Somut ve Soyut arasında Barış

10 Nisan 2014

Bazı insanlar vardır çok yakından tanıdığım, hayatlarını uzun süre takip etme şansım olan kişiler, bunların sadece somut yönleri aktiftir ve bu doğrultuda çok iyi bir hayat sürmüş olanlar var. Zaman zaman kendim gibi soyut yönleri de aktif olan insanların bir hastalığa mı kapılmış olduklarını merak ettiğim olmuştur fakat sonra bu fikri geçerli bulabilecek yeterli veriye ulaşamayarak terk etmişimdir.

Soyut alanlar somut alanları geliştirici ve dönüştürücü olarak son derece yararlıdır ama şuna özellikle dikkat çekiyorum, somuta dönüştüremediğiniz bir soyut becerinin insanı ölümle kurtulunamayacak bazı sonuçlara mahkum etme ihtimalleri de var. Don Juan’ın da bu konuda Castanedayı sayısız kereler uyardığını gördüğümde bu fikrim biraz daha güçlenmişti.
Bazen gezegenimizin üzerinde yapılan tüm savaşların zannedildiği gibi iyi-kötü dualitesi ile değil somut soyut arasında geçtiğini zanneder gibi oluyorum.

Hem de bu savaş, mMatrix ya da Terminatör gibi insanlarla başkaları (makinalar ya da başka varlıklar, uzaylılar) arasında değil bizzat bir insanın kendi farkındalıksız vecheleri arasında gerçekleşiyor. Belki buna yok canım senin söylediği psikoloji biliminin alanına giriyor diyebilirsiniz, o zaman ben de hangi şey insan bilimi alanına girmiyor o halde diye sorarım.

Soyut alanı tehlikeli gibi göstermeye çalışmıyorum. Riskler hayatın hem somut hem de soyut yönünde vardır, bu yaşamın bir gereğidir. Somut alandaki riskler bana göre soyut alanı katbekat geçecek düzeydedir  iki dakika nefessiz kalmak tüm somut krallığı çökertebilir.

Hayatın dip ve görünen dalgalarıyla birlikte hareket edebilmek bir sanattır denebilir, zaten öğretilerin çoğu kendi yöntemlerince bu bilişi vermeye çalışır. Her birey gerçekten biriciktir, genel formüller çok nadir olarak işe yarar. Ben küçüklüğümden beri bilmeden kendi metotlarımı uygulamışım dır ve gayet tatminkar, uzun bir hayat sürdüm. Dışarıdan edindiğim bilgiler (aralarında ayrım yapmamaya dikkat ederim) sadece kendi bulgu ve oluşuma isimler koyabilmekle alakalı olmuştur (isim koymak neden önemlidir, çünkü düzgünce ifade edebilmeyi ve paylaşabilmeyi sağlar, ben sadece ben değilim malum olduğu üzere, bir çok katmanım var hakkında en ufak bi fikrimin olmadığı ama onların icraatlarını görecek ve hissedecek yetim de var), bunun dışında kurguya merakımı gideren zevkli uğraşlardır  Temel unsur, kendime ve tüm varlıklara duyduğum saygıdır, bunlar canlı cansız somut soyut fark etmez. Bir şeyi kutsallaştırmakta direnen olursa her şeyi kutsal kılarak bu açmazdan kurtulurum 🙂

*

Yapay Zekayı biraz geç de olsa izledim.

Ne diyeceğimi bilemiyorum.
O zaman şunu diyeyim bari; İnsanlar neden makinelerden nefret ediyor?
En basit cevap “kendilerini makineleşmiş” hissediyorlar. Bunun getirdiği suçluluk duygusuyla kendilerini harap ediyorlar. Başkalarını, hükümetleri, uzaylıları suçluyorlar. İstedikleri an geri dönebileceklerini, her neyi özlüyorlarsa ona dönebileceklerini, hemen keskin bir kararla bunu yapabileceklerini de biliyorlar üstelik, çünkü her yere hatırlatma notu iliştirdiler! Hatırlatma notlarını hatırlatmak için bile notlar var, her yerde. Bunun bedelini ödemek istemiyorlar çok ağır olur sanıyorlar, aslında ikinci bir yol da var o da çok basit; suçluluk duygusunu salmak, mevcuttan hoşnut hale gelmek. Bunu da yapmıyorlar. Yapanlar da var. Ben barıştan ümitliyim. Kendinle barış.
Filmi izleyen herkes kendince faydalanacaktır eminim.

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir