Savaşçının El Kitabı-3

22 Ocak 2011

Öncekiler için: Tıklayınız

Kartalın Armağanından devam ediyoruz.
109. Savaşçılara verilebilecek en önemli öğüt, erklerini üzerinde yoğunlaştıracakları nesnelerden kaçınmaları, tüm erklerini gereksiz siperler yerine, tin üzerinde, bilinmeyene doğru yapacakları zorlu yolculuk üzerinde yoğunlaştırmalarıdır.
110. Bir savaşçı ne beklediğini bilir ve beklerken dünyanın tadını çıkarır. Bir savaşçının nihai başarısı sevinçtir. ( harikulade )

111. Bir savaşçının yazgısının akışı değişmez. Çetin olan, onun bu katı sınırlar içinde nereye varabileceği, kusursuzluğunu ne ölçüde koruyabileceğidir. Eğer yolunun üzerinde engellerle karşılaşırsa, savaşçı kendi kusursuzluğu içinde bu engelleri yenmek üzere onlarla savaşır. Eğer yolunun üzerine dayanılmaz güçlükler ve acılar çıkarsa, yazgısının çizdiği yolu saçının bir teli kadar bile değiştiremez.

112. Yansızlık bilgelik anlamına gelir ve bir avantajdır. Savaşçıya, belli durumları yeniden değerlendirebilmesi, konumları yeniden gözden geçirebilmesi için bir anlık da olsa bir duraklama fırsatı verir. Bir savaşçının bu fazladan anı amacına uygun ve doğru biçimde kullanabilmesi için tüm yaşamı boyunca hiçbir şeye boyun eğmeden mücadele etmesi gerekir.

113. Savaşçı, özgürlüğü arayan insandır.( Hüzün özgürlük değildir. Bundan kurtulmak gerekir.)

114. Bir savaşçı aşama aşama ilerlemez. Önemli olan kişisel erktir.

115. Bir savaşçının ikinci dikkatte elde ettiği en büyük başarı rüya görme, birinci dikkat içinde elde ettiği en büyük başarıysa iz sürmedir.

116. Bir savaşçı asla kuşatılamaz. Kuşatılmak, kişinin tehdit edilecek şahsi bir servetinin bulunduğu anlamına gelir. Oysa bir savaşçının kendi kusursuzluğu dışında sahip olduğu hiçbir şey yoktur ve kusursuzluk tehdit edilemez.

117. Yaşam boyu süren bir savaşımdan sonra erkek savaşçı elbette ki kendi kendini silmeyi başarır. Ama bunun bedelini ödemelidir. Ağzını bıçak açmaz birisi olur çıkar ve sonsuza değin içini dökmemeyi bir görev beller. Kadınları bu tür güçlüklerle uğraşmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Bir kadın, buharlaşıp uçmaya hazırlıklıdır. Aslında kendisinden beklenen de budur.

118. Bir savaşçı, çevrenin nasıl olduğunu bilmeden asla savaşa girmez.

119. Savaşçılar kendilerine destek olacak dünyadan yoksundurlar.

120. Bir savaşçı için varlığın gizeminin sonu yoktur; bu varlık ister bir çakıl taşı, ister bir karınca, ister kişinin kendisi olsun. İşte bir savaşçının alçakgönüllülüğü burada yatar. Her şey eşittir.

121. Bir savaşçı, en son hamlesini burada ve şimdi yapacağını bilmeli, buna hazır olmalıdır. Ancak bu, aceleyle, gelişigüzel yapılacak bir şey değildir.

122. Savaşçılar, baş edemeyecekleri durumlarla karşılaştıklarında bir an için geri çekilirler. Zihinlerini rahatlatırlar. Zamanlarını başka bir şeyle uğraşarak geçirirler.Herhangi bir uğraş olabilir bu.

123. Savaşçılar zamanı iyi değerlendirirler; bir anın bile değeri vardır. Yaşamın için verdiğin savaşta, bir saniye sonsuzluktur. Savaşçılar bu yüzden zamanlarını iyi kullanmak zorundadırlar.
124. Kontrollü çılgınlık, savaşçıların iz sürme sanatını, en küçük ve önemsiz eylemlerden ölüm kalım durumlarına kadar her yaptıklarına uygulamaları anlamına gelir.

125. Savaşçılar için kendi paralel varlıklarını bulmak olanak dışıdır. Zira, bir savaşçının yaşamında onu başka yöne çeken çok sayıda unsur, öncelikli ilgi alanları bulunur.
( Paralel varlık: Bir kişinin paralel varlığı, onunla aynı cinsten başka bir insandır.Oldukça yakın ve çözülmez bir biçimde, birincisine bağlıdır. Dünya üzerinde aynı zamanda birlikte var olan iki paralel varlık, aynı kutbun iki ayrı ucu gibidir. )

126. Savaşçıları zihinlerinde yalnızca bir tek şey vardır – özgürlükleri. Ölmek ve Kartal’a yem olmak bir mücadele değildir. Oysa sessizce Kartal’ın çevresinde dolaşarak özgürlüğe kavuşmak, en büyük cesarettir.

127. Savaşçıların özel yaşamı yoktur. Bilincin mahiyetini bir kez kavrayabildikleri an birey olma özelliklerini yitirirler ve insanlık durumu artık onları ilgilendirmez.

128. Bir savaşçının en çetin görevi, olumlu ve olumsuz güçler arasında son derece incelikli bir denge oluşturabilmektir. Bu çetin görev, savaşçının çevresindeki her şeyi kontrol altına almak üzere bir savaşım vermesi gerektiği değil, onun, beklenen yada beklenmeyen, akla gelebilecek her durumla aynı ustalıkla uğraşması gerektiği anlamına gelir.

129. Savaşçılar için bu dünyada kalmanın yarattığı coşku, yolculuğun uyandırdığı coşkuya eşittir.

130. Bir savaşçı ağlayamaz. Bir savaşçı için ızdırabın tek dışa vurumu, evrenin derinliklerinden gelen bir ürpertidir. Savaşçının ürpertisi bitmez.

Hazırlayan: Hanife Altuntaş

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir