sekse dair-2

13 Aralık 2011

Konu başı için tıklayınız

sa: Daha fazla katılım bekliyorum (hep aklınızda hep dilinizde ama nedense kendini doğrudan ortaya koyma erki yok ortalarda) ve yemin ediyorum bu konuda herkişi konuşmadıkça bu konudan başka hiç bir konu açmayacağım sayfamda. İlle de odunumun parası diyorum! :))))

ŞÖ: seçimi beden yapıyor, zihin geri kalan ayak işlerini..

GG: Ama sonuçta ne bulursak yiyoruz yani seçim sadece akılda,yaşamda yok:))

sa: Niye ama, eğer uzun zaman aç kalınmışsan ne bulursan onu yiyebilirsin herhalde, ölüm riski yoksa yemeyebilirsin bile?

FA: ikiside doğanın insana bir oyunu..uygulama insana göre değişir kimi kebap sever kimi soğan ekmek.kimi 90-60-90 sever kimisi ise akıl sever.buradaki tanımlamada bence zevk duymanın esiri olan her ikisine de yenik düşer.ve sadece omurilik insanı olur. omurilik insanlarıda bence hedonisttir.:)hedonistler o zaman hıreıstiyanlıktaki 7 büyük günahı zevkle işliyor sonucu da doğuyor ama olsun:)

YÖ: seçebildiğinin en iyisini seç al. getir eve koy tezgaha. şöle uzaktan bir bak, nasıl pişirsem? acele etme, içsesini bekle. duydun mu, güzel. o an için en uygun şekil ve lezzete sokmak için tüm aşkını da kat içine. pişti mi? hemen yeme! az d…emlensin… tepside hemencecik tüketme. sofrayı kur bi güzel. otur başına, bi güzel kurul. önce seyret, kokla, kutlamasını yap bu şenliğin. hızlı yeme, tadını çıkar. çok da yeme, hazmı zorlar. doyunca da şükret. ama doydun diye özensizce de koyma kalanını dolaba. bir güzel sar sarmala, yarına sakla. yarn yine acıkacaksın nasıl olsa :))

sa: Harika bi özetleme olmuş kardeşim. Hazım ve boşaltma işlemleri nasıl peki? Hangi durum neye karşılık geliyor?

YÖ: iyi seçilmiş bir besinin ve uygun koşullarda pişirilmiş bir yemeğin hazmı hissedilmez bile. onu beden kolaylıkla kendi iç haznesinde, gözlerden, kulaklardan ve burunlardan uzak halleder. yeter ki gereken dinlenme süresini ona sağlayalım. boşaltmaya gelince… ne zaman ki boşaltma vakti geldi, hiç zaman kaybetmemek gerekir, buna karşı uyanık olunmalı. yine beden işaretini verecek nasıl olsa. yok aman biraz daha tutayım, sonra hallederim demeye gelmez, çıkmak gitmek istediğinde hemen en keyifli tarafından şartları sağlayıp, zorlamadan ve zorlatmadan özgürleştirmek lazım. iç dışa çıkmadan, yeteri boşluk sağlanmadan tekrar beslenme hırsı, kalıcı zararlara yol açabilir. ki buna beslenme bile denemez, olsa olsa dolu çöp kutusunun sınırlarını zorlamaktır bu:))

sa: Mükemmel 🙂

Şu ana kadar yemek yeme alışkanlığımızla seks arasındaki benzerlikleri dile getirdik. Ve gerçekten de müthiş paralellikler var değil mi? Şimdi yeni sorularımı sıralıyorum: 1)Buna katılmayan var mı? 2)İkisi arasında hiç benzemeyen hususlar var mı? 3)Doğu ülkelerinde (bizimki de dahil), yiyeceklerden yemekten bahsetmek ayıptır (başkalarının canı çekmesin, övünme gibi sayılmasın vs sebepleriyle) fakat cinsellik/seks ise açıkça konuşulması yasaklanmış velakin her alakasız konunun içine sızmış durumdadır. Oysa batıda da bunun tam tersidir uygulama. Sebepleri hakkında konuşalım mı?

FA: belki en çok yiyenler ve yapanlar,gizlilik adı arkasına saklanıyordur. hatta Muzaffer Sarısözen Türkü derleme çalışmaları esansında çoğıu türküyü o zamanın denetleme kurulundan geçmez diye sırf bu sebepten literatüre geçirememiş.çünkü türkülerin içersinde çok ciddi cinselliğe dayalı simgeler varmış.bu sebeple …de denetleme kuruluna dahi sunamamamış sunduklarının bir kısmınıda kendisi elemiş diye duymuştum bir vakitler.şu manda yuva yapmış söğüt dalına türküsü mantığı gibi.bu türküde de zamanın yöneticileri hiciv ediliyor ama korku kültürü yüzünden türkü sözlü karikatür gibi kurgulanıyor.

HA: konuşulmayan, saklanılmaya çalışılan her şey gibi, cinsellikle ilgili her mevzu da doğal olarak alakalı alakasız her yerden sızma eğiliminde oluyor.

sa: Her ikinize de katılıyorum. Bben hem avrupada bazı ülkelerde bulundum ama esas sadece ingilizlerle çalıştığım (beş yıl) bi otelim vardı, orda epeyce gözlemim olabildi. İngilizler, safi ne yediklerinden, hangi lokantaya gittiklerinden konuşarak saatler geçirirler. Cinsellik seks gibi konularda ise en ufak bi kıvırmaları yoktur, gerektiği yerde en açık biçimiyle söyler geçerler.

FA: belki doğuya korku kültürünün hakim olmasınında etkisi vardır.doğu kültürnde kimse kimseye doğrudan birşey söyleme cesaretinede çok sahip değil mesela.korktukları iin her ikisini açık açık söylemekten geçmişte korktukları için bu durumda bilinçaltlarına yerleşmş olabilir.
YE: Bir özden yemek yemek vardır,birde onun yansıması.
Birde özden seks yapmak vardır birde onun yansıması.
Eğer bir kişi önünde yediğini sandığı yemeği özden yemek istiyorsa ya kendi yemeğini yapmalı yada karşılığını ödediği bir… yemeği.
Bunu şöyle açıklayalım.
Bir kadını lokantaya davet ettim,önceden rezervasyon yapıp ısmarladığım iki kişilik yemeği yiyip lokantadan ayrıldık.
Bu dünyadaki halime yansıdı ve kadınla o akşam güzelce yiyip eğlenip ayrıldık.
Burada yediklerimizin karşılığı olduğu için karnımız gerçekten doydu ve ne karın ağrısı,nede mide rahatsızlığı hissettik.
Bu önceden karşılığı olan bir çizimin dünyadaki halime yansımasıydı.
Şunu da hemen hatırlatmakta yarar var,kimse ezbere ne lokantaya gidebilir,nede kasaptan et alabilir.
Her şey önceden hazırlanıp yaşam filmine sokulmuş olmalı.
Bir başka akşam bu kez kadın beni lokantaya davet etti fakat tek kişilik rezervasyon yaptırmış.
Lokantaya gittik tek kişilik yemek geldi fazlası yok zaten.
Burada kadın bana çalım atmış oluyor,madem tek kişilik rezervasyon yaptırdın beni neden davet ettin.
O akşam kadın yemek yedi ben syrettim fakat kadın bunun yansımasını ayarladı ve biz yine boğazda bir lokantada yemek yedik.
Yedik ama kadın benim mideye hava pompaladı.
Yani bana olmayan balıkları yedirdi.
Şöyle ki tabağa yansıyan balıklar aslında yoktu onlar orada sadece göze hitap eden birer resim gibiydi.
Kadın asıl balıkları yiyip halinden memnun olurken benim midede bir kazıntı başladı.
Ne balıklar zehirliydi nede bayat,ikimizde aynı yemeği yedik.
Kadın boğazda yemek yemenin mutluluğunu tadarken benim mide bulanmaya başladı.
Lokantacıyı suçladık ve bize bayat balık yedirdi diye kızdık.
Oysaki asıl planda tek kişilik yemek ısmarlanmıştı.
Lokantacıda keriz değilya oda zaman ötesinden birilerini kerizlemeye gelip mal kazanmaya çalışan bir üstadı oynuyor.
Lokantacı diyor ki,ödeseydin eğer çift porsiyon onu yerdiniz,siz beni kazıklamaya geldiniz buraya.
Bu bağlamda kadın tıka basa yedi bense hava pompalanmış bir mideyle ayrıldım lokantadan.
Yansıması ise göz boyadı.
Sonrasında kadınla lokantadan ayrıldık ve evine gittik.
Amacımız seks yapıp günü düzeltmekti.
Eve geldik kadın bana şarap ikram etti fakat onunda karşılığı yok oda hava pompalıyor.
Sonunda yatağa girdik fakat bedenimi hareket ettirecek bir güç gerekliki beden seks yapabilsin.
Asıl planda ben çekildim ve bu kadınla yatağa girmem dedim fakat bir kez eve geldik.
Hiç fark etmez kadını soktum bedenime kendim çekildim kenara.
Bedenlerimiz yinede seviştiler fakat öylesine bir sevişme oldu.
Sabaha kadın isyanları oynadı ve bir daha görüşmeyelim dedi,çünkü yapılan seksten memnun olmadı.
Olmaz tabi organlarımı benim kullandığım gibi kullanamadı.
Bir anlamda bana yemek yerine hava yedirmeye çakışan bu kadına kendi kendini yaptırmış oldum.
Peki ben neden böyle yaptım?
Eğer hava yiyip görevini yinede yaparsan bu kadında alışkanlık yaratıyor ve yakanı bir daha bırakmıyor.
Gelelim erkeğe.
Erkeklerin çoğu programlamadır gerçek alemde onlar seks falan yapmazlar mutlaka arkadan birileri kurup geçiyordur.
Yani öz güçlerin dışında kalanlar onların oyun halleridir.
Yaptıkları seks ise hayali balık yemeye benzer.
Tabakla balık sofrana kadar gelir ve sen balık yediğini sanırsın oysaki o bir görüntüydü.
Seksin bir başka biçimide şöyle yaşanır.
Kadın veya erkek ön planda bedenleri karşılıklı seviştirirlerken hemen yanı başında bir başkasıyla aşna fişne olurlar.
Buradan ötesini yazmakta fazla yarar görmüyorum çünkü asıl gerçekleri bilmek insanı bir boşluğa atıyor.
Yani gerçekle yüzleşmek öyle kolay bir şey değil onun için bırakalım yalanlar devam etsin bizde hayali balıkla karnımızı doyurup mideye hava pompalayalım.
Sonrada midemizi elimize alıp şu hasta hane senin,diğeri benim deyip kapı kapı doktor arayalım.

sa: Bence bırakmayalım kenara, neyse halimiz çıksın falimiz.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir