Altıncı ve yedinci Çakralar
Urban Shaman / 06 Aralık 2017

Dengeli ve sağlıklı altıncı çakrası olan insanlar doğal birer medyumdur. Bunun anlamı medyumluğun şaşaalı ve dramatik bir yetenek olmadığıdır. Doğal medyumlar piyangoda kazana cak numaraları ya da uçak kazalarını önceden görmezler; kendi hayatları için gerekli şeyleri görürler. Arkadaşlarının antika arabasının bulunamayan bir parçasını ya da hiç olmayacak bir kasabada, bir kitapçıda hayati bir bilgi bulurlar. Sağlıklı medyumluk ünlü psişiklerin medyumluğu kadar sihirli ve açıklanamazdı ama daha sessiz ve içe dönük bir gerçeklikleri olduğu için dikkat çekmez. Sağlıklı bir medyumun cevaplanmamış fazla sorusu yoktur ya da paraya, üne, güvende olmaya gereksinim duymazlar. Yollarında yürüyor olmaları, o yol ne olursa olsun sağlıklı medyumlara güven ve destek sağlar. Yolları onları tanımadıkları alanlara; yoksulluğa, çatışmaya ya da tanıdıkları her şeyden uzağa götürebilir ama onlar gene de kendilerini güvende hissederler. Sağlıklı altıncı çakra insanlarının yolları zor fakat belirgindir. Kendilerine çok normal gelen tuhaf bir şekilde kendi yolları için destek bulabilirler. Aldıkları dersleri ve öğrendikleri bilgileri rahatlıkla,kolaylıkla işleme koyabilirler ve spiritüelliklerini arayan kişilere danışmanlık yaparlar. Altıncı çakra insanları genellikle çevrelerinden farklıdırlar; tıpkı altıncı çakra enerjisinin günlük dünyamızdan farklı olduğu gibi. Eşi benzeri olmamak onları toplum içinde ayırt edilir kılmasa bile şaşırtıcı dürüstlükleri kılar. Sadece diğer sağlıklı altıncı çakra insanları ile eşleşebilirler. Gerçek yoldaşlığı da ancak sağlıklı…

13 Haftalık bi serüven

Tamamıı için tıklayınız Size bu yolculukta başıma gelenleri anlatmaya ne zaman karar verdim biliyor musunuz? Daha ilk derse gittiğimde ve niyetimize rağmen insan prototipinin çeşitli modelleri olma durumumuzu net olarak gösterir ufak tefek olaylar oluştuğunda “bunu yazmalısın” dedim kendime. Böylece yazarken bunu sonsuza kadar unutmamayı garanti etmek istiyordum. En azından bu niyetle, işte şimdi başlıyorum. ** “İzleme” kelimesini özellikle kullandım; çünkü hayatımızda en önemli üç beş unsurdan biri olduğunu düşünürüm. İzleme kelimesini bir çeşit avcılık terimi gibi kullanıyorum; yani bir avcının, avının izini sürmesi gibi insanın kendisini, çevresini ve olan bitenin ilişkisinin izini mümkün olduğunca bir avcı sadeliği ve tarafsızlığı ile sürerek bağlantıları keşfetmesi, deşifre etmesi olarak açıklayabilirim. ** Son bir yıldır birlikte tefekküre daldığımız, keyifli uzun saatler boyunca birlikte iz sürdüğümüz yoldaşım A ile o gece yine bağlantılardan konuşuyorduk. Her şeyin birbiriyle ilişkide olduğunu, insanı bir sonuca götüren tek bir sebep bulmanın imkansızlığını üstelik bu durumun tam da kuantum fiziğinde söylendiği gibi neredeyse “kaostaki kelebek etkisi” ne benzediğini kimbilir kaçıncı kez (çünkü bazı şeyleri defalarca konuşmaya doyamıyorduk, sanırım o sıralarda bilgi eritme işleminin peşinde avcılardık.) heyecanla anlatırken aniden yine bir vizyon gördüm. Son bir senede defalarca başıma gelen bu vizyonlar tek kare şeklinde hayali fotoğraflar şeklinde olurdu. Öylesine net,…

Günden kalanlar…
Blog / 05 Kasım 2008

İki haftadır üst üste aura konusundaki hocam Bayan Luba’yı ziyarete gidiyorum. Ders sürecimiz bittikten sonra uzunca bir süre pek seyrek görüşebilmiştik ve aslına bakarsanız ben onu hep özlemiştim. Fakat şimdi baktım da böyle ara vermek her türlü ilşki için oldukça faydalı, aradan geçen bu üç yılda onda gerçekten mühim değişimler olmuş (kendiminkileri es geçtiğimi sanmayın).  Önceleri yalnızca andaki duygu değişimleri ile ilgiliyken şimdi mekanizmalara sarmış! Mekanizmalar ise tam da benim sahamdı… Gerçekten çok ilginç buldum bu durumu. Kırk yıl düşünsem sevgili Luba’nın mekanizma konusuna eğileceğini tahmin etmezdim. Dersler esnasında benim yazarlığımla inceden dalga geçtiğini biliyorum, hatta artık bunu seslendirerek yapıyor, hani şöyle bi şeyler: “yazıyosun sen!” bu iki kelimenin alttan geçen yazısı ise şöyle: “hayalcisin, kurgu yapıyorsun, şu anda buranın gerçekliğinde değilsin” :)) Amenna… Doğruya doğru ne diyeyim. Üç yıl önce bir seans sırasında, bir başka öğrencinin sorunuyla ilgili alıştırma yapılırken, cesaretimi toplayıp araya girmiştim ve olayın mekanizmasını basitçe söylemiştim. Bana şöyle yukardan aşağı bir baktı ve “o senin bulunduğun yerde değil” dedi. Sesimi kesip oturdum, ne de olsa röntgen çeken oydu ben değil 🙂 Onu her düşündüğümde gülümsüyorum, her gördüğümde kahkahalar  atasım geliyor ve bi vesileyle de atıyorum. Onu çok seviyorum. Bu yıl ev değişikliklerinin bini bir para, Luba da…