Sorumluluk kimde?

18 Mayıs 2009

Sorumluluk Kimde?

Son zamanlarda yaşamınızda, özellikle de son Şaud’dan beri olup bitenlere geçiyorum. Ve bu enerji devam edecek, benim ayrılmamla ilgili etkinlik yüzünden değil, ama hepimiz Şambra olduğumuz için ve hepimiz bir bilinç yarattığımız için. Bu enerji herhalde yaz sonuna kadar sürecek.

Şu ara yaşamınızda olup bitenlerin büyük bir bölümü – yaşamınızdaki bazı zorlayıcı noktalar, sizin dışsal meydan okumalar diyeceğinizin bazısı – şu ara meydana gelen şeylerin büyük bir bölümü ve yaz sonuna kadar da devam edecek şeyler, size gelen, suratınıza bakan ya da bazen kaçmaya çalışan size ayağını uzatıp çelme takan, ama aslında size, yaşamının yaratıcısı gerçekten Sen Misin diye soran enerjilerdir. Patron gerçekten sen misin? Sahip gerçekten sen misin? Yönetici, İdareci gerçekten sen misin?

Şimdi, birlikte başladığımızdan beri bundan söz ediyoruz – Yaratıcı Dizisi’nde ve hatta öncesinde. Bu anlayışı, bu kavramı biliyorsunuz. Sözlerin tümünü biliyorsunuz, ama bu şimdi gerçekliğinize geliyor. Veçhelerinizin enerjileri size soruyor, “Burada gerçekten yönetici sen misin, yoksa sadece öyleymiş gibi mi davranıyorsun? Gölgelere geri düşmeye çalışıyor musun?”

Son zamanlarda birçoğunuz fiziksel sorunlardan geçtiniz ve neler oluyor diye merak ettiniz. Ve biraz panikliyor, sonra da duygusal ve zihinsel oluyorsunuz. Bu her zaman iyi bir karışım değildir – yani duygusallık ve zihinsellik. Çok güçlü bir kokteyldir, çünkü bakın, duygusallaşıyorsunuz ve bu sizin içinizde taşkınlığa varan farklı bir yerden iş görüyor, ve bunu zihinle de birleştirince artık o basit yanıtı göremez oluyorsunuz. Hemen önünüzdekini göremiyorsunuz. Göremiyorsunuz… bunların hiçbiri karmaşık değildir ve siz de bunu biliyorsunuz. Bunların hiçbirinin karmaşık olmadığını biliyorsunuz. Bu aslında oldukça basittir.

Ama boğazınıza ve sesinize neler oluyor diye merak ediyorsunuz. Eh, bilirsiniz – bunu size söylememiz gerekmiyor ama yine de söyleyeceğiz – sizden kendi gerçekliğinizi dile getirmeniz isteniyor. Elleriniz neden artrit varmışçasına ağrıyor? Bu artrit değildir. Ve doktor da size bunu söylemişti, ama siz artrit olduğuna inanmak istiyorsunuz. Doktor tabii kendi düşüncelerine sahip, “İşte, yine böyle biri.” Ve ellerinizin gerçekten ağrıdığını anlamaz, ve sizi nazik bir biçimde defetmek için de bir reçete yazar.

Bacaklarınızda ağrılar olabilir ya da bedeninizin içinde birşeyler oluyordur. Şu ara bu şeylerin tümü, içinden geçtiğiniz bu şeyler – biliyorum binlerce bahaneniz var, ve sürekli bana soruyorsunuz, ve ben de size söylüyorum, ama o an sanki sesi kısıyorsunuz – bunlar bedeninizin size sorduğu meselelerdir, Sorumluluk Kimde? Yaratıcı kim? Bu bedeni kim yönetiyor? Fiziksel bedenin için seçimleri kim yapıyor?

Ve siz çektiğiniz o fiziksel ağrılar için okuduğunuz, bildiğiniz her türlü nedeni sıralıyorsunuz; hatta şunu bile söylemek eğilimindesiniz, “Acaba ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” Hiçbir şey (söylemeye çalışmıyor). Şimdi, “Farketmez” bildirimin hemen yanına bir de şu bildiriyi koyacağım, “Ruh’un umurunda değildir.” (kahkahalar) Gerçekten değildir. Ruh sizi yalnızca sever. Hepsi bu. Kendinize ne tür bir deneyim verdiğinizi, bedeninizin nelerden geçtiğini hiç umursamaz. Bu, Ruh’un kayıtsız olduğu anlamına gelmez. Ruh sizi sadece sever, size şefkat besler, o kadar ki, yaşamak istediğiniz herşeye, seçtiğiniz herşeye izin verir.

Böylece, bedeninizde sorunlar var, ve bazılarınızın da yaşamında  başka sorunlar vardı. Standart olanları ele alalım – ilişkiler, para, nerede yaşamak istediğinizden emin olmamak, ne yapacağınızdan emin olmamak – hepiniz bunların neler olduğunu biliyorsunuz, ve bunlar sanki şu anda size geliyor, bakıyor ve “Pekâla, ne yapmak istiyorsun?” diyor.

Bakın, ben buna özellikle de şimdiden sonra yaz sonuna kadar olan dönemde bakmanızı istiyorum. Sorunların çoğu – hepsi diyeceğim ama bazı istisnalar olacağını biliyorum – ama şu ara size gelip de bedeninizde, zihninizde, sizin dışınızda ortaya çıkan sorunların çoğu, şununla ilgilidir; yaratıcı, yönetici, sahiplenmeye, sorumluluk almaya hazır mısınız? Ve şu ara olanlar budur. Evet, biraz abartılı (bir halde ortaya çıkıyor) çünkü şu anda dünya biraz çıldırmış halde. Dünya kendi sorunlarını yaşıyor. İnsanlar çok önemli bir değişimden geçiyorlar, ve bu da sizin kendi sorunlarınızı büyütüyor

Tobias

Mayıs 2009 dan alıntı

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir