Özgüven

27 Mart 2009

S. Özgüven, biraz da kendini evrenin kapsayıcılığına teslim etme becerisidir diyebilir miyiz?
Örneğin benim özgüvenimin azaldığı durumlar, bişeylere sahipmişim gibi göründüğüm zamanlardır, ne zamanki onları terk etmeye niyet ederim o andan başlayarak büyük bir özgüven artışı olur, boşluk durumları beni rahatlatıyor, çünkü oraya evrenin ne şekle bürünerek hareketleneceği sürpriz dolu bir bekleyiş, adrenalin, kendinden kurtulma, gelecek olana hem merak hem kabul gibi bi sürü duygular işte 🙂

Az önce beni ş-aşırtan bişey yaşadım, Çarşıdan eve doğru yürüyerek dönüyordum, güneş ve elde taşınacak fazla bi yük olmadığından yokuşu göze almıştım. En dik yokuş eve en yakına geldiğimizde başlıyor. O noktada biraz durup dinlendim, bir yandan da aşağıdan yokuşa göz gezdirip hangi noktasında durup nefesleneceğimi geçirdim aklımdan. Sonra Ya Allah deyip ilk adımı attım, hala nerede dinleneceğim vardı aklımda fakat birden bire bacaklarımın kendi kendine hareket ettiğini aslında bedenimin hiç bi güç harcamadığını fark ettim! Şok oldu benim için, hemen kendimi yokladım , bu nasıl olabilirdi? Bir yandan tırmanma sürerken bu mucizenin sebebini keşfettim; bedenim kendini tamamen serbest bırakmıştı! Yokuş filan umurunda değildi onun! O zaman ben delimiyim zihnimle kendime zorluk yaratıyorum diye güldüm. Tam bu aralar baktım yokuşun tepesine varmışım ve nefes alış verişimde zırnık değişiklik yok, sanki düz yolda gezinmişim! 🙂
Komik değil mi?

T. Yazindan anladigim kadariylan özgüvenin azalmasi kendi kendimizi yanliz “gördügümüzden” kaynaklandigini söylüyorsun. Zihnimiz ile vücudumuzun neyi nasil yapacagini bildigini söylüyorsun. Kendi kendimize yürüttügümüz fikirler bu “normal” durumu mani oldugunu söylüyorsun. Sence gercekten herseyi serbest birakmakla mi özgüven kazaniliyor?


S. Aslında zihnimizin ortaya çıkardığı durumların çoğunlukla yapay olduğunu deneyerek bildiğimi söylüyorum, onun ötesinde genel tanımlar çıkarmanın özel durumlar için yararlı olmadığını, hatta köstek olabildiğini bildiğimden, pek bi şey söyleyemiyorum 🙂
Kendi bireysel hikayemde; bişeye sahip olmadığım anlarda özgüvenimin daha yüksek olduğunu gözlemledim. Bunu aklileştir dersen, ilk aklıma gelen şu olur, oldu: “sahip olmak sınırlılık getiriyor, sahip olduğun şeyi korumak adına enerji tüketiyorsun (endişe, sürekli önlem alıcı planlar vs), bu da özgüveni azaltıyor” denebilir.
Özgüveni ben “muktedir olma gücü” diye algılıyorum sanırım, bu tanımım genel kullanıma uyuyor mu sence?

T. Bu tanimin aslinda gercekten cok ilginc. Aslinda senin savundugun tezin tam tersine özgün diyorlarmis gibime geliyor ama senin aciklaman bana daha mantikli geliyor.Ben haftasonunda bir seminere katildim orada devamli hedef konulmasi gerektiginden bahsediliyordu. Yani basarili olabilmek icin hedef konup o cercevede calisilmasi gerektigi söyleniyordu. Tabii ki bu biraz daha süslendirilerek iki güne sigridirilmisti ama ben pek dayanamadim ilk günün yarisinda terk ettim.
Sen hedeflerle ilgili söylediklerine katiyormusun?
 Sence bu gücü insanlar nasil elde edebilirler? Mesela hedef koyarak mi?
S. Hedef koyma işlevi bilinen “secret” mucizesi! :)))
Bu konudaki fikirlerim biliniyor ama ben yine de bi adres vereyim : http://sibelatasoy.com/?p=905
(Biraz güldürür hiç olmazsa)

İnsanoğlu/kızı bence çok uzun zamandır doğal ihtiyaçlarından türeyen isteklerini  yeraltında bir mahzene gömdü. O sebeple hedef koymak tek başına işe yaramayacaktır.

Bence özgüven, herkes için farklı yollardan temin edilir. Örneğin, henüz bireyselleşmesini gerçekleştirememiş büyük çoğunluk için; bilgi ve nesne sahibi olmak işe yarayabilir. Fakat bireyselleşmeyi gerçekleştirmiş olanlar için bu kez ters köşeye yatmak gerekli, yani bu evrende tek başına olmadığımız ve aslında herşeyle sıkı sıkıya bağdaşık olduğumuz ve aslında her gerçek ihtiyacımızı karşılamak üzere (bize şah damarımızdan yakın) bir evrenle donanmış olduğumuzu farketmek lazım. Bunun için bol bol “iç sessizlik” sağlama uygulamaları gerekir (başka bi başlıkta konu edilmişti) ve bu sağlandığında dış sesleri ve bize her yönden uzanan iplikçikleri hissedebilmeye başlarız, bu durumda öz güven dediğiniz şey gani gani 🙂

Aslında her bir insan için geçirilen evreler var; her ne kadar ayrı kişiliklere sahipmiş gibi görünsek de aynı mekanizmalara (kalıp-patron) tabi oluyoruz.  (Örneğin yaş evrelerinin ortak anlamları gibi)

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir