Shabono’ya devam(2)

04 Mart 2012

Öncesi için Tıklayınız

Florinda Donner, yağmur ormanlarında medeniyetle tanışmamış bi kızılderili kabilesiyle yaşadıklarını paylaştığı Shabono isimli kitapta anlatıyor:
Balık avlamak kabilede kadınlara bırakılmış bi iş. Onlar da çoğu kez ırmağın içine girip çıplak ellerle avlıyorlar balığı. Fakat bazen de erkeklerin ok ve yaylarını kullanmaya çalışıyorlar. Erkekler ise silahlarını verip korunaklı bi yere saklanıyor ve onların beceriksiz atışlarını eğlenerek seyrediyorlar. Kabile reisi Florindaya da bi deneme yapmasını söylüyor, ancak yay öylesine sert geliyor ki, yerinden kıpırdatmak mümkün olmuyor. Yılda bir kez yapılan kutlamalar için köye gelmiş olan yaşlı bilge Kamosiwe durumu görünce ona ergen yaştaki bi delikanlının yayını vermesini istiyor. Ve Florinda onunla ilk atışında orta boy bir balık avlıyor.
Bu duruma herkes hayret ediyor tabi. Ok ve yay kullanmasını nerden öğrendiğini ısrarla soruyorlar. Sonunda kabile reisi ona şöyle diyor: “bunu öğrenmeni baban mı istedi? Baban bi oğlu mu olsun isterdi?”
Florinda babasının zaten iki oğlu olduğunu anlatmaya çabalar. Peki o zaman ok-yay ı ne yapmak için kullandın? Ne işe yaradı? Der
Florinda da espri niyetine “demek bi gün buraya geleceğimi bilip hazırlık yapmışım” deyince Reis ağırbaşlılıkla şöyle der: “kızların ok-yay kullanmadığını bilmen lazımdı!”

**

Daha sonra, başka ne yapmayı bilirsin diye soruyorlar. Florinda o zamana kadar sadece onları izlemiş,onlardan öğrenmeye çalışmış ve hepsinden öte anlaşabilmek için onların dilini çözmeye çalışmıştı. Böyle ilk kez ne bilirsin diye sorunca ona da bi heves gelir. Çocukluğu boyunca atletizm çalışmıştır.  Bununla ilgili bir gösteri yapar. Kadınlar erkekler çocuklar onu dikkatle izler. Sonra yine sorarlar “başka ne yapmayı bilirsin?”

Florinda, başının üstünde oturabileceğini söyler (muhtemelen yoga biliyor), ve onlara nasıl yaptığını gösterir. Herkes çok güler.
Şef Arasuwe der ki: “Beyaz kız, sen ne düşünürsün bilmiyorum ancak seninle ormanda bi gezintiye çıksak, maymunlar seni görmek için dururlar, seni seyretmek için sana yakın gelirler ve ben de onları vururum.” Sonra kocaman eliyle onun saçına dokunur “bence yine poponun üstüne otur, korkarım gözlerin kafandan dışarı uğrayacaklar!”

**

Yorumlar:

Fer Yal Florinda, gerçekten biliyor muymuş ok ve yay kullanmayı yoksa tümüyle bir tesadüf mü olmuş, ilk atışta avlaması? Ve gerçekten merak ettim;) Acaba o kabilede hiç bir tane bile kız gizli gizli ok ve yay kullanmayı öğrenmeyi istememiş mi:)

Sibel A: Florinda sportmen bi avrupalı kadın. Aslında reisin ne demek istediğini biraz anlıyo gibiyim. Erkeklerin tek yapabildiği ağır avlanma işini de elinden alırsan kullanışsız duruma gelecekler. Ne gerek var buna diyor sanki. Ayrıca Kadınlarda Hekuras yok(!), demek ki sırf hekuras uğruna bazı işleri onlara bırakmak lazım. Zaten kadınların üstesinden gelmekte olduğu o kadar çok şey var ki kabilede:)

Ayrıca şöyle de düşünülebilir; o çok gergin ve ağır yay ve oku kullanırsa bir kadın, onun da adaleleri gelişecek ve doğal olarak sertleşecektir. Bu durumda o artık erkekler ve çocuklar için yumuşak bilinmezlik, gizemli kokular kaynağı olmaktan çıkar. Kadın eğer onları bu özellikleriyle çekemezse hayat bildiğimiz anlamda devam edemez.

Fer Yal Yani kadın erkeksileşmeden güçlüdür. Ve o gücünün farkına varmalıdır.

Sibel Atasoy Evet bu bir yarış olmamalı sanırsam

Fer Yal Florinda kendini anlamayı da başarmış bunları samimiyetle yazarak değil mi! Hayatın bir gösteri yarışması olmadığını… CC’de bunu söylüyor zaten her zaman sorularının yanıtlarında.

Sibel Atasoy E bunlar zaten birbirlerinin “devre” leri (askerlik terimi olarak). Castaneda, Don Juan Matus’un, Florinda Donner de Florinda Matus’un öğrencisi 🙂

Fer Yal Florinda ile sayende tanışmış oldum. Teşekkürler:)

Sibel Atasoy Rica ederim, paylaşmak çift yönlü işleyen bi hizmet 🙂 Hazır teşekkür faslına gelmişken ben de bu kitapları bi ricamla yurt dışından taşıyıp getiren sevgili dostum Muyat’a teşekkür edeyim.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir