Güvencesizlikteki Bilgelik

Alan Watts’ın Güvencesizlikteki Bilgelik kitabından alıntılar ve kısa eklemelerim: Bu tipik bir insan sorunudur hem de tüm sorunların ana aksıdır: şu anı bozan şeyler; anıların ve beklentilerin gücü çoğu insan için öylesine önemlidir ki geçmiş ve gelecek şu andan daha gerçektir! Onlara göre geçmiş aydınlatılmadıkça ve gelecek umutla ışıldamadıkça, şu anın tadına varılamaz. İnsanlar adeta kendilerine ceza vermişlerdir düşünmeden ve çoğu kez bunun farkında da değillerdir. Masaldaki bir cadının laneti bu durumun yanında okşama gibi kalır.

Sen Kokladın Ben Topladım
esinti / 27 Ekim 2012

En azından doğum sonrasında,-çünkü ondan öncesine dair sadece fikir yürütebiliriz, gerçek bilgiden yoksunuz- bu hayatta istediklerimizi tabağımıza alıyoruz, evet ancak bunun farkında olmayan çok büyük bir çoğunluk var. “Sen Kokladın Ben Topladım” diyor Molla Nasreddin. Esas farkındalık burada yapılan çalışmalardır, yani tabağına aldıklarını bilmen bile yetmez nerdeyse, bilerek almaya doğru evrilmemizi özendiren bi rüzgar var sanki. Burada üç aşama var kabaca: 1. tabağındakileri sen seçtin 2. bunu hangi araçlar hangi motivasyonlarla yaptın 3.şimdi artık bilerek seçebilir misin? Önemli olan seçimi yapmaktır, seçtiğin şey zaten tam da ihtiyacın olan durumları sana getirir. İhtiyacın değilse onu seçmezdin velakin bazen kazayla bi dağınıklık anında ihtiyacın olmayan bi şeyi seçmiş olduğunu düşünürsün fakat bunların çektiği olayları öyle bir hızla geçersin ki yeniden seçim anına geri dönersin. Yani “yollardan hangisi doğruysa onu seçeyim, bunu yapacak gücüm var, lütfen hangi yol doğru bana söyle” diye allaha ya da bi arkadaşımıza, hocamıza yalvardığımız durumlar olmuştur. Ve buna sonraları çok gülmüşümdür. Doğru ya da yanlış yol olmadığını anladıktan sonra tabi : ) Bilinçli seçim ise, seçtiklerini yaşadığını bilmek demektir ve istemediğin durumdan yeni bir seçimle çıkabileceğinden emin olmaktır. Ya da o durumdan çıkmak için vermek gereken kararı hangi sebeple ertelediğini bilmek ve buna rıza göstermektir. İnsanlar neden istediğim…

Büyülü Çiçek – Arzu – MED CEZİR

Kime ait olduğu o kadar önemli mi?! Çiçeğin gözünde arzunun büyülü çekiciliğini görüyor musun? Var olan her şeyin içindeki şey işte bu! Sonsuz derinliğine çekmek için seni, ne kadar da masumca b-akıyor. MED CEZİR Ay ile ilgili söylenebilecek, özgün bir özellik de, Med-cezir oyunudur.Özgün Med – Cezir veya gelgit adiyla bilinen çekimsel tabiat olaylari Ay ve Günes’in konumlarinda meydana gelen değisiklerden kaynaklanir. Gelgit, bir gök cismi üzerinde baska bir gök cisminin, çekim kuvveti etkisiyle olusturduğu biçimsel bozulma olayidir. Bu kuvvetler okyanuslarda, denizlerde, karada, hatta atmosferde gelgit olaylarina neden olur. Ancak bunlardan en önemlisi denizlerde olanidir. Günes, Ay ve Dünyanin hareketlerine bağli olarak, değisik uzunluklardaki sürelerde gelgit olaylari meydana gelir. En belirgin ve güçlü olan gelgit ise Ay ve Güneş’in ayni doğrultuda olduklari dönemlerde yani, yeni Ay ve Dolunay evrelerinde görülür. Küçük çaptaki gelgitler ise Ay’in ilk dört ve son dört devresinde olur. Ay, Günes ve diğer gök cisimlerinin kütlesel çekim kuvvetlerinin etkileri çesitli tabiatsal değisikliklere neden olduğu gibi, insan tabiati üzerinde de geçici rol oynamasi şaşilacak bir sey değildir. Neticede, insan da etki alan ve veren bir enerji kütlesidir… Gel-git yeni Ay ve Dolunay dönemine rastlar. Med, kuvvetli, Cezir ise zayif anlamini taşir. Eğer bir gök cismi diğer gök cismi…

Komşu kızı ARZU
esinti / 07 Kasım 2011

İnsan kendini bilmek için karşıtıyla yüzyüze gelmelidir-kendisi olmayanla. Arzu deneyime götürür. Deneyim de ayırt etmeye, bağımlılıklardan kopuşa, kendini biliş’e götürür-yani kurtuluşa. Ve kurtuluş nedir zaten? O doğumun ve ölümün ötesinde olduğunuzu bilmektir.  ÖZ’ün dışında hiçbir şey yok. Her şey “bir”dir ve Ben-im herşeyi kapsar. O uyanıklık ve rüya hallerinde kişi olarak tezahür eder. Derin uyku ve turiya halinde o ÖZ Varlıktır. Turiya’nın, uyanık ve keskin dikkat halinin ötesinde ise En Yücenin büyük, sessiz huzuru uzanır. (Maharaj) Turiya: Buda gibi tekamül düzeyi yüksek varlıklara özgü şuur hali ** “Biricik” olan yanlarımız değişir, dönüşür, ölür ölür dirilir ancak “ben-im” hiç değişmeyen, herşey yapabilmeye muktedir yanımız (belki istencimiz), öylesine parlak ve keskin bir sevinç 🙂 Harika bi oluş içinde bulunuyoruz. Gerçekten büyük bi onur bizim için. ** İstediğiniz an “ezik” durumdan çıkabilirsiniz (denediğim için eminim). O Ben-im, bir zamandır giymediğiniz bi giysi gibi dolabınızın içinde asılı duruyor. Eminim kıyıp onu kimselere veremediniz 🙂 Hemen şimdi onu alıp giyebilirsin. Ben, o ben-im. Dirayet göster ve yap. Kimse senin yerine onu yapamaz. Elbiselerimizi sadece bebekken annemiz seçerdi! 🙂 ** Sana yapılan (kendin bile yapsan) tüm tanımlamaları, yabani bi atın üstündeki şeyleri fırlatıp attığı gibi at! Kondurma bişeyi üstüne, su damlalarının ördeğin tüylerinden kaydığı gibi akıp…

Acil talep telgrafı
esinti / 11 Eylül 2011

Bişeyden kokusunu(esans) çıkardığınızda, dokusunun nasıl birdenbire ortadan kaybolduğunu anlamak için ressam şirine dikkatlice göz atmanızı öneririm. 🙂 http://sibelatasoy.com/?p=4447 Can kardeşin dediği gibi, istediğiniz şeyi/nesneyi zihinde tuttuğunuz takdirde evren ona zaten sahip olduğunuzu çıkarsıyor olabilir. Biz zihindeki şeylere gerçek demiyoruz ama daha üst bi noktadan hepsi “gerçek”olarak algılanıyor. Bu sebeple, arzuladığınız bi şeyi hemen zihninizden kovun, onu aklınızda evirip çevirmeyin, secret saçmalığına girmeyin derim. Eğer o şeyi gerçekten arzuladıysanız (gerçek ihtiyaçtan oluşmuşsa-susamak gibi), o bir anlık arzu, evrene acil talep telgrafı gibi ulaşır ve bu talep artık geri çevrilemez, bir zaman mutlaka gerçekleşir(!).