Robot programlama, ÖZ ve SÖZ

28 Temmuz 2014

Robot programlama…Düzen…Gömülü sistemler…paylaşım programcıkları…büyü…toz…temizlik…düzen muhafızları…biyolojik robotlar…makineler savaşı…somut/soyut…yeniden programlama… resetleme…yeni düzen…sızıntı…altıncı duyu…robot prensipleri…makineler uyumaz…Zaman treni…virüs… anarşi..kıyamet…program çökmesi…restart…algı yönetimi…Yepyeni program…Niyet…kendini programlayan robotlar…Özgür irade…süptil programlama programcıları aranıyor…lisanül programming…çok boyutlu araç pilotları…kozmik reprograming…solucan delikleri…programlararası bağlantı…Resetleme…gezgin robotlar…gezegen robotlar…

*

Söylediğin ve olduğun sen aynı olduğunda, kimse seninle tartışmaz. Güç bunun meydana çıkmasına el vermez. ~ Моојi.

ÖZ’ün SÖZ’ü desteklemesi deriz bizim lisanda. Çok doğrudur. Peki neden bu derece etkindir? Kimse seninle neden tartışmaz?

Cevap, içinde şüphe durumu kalmamasıdır doğal olarak. Çok güçlü bir konumdur, aslında KUTlu bir durum.”çatışma Hevesi” kalmaz. Buna sıfır noktası da deniyor  Olaya fizik bilimi açısından da bakabilenler olguyu tam anlayacaklardır.

Fakat bi şeyi eklemem lazım, hareketin yani “canlı”lığın bekası için bir insanda öz-söz dengesi asla sıfır noktasında kalmamalıdır, bunu bütün ustalar bilir (ben de bilirim hihihihih), örneğin Gurdjieff en iyisinin sözün (bilginin) bi gıdımcık özün önüne geçmesidir, öz söze yetiştikçe sıfırlama yaşanır, kap boşalır ve yeniden sözle doldurulur, öz onu yakalamaya çabalar.

Şimdi burada işin şöyle bir yolu da var; eğer kişi kendisini söylediği kişi olduğuna %100 inandırırsa aynen olduğunu söylediği kişi gibi etki gücüne sahip olur. Ancak bunu böyle yüzde yüz yapabilmek, yani yalanına şüphesiz bi şekilde inanabilmek ancak delilerin ve büyücülerin yapabileceği bir şeydir (belki zaten aynıdırlar). Politikacılardan tanıdığımız böyle kişiler vardır  🙂

Burada önemli olan laflarımız değil, kendimizi yaşamımızdaki olaylarda hangi konumda olduğumuzu her seferinde yakalıyor olup olmadığımızdır. Örneğin bu konuda olduğu gibi başka bazı konularda sıfır noktasında olmama karşın, bir an gelir bir konuda da sıfır dengesi bozulmuş olur, bu bazen sözüm bazen özüm lehine bozulur. Sözüm lehine bozulduysa, yorumlarda gerilimler, hatta kızgınlıklar yaşanır. Özüm lehine bozulmuşsa, çok kapalı yazmışsın açıkla diye ısrarlar olduğu halde ben bunu ifade edemiyor olurum.

*

Biyoprogramlama ile doluyuz, her biri ayrı telden çalıyor ve kettle gibi fokurduyoruz. Biraz sessiz kalın kulağınızla bile duyarsınız. Oysa huzur doğal halimizdir.
Ya bu programları boşaltıp birbiriyle çelişmeyen yenilerini yükleriz ya da kendimizi önemsemeyi sıfırlarız. Sıfırlama, ben zannettiğini uçurumdan fırlatmaktır, sonrası ne olur kimse bilmiyor. Don Juan özgürleşirsin diyor. Mantığım kendini önemsemenin sıfırlanmasını bu dünyanın tümden çöküşü olarak yorumluyor. Herkes bu dünyadan o kadar da şikayetçi değil! Sıra sıra boy boy arzularla dolu  O halde yeniden programlama ve böylece kendinizle birlikte dünyayı değiştirme ve barış gayet mümkün görünüyor. Tabi değiştirilen biyoprogramların hepsinin temelinde “kendini önemseme” oranının düşürülmesi önceliği var, bunu da gözden kaçırmamalı.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir