Beat Zen, Kurumlaşmış Zen ve Zen-devam

Önceki bölüm için tıklayınız Suçluluk duygusu ve kaygı, oyunun gizliliğini devam ettirir. Bir zen deyişi şöyle söyler: Satoriye (aydınlanma) ulaştığın o an, yapabileceğin tek şey iyi bir kahkaha atmaktır. Uyanış konuşmasından tıklayınız. Doğayı nasıl algılayacağımızı bilsek, Tanrıyla doğa arasındaki çatlak anında yok olacaktı. Çünkü diye devam eder Watts; Onları ayrı şeylermiş gibi gösteren tözlerindeki farktan değil, yalnızca kafamızdaki yarıktan kaynaklanıyor. Dalınç(kuan)/meditasyon, “sürekli şimdi”de ne olup bitiyorsa hepsini yoğun bilinçle izleyebilmektir. Dalınç, bir amaçla/bir şeyler elde etmek için yapıldığı zaman meditasyon olmaktan çıkar. Her şey basitçe gösteriyor ki; sonuç odaklı edimlerimiz,doğal olanla halihazırda olan büyülü dansımızı çökertici etkendir. Numerolojide bu durum 4 sayısının dersine denk düşmekte, bunu hatırlayıp gözlem yapmak konuyu daha iyi anlamayı sağlayabilir. (Benim notum) Cinsellik, insan yaşamının ayrı bir bölüğü değildir. Cinsellik insan yaşamının gerekli kıldığı her türlü ilişki üzerine ışığını saçar. İnsanın doğayla olan ilişkilerinde özel bir tutum ya da düzeydir. Cinselliğin verdiği tat zaten yaşamın içinde var olup da genellikle bastırdığımız “yaşamın tadıyla” içtenlikli bir ilişki kurmaktan başka bir şey değildir. Bu tat, bizim genellikle gerçekleştiremediğimiz “dünyayla özdeşliğimizden kaynaklanmaktadır. Beyaz bulutlarla kızıl ağaçlıklar arasında Büyük sükunun türküsünü çağırarak bir ağızdan, Yaşayalım birlikte. Çin şiiri * O sonsuz kaynak; hani olmadığınız rolünü oynadığınız, sıradan günlük bilinç denilen deneyimin içinde. Saklambaç…

Siz de Birdman’i yeni izleyenlerden misiniz?

Aslında dün gece izledim ama uyudum uyandım halen izlemeye devam ediyor gibiyim. Filmi izledikten sonra Oscar öncesi yerli yabancı film eleştirmenlerinden dinlediğim hararetli tartışmalar zihnimde yüzeye çıktılar. Gerçekten de bu film bazıları için yüzeysel bazıları için çok katmanlı denebilecek, bazılarının sinir olacağı ve birilerinin bayılacağı tarzda insan ana yapısının tezat çeşitliliğinin yansıması gibi görünüyor. Bana göre film, Amerikanın kendi üzerinden tüm dünyaya ve hatta fırsatını bulursa uzaya pazarladığı büyük amerikan rüyasının çöküşünü anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında filmde -uzunluk açısından-büyük bir rolü olmayan Edward Norton’un neden bulunuyor oluşu da tesadüf değil sanki; çünkü film Dövüş Kulübünün bir başka, iletişim çağı versiyonu gibi görülebilir. Oyunculuklar mükemmel. Tipik hızlı akış, Amerikan tarzına alışık olmayanları serseme çevirecek düzeyde. Eğer filmin repliklerini duymazdan gelirseniz kullanılan simgeler hemen hemen aynı şeyleri çok daha derin düzeyde ortaya koyacaklardır, öylesine etkin ve bol kullanılmış. Eminim ki bunların bir kısmı yönetmenin senaristin bilgisi dahilindedir ama daha çoğu bilinçsizce bu filmin içine sızmışlardır. -Küçük bir not: Amerikan Tanrılarını okumayan kalmasın.-  Ben bunu kendi yazdığım kitaplarda net olarak görüyorum, planlamadığım ve bilinçli yapmadığım o kadar çok şey-simge ve anlam doluşuyor ki içeri, o artık nerdeyse benim diyerek sahipleneceğim kişisel bir yaratım olmaktan çıkıyor. Tabi ki filme sıradan bir seyirci olarak bakıyorum,…

Aydınlanma Korkusu :)
esinti , YENİ DÜNYA / 28 Mart 2014

AYDINLANMA konusunun kendisi çok korkutucu hatirlandigi icin (asagida Kryon’dan bi alintida rastlayinca çok şaşirdim) AYDINLANMANIN lafina sarilir insanlar, buna da yeni çağda aydinlanma şehveti diyebiliriz kısaca. Yirmi yol önce bi sevgili yoldasim şöyle demisti: “aman sibel dur ne acelemiz var, hele şu nimetin (yaşam deneyimleri) tadini cikaralim biraz, nasilsa zaman izafi, nereye yetisiyoruz” Her daim hoş bi gülumseme oturur dudaklarima, gecen yillara bakarim, filmimizi nasil yönettigimize, bunca yilin yuzde kacinda farkinda kalabildigimize, insan olma filmi gercekten muhtesem. Muhtesem Gatsby’den daha muhtesem. Bakin bu korku nereden geliyormus: Sevgili varlıklar, şimdi bu salonda bulunanların en az yarısını istila eden en büyük korkudan söz edeceğim. Bu gizli bir korkudur ve çoğu kişi onun farkında değildir. Ancak bu konuya girmeden önce sizi bir yolculuğa çıkarmak, buzul devrinin öncesindeki bir zamana götürmek istiyorum. Büyük bir aydınlanma kentine götürüyor ve içine gireceğimiz yapıyı görmenizi istiyorum, birçoğunuza bu yer tanıdık gelecektir! Çift kuleli bir yapıdır bu, ama sivri kulelerden biri yere, diğeri göğe dönüktür. Asıl faal olan bölümü ise kulelerin arasında orta noktada yer alan küresel bir odadır. Gerek kuleler, gerekse küresel oda yere sağlam ayaklarla bağlanmış vaziyettedir. Bu yapı kutsal bir çalışma yeri, yenilenme ve gençleşme tapınağıdır. Burada insanlar üç yıllık bir tazelenme devresi için işlemden geçerler….

Keşiften önce son durak/Adamus
esinti , Felsefe ve Kuantum / 12 Ağustos 2013

Özgürlük. Ne diyorlar? Özgürlük, kaybedecek bir şeyi kalmamanın diğer adı. Orada mısınız? Kaybedecek başka bir şeyiniz kaldı mı diye bugün bakacağız? Evet, bu aydınlanma denilen şey, insanın tasarımına bırakılsaydı ve izin verilseydi, bunun sonucunun aydınlanma gibi olacağını zannetmiyorum çünkü o zaman sınırlamalar olacaktı. Oturup da “Nasıl aydınlanacağım, aydınlanma böyledir, aydınlanmam budur” deseydiniz, çok fazla sınırlamalar, önyargılar, dengesizlikler olurdu. Ve insan, kendi enerji beslenmesine devam ederdi. Ve insan, Ben-im kimliğinden ziyade, insan kimliğini yüceltme çabasını sürdürürdü. İnsan, çevresindeki diğer tüm elementlere- toplu bilinç- karşı çok kırılgan olurdu. Kendi geçmişine, kendi zihnine, yaratıcı düşünmeye karşılık analitik düşünce biçimine karşı çok kırılgan olurdu. Böylece, bunun insan tasarımı olmaması iyi bir şey. İnsan veçhesi ki, bugün onun bir parçası burada oturuyor. Olduğunuz insan veçhesi, iyi ki bu aydınlanma denen şeye izin veriyor- onu düşünmekten, onu tasarlamaktan çok, çok farklı, çok, çok faklı- yalnızca izin vermek. Bu izin verme, bu geçen Şaud’da konuştuğumuz gibi, var saymak çok fazla güven ister. Muazzam güven ister ve çok, çok az insan bu düzeyde güvene varabilir. Şimdi olduğu gibi, rehberleriniz olmadığında, daha derine gidersiniz Yalnızca dram ya da korkudan öteye gitmek zorundasınızdır. Sıklıkla, seçimler korkudan yapılır. Önünüzdeki senaryolardan en az korkulanı, basitçe seçilir. Deneyiminizde, bu noktada ilginç bir şey…

Sıkışıp Kalmak
esinti , Oyun/Film felsefeleri / 21 Aralık 2012

Şuan, aydınlanma ve yükselme sürecinde, sıkışıp kalmakla ilgili güçlü bir eğilim var. Sizin ya da diğer Şambra’nın sıkışıp kalmasına, ne neden oluyor? Sizin sıkışıp kalmanıza neden olan şeyler nedir? Bu konudan bahsetmek istememin nedeni; bunu yapanın sadece siz olmadığını, bunların sadece büyük bir yanılsama ya da engeller olduğunu ve geçici olduklarını, görmenizi sağlamak. Bunun sonsuza kadar böyle gideceğini düşünmenizi istemiyorum. Ama şuan nerede sıkışmış durumdasınız? Zihin “Bana kesin bir kanıt ver. Karanlık bir uçuruma atlamak istemiyorum.” diyor. Komik olan şey, gerçek ruh(spirit) ve yaratıcılığın çalışma biçiminde kanıt yoktur. Hadi ona yaratıcılık diyelim. O kanıt istemez. O içine girme deneyimini istiyor. Bu nedenle, bu kocaman çatışma gerçekleşmekte. Kesinlikle. Evet. Bunu amaca yönelme dediğiniz terimiyle açıklayacağım; ama onu biraz düzelte bilirsem  – hala daha cevaplar için eski sisteme bakma eğilimi var. “Tutku nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. “Cevaplar nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. Oldukça ilginç, garip– benim için komik – zamanlar geçiriyorsunuz. Geri dönemezsiniz. İlerde ne olduğunu da bilmiyorsunuz. Bu nedenle, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Ve burası tam olarak olmanız gereken yer. Rahatlayın. Sonsuza kadar orada takılı kalmayacaksınız. Benim kristalimde sıkışıp kaldığımdan daha uzun süre, takılı kalmayacaksınız. Ama bu olduğunuz yer ve aslında bu mükemmel bir zaman, çok mükemmel, çünkü geçmişe bakma halinden…