Sihirli Geyik

12 Ocak 2009

.”Ne düşündüğün beni ırgalamaz. Bir avcı olmak için yaşamın sıradanlığını kırman gerekir” der DJ. Yaşamının bir döneminde aslında o da CC gibi davranmıştır. Aslında hepimiz, peşinden gittiğimiz av gibi davranırız. Bu yüzden de bir başka şeyin ya da kimsenin avı olup çıkarız. Bütün bunları bilen bir avcının başlıca işi, kendisini av haline getirmemektir…

Ancak bazı hayvan türleri vardır ki izleri sürülemez. Çünkü sıradan bir programları yoktur onların. Onları büyüleyici kılan şey de budur. DJ, böyle sihirli bir varlıkla yaşadığı bir deneyimi anlatır: Orta Meksika dağlarında gezerken daha önce hiç duymadığı tatlı bir ıslık sesi işitir. Sesin çıktığı noktayı belirleyemez . Sesi yeniden duyunca, onun sihirli bir geyik olduğunu anlayıp ne kadar talihli olduğunu düşünür bir an. Bu sihirli geyik, sıradan insanların alışkanlıklarının ve avcıların davranış kalıplarınında bilincindedir. Böyle bir karşılaşmada insanın yapacağı iki şey vardır: Ya kaçıp gider yada silahı varsa olduğu yerde kalır. Oysa DJ bunlardan hiçbirini yapmaz o an. Amuda kalkıp hafif hafif inlemeye başlar. Uzun süre hıçkırarak ağlar. Bu durumdayken bir yelin estiğini duyumsar. Bir şey gelmiş ve kulağının arkasında saçlarını koklamaya başlamıştır. Başını çevirip onu görmek isterken yere düşer. Hemen doğrularak oturur ve yanıbaşında o pırıl pırıl yaratığın ona bakmakta olduğunu görür. Bu şekilde bakışırlarken Dj ona; onu incitmeyeceğini söyler, işte o an geyik DJ yle konuşmaya başlar.

Anlatının bu kısmında Castaneda elinde olmadan gülümser. Bir geyiğin konuşabileceğine inanmamaktadır. Şaka niyetine” ne dedi sana” diye sorar. “Sihirli geyik bana merhaba arkadaş dedi, ben de merhaba diyerek yanıtladım. Sonra geyik sordu: Niçin ağlıyorsun? Ben de dedim ki, çok üzgünüm de ondan. Bunu söyleyince sihirli yaratık kulağıma eğildi ve benim konuştuğum gibi açık seçik, üzülme sen dedi”…

Dj gözleri çakmak çakmak CC ye bakar bu anlattıklarından sonra. Ve kendine özgü kahkahasını patlatıverir. CC geyikle konuşmasını aptalca bulduğunu söyler. Sihirli bir geyiğin konuştuğuna inanmadığını dile getirir. DJ ona güven verircesine konuşur:”Hakkın da yok değil hani… Nerde görülmüş ki böyle bişi di mi?”

Aslında zaman zaman herkesin başına böyle sihirli bir karşılaşma geliyordur; göz göze bakışılıyordur ama biz rutini kıramadığımız için şans dönüp arkasını gidiyor olabilir. Ben bir kez hayvanın konuştuğunu duydum; fakat bu benim kabiliyetim sebebiyle olmadı. Bodrum’da evde yalnızdım, sezon dışıydı, etrafta kimseler yoktu (dağ başıydı diyebilirim), geç vakitte uyudum. Sonra bir ara seslerle uyanır gibi oldum, iki köpek havlıyorlardı ama konuşuyorlardı aslında, o an onların bildiğim Türkçe lisanında konuştuklarını duydum -saçma bir konuydu; maalesef şu an hatırlamıyorum, hatta gülümsedim, bana o an hem ilginç hem de çok normal geldi, sonra uykuya yenik düştüm. Belki buna rüya görmüşsündür diyenler çıkabilir fakat ben ne yaşadığımdan kesinlikle eminim.

Normal yaşamlarda rekabet ettiğiniz, ya da bir şekilde kıyasıya savaşa girdiğiniz kişiler/kurumlar ya da fikirler varsa ve bu bitip tükenmek bilmeyen bir sürek avı gibiyse Don Juan’ı hatırlayın: “Aslında hepimiz, peşinden gittiğimiz av gibi davranırız. Bu yüzden de bir başka şeyin ya da kimsenin avı olup çıkarız”

Ve belki onun tavsiyesine uyup alışılmadık, anlamsız ve saçma olabilecek bişey yapıp sonuçları gözlemleyebiliriz. Do Juanla Castaneda’nın buna benzer bir anısı daha vardı şimdi hatırladım:

DJ ile birlikte mutat bi kaç günlük çöl-tepe gezisine çıktıkları bir gün, karşılarına (aslında o bölgede bulunmayan) genç bir jaguar çıkmış ve onları afiyetle yeyip yutmak istemişti J

Jaguardan nasıl kurtulmaları gerektiği ile ilgili olarak DJ’nin vermiş  olduğu ilginç tavsiyeler vardı. Bunlardan biri zigzaglar çizerek koşmaktı; çünkü ona göre böyle büyük cüsseli hayvanların düşünme kabiliyetleri vardı ve kendilerinin ne yapmak istedikleri ile ilgili düşünceleri aynen sezebilirdi bu hayvan. Bu sebeple onun anlam veremiyeceği (mantıksız) hareketler yapmalıydılar. Bir süre kaçtıktan sonra ikinci tavsiyesi ayaklarıyla yerden toz kaldırmaları oldu. Bu da hayvanı şaşırtan bir diğer mantıksız hareketti.

Derken, DJ, Carlos’a ani bir talimat verdi:

Devleş!”

Hatta kullandığı cümle aynen şöyleydi: “Şimdi gayet sakin yürüyeceğiz ve sen de koca bir devmişsin gibi kuru çamurları tekmeleyeceksin!” ve ekledi “ayaklarınla bir toz bulutu kaldır, kendini iri ve ağır hisset!”

CC, bunu yapmayı denedi ve hemen ardından bir yoğunluk duygusuna kapıldı.  Kendini devasa ve yırtıcı hissetmekteydi.  Ussal yetenekleri işlevini yitirdi O durumda ileri doğru itildiğini, bedensel olarak bir yerden diğerine büyük bir hız ve cuşkuyla hareket ettiğini, bunun bir baygınlık hissi olmadığını söylüyor CC.

Böylece o fundalıkta, kaktüslerin üzerinde saatlerce yol aldı Carlos, artık Jaguarı o takip ediyordu, hatta onu korkutmaya çalışıyordu! Eğer onun üzerine giderse, dikenlerin ona batıp canını acıtacağını biliyordu(!)

 O saatler boyunca CC sessiz bilgiye girmişti işte. Fundalığın üzerinden süzülürken, çöl zeminini ve çalıların üzerini aynı anda görmüştü!

“Ya da olduğum yerde dururken, aynı zamanda jaguarın da olduğu yerdeymişim. Böylece, kaktüslerin dikenlerinden kaçınmak için nasıl dikkatli adımlar attığının ayrımına varmışım. Başka bir deyişle, olağan burası ve orasını algılamam yerine, burası ve burasını algılamışım

 Carlos bu inanılmaz deneyimi daha iyi anlamak için Nagual’ı sıkıştırdığında, o da kendi ilk deneyimini, işte meşhur nehir olayını anlatmıştı. Ki o olay, burası ve burası durumunu bariz olarak gözler  önüne seriyor.

Ha bir de şu hoş enstantane vardı.

DJ, ona jaguarın saldırısından rahatsız olup olmadığını sordu, acaba CC bundan incinmiş miydi?!

Ona incinmiş olabileceğimi düşünmesinin saçma olduğunu söyledim, o da bana; arkadaşlarımın saldırılarıyla ilgili olarak da aynı şekilde düşünmem gerektiğini söylemişti. Kendimi korumalı, ya da yollarından çekilmeliymişim, ama ahlakça ve haksızlık etmeden.

:)))

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir