Sonsuzluğa Atlayış

28 Ağustos 2011

Bir süre kanepeye uzanıp saçma bir film seyrediyorum. Nedense içimi kesif bir hüzün kapladı. Zaten günlerdir bir duygudan diğerine koşup duruyorum. Bir an her şey son derece açık görünüyor, sonraki an tüm inancım çöküyor…

Annem geldiğinde işte bu ruh haliyle pek verimli bir akşam geçiremedim. Kısa bir sohbet eşliğinde yenen sade bir yemekten sonra, uzun uzun düşündüm, biraz da ağladım ve kolayca uyudum. Erken uyuduğum için olacak daha alacakaranlıkta uyandım, şaşırtıcı bir rüya görmüştüm ve yorgun kalktım. Mutfağa yollandım abur cubur bir şeyler atıştırdım sonra bir sigara yakıp çıplak ayakla balkona çıktım. Erken sabah ayazı pijamalarımdan kolayca içime sızdı adeta ruhumu üşüttü.

Balkondan aşağılar çook uzak görünüyordu. Tan yeri ağarmaya başlamıştı, sokaklar boştu henüz. Arabalar yeğenimin oyuncakları gibi ve ben simcity oyunundaki sahneleri anımsadım yeniden. Kendimi bir aptal gibi… hayır hayır değersiz bir oyuncak gibi hissettim. Vücudum donuyordu ama gözlerimden sessizce boşanan yaşlar sımsıcaktı, taa ki yanağımı katedip çenemden boynuma kayana değin sıcak kalıyorlardı sonra birden donuyorlardı gırtlağımın üstüne geldiklerinde. İki elimi demir parmaklıklara dayamıştım, sigara biteli çok olmuştu, aklıma rüya takıldı…

“Sıcak yatağımda uyurken birden uyanıyorum, gece hala bitmemiş ve ben başka bir etkenle uyanmışım. Uykumu tamamiyle almış olduğumu farkediyorum. Yataktan kalkıyorum, karnım acıkmış… Önce birşeyler atıştırıyorum sonra bir sigara yakıp balkona çıkıyorum, burası çok yüksek ve beni hep biraz tedirgin etmiştir. Bir kuleden, tutsak olduğum bir kuleden umutla aşağılara bakar gibiyim. Sigaramın bitmesini bekliyorum, ayaklarım donuyor…”

“Ben bu denemeyi yapmaya karar veriyorum!  Parmaklık zaten çok alçak, göbeğimin hizasında…Demirin soğuğuna iyice abanıyorum, vücudumun üst kısmını öne doğru yavaş yavaş eğiyorum, ayaklarım artık dengeyi sağlayamıyor ve birden dengem yitiyor, tutsaklığım sona eriyor. Düşmek hiç te kötü değil, uçmak gibi, mesafe çok uzun… Soğuğu hiç hissetmiyorum artık.”

Sırıtkan Kırmızı AY‘dan alıntı

not: Okumayanlar için, balkon onbirinci kattaydı! Ve Yıl 1999, depremden hemen sonra

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir