Süreç neden gözden kaçar?

11 Nisan 2011

Binlerce yıllık insan serüvenine ve kendi yakın kişisel tarihimize göz atınca, “süreç”konusunun hemen çoğu yerde görmezden gelindiğini fark ediyorum.

Bunun muhtelif sebepleri olabilir ancak bana en öncelikli olanı, “hedef” odaklı algının yapımıza aşılanması olduğunu sanıyorum. Hedefe bir kez kitlenince artık anın olan bitenini göremez hale geliyor, sevinçli bir yolculuk yapma imkanını çöpe atmış oluyoruz.

Örneğin aydınlanma çılgınlığı da bunlardan biri. Farklı yollardan aydınlanmış olan ustalar ( muhtemeldir ki aralarında frekans farkları da vardır), kendi deneyimlerini paylaşırlar. Gökdelenin tepesindeki katlardan aşağılara doğru kendi yöntemlerini ve bulundukları katın hava durumunu anlatırlar. İyi ama ikinci kattaki kişiye  212 inci katın hava durumunun ne tür bir faydası olacaktır? Bunu hep merak etmişimdir.

Yine geliyoruz (konu başında hiç de hedeflemediğim halde) Gurdjieff ustaya! Gurdjieff insanların evrim basamaklarına dizili olduğunu ve kişinin ancak bir alt basamaktakine gerçekten ulaşabilip onu yukarı çekebileceğini söyler. Aradaki mesafe arttıkça yarardan çok zarara uğratma riski de artar çünkü alt basamaktakinin “hedef”e kitlenmesini ve aslında ihtiyacı olanı kaçırmasına sebep olur. Bu sebeple gerçek ustalar böyle anlamsız bi işe kalkışmaz. Tabi dünya “kraldan çok kralcılarla” dolu olduğundan bu hikaye çoğu kez ustanın sağlığında değil ölüsü üstünden sürdürülür.

İnsanlar bir anda “aydınlanacaklarını” farz etmeye başlar. Pek  tabi bu olanak da var ancak bunun yaptırımları da çok farklı. Büyük risk büyük kar getirebilir. Gelin görün ki insanlar değil risk almak, alışkanlık ve güvenlik duvarlarını kalınlaştırdıkça kalınlaştırır ve bir yandan da (ölü)ustanın(!) hedefine kitlenerek doğal evrim sürecini bile sakatlar!

Daha işe girmeden, genel müdür, patron olmaya kitlenir. Ancak kitlendiğine eriştiğinde mutlu olabilecektir, o zamana kadar olan biten her şey bir yük, eziyet ve kendilerine yapılmış haksızlıktır.

Oysa sürecin, yolun her noktası ayrı bir zevk, dolayısıyla da hedefin ta kendisidir.

2 Yorum

  • Sibel 06 Ocak 2012, 10:54

    Ben de bu özenli yorumunuz için teşekkür ediyorum, yıllar öncesi günlüğümden buraya aktardığım düşünsel pratiğime zenginlik kattınız.

  • Halil Gül 06 Ocak 2012, 03:39

    Bu güzel tespit için teşekkürler.
    Ancak, yazınızda vurguladığınız tüm dalgalanmaları kollektif bilincin uyanış “sürecinin” bir parçası olarak görüyorum. Yaşananlar bu anlamda “uygundur”. Zira el verme, bilinç merdiveninin bir alt basamağındakine yukarının el uzatması vb. gibi dualitik düzlemde iş gören ruhsal hizmetin de bir sona yaklaştığını düşünüyorum. Öz bilinç şimdi daha önce hiç olmadığı kadar burada. Bu nedenle dünyada herşey alt üst olmakta. Ruhsal yöntem ve yollar da bundan nasibini alıyor.
    Zaman hızlanırken, ektiğini biçme süreci de daha hızlı işler oldu. İnsanlara hakikate yönelmelerini sağlayacak tüm veriler zaten sunulmuş durumda. Yaşanan, kollektif bilincin kendi ötelediği karanlığıyla yüzleşmesidir. Ve dediğim gibi, ruhsal uygulama ve yollara dair tüm yaklaşımlar da özlerinde barındırdığı tohum inançlar ve niyetlerle yüzleşirken sizin yazmış olduğunuz durumlar ortaya çıkabiliyor.

    Yol gösterme ve bütüne hizmet anlayışı da kendi içinde bizlerle evrimleşmekte. Ve süreç her yaşananın uygunluğu içinde buna hizmet etmekte.
    Bu konuda farkındalık yaratan yazınız için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir