Burçların yalanla arası Nasıldır?
esinti / 13 Eylül 2013

Adresteki tüm yazilarin, bilgi, zeka ve mizah dolu oluşuna şaşırabilirsiniz, Mutlaka göz atın derim ve Juno’ya sevgilerle yaylar nasil yalan soylermis alintiliyorum: Burçlar Hakkında ”SİVRİ, HINZIR & CÜRETKAR” Yorumlar – Yalanla Arası Nasıldır? Hiç yalan söylemeyen kişi yok gibi bir şeydir 🙂 Ama bazı insanlar bunu annesinin memesinde öğrenmiş gibi doğallıkla yaparken, bazıları yüzüne gözüne bulaştırmayı özenle becerir! Burçlara göre ”yalan atma” yeteneği hakkında sivri, hınzır ve cüretkar yorumlar… Buyurun efendim; KOÇ:  Koç’un eğilimi yalan söylemekten ziyade olanı abartmak yönündedir. Hani bir mekana iki üç kere gittiyse, orada itibarının yüksek olduğunu ima etmek, tatile gittiğinde eskaza bir ünlüyle aynı otelde kaldıysa, bütün yazı al takke ver külah geçirdiklerinden dem vurmak gibi zararsız şeyler :))) Ne var canım yani… niyahetinde onun şahsiyeti hakkaten fırsatını bulsa bütün bunları yapmaya yetmez mi? ELBET YETER!  Öte yandan Koç insanı adlı sanlı bir şekilde yalan söylemese daha iyi eder! Zira insanlarla ilgili detaylara fazla dikkat etmeyi sevmediklerinden, daha sonra attıkları adımlarda kime ne anlattıklarını hesap etmeye üşenirler. Akıllarına eseni yapmaya meraklı oldukları için de, kendileri ile ters düşecekleri ihtimaline aldırmadan davranırlar. Yani ortalık biraz fazla karışabilir 🙂 Ama Koç’un böyle rezilliği çıkan durumlarda bir de rahatlığı vardır! Çok üstüne geldiler mi; ”Aaaa Allah Allah canım! O…

Zodyak içimizde mi?
esinti , Rüya/Psikoloji / 30 Mayıs 2012

Astrolog Öner Döşer, Zodyak içimizdedir diyor sayfasının başında. Buna katılan var mı aranızda? Açıkçası ben kendi bedenim ve hayatımda birçok kez bu paralelliği görüp şaşırdım. Zaten küçükken de damarlarımda dolaşan kan ve içindeki alyuvarlar akyuvarlar bana nedense kozmozu anımsatırdı. Küçük bi çocukken bu bana çok normal geliyordu. Bir çok insan -özellikle bu konuda fikir beyan eden erkekler- gökcisimlerinin kendilerini gerek kişisel özelliklerini gerekse zamanla gösterdikleri eğilimleri etkilediğini düşünmekten hoşlanmıyor, hatta yüzlerinde bi küçümseme ve tiksinti rüzgarı bile gördüğüm oluyor. Sizce bunun sebebi ne ola? Eğer Zodyak içimizdeyse -ki buna katılıyorum- insanların büyük bölümü kendi içlerinden tiksiniyor olabilir mi? Bu tılsımlı, mucizevi varoluşumuzda yalnız ve yalnızca iyiye odaklandırılmış insanların nevroz vakası olmalarında şaşılacak bi şey var mı? Eğilimlerimizi keşfetmek için hangi aracı kullandığımız fark eder mi? Ben AN’ın gücüne, sihrine, mucizesin güvenenlerdenim. Hiç bir an’ın tekrarı yok, her biri parmak izi gibi, DNA gibi biricik. İşte belki bu sebeplerle astrolojinin de doğan her bebeğin o biricik AN’ın ürünü olduğu temelinde yükselmesi normal geliyor bana. Her AN’ın işlevleri var. Bir eğilimi ve yaptırımı var. “Akışta olmak” kavramı AN’larda -onların işlevine/eğilimine uygun- sörf yapabilmektir desek yanılmış olmayız sanırım. Kozmoz benim içimden akıyor.

Elenin’in Yakın Geçişi
Blog / 29 Ağustos 2011

Kimilerine göre bir kuyruklu yıldız, kimilerine göre sönmüş cüce yıldız (dwarf star) olan Elenin, yaklaşık 12.000 yıllık bir yörüngesi olduğu söylenen ve bu yörüngesinde bizim güneş sistemimizden nadir geçişi esnasında, 16 Ekim 2011 tarihinde, Dünya’ya en yakın yakınlaşma noktası olan 22 milyon millik bir mesafeden geçiş yapacak. Elenin’in büyüklüğü ve Dünya’mız üzerindeki etkileri konusunda tartışmalar var. Bazı bilim insanları gezegenimiz üzerinde ölçülemeyen çok küçük bir etkiye sahip olacağını söylerken, bazı bilim insanları ve araştırmacılar Dünya üzerinde önemli etkileri olacağı görüşünde. Bu araştırmacılardan saygın bir isim olan Cornell Üniversitesi’nden Dr Mensur Omerbashich, sismik araştırmalar alanında dünyanın üst düzey bilim insanlarından. Önemli gezegen dizilimlerinin M6+ depremlere sebep olduğunu iddia eden Omerbashich, 2011 Ağustos-Ekim ayları arasında Dünya’nın çoklu hizalanmalarında yer alacak Elenin Kuyruklu Yıldızının Dünya’nın çok kuvvetli depremselliğini şiddetlendireceğini, büyük felaketsel olaylara neden olma olasılığının bulunduğunu söylüyor. İnternet taramalarında görebildiğim kadarıyla Elenin hakkında haberler, spekülasyonlar son araştırma yaptığım zamandan bu yana iyice çoğalmış durumda. Kimileri bu gökcisminin kehanetlerdeki Nibiru ya da Marduk olduğunu, kimileri Hopi’lerin “Arınma Günü”nün habercisi Kachina’sı olduğunu, kimileri dev bir uzay gemisi olduğunu iddia ediyor.  Rusya savunma bakanı Serdyukov’un, yörüngesindeki anormalliklerden dolayı bu gökcisminin zeka sahibi kimseler tarafından yönetildiğini iddia ettiği, Seti projesinde görevli bilim adamları da aynı görüşte oldukları…

Astro parodi
Blog / 05 Ağustos 2011

Koç: Ben ben ben, bu harika, süperr oyun, beeeeeennnnnnn, her şeyim, bi tekim. Biriciğimmm Boğa: Beniiimmm, bu şahane, çok keyifliii  çok estetiiikkk, seviyoruummm, aşığım bennn, dünyayım beennn.  Zevkim nerde ben orda. İkizler: Bu detaylar, aman tanrııım, hepsini tek tek ben görüyorum, ben biliyoruuumm, ben düzenliyorum… Değil mi?! Ne dedin duyamadım? Yengeç: Yavaş, biraz yavaş, tadını çıkar biraz. Başkaları da olabilir buralarda, tehlikeye dikkat, güvenli alanlar, ailemmm, ülkem, canım benimmm Aslan: Ehhh… Evet başkaları da var! Ne olmuş yani? Ben hepsinden iyiyim, bu diyarların kralıyımmm. En güçlüsü benim. Neler çekiyorum sizleri yönetmek için! Başak: Dur bakalım, bi test edeyim! Gerçekten kral mısın şimdi anlarız. Seni gidi seniiii, samimi değilsiniz siizzz, yavşaklaaaaaaar. Bi dakka bi çağrı alıyorum, test teeessst. Terazi: Olsun fark etmez, ne olursan ol gel, seviliyorummmm, ohh çok dostum var beniimmm. Kim demiş? Ne demişş? Hayatım sana hediye olsuunnn. Akrep: Yooo herkesi değil, sadece beni sev. Bir sen bir ben varız zaten. Seni yutmadan doyamaamm. Öldürürüm ya seni ya kendimiii. Bir olalım gel hadiii. Yay: Savulun ben geldim, istersem giderim! Her şey bana bağlı, şans benden yana. Öyle severim ki köle ederim, ruhun duymaz şekerim. Ben varken aç kalamazsın,  hatta ölemezsin bilesin. Oğlak: Deli deli akma, durul biraz. Sorumluluklar var!…

Astrolojide Gezegenler
Blog / 17 Haziran 2011

Yıldız Haritasında Her gezegenin bir anlamı vardır. Bunların kısa anlamlarını şöyle sıralayabiliriz. * Güneş : Güneş Ruh ve Özbenliği gösterir. Güneş sistemindeki Tek Yıldızdır. Güneş Bilinçlilik demektir. Güneş Anı yönetir. Yaradılışın başını ve özünü Dairenin içindeki Nokta sembolü gösterir. * Ay : Nefis, İç güdü, Anne, Bilinçaltı, Bellek ile alakalıdır. Ay Dünyanın Tek uydusudur. Ay Bilinçaltını yönetir. Ayın sembolü Uydu alıcısı gibi Hilal sembolüdür. İçine almayı gösterir. Nasılki, Uydu anteni alır ve iletirse. Ay’da alır ve iletir. Ancak Ay’ın yüzleri değişir, Tıpkı Duygularımızın sabit kalmadığı gibi, hergün başka bir duygu halinde olmamız gibi. Ay bundan dolayı Astrolojide Duyguları ve bilinçaltını gösterir. Çok Tanrılı dinlerde ( paganizim ) Dolunay için şölenler yapılırdı. Birçok Pagan ( hem çok tanrılı dinden olan ve çok Tanrıya inanan ama tek tanrıya esas alan Din – Pagan bu dinin mesubu insan ) Ayın dört Fazında özel merasim yapardı. Halen bu Dine inanan pekçok insan Dünyanın pekçok ülkesinde Yeni Ay’ı, Dolunay’ı ve diğer iki çeyreğini ( yani ilk dörttebir ve son dörttebir – ilk çeyrek ve son çeyrek ) kutlanmakta, şölenler düzenlemektedir. * Merkür: Düşünme, Zeka, Haberleşme konularıyla ilişkilidir. * Venüs: Sevgi, Empati kurma, Güzellik, Kadın, Hoşlanma, Beğenme, Kadınlık Arketipi(İlk örnek). * Mars: Arzu, Şehvet, Savaş, Elegeçirme,…

Ölçüyü tutturmak – SATÜRN TERAZİ’DE
YENİ DÜNYA / 31 Ekim 2009

 Satürn astrolojide en büyük öğretmen kabul edilir. Her şeyin gerçekliği ile ilgilidir. Kendimizi aslımıza uygun biçimde yapılandırma prensibini simgeler. Bu yapılandırma esnasında kendi sorumluluğumuzu üstlenmek, bazı seçimler yapmak, bu seçimler doğrultusunda somut adımlar atmak, engellere rağmen yolumuza devam etmek, sonra bu seçimlerin ve adımların sonuçlarıyla yüzleşmek, öğrenmek ve olgunlaşmak durumunda kalırız. Bu nedenle Satürn’e karmanın gezegeni denir. Yani ektiğimizi biçeriz. Satürn Yaşlı Bilge Adam’dır. Yaşantıladıklarımızdan öğrendiklerimizle olgunlaşırız, doğru zamanda doğru seçimleri yapabilecek hale geliriz.   Satürn aynı zamanda yokluğun, kısıtlanmanın gezegenidir. Bir diğer yüzüyle ölümdür, karanlıktır, depresyondur. Yanlış seçimler bizi bu hallere sürükler. Onun işaretinin çok vurgulandığı zamanlarda içinde bulunduğumuz yapının gerçekliği sınanır. Bütün teferruatlar silinir ve durumun gerçekliği ile baş başa kalırız. Bazen bazı şeyleri yitiririz. Bu kayıp bizi asıl olanla yüzleştirir. Bu yüzleşme hüzün yaratır. Hüznümüz bazen depresyona dönüşür. Depresyon, bir bakıma, yapılması gerekenlere direnci gösterir.  Satürn söz konusu olduğunda bu değişiklik bazen diz çökmeyi gerektirir, çünkü Satürn dizleri simgeler. Bazen ancak diz çöktükten sonra yeni adımlar atmak mümkün olur. Tüm bu nedenlerle Satürn genellikle zorlu zamanların temsilcisidir. Ancak Satürn’ün dersi tamamlanınca kazanılanlar bir daha asla yitirilmezler.   Satürn ve Terazi Satürn bir burçta 2-2,5 yıl kalır. Bundan önce 2007 yılının Eylül’ünde Başak burcuna girmişti. Buradaki yolculuğu boyunca…

Hoş bir astrolojik düzenleme
Blog / 14 Ekim 2009

 BURCLARIN SERUVENI  … ve Tanrı bir sabah oniki cocugun onunde durdu ve her birine yasamın tohumlarını ekti. Cocuklar kendilerine verilen armagani almak icin birer birer one ciktilar.   “Koç! Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektigin her bir tohuma karsılık elinde bir milyon tohum bulacaksin, fakat onlarin buyumelerini gorecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına BEN’i yerlestirecek ilk kisi sen olacaksın, fakat bu dusunceyi gelistirme ya da hakkinda soru sormak senin gorevin olmayacak. Yasaminin sebebi eylemdir ve bu eylem insanlara BENİM YARATICILIGIMI haber verecektir. Iyi calisabilmen icin sana KENDINI BEGENME ozelligini veriyorum.” Ve Koç sessizce yerine cekildi. “Boğa! Sana tohumu madde haline getirme gucunu veriyorum. Baslanmıs olan butun isleri senin bitirmen gerektigi icin gorevin cok sabir istemektedir, aksi halde tohumlar ruzgarda savrulup kaybolacaktir. Yapmani istedigim bu gorev icin soru sormayacak, isin ortasında dusunceni degistirmeyecek ve baskalarindan destek beklemeyeceksin. Bunun icin sana GUCLULUGU veriyorum. Onu akillica kullan.” Ve Boğa yerine cekildi. “İkizler! Sana insanlarin cevrelerinde gordukleri seyi anlamalarini saglayabilmen icin cevapsiz sorular veriyorum. Insanlarin neden konusup, neden dinlediklerini hiç bir zaman bilmeyeceksin, fakat cevap bulmak icin yapacagın arastirmalarda sana armagan olan BILGI’yi bulacaksin.” Ve İkizler yerine cekildi. “Yengec! Sana insanlara duyguyu ogretme gorevini veriyorum. butun duyguyu yasayarak ogrenmeleri ve olgunluga ulasmalari icin onlari…

Zamanın Sonunda mıyız?
Felsefe ve Kuantum , Kitap Özetleri / 18 Haziran 2009

2012 Bilmecesine astrolojik bakış devam-öncesi için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1888 Kadim uygarlıklar, zamanın durağan veya doğrusal olmadığını, büyük bir dönüşüm içinde akmakta olduğunu, her döngünün kendine has nitelikleri olduğunu biliyorlardı. Bu nitelikler dünyayı, doğayı biçimlendiriyor ve ona form veriyordu. Ekinoksların farkındaydılar ve zamanın büyük döngülerini tespit etmek üzere bir Zodyak sistemi yaratmışlardı. Zodyak adeta 12 burçlu dev bir saat gibiydi. Bu dev saatin her bir diliminden geçiş süresinin 2160 yıl aldığını fark ettiler. Tüm burçları dolanıp aynı noktaya gelmek, yaklaşık 26000 yılı alıyordu. (Ra Bilgileri adlı kitapta dünyanın 3B boyutunun hasadı için üç kez her biri 26000 yılda olmak üzere hasat yapılacağı ve toplam sürenin yetmişbeşbin yıl olduğunu söylemişti-Sibel’in notu) Mayaların “zamanın sonu” olarak adlandırdıkları şey aslında yaşamakta olduğumuz çağın sonuydu. Yani dönüşüm zamanı gelmişti. Yeni bir çağa ve zamana girilecek, eski çağ, yani “zaman” sona erecekti. Perulu şamanlar, bu dönemde ortaya çıkacak insan türüne “ışıltılı insan” demişler. İçine girmekte olduğumuz Kova Burcu, insan sembolüyle temsil edilen burçlardan biridir ve hava elementidir. Bu kez değişim; insanlar, bilinç, iletişim ve teknoloji üzerine yaşanacaktır. Hava elementi aynı zamanda, etrafımızı saran uzay ile ilişkilendirilir. Bu yüzden biz bunu “uzay çağı” olarak adlandırıyoruz. Satürn bildiğimiz anlamda realiteyi, yani realitenin görünen kısmını, Neptün ise bilinenin ötesini temsil…

Kriz kısa zamanda sona erer mi?
YENİ DÜNYA / 08 Haziran 2009

2012 Bilmecesine Astrolojik bakışa devam ediyoruz, öncesi için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1722 Krizin maksimum iki yıl süreceği 2010 yılıyla birlikte düzelme yaşanacağı söyleniyor. Fakat gezegenlerin konumları bize bu krizin daha henüz çok başlarında olduğumuzu ve özellikle de 2010 yılı yaz aylarından itibaren hızla ivme kazanacağını gösteriyor. Önümüzdeki kritik öneme sahip birkaç yıllık süreci etkileyecek gezegen döngülerine dayanarak dikkat edilmesi gereken başlıkları belirleyebiliriz: * Ekonomik durgunlukla birlikte işsizliğin artması, gelir dağılımında dengesizlikler oluşması * Mali krizin bir demokrasi krizine dönüşmesi, halkın demokrasiye ve devlete inancının sarsılması, sisteme ve kurulu düzene karşı çıkılması * Aşırı siyasi akımların, partilerin güçlenmesi, şöven milliyetçilik, etnik guruplaşma * Yabancılara yönelik düşmanlıkta bir artış, göçmenlerin zorlanması, ırkçı ideolojilere eğilim * Şiddet içeren suçlarda artış, tedirginliğin yükselmesi, sosyal yaşantının olumsuz etkilenmesi, tehlikeli toplumsal çalkantılar. Satürn, Terazi burcunda olduğunda, politika ve adalet sistemiyle ilişkili konular hassasiyet kazanır. Toplumun bu konuda alması gereken dersler vardır ve kader biz insanoğluna, bu konuların nasıl çalışması gerektiğini, zayıflıklarını ve doğrularını öğretir. Satürn’ün Terazi burcunda bulunacağı Ekim 2009 ile Ekim 2012 arasında, adaletin ve yargı sisteminin zayıf yönlerini görmemeiz daha mümkün olacak. Bu konuda denge yaratılması, iyileştirme çalışmaları için gayret gösterilmesi beklense de, müdahalede geç kalınması, yıkıcı isyanları da beraberinde getirebilir. Ayrıca Dünya dışı zeki varlıklar…