Rusya anılarından…

07 Şubat 2009

Geçen gün ilginç birşey dikkatimi çekti; ben kelimesi! Amerikalılarda yani  ingilizcede; I ve fakat okunuşu AY, rusçada ise YA… Hoş bir tezat değil mi? Bir lisandaki en önemli kelimenin böylesine gece gündüz gibisine birbirine öykünmesi ilginç.  Üzerinde biraz daha oynamak da mümkün, AY sesli harfle başladığı için dışa açık bir BENi gösteriyor sanki, oysa YA daha baştan dışa kapalı, içe dönük bir kişilik, tam da Ruslar gibi J

Özellikle Rus erkeklerinde garip bişeyler var. Kadınlar yine de daha normal görünüyor gözüme. Erkekler, hatta genç delikanlılarda bir çeşit kompleks var gibi geliyor bana. Mehmete sorduğumda o da bu gözlemimi doğruladı ama onun bulduğu sebep, burada hakimiyetin kadınların elinde oluşu idi ve kadınlar da erkeklerini beğenmiyorlardı! Belki de etkisi vardır, bilemiyorum. Zaten Rusların temeli köylü oluşları, bizim temelin de göçebe oluşu gibi. Herşey işlevsel, kaba, doğayla uyumlu bir sadelik içinde. Tuhaf bir yalıtılmışlıkları var. Bunda kominizmin ne denli etkisi var bilemiyorum. Zaten bu denli geniş bir ülkede, tamamı köylü olan bu insanları, komünizme kolayca adapte edebilmiş olduklarını sanıyorum. Ağır doğa şartları altındaki bu insanlar için ne farkederdi ki? Bence onların önem verdikleri yegane şey hayatta kalabilmek. Köylü tabirini bir aşağılama olarak kullanmadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Hatta tam tersine birçok açıdan avantaj anlamına geliyor bu durum.

Örneğin bir gün dünya ekonomisinin başına bi iş gelse, Amerika, Avrupa gibi ihtisaslaşma üzerine yapılanmış ülkelerde insanların büyük bölümü ölür diye düşünüyorum. Çünkü otomasyon sistemi hayata hakim olmuş oralarda (bizim büyük şehirlerde de aynı durum var), kişi olarak bakıldığında hayata tamamiyle yabancılar. Oysa burda, Rusyada hemen herkes hayatta kalır; çünkü bunların uzmanlık alanı hayatta kalmak. Hayatın en gerekli evrelerinde profesyonelleşmişler. Yiyeceğini üretiyor, evini kendi yapıyor, tamiratlarını, eksiğini söküğünü her şeyini halen kendisi yapabiliyor.

Ne köylü ne şehirli olamayan milletimin ise bu durumlarda ne yapabileceğini tahmin edemiyorum. Muhtemelen gözüne iyi bir yer kestirip oraya göçecektir! J

Julia bi ara, eğer Moskovadan dışarı çıkarsam büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağımı ima etmişti, tahsilsizlik, fakirlik anlamında söylediğini tahmin ediyorum.

Burada emek çok pahalı. Bu da demektir ki insanlar emeklerini satmakta gönülsüzler. Her halde komünizmin getirdiği bir alışkanlık olsa gerek. Devrimden sonraki nesilde inanç sıfır. Zaten o süreçte bütün kileseler yıkılmış. Glasnost’dan sonra yeniden yapılmaya başlanmış fakat sanırım yalnızca devrim öncesi yaşta kişilere  hitap ediyor. Beni hayrete düşüren fakat henüz doğrulayamadığım bir bilgi ise, Rusyada önemli ölçüde bir kitlenin Hitler hayranı oluşu! Burada Hitler’in doğum günü tatilmiş güya (diyorum ya bunu henüz doğrulayamadım) ve o gün büyük gösteriler oluyor, yolda sokakta görülen esmer tenli kişiler dayaktan geçiriliyormuş! Zaten dikta rejimi içinde doğup büyümüş bu nesiller için (Çarlık ya da kominizm farketmiyor) farklı bir yönetim modeli sanırım henüz pek yabancı.

Faşizmi seviyorlar mı onu kesin olarak bilmiyorum ama yabancıları sevmediklerini söyleyebilirim.

Yabancıları sevmek bize mahsus bişey galiba. Bizimki sevme boyutunu aşıp yalakalığa dönmüş hatta. Fakat köklerimizi düşününce son derece anlaşılabilir bir durum; zaten göçebesin yılda iki kez herkes sana yabancı! Tabi bir de Osmanlı dönemi var ki, eşi benzeri yok dünyada. Bir tarihçi, sosyolog ya da antropolog olmadığım için yorumlarımı pek ciddiye almamak lazım, benimki sadece kişisel çıkarımlar tabi. Osmanlılar ilginç bir yöntem benimsemişler. Büyümeyi, kendini başkalarına kabul ettirmek, kendi damgasını vurmak olarak değil, farklılıkları kabul edip bünyeye dahil etmek olarak algılamışlar. Dahice! E devlet politikası bu olunca, her ırktan her dinden insanlar birlikte yaşamak durumunda kalmış, üstelik anadolunun ve boğazların stratejik önemini de unutmamak gerekiyor, birlikte yaşayamadıklarımıza da yol oluyoruz zaten, bizden geçip gidiyorlar. Köprülük vazifesi ve onuru, işte bence bizi zenginleştiren de bu. Özetle, Türkiyeliye yabancı yok J

Bu durumda baştaki cümleye gerek kalmıyor, hani yabancıları sevmek bize mahsus demiştim ya… Bize yabancı yok ki zaten, fark yok, biz herkesle içli dışlıyız, yalakalık tabirim daha ziyade cumhuriyetin ilanından sonra, epey sonra ortaya çıkmış bir durum. Bunun sebebi de gayet açık zaten. Yeniyi yerleştirmek için eskiyi kötülemek gerekliği bilinen en eski ve  insani bir taktik! Bir gün içinde, binlerce yıldır edindiğiniz bilgiyle ilişkiniz kesiliveriyor. Bilgi birikimine ulaşamıyorsunuz çünkü alfabeniz değişmiş ve üstelik osmanlı dönemine var yansın edilen bir eğitim sistemi kurmuşsunuz. Yani bindiğiniz dalı kesmişsiniz. Ben dal şöyle güzeldi böyle harikaydı demiyorum, kör öldü badem gözlü olmadı, sadece kestik diyorum. Bu bir tespit. Böyle köksüz kalıverince ortada, bize düşen de artık avrupanın amerikanın yalakalığını yapmak oldu mecburen. Boşlukta kalamıyacağımıza göre birilerinin dalına binmek zorundaydık.

Bu konuda son olarak söyleyeceğim şu; bence elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde bulunmaz. Bizim tez elden yapmamız gereken köklerimizle yeniden kucaklaşmak, bunun için Avrasya projesi pekala iyi bir başlangıç olabilir.

Julia benim rusça öğrenmek için gösterdiğim yoğun çabaya hayret ediyor. Niye öğreniyorsunuz diye sormuştu ilk günlerde, ben de bilmiyorum demiştim, artık bişeyleri mecburiyetten yapma çağında değilim, özgürüm, boşum, ne istersem onu yapıyorum. Aslında ben gençlikte bile ne işe yarayacağını bilmediğim bi sürü şey öğrenip kenara koyardım, ilginçtir daha sonra bunların inanılmaz işe yaradığı da görülmüştür. Şaşkınlıkla yüzüme baktı, ne güzel dedi. Belki yaşlanmanın da bi avantajı var diye geçirmiştir içinden J Rusça ilginç bir dil, bir kere kulağıma Türkçenin tersten okunuşu gibi geliyor! Ayrıca isim, sıfat ve fiillerin hepsi cinsiyetli! Bu dillere bakınca Türkçenin kullanışlı yapısını, cinsiyet ayrımının hiç bir yerde olmamasını yalnızca dille alakalı değil soyumuzun genel felsefesi olarak da yorumluyorum.

Rusya gezi Notları tamamı için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=83

Bir yorum

  • TOLGA 11 Aralık 2011, 01:09

    Rusyada yaşam,Moskovada yaşam, petersburgda yaşam, Petersburg beyaz geceler, Rusyada okumak, Rusyada Üniversite , Ve aradığınız bir çok cevap için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Rusya forum, Forum rusya için http://www.rusyaforum.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir