Referandum ve Aklımdaki Sorulardan

17 Nisan 2017

Anlamadığım ne çok şey var.
Örneğin, “Vatan bölünmez” sloganlarıyla -ki dün gece balkon konuşmasında bile bunun seremonisi yapıldı- Eyalet yönetim şekline geçişin onayını almak bir çelişki gibi durmuyor mu?
Ya da belki böyle anlamayı terk etmek gerekecek bilemiyorum.
Kant’ın kulağı çınlasın insanların çelişkiler içinde olmalarına rağmen nasıl akıl sağlıklarını yerinde tutabildiklerine şaşırıyordu!
Uzun zamandır siyasetten uzağım fakat bu bi şeyleri merak etmeyeceğim anlamına gelmiyor, örneğin şimdi bu eyalet sistemi nedir, nasıl işler, AKP’nin önerdiği sistem tam olarak nedir gibi sorularla doluyum.
Bu konularda bilgimi artırabilmek için önerilere açığım.

Aklımdaki sorulardan biri; “yeni yönetim şekli” nedir anlatıldı mı halka? Evet diyenler bu sorunun cevabını bilerek mi oy kullandılar?

Bu arada ben eyalet sistemi iyidir ya da kötüdür diyemem çünkü konuya vakıf değilim, uygulaması olan bir ülkede yaşamadım, teorik olarak detaylarına vakıf değilim. Fakat gelinen durumda cumhurbaşkanımız gözümüz aydın yönetim sistemimiz değişti dediği için öğrenme gereği duyuyorum. Basit bir refleks yani. Eyalet idari sistemini bilimsel manada analiz eden yayınlanmış bir inceleme ya da eleştiri varsa okumak isterim.

Malum her sistemde bir çok kötü şeyler olur çünkü sistemler kendilerini işletemez, onları uygulayan insanlar ise her devirde, yerde ve sistemde insandır. Dolayısı ile duygusal ya da tepkisel beyanlar bana fikir vermiyor, tabi ki onları büyük dikkatle dinlerim ancak kararımı çok etkilemez. Kişisel deneyimler, kurgular hepsi son derece kıymetli olsa da ben yine sol beynime de hitap edecek bir şeyler ararım, yapım böyle.

Bu soruların cevabını bilmeden mi oy kullandığımı düşünenler olabilir. Evet detaylarına pek vakıf değildim ama demokrasiler için olmazsa olmaz kuvvetler ayrılığı konusuna çok önem verdiğim için zaten mevcut anayasayla bozulan dengenin yeni anayasayla düzelmeyeceğini, daha da tehlike arz edeceğini, tek kişiye fazla yetki verilip duygusallığa açık hale gelmesinin fazlaca hiyerarşik bir yönetim olacağını düşünerek oyumu belirledim. Belki de yanlış yapmışımdır, şu anda bunu bilemiyorum. Ben gelişen dünyada heterarşik bir toplum yönetimine gidilmesini bekliyorum. Ve bunun hayal olmadığnı da biliyorum. Eninde sonunda…

Aslında Türkiye’de taraflar ayrıştı, kesinleşti gözüyle bakılıyor uzun süredir ama ben bundan da emin değilim. Çok bulanıklık var benim gördüğüm ortamda. Yaptığımız çıkarımlar aslında hep kişiye özel olduğu halde bunu bir tarafa yükleme eğilimi had safhada! Her zaman uyarmaya çalıştığım bu tarafgirlik bizi bilinçsel olarak geriye çekiyor sanki 🙁

Not:Devlet kaynaklarının bu tür kampanyalar için savurganca, sorumsuzca ve eşitsiz bir şekilde harcandığına dair üzüntüm de cabası. Eğer bu bir haklı çıkma yarışı ise oyuncuların ellerindeki imkanlar gerçekten eşitsizlik numunesiydi.

Not. 2 : Hiyerarşi, her şeyin tepedeki büyük bir sisteme bağlı olduğu yönündeki geleneksel yönlendirici kuvvet sistemini simgeler. Heterarşi ise, temeldeki birçok parçacığın karşılıklı etkileşimlerine dayalı olarak oluşturulan ortak mutabakatlara dayalı kuvvet alanı sistemine dayanır. Yani biri tepeden tabana örgütlenmeyi, diğeri tabana dayalı örgütlenmeyi gerektirir.

Şu yazıya da göz atmayı isteyebilirsiniz, lütfen tıklayınız.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir