“The field” ya da BAK

Altı yıl önce BAK yöntemini bulduğumda ve bunu uygulamaya başladığımızda sonuçlar bizi çok şaşırtıyordu. İnanması güçtü ancak kuantum fiziği kaynaklı bilgilerim beni bütün bu mucize gibi görünen şeylerin olabileceğini, normal olduğunu bana söylüyordu. Evet sanırım tamamen ikna olmuştum ve bu sebeple BAK uygulamalarımızın hepsi bir çok açıdan başarılı oldu, katılanların iyileşmesini, daha önce vakıf olmadıklarını sandıkları alanlarda yeni kavrayışlar elde etmelerini sağladı. Az önce okuduğum Kryon’un “The field” ALAN isimli yeni konuşmasında bahsettiği şeylerin BAK, yani Birleşik Alan Kullanımı adı altında zaten kullanıyor olduğumuz metot olduğunu görmek beni sevindirdi. Hayret etmedim çünkü sistemin kuantum dolaşıklığından şüphem yok. Konuşmanın orjinali ekte, Türkçeye çevrildiğinde onu da paylaşırım. Aloha dostlar ve BAK oynamaya devammm http://www.kryon.com/CHAN2016/k_channel16_laguna(s).html

Hastalık bataklığını kurutmak mümkün mü?
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 05 Eylül 2016

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız, önemli. Bu yöntemi 15 yıl önce kendi imal ettiği bir cihazla kullanan bir doktor arkadaşım vardı, bizzat şahitlik etmiştim mucizelere. Yani konuya eskiden beti vakıfım ancak bu makaledeki ifadelere bir ilavem var ki bu da hayati bir ekleme bence. Makaledeki döktorun ifadesiyle “batı tıbbı bataklığı kurutamıyor” ifadesi eksik kalıyor çünkü kendi önerdiği frekansı ayarlayan bu cihaz (scio) ve yöntemi de bataklığı KALICI manada kurutamıyor, iyileşmeler…

Kendimizle Karşılaşma

Yoğunlaşmak, diğer her şeyi dışarda bırakarak bir nesneye, sembole veya bir deneyime odaklanmak ve dikkati onun üzerinde tutmak için gerekli olan enerjiyi kullanmaktır. Yoğunlaşma gücümüzü geliştirdikçe zihinsel gevezeliğin arka plandaki sesini azaltırız hatta zamanla susturabiliriz. Sıkıntı ise yoğunlaşamamanın bir belirtisi olarak karşımıza gelir. Sıkıldığımızda en başta kendimizden sıkılıyoruzdur. Zen pratiklerinde DO ismi ile bilinen eylemlerin ardındaki düşünce; kendimizle bir karşılaşma yaratmaktır. Herhangi bir şeyi (resim yapmak, bahçe işi, yemek pişirmek vs) tam bir yoğunlaşmayla yapma girişiminde bulunduğumuzda, hayatlarımızda olmadığımız yerlerde, almadığımız tatlarda, bütün yerlerin farkına varırız. Tuhaf olan tutarlı bir yoğunlaşmış çaba, yumuşak bir zahmetsizlik ve kendiliğindenlik getirir. Bu odaklanma önce yüksek bir enerji gerektirir, zamanla bu doğal hale gelir. Yoğunlaşmak için enerji harcamayı başaramayanlar, yaptığı işin kendisi haline dönüşenlerin yaşadığı kolaylığı bilemezler. Bu yoğunlaşmanın ya da odaklanmanın bir üst boyutu birleşen yoğunlaşma olarak adlandırılabilir. Birleşen yoğunlaşmada benlik farkındalığı yoktur, o bizi andaki deneyimin içine götürürken, aynı zamanda özne-nesne ilişkisindeki ayrılığı da ortadan kaldırır. İçine çeken veya birleştiren yoğunlaşma, ilgili nesne, deneyim veya olay tarafından öylesine tamamen emilmektir ki bütün zaman, mekan ve benlik duygusu kaybolur. Biçimi aşıp, öze veya Tao’ya geçeriz. Daha önce urban şaman konseptinde dile getirdiğimiz groklamak eyleminin temeli de budur. Sanırım aşk ile erimenin esa-n-sı da…

Boşluğun Şifası: BAK

Alan Watts’ın şu kısa videosunu seyrettiğimde aklıma gelenler: Tıklayınız İşte biz Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında “bilmiyorum” ile bu boşluk alanı basitçe yakalayabiliyoruz. Hem de çabalamadan, neden? Çünkü KU’muz gerçekten bilmediğine ikna oluyor! İşte şifalanma da bu noktada başlıyor. Reiki aktarımında da yaptığımız basitçe budur “bilmiyorum”, “Ben şu an sadece ara kabloyum” ve sonra o mucizevi şeyler oluyor. Beklentisiz kalabilmek boşluk oluşturuyor, galiba işin sırrı budur. Ne dersiniz BAK Oyuncuları? Sizin oyun deneyimlerinizle örtüşüyor mu bu çıkarımlar? Henüz bir BAK uygulamasına katılmadıysanız, işte oyunumuzun en yakını, tıklayınız Ayrıca 13 Cuma günü BAK oyunumuzda bir de sürprizimiz olacak kısmetse 🙂

Şifa Talebi

İnsan kendinde olmayan bir şeyi dışarıda göremez malum ve görmeye/kendinde olduğunu hatırlamaya hazır olduğu şeyler çevresini sarar, onu anlayıp sindirene kadar çevreyi terk etmez. Ho’oponopono yu muntazam olarak ve beklentisizce yapmak süreci zahmetsizce hızlandırmak için yeterlidir. Beklentisizce ne demek? Yani bunu (ho’oponopono) yaparken kişileri, çevreyi acaba şimdi değişti mi, ne değişti, daha mı iyi oldu gibisinden kolaçan etmeyi bir süre bırakmaktır. şifalanmanın gerçekleşmesi için beklentisizlik ve boşluk enerjisi gerekir. Baştaki niyet ve sabırla/beklentisizce periyodik yapılan Ho’opono pono, DNA’mızın dokuzuncu şifa katmanının beklediği çok-boyutlu talebi gerçekleştirecektir. Talep bir kere şifa merkezine eriştiğinde, iyileşme; aklımızın ve mantığımızın ötesinde mucizevi şekilde belirir. Aloha Not: Dün akşam yaptığımız BAK uygulamasında Birleşik Alana hastalıklar ve şifa konusu soruldu. Oyunun genel özeti yapıldığında onu da ilave edeceğim ancak Kendimizi ya da bir başkasını mucizevi şekilde nasıl iyileştireceğimizin çok şaşırtıcı ve çok sade cevabı rollerin dağıtımından önce kafamın içinde 3 kez yankılandı: Işık OL Bildiğimiz gibi kendi buluşum olarak altı yıldır uyguladığımız BAK-Birleşik Alan kullanımı uygulaması/oyunu Lemuryan bir uygulama olarak Hawaii şifacılığında zaten benzer biçimde yer alıyormuş. Hailona, kehanet için rollerin sanatı anlamına gelen, iç seziye uyumlanmayı ifade eden çok eski bir sözcüktür. Daha fazla bilgi için tıklayınız. Şamanlar sezgiyi, geçmiş/gelecek ve şimdi hakkında, şifalandırma için bilgi toplama…

Geçmişin Hipnozunu Bozmak
Kitap Özetleri , Urban Shaman / 12 Şubat 2016

Dünyanın en büyük hipnozcuları anneler ve babalardır. Büyürken biz bu hipnozu pekiştirerek ilerleriz. Dr. Bulent Uran, bilinçaltini bizim KU kavramimızla cok benzer biçimde kullaniyor ve bilici de LONO olarak algilayabilirsiniz. Zaten kitap (Gecmisim hipnozunu bozmak) giris bolumleriyle nerdeyse urban shaman konseptinin bizim dile en yakin bir baska ifadesi gibi, bu anlamda pireshamanlar bu kitabi edinirlerse kavramlari iclerinde yerli yerine oturtmak kolaylasacaktir. “Yerine daha iyisinin konacağına ikna olmadan bilinçaltı eski programı silmez” GHB KU’nun bilinenin aksine ne kadar mantıklı olduğunu hatırlayınız. Aynı zamanda KU yeni kayıtlar veya eskisinin iptali için “deneyimin yoğunluğunu” dikkate alır. Ne kadar duygusal, kimyasal ve kassal reaksiyon oluştuğuna bakar; Deneyim ne kadar gerçektir?! KU ile iletişim bana Kane ile iletişimden hep daha incelikli gelmiştir. Herkes Kane ile (yüksek benlik, tanrısal benlik veya Ben’im bilinci) iletişime girme heveslisidir fakat günlük hayatı yöneten KU (beden hafızası) nı küçümser. Ah bu büyüme arzumuz 🙂 Onbinlerce yılın hesabını tutan devasa bir işletim sistemi KU. Tabi ki bizzat insan deneyimlerinden çıkarsadığı her bilgiyi bizi güvende tutmak adına disiplinle azimle uyguluyor kendisi. Olağanüstü bir asistan, dipsizkuyu. Fakat biz ondan hiç haberli değiliz, eğitilmedik, ne yazık! Üstelik hayvansı yanımız, reptilyan beyni vs gibi aşağılamalarla bir an önce terk edilmesi beklenen bişey gibi sunuldu bizlere…

Acemi Şansı nedir?

Eğer şimdiye kadar keşfetmediyseniz, siz duyguların duyusallığa kıyasla ne kadar ucuz ve sahte olduklarını ve güç yüklü olduklarını keşfedeceksiniz. Kim gerçek duyusallığa, hissetme yeteneğine – gerçekten hissetme yeteneğine – fiziksel duyuların ötesindeki her farklı düzeye sahip olup da duygulara ihtiyaç duyar? “Siz Ben’imin armağanlarını aldığınızda…ve ben onun duyguları nötralize ettiği konusunda son derece ciddiyim. O enerjileri çekiyor. O size istediğiniz her yerde olma olanağı sağlıyor, onun hakkına düşünmeden, hokkabazlık yapmadan veya hayal etmeden çünkü edemezsiniz. İnsan edemez. O zaman bırakın Ben’im gerçek Sen’in öne çıksın. O ne yapacağını biliyor. O, geri tutmadan, enerji için güç kullanmadan, kusurlu, sınırlı insan arzuları olmadan kesinlikle ne yapacağını bilir. o, tüm o enerji ile ne yapacağını bilir”. Diyor Adamus. İşte bizim BAK uygulamasında yaptığımız da tam olarak budur; Ben’imin yolundan çekilmek ve bunun için de basitçe “bilmiyorum” kelimesini kullanıyoruz. Çünkü gerçekten de bilmiyoruz, ne ihtiyacımız olduğunu, niyetimizin ne olduğunu bilmiyoruz, lineer düşünebiliyoruz sadece. Konuyu bilmediğinin farkında olan insan yetkiyi otomatikman içindeki Ben’im/yüksek benlik/tanrıya bırakır. Tabi bu durumda her şey çok boyutlu düzlemde değerlendirilir ve biz burada lineer bakışla bir mucizeye tanık oluruz… Ve bunun adına acemi şansı deriz 🙂 * “Tanrıya ne yapacağını söylemeyi bırak!” der Bohr Kime söyler bunu? ” “Tanrı zar atmaz”…

BAK’ın özü; Bilmiyorum
BAK-Birleşik Alan Kullanımı / 09 Haziran 2015

Bilinmeyen’e teslim olmak, rüzgara teslim olmaktır aslında, o seni önüne katıp uçurmaya başlar, daha önce görmediğin duymadığın hissetmediğin şeylere rastlarsın. Kayıp mıyım diye sorar içinde bir ses. Sırf bu sesi duyduğun için kayıp olmadığını anlarsın, rahatlarsın, uçarsın. Ve sonunda bir yere yumuşacık bırakılırsın. Şaman kültlerinde rüzgar bilinmeyenin gücünü temsil eder. sa Bu Hafta sonu Ankara’da BAKAacağız, merak edenleri bekleriz. https://www.facebook.com/events/1670801323139903/ BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor? İşlevlerden birincisi, açık ve ortada olan, yani birleşik alanın zaman ve mekan kısıtı olmaması sebebiyle bilmediğimiz bir soruya bireysel tahminimizden daha olası ve yakın cevaplar verebilmesi. İkincisi, oyunculara, her birini kendini bildiği (birleşim noktasının sabitlenmiş olduğu nokta) algı noktasından/rolünden 40 dakika için kısmen çıkarabilmesi! Bu büyük bir başarıdır ancak rüyalarda ya da dış madde alımıyla başarılabilen bir durumu kolayca yapabilmesi. Üçüncüsü, oyuncuları kendi bildikleri algı noktasından çıkarmakla genel bir şifalanma için uygun hale getirmesi. Dördüncüsü, oyuncuları bütün bu olayları bir yandan oynarken bir yandan seyirci olma (uyanık rüya gibi, lücid) konumunda tutması ve yerine döndüğünde bir çok şeyi hatırlayabilmesi. Beşincisi, Hatırlayamadıkları için de grup çalışması yapılıp birbirine (hapishaneden kaçmak için yardımlaşma) anımsatılabilmesi Altıncısı, ilk işlevle ilgili olarak bir çeşit zamanda yolculuk yapılabilmesi. Bu yönüyle bir solucan deliği oluşmasına olanak veriyormuş gibi görünüyor. Yedincisi, Egomuz…

Bu hafta Ankara’daki ilk BAK

Soru: “Dünya dışı enerjiler/Bilinçli varlıklar bizlerle hangi yollarla temasa geçiyor ve nasıl daha fazla iletişime geçebiliriz ?” Bu BAK oyununa herkesin farklı yorumları ve yukarıdaki soruya farklı cevapları olabilir ve farklı çıkarımlar yapabilir. Öyle de olmalıdır. Lütfen sizde kendi çıkarımlarınızı paylaşınız. Benim çıkarımlarım ise şunlar: 1. Dünya dışı enerjiler binlerce yıldan beri her tarafımızı sembollerle çevrelemişler. Bu sembolleri çözdüğümüzde ve anladığımızda onlarla temasa geçmiş oluyoruz. Ve ne kadar çok sembolü çözersek o kadar çok bağlantıya geçmiş olacağız. 2. Artık sembol yerleştirmek yerine bizimle daha üst seviden temasa geçilmeye başlanmış. Ancak gören çok az. Çoğumuz göremiyoruz daha. 3. Diğer bir bağlantı yöntemi rüyalar. Rüyalar hep bir şeyleri ileri itip insanların görmelerini sağlıyorlar. Rüyalar ortamı hareketlendiriyorlar. Durağan olmasını engelliyor ve her zaman işini coşkuyla yapıyorlar. 4. Dünya dışı enerjiler görsel belirmeyi istemiyorlar. Kimsenin kendilerini görmelerini istemiyorlar. Ancak önceleri tamamen görselliklerini gizlemelerine rağmen artık yüzlerini daha çok dönmeye başlamışlar. 5. Şimdilik tam olarak insanlara yüzlerini dönmüyor. İnsanlarla aynı hizada değiller. Şimdilik doğrultuları sadece RÜYA ile aynı hizada. 6. Görsel belirmeye yardım edip yüzünü bizim tarafımıza döndüren unsurda Vizyon. Vizyon yardımıyla da Dünya dışı enerjilerle görsel olarak ta temasa geçilebilir. 7. Vizyon ve rüya birbiriyle hiç doğrudan etkileşmedi. İkisi de aynı cins (oyunda erkekJ)…