Özgürlük-Sonsuzluk

05 Mart 2013

Rüzgar için neden pek çok kişi “özgürlük” anlamını uygun bulur?
Bana göre rüzgar çok belirgin bir düzenin esiridir, alçak basınç -yüksek basınç arasında helak olan havadır. Basınç ise havanın ısınmasına bağlıdır. Yani  Rüzgar, güneş enerjisinin dönüşmüş bir biçimidir denebilir.
Acaba rüzgarın hangi yönü insanlara özgürlüğü anımsatıyor?

*

Mutlak Kesinlik, hayatın durması anlamına gelirdi ve bu da sonsuzluktur bi anlamda. Sonsuzluğu bu kadar kafaya takan insanoğlu gerçekten mutlak kesinlik aradığını biliyor mu? Ya da sonsuzluktan başka bir beklentisi mi var? Ne bekler sonsuzluğa gönül vermiş insan? Mesele yoksa sadece bedenin-ya da BEN’in- ölmemesi midir?

  • Aşkın Vezir Sanıyorum en çok 35 yaşta sabitlenmiş bir sonsuz beden,sonsuzluğa gönül verenlerin olmasa bile,sonsuzluğu dileyenlerin hatırı sayılır çoğunluğuna yeterli olurdu…

    sonsuzluğa gönül vermiş insan ölmemeyi değil tersine ölmeyi diler..Ben ve bedenin olmadığı an olmalı sonsuzluk..Elimizdeki eldivenlerle ne kadar dokunabilir ki suya…ve nasıl hissedebilir ki onu…

  • Sibel Atasoy Acaba bu gerçek simyacılar, değişimin sonsuzluğunu mu arıyorlardı?

     

    Turan Erdal Mutlak kesinligi ben herhangi bir anda fotograf cekmeye benzetirim.

     

    Aşkın Vezir Öyle olmalı diye düşünmekteyim..Hatta öyle ki değişimin sonsuzluğu dediğimizin de bir son olması ironisi ile birlikte..Nasıl bir sarmaldır hep yenilendiğini hissettiğimiz..Ve aslında sabit..Hepsi sadece bir an,sonsuz tek bir an…

     

    Sibel Atasoy Finans jargonunda buna bilanço da diyebiliriz. Fakat bu da pek mutlak kesinlik sayılmaz, o resme bakanların her birinin her bakış anında başka şeyler ortaya çıkıp bazı şeyler yok olacaktır

     

    Sibel Atasoy pan-enteistik görüşün açıklamaları çok sınırlı google türkçe aramalarında,sanki o yöne biraz dikkat göstermek gerekirmiş gib igeliyor bana, en azından sonsuzluğu anlamak için

     

    Turan Erdal Kanimca simyacilar herseyin özünü ariyorlardi. Özden yola cikarak herseyi degistirme yetisine sahip olmayi amacliyorlardi.

     

    Aşkın Vezir Her şeyin özünü değiştiren ve bilinen,görünen “o” yapan öz’ü aramak…ne kadar tanıdık…

     

    Sibel Atasoy Kendini aramayı çağrıştırıyor bana

     

    Turan Erdal Simyacilar herseyi altina cevirmek istiyorlardi. Neden altin olsun ki? Altin cok degerli oldugu icindi galiba. En cok degerli olan seylerin arasinda kendimiz de variz, maddeyi altina degistirirken ayni zamanda kendi de degisiyor.

     

    Sibel Atasoy Aynı zamanda altın yaratıcılıkla, gümüş ise tutarlılık ve sabırla ilişkilendirilmiş.

    Aşkın Vezir Bu durumda yine Pan-enteist yaklaşıma gelmekteyiz..Neden ve sonuç’a dair öz’ün birliğine.Sonsuz neden&sonuç ilişkisinde simyacının varacağı yer kendini bulmak dışında ne olabilirdi ki…Herşeyin altına çevrilebilir olduğu bir an’da altın istenilen olmaktan çıkacaktı..YA sonra…

2 Yorum

  • Sibel 08 Mart 2013, 15:27

    “Sarmal koşuşturma” hoşuma gitti )

  • Hilmiye Altıngöz 08 Mart 2013, 13:11

    Aşkın Vezir’in işaret ettiği gibi Neden-sonuç özün birliği.
    Yani Tekamül.Ergun Arıkdal Hocanın dediği gibi “Dünya Okulu”. Her sınıfın kapısı açıldığında,uçuşan ruhlar,bedenler sarmal koşuşturuyorlar.
    Ne bileyim kafamda böyle bir sahne canlandı.

    Sevgiler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir