Âşktır benim dinim ve imanım
Anadolu-Sümerler-şaman / 20 Şubat 2011

Bugüne kadar benimle aynı evde oturan can dostumu görmezden gelmişim dinimin olmadığı şu anda O’nun dinine tabiyim ve artık kalbim bütün suretleri kabul eder oldu ve artık kalbim bütün suretleri kabul eder oldu ceylanlara otlak rahiplere manastır putlara tapınak hacılara kâbe Tevrât’ın levhaları Kur’an’ın sayfaları Âşk dinin yolundan gidiyorum şimdi ben ne tarafa yönelirse aşk kervanı Âşktır benim dinim ve imanım Âşktır benim dinim ve imanım Ibn’ûl Arabî Not: Bir filozofun ağzındanduymak çok daha etkileyici 🙂

Aşk hakkında bir sohbet
Kitap Özetleri / 20 Şubat 2010

Sanki herkes bu işareti bekler gibi neşeleniyor. Gülden’le Hüsnü tam sol arkamda yan yana oturmuşlar. Bu kez yakaladım sizi diyorum içimden. İnsanlar seyahatte şaşılacak ölçüde birbirlerine yaklaşıyorlar. Normal hayatlarında asla taviz vermiyecekleri sınırlarını geri, oldukça geri çekiyorlar. Belki de bir daha birbirimizi görme ihtimali olmaması, geleceğe ya da geçmişe yatırım yapmayı durduruyor, şu an ve burada olmayı kendiliğinden başarıyoruz. Kimbilir! “Aranızda benden başka evli var mı?” diyor aniden Elena “Bunu kendinize yandaş arar gibi sordunuz madam” diyorum gülerek “Ben değilim” diyor Ferda “Neden, yani hiç mi evlenmediniz? Yoksa boşandınız mı sizler?” “Benim hiç fırsatım olmadı” diyorum ve Ferda da “aman allah korusun” diyor. Hepimiz gülüyoruz. “O kadar kötü bir şey mi evlenmek?” gücenik kadınca bi işve var sesinde “Efendim, işlevini tamamlamış bir kurum, yoksa ne sakıncası olacak.” “Ne anlamda?” “İki insanın beklentileri belli bir anda birbirine denk düştüğünde bir ilişki başlıyor evet ama herşey o kadar değişken ki, bu başlangıcı ölüme kadar diye sabitlemeye çalışmak ne kadar safça, hayır hayır, affedin beni ama aptalca!” “Aaa bu da çok uç bi düşünce oldu. Zaten o dediğiniz katoliklere mahsus; ölüme kadar filan. Yok öyle bişey dünyada artık.” Diyor zeki kızımız Gülden “Olmalı” diyor Hossam bizi bir kez daha şaşırtarak “Nasıl?! Siz öyle…

Tanrılık sapıtma: Aşk
Blog / 14 Şubat 2009

Hayır, insanın bir aşıkı oldu mu, bu sapıtmıştır ötekinin aklı başındadır diye, aşksız bir adamı aşıka üstün tutmamalıdır. Sapıtmanın kötülük olduğu açık açık bilinseydi böyle konuşmaya hak verilirdi; Halbuki en büyük iyilikler bize muhakkak bir tanrı vergisi olan sapıtmanın aracılığıyla gelir. Delphosi’nin kadın bilicisi, Dodone’nin kendi kadın rahipleri, Hellas’ı devlet işlerinde olsun, halkın özel işlerinde olsun bir çok önemli hizmetleri sapıtma halinde- iken gördüler; Akılları başlarında olduğu zaman ya pek az şey yapabiliyorlardı, yahut hiç bir şey.  Tanrı vergisi bir seziş sayesinde Sybilla ve daha nice kimseler birçok insanlara birçok defalar gelecekte tutacakları doğru yolu önceden göstermişlerdir. Bunları sözünü etmek herkesin bildiği şeyler üzerinde oyalanmak olur. Fakat şu nokta gerçekten dikkate alınmaya değer; Kelimeleri yaratmış olan eskiler Mania’yı (Karşılığı sapıtma olan kelime ya da aşk) çirkin ve ayıp bir şey anlamında kullanmadılar. Böyle olsaydı sanatların en güzeline geleceği öğreten sanata, o kelime ile ilgili olarak Manike derler miydi? Ona bu adı verdiler, çünkü Manianın bir Tanrı vergisi olarak, gerçekten güzel bir şey olduğunu kabul ediyorlardı. Şimdikiler bu kelimelerin içine bir t sokuşturarak, Mantike ( bilicilik bilimi, tanrılar bilimi anlamında da- kullanılırdı) sözünü vücuda getirdiler.  Kendinden geçmenin ve sapıtmanın Musa’lardan gelen bir üçüncü çeşidi vardı. Bu, ince ve temiz bir ruhu…

Sokrat’ın Phaidros ile söyleşisi
Felsefe ve Kuantum , Kitap Özetleri / 03 Kasım 2008

       Hayır, insanın bir aşıkı oldu mu, bu sapıtmıştır ötekinin aklı başındadır diye, aşksız bir adamı aşıka üstün tutmamalıdır. Sapıtmanın kötülük olduğu açık açık bilinseydi böyle konuşmaya hak verilirdi; Halbuki en büyük iyilikler bize muhakkak bir tanrı vergisi olan sapıtmanın aracılığıyla gelir. Delphosi’nin kadın bilicisi, Dodone’nin kendi kadın rahipleri, Hellas’ı devlet işlerinde olsun, halkın özel işlerinde olsun bir çok önemli hizmetleri sapıtma halinde- iken gördüler; Akılları başlarında olduğu zaman ya pek az şey yapabiliyorlardı, yahut hiç bir şey.  Tanrı vergisi bir seziş sayesinde Sybilla ve daha nice kimseler birçok insanlara birçok defalar gelecekte tutacakları doğru yolu önceden göstermişlerdir. Bunları sözünü etmek herkesin bildiği şeyler üzerinde oyalanmak olur. Fakat şu nokta gerçekten dikkate alınmaya değer; Kelimeleri yaratmış olan eskiler Mania’yı (Karşılığı sapıtma olan kelime ya da aşk) çirkin ve ayıp bir şey anlamında kullanmadılar. Böyle olsaydı sanatların en güzeline geleceği öğreten sanata, o kelime ile ilgili olarak Manike derler miydi? Ona bu adı verdiler, çünkü Manianın bir Tanrı vergisi olarak, gerçekten güzel bir şey olduğunu kabul ediyorlardı. Şimdikiler bu kelimelerin içine bir t sokuşturarak, Mantike ( bilicilik bilimi, tanrılar bilimi anlamında da- kullanılırdı) sözünü vücuda getirdiler.   Kendinden geçmenin ve sapıtmanın Musa’lardan gelen bir üçüncü çeşidi vardı. Bu, ince ve temiz…