Savaşçının Yolu – Günlükler 3/4

27 Mart 2009

Aşağıdaki yazı Carlos Castaneda’nın don Juan Matus ile yaptığı görüşmelerde tuttuğu günlüklerdir. Yayımcıların herhangi bir kategoriye dahil edemedikleri için yayımlamadıkları bu günlük notlar kronolojik bir sıradadır ve herhangi bir ticari kaygı olmadan yayımlanmıştır, amaç batılılara yabancı olan bu fikirlerin yayılmasıdır. Dört bölümünü bulup çevirdiğim bu notları bölümler şeklinde gönderiyorum. Bu notlar iç sessizlikten kaynaklanan, herkesi sonsuzu anlamaya yöneltecek bir davettir.
Sevgiler & Selamlar,
Aki

Felsefi ve Pratik bir örnek olarak – Savaşçının Yolu

Bölüm 3

Savaşçının yolundaki üçüncü önerme: ALGININ NİYETİ EKSİKSİZ OLMALIDIR. Don Juan algının algı olduğunu söyledi, ve bu erdem veya şerden kaçınmaktır. Bu önermeyi savaşçının yolundaki en önemli unsur olarak takdim etti, savaşçının yolundaki en basit önerme olan algılayıcı olduğumuzdur, pozitif veya negatif her hangi bir şey eklemeden, algıladığımız her şeyin kendiliğinden bir algı olarak listelemesi gerekir.
Benim doğal eğilimim, iyi veya kötü’nün evrenin özünden olduğuna isrardır; bunlar nitelik değil özdür. Bu konudaki iddialarımı kendisine söylediğimde, istemeyerek de olsa karşıgörüş olmasına rağmen, iddiamın eksik kapsamlı olduğuna işaret etti, sırf idrakımın kaprisleri tarafından dikte ettirilmiş sözdizimsel düzenlemeler olduklarını söyledi.
“Söylediklerin yalnız kelimelerdir,” dedi, “kelimelerin sevimli bir düzenlenişidir; senin zamanının görüşüne uyan düzenlemeler. Sana söylediklerin yalnız kelimeler değil, yol gösteren kitabımın kesin referanslardır.” Yol gösteren kitabından ilk defa bahsettiğinde, bunun bir metafor olduğunu zannettim, ve bu konuda daha çok bilgi edinmek istedim. Don Juan’ın o günlerde söylediği her şeyi bir metafor zannediyordum. Metaforlarını şiirsel buluyor ve yorum getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyordum.
“Yol gösteren kitap! Ne güzel bir metafor don Juan,” dedim fırsatını bulup.
“Metofor! benim gözümde” dedi. “Büyücünün Yol gösteren kitabı, senin kelimelerinin düzenlenişi gibi bir şey değildir.”
“O halde nedir, don Juan?”
“Bir kayıt defteridir. Büyücülerin, sonsuza yaptıkları yolculuklarda algıladıkları her şeyin kayıtlarıdır.”
“Senin silsilendeki bütün büyücülerin algıladıklarının kayıtları mı, don Juan?”
“Tabi ki! Başka ne olabilir ki?”
“Yalnızca hafızanda mı tutuyorsun?”
Bu soruyu sorduğumda, doğal olarak sözlü tarihi veya hikaye şeklinde geçmişi anlatan, özellikle yazıdan önceki çağlardaki insanları düşündüm birden. Don Juan’ın durumunda bu kayıtlar muazzam bir büyüklükte olacaktı.
Don Juan bu düşüncemin farkına varmış gibiydi. Bana cevap vermeden kıkırdadı. “Bir ansiklopedi boyutunda değil!” dedi. “Kısa ve kesin kayıtlardır. Her yönüyle sana bilgi verecekler, ve göreceksin ki, senin veya başkalarının ilave edebileceği çok az şey var, o da eğer varsa.”
“Eğer ki senin tüm silsilendeki bilgilerinin toplamı ise, kısa kayıtlar olduklarını hayal edemiyorum, don Juan,” diye direttim.
“Sonsuzda, büyücüler birkaç temel nokta buldu. Bu temel noktaların değişimi sonsuzdur, fakat bir gün bulacağını ümit ediyorum, bu bu değişimler çok da önemli değil. Enerji son derece kesindir.”
“Büyücüler, değişimleri asıl noktalardan nasıl ayırabildiler, don Juan?”
“Büyücüler, değişimlere odaklanmazlar. Sonsuzda seyahat etmeye hazır oldukları gibi, evrende akan enejiyi de algılamaya hazırlar, ve herşeyden daha önemli olan, zihinlerinden herhangi bir şey katmadan enerjinin akışını yorumlama yeteniğine sahipler. “
Don Juan, zihinden herhangi bir şey katmadan hisleri yorumlama ihtimalini ilk defa dile gitirdiğinde, bunu kavramamın mümkün olmadığına karar verdim.
“Bütün bunları senin tanımlarınla anlamaya çalışıyorsun,” dedi, “bu imkansız bir işlemdir. Algı, algıdır önermesini kabul et, karmaşıklıktan ve çelişkilerden kaçın. Sana söylediğim Yol Gösteren kitap, büyücülerin tam olarak içsel sessizlik anında algıladıklarından ibarettir.”
“Büyücülerin içsel sessizlikte algıladıkları görme’dir, değil mi?” diye sordum.
“Hayır,” dedi sakince, gözlerim içine bakarak. “Görmek evrendeki akan enerjiyi algılamaktır, bu da büyücülüğün başlangıcıdır tabi ki, fakat büyücüler tükenme pahasına ilgilendikleri algılamadır. Sana söylediğim gibi, bir büyücü için algılama, zihni karıştırmadan doğrudan akan enerjinin yorumlanmasıdır. Bunun için Yol Gösteren kitap bu kadar küçüktür.”
Hiç bir şey anlamadığımı bilmesine rağmen, don Juan bunu büyücülüğün bütün bir başlığı olarak düzenledi. Şimdi söylediklerini anlamak, benim için bir yaşam boyu sürecekti:
“Biri zihinin dışında ise,” dedi – benim için anlaşılamazdan da öte olan birşey – “duyusal verilerin yorumlanması artık onaylanmış bir olay değildir. Bütün beden buna katkıda bulunur; enerji alanlarırının bir kümesi olarak beden. Bu yorumlamanın en önemli kısmı, enerji bedeninin katkıda bulunmasıdır, enerji olan bedenin ikizi; parlak bir küre şeklindeki bir enerji konfigürasyonu olan bedenin bir yansımasıdır. İki beden arasındaki karşılıklı etkileme, sonsuza seyahat edenler için bölünmez bir birim olarak değer taşır, yoksa iyi veya kötü, doğru veya yanlış gibi yorumlanmamalıdır.
“Niye günlük yaşamımızda herhangi bir değeri yok, don Juan?” diye sordum.
“Çünki, insanın iki tarafı, fizik ile enerji bedeni birleştirildiğinde, özgürlük mucizesi gerçekleşir. Büyücüler o anda, bizim ile ilgisi olmayan nedenlerden dolayı, farkındalık seyahatimizden alıkonduğumuzu söyler. Bu bölünmüş seyahatimiz, birleşme anında tekrar başlar.
“Savaşçının yolundaki temel öncül, algıdaki niyetin eksiksiz olmasıdır; yani, evrende akan enerjinin yeniden yorumlaması insanın iki temel parçası ile yapılır; beden ve enerji bedeni. Büyücüler için bu yorumlama eksiksizdir ve bir gün anlayacağın gibi, niyet edilmelidir.

… devamı yarın …

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir