşüyor. Ancak bu rakam Türkiye’de bir kişinin yılda 6.4 kitap okuduğu anlamına gelmiyor, zira rakamlara Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara ücretsiz dağıttığı 187 milyon ders kitabı da dahil” diye açıklıyor. Bu ahval üzerine olduğunu sandığım bilimsel görünümlü makaleler başladı, özetle kitap okumak ömrü uzatıyormuş filan 🙂 Yarın bağırsak florasına çok iyi geldiğini de okursam şaşırmam. Olsun birilerinin çabaladığını görmek de güzel. ***Hayatın tamamını anlamalısın, sadece küçük bir parçasını değil. İşte bu nedenledir ki okumalısın, bu nedenledir ki göğe bakmalısın, bu nedenledir ki şarkı söylemeli, dans etmeli, şiirler yazmalı ve acı çekmeli ve bütün bunların yaşam olduğunu anlamalısın. Jiddu Krishnamurti *** Tatil, gevşeme, şeker, çikolata, Laniakea, barış… Aloha

Yine ve her daim OYUN :)
esinti , Urban Shaman / 04 Temmuz 2016

Bir şeye sınır koymak kendine sınır oluyor, bunu zaten biliriz ama uygulamada an be an yaşadıkça hayretim şaşıyor bazen 🙂 Örneğin Canasta oynarken, oyun tarzını sevmediğim, ya da pek küfürbaz saygısız bulduklarımı kara listeye alıyorum, bunun manası sen varol ama birlikte oynamayalım lütfen. Fakat sistem oyun masası açarken oyuncuları seviyelerine göre eşleştiriyor canasta (SKA’nın ünlü oyunu) programında. Şimdi orada eğer kara listeye aldığın bir oyuncu varsa, seni bir türlü bir oyuna dahil edemiyor, hepimiz hazırız ama masa açılmıyor! Herkesin bir nedenle kara listeye aldıkları var. Bekliyoruzzz… bekliyoruzzzz… ve bekliyoruzzz. Yani kara listeye bir anlamda kendimi almış oluyorum.yine de kara listeyi kullanıyorum 🙂

Karmik Borç mu sınırsız şimdide atıl veriler mi?
Urban Shaman / 28 Mart 2016

Kahunalar geçmişten bugünü etkileyen karmik borca pek prim vermezler çünkü sınırsız şimdide olduğunu biliyorlar ve bu sebeple reenkarnasyona atıl veriler olarak bakıyorlar. Bunlar paralel yansımalardır, kişinin tanışabildiği/ilişkide olduğu herkes o kişinin enkarnasyonu gibi düşünülür. KU deposunu bir an için bir bilgisayarın hard diski yani sabit diski gibi olduğunu düşünelim. Normalde bilgisayarımızda bulunmasını istemediğimiz programları/dosyaları silebiliyoruz, onlar artık bizim için yoklar ve hatta unutup gidiyoruz ancak silinen bu programların izi/gölgesi işin mütehassısları tarafından bulunabiliyor, geri getirilebiliyor. İşte bu kayıtlara ben urban shaman konseptindeki atıl enkarnasyonlar ismini veriyorum. Bu konuya neden böylesine dikkat (önem) veriyorum; çünkü eğer çevrenizde gördüğünüz duyduğunuz somut ya da soyut ilişkide olduğunuz kişilerin sizin atıl enkarnasyonlarınız olduğunu anlar ve buna ayarsanız, barış için büyük bir adım olacaktır. öfke/nefret/ayrıştırma yerini şefkat/anlayış ve barışa bırakacaktır. Aloha Not. Algını her seferinde (her istediğinde) sadece tek bir konuma kaydırabilirsin, yani tüm enkarnasyonlarını aynı anda deneyimleyebilen olamazsın. Bu sebeple algın hangi rol üzerindeyse o an için diğerleri atıl konumda olur. İlk etapta bizler için önemli olan; ayrılığın bir fayda uğruna, keyfi olarak hazırlandığını içine sindirmek. Algını bilinçli gezdirmek o kadar da önemli değil eğer bir büyücü olma peşinde değilsen ve barış içinde olmak sana yetiyorsa.

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 26 Mart 2016

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır. İkinci prensip KALA’nın sonuçlarından biridir bu çıkarım. Ayrılığın bir fayda uğruna kurulmuş bir rüya (oyun) olduğu gerçekten bilinse hayatta çözülmeyecek hiç bir şey kalmaz. Bizler aslında çok boyutluyuz. Tüm sorunlar, hastalıklar ayrılık bilincinin farkındalıksızlığından kaynaklanır. Bunu zihinleriyle yürekleriyle tastiklemiş olanlar bile zaman zaman işin ucunu kaybedebilir. Hiç sorun değil, Gurdjieff hocanın da söylediği gibi bu yolculukları bir gurup halinde yapıyor oluşumuz bizi bu unutkanlıktan kurtarır çünkü bir arkadaşımız bizi nazikçe dürtükleyiverir ve hemen uyanırız 🙂 Aloha budur işte Bir düşünün eğer %100 empatiye sahip olunsaydı yaşamak ne zor olurdu (2 rakamı empatiyle ilgilidir). Kahunalar kendilerini, faydalı limitler (ayrılıklar) yaratmakta özgür hissederler. Buradaki kilit nokta, ayrılığın mutlak mı kurmaca mı olduğunu bilmektir. Kurmaca olduğunu bildiğin durum CC bilgisindeki kontrollü deliliğe tekabül eder. Kurmaca olduğunu kabul etmek İz sürmenin gereğidir. Yani ayrılığın keyfi olduğunu bilmek; özgür hissettirir, esnetir, savaşmak için sebepleri yok eder, akışta olmayı, birlikte barış içinde büyümeyi teşvik eder. Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre; Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz. Diğer yandan…

Stresin Doğası ve Dalak Otoritesinin yanılmazlığı
Urban Shaman / 10 Ağustos 2015

Stresin yol açtığı tüm gerilimlerin, salıverme ve gevşeme döngüsünü tamamlayamadığında ilgili kaslarda depolandığını ve hastalık adı verilen sonucun böyle ortaya çıktığını biliyoruz. Öyleyse stresten uzak duralım diyebilir miyiz? Bunun mümkün olmadığını preshamanlar biliyor 🙂 Çünkü bu dünyadaki her şey strese sebep olur, kötülüğünden yanlışlığından değil sadece limitsiz -tanımsız- bir şeyin daracık bir kapta yer bulma uğraşıdır varlık aleminde olmak. O halde Stres-gerilim-salıverme-rahatlama döngüsünün bozulmaması hayatidir biz insanlar için. Her insan kendisine en uygun gevşeme yolunu/yollarını bulur, daha önemli olan bunu yaşadığı sürece periyodik olarak yapabilme -nefes alma gibi- kararlılığını sürdürebilmesidir. Şu haber linkindeki gibi bir mekanizmadan bahsediyorum, ayrıca tüm organlarımızın kas yapısının olduğunu da akılda tutmak lazım: http://yeniboyutlar.com/psoas-kasi/ 2. not: Aslında “Stres-gerilim-salıverme-rahatlama” doğal döngüsünü tıpkı diğer otonom aktiviteler gibi (bedenimizde yapılan tüm periyodik işlemler) otomatiğe bağlanabilir bu değerli görevde KU’nun iş tanımına eklenebilirdi (yani program yazılırken) ama yapılmadı. Neden? Bu döngünün bozulması 3B dediğimiz frekanstaki deneyim çeşitlemesini sağlıyor! Bunu da hatırlatmak isterim. Varlık boyutunda yer almak, karar vermeyi gerektirir (Lono’nun işlevi) hem de binlerce karar. Tüm bu kararlar ağır ya da hafif seçimleri gerektirir, seçim ise mekanizma olarak yargı işlevi gibidir, seçmediğimiz olasılıkları öldürmüş oluruz kendimiz için ve işte o seçilmeyen sınırsız olasılıklar/potansiyeller acaip üzülürler ve stres oluştururlar! Ne kadar basit değil…

Mutlak Gerçekçiler…
esinti , Urban Shaman / 26 Haziran 2015

“Kesin inançlı, kendi siyasi, dini, felsefi inancının “mutlak gerçek” olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ‘ödünsüz’dür: ‘Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma’ gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık “tehlikeli”dir, “ihanet”tir. ‘DÜŞMAN’ onun için bir ihtiyaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir ‘düşman’ın varlığı onun kafasındaki ak – kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar. Öyle bir “düşman” ki, “her şeye kadir ve her yerde hazır” olmalıdır. Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar! En heyecan verici iç düşmanlar ‘dış güçler’e, ‘emperyalizm’e, ‘beynelmilel Yahudi’ye bağlı olanlardır: “İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir…” ‘Kesin İnançlı’nın sağcı solcu, dinci, laik olması fark etmez. Eric Hoffer Biz buna Gezgin şamanın yolunda,”asla şüphe duyulmayan inanç durumu” anlamına gelen Paulele diyoruz . İnançlar deneyimlerimizin temelini oluşturur ve üç guruba ayrılır: 1. Varsayımlar (paulele): asla şüphe dıuulmayan inanç durumu 2. Tavırlar (Kuvana) : kuşku içeren ama deneyimlei etkilemeye devam eden inanç durumu 3. Mana’o :Yeni bilgiler ışığında kolayca değişen inançlar. Birinci prensip İKE bize; tüm sistemlerin keyfi olduğunu ve insan algılarının dünyasında “Mutlak” beklentisinin hüsran olacağını söyler. Paulele, üzerinde düşünerek, tahlil yapılarak…

Ho’oponopono Nedir?
Urban Shaman / 19 Haziran 2015

Ho’oponopono kadim zamanlardan gelen bir Hawaii uygulamasıdır, anlamı; barış yapmak, anlaşma yapmaktır. (Mauinin bu konudaki masalını hatırlayanınız var mı?) Sık sık uygulamanızı hatırlatmak için uygulamayı tekrar anlatıyorum: başlangıç: Ho’opono pono Sorumluluğu %100 alıyorum sıfır noktası lütfen beni arındır devamı(mümkün olduğunca çok, içinden ya da sesli tekrar ediliyor): seni seviyorum özür dilerim lütfen beni bağışla teşekkür ederim. Not: Ho’oponopono uygulaması içinde yer alan; “sıfır noktasının arındırmasını dileme” durumu, son derece fizik bir işlem. Zıt yüklü çıkıntılı başka bir atomu arayıp bulan bir atomu düşünün, bu arayış sıfır dengesinin arayışıdır ve bu işlemin adı da manyetizmadır. Ne kadar metafizik bi fizik 🙂 Bir de önerim, Ho’oponoponoyu yaparken belli bir olaya, kişiye, yere odaklanmadan sözcükleri söylemek tabi bu arada akla gelen olaylar olabilir, ona tutunmadan devam etmek tıpkı meditasyonlarda yaptığımız gibi, zihnin dalgalarına tutunmadan seyirci kalabilmek daha iyi sonuç verir.

The Shaman’s Last Apprentice

Şaman Rebeka’nın uzun içsel yolculuğunun filmini izlemek etkileyici bir deneyim oldu (Aşağıda yarım saatlik bu belgeselin linkini paylaştım). Türkçe altyazı da belki yakında yapılır ya da yapılmıştır bilemiyorum ancak Rebekanın öz yolculuğunu anlatımı son derece özlü ve anlaşılabilir, hatta hiç ingilizce bilmeyenleri dahi bu sihirli ambiyansa çekecektir sanırım. Ayahuska, yani gezegenin ana ilacı olarak takdim edilen bu seremoniyi ve bitkinin kendisini canlı olarak görmek de güzeldi. Biz bunu kızılderililerde peyote-mescalito ritülelinden bir nebze tanımaktaydık. Sanırım aynı statüde içsel yolculuğa sebep olan sağaltıcı bir karışım da şu an çalışmakta olduğum ve paylaşıyor olduğum Hawaii şamanlığında ve bilgisinde AWA ya da Kawa olarak geçen bir aydınlanma ritüeli. Her şey sonuçta, sevgi olduğumuzu bize hatırlatmak ve binlerce yıldır bedenimizde birikmiş blokajların çözülmesi için bir arınma temizlenme sürecini işaret ediyor. Her şey Barış ve Armoni için Esinlendirici bir izleme olsun dilerim aloha: