Öyle ya da böyle -1

17 Ocak 2011

Öğretme arzusu, paylaşma zevkini tadmak içinse ve aslında içeriği pek ciddiye alınmıyorsa hoş görülebilir bir sapınçtır. sa

**

Öykücünün olayın etrafında dört dönüşü amaçlıdır (kendi bilmese de içindeki bilgelik ya da Tin ona bunu yaptırır), çünkü o söylemek istediğini dinleyenlerin zihnine değil yüreğine gönderme çabasındadır. Bu sebeple atmosferi dinleyenin içine yerleştirmekle başlar önce, onu iyice sersemletir, hatta uyuklatabilir bile, sonra aniden keskin vuruşunu yapar. sa

**

Tek Tanrılı dinler ve uzun bir süre boyunca bilim, birey bilincinin (eril ilkenin) kendi ayakları üzerinde durabilmesi için planlanmış bir manevraydı (çünkü deli Dumrul henüz hamdı). Kuantum fiziği ile eril ilkenin dayanıklılığı test aşamasına geçti. sa

**

Haklı çıkma” gayretini,  ”kendine önem verme” olgusuyla eşleştirmek çok kolay ve fakat fazla kestirmeden gidiş gibi geliyor bana; çünkü zaten insanın yaptığı hemen her edim “kendine önem verme” sebebiyledir ve bu da “birey olma” çabasının yan etkisidir doğal olarak. Basit bir örnek vermek gerekirse, elinizde kendi gücünün farkında olmadığı için başka güçlerin hegomonyasına girmiş bir “hasta” var ve siz doktorsunuz, ona hemen bir reçete yazıyorsunuz: BO (Birey Ol) 3×1 … Güzel ve fakat her ilaç gibi bunun da sayısız yan etkisi var! sa

**

Tıpkı kilim dokuma mekiği gibi bir geriye bir ileriye fırlatarak kendimizi dokuyor ve aslında olmayan bir kişisel tarih oluşturuyoruz, yoklukta hayali bir ada gibi beliriyoruz. Okyanusta baş vermiş minik bir ada ! Hatta ada bile değil, yalnızca bir dalga, kabarıp baş vermiş su! sa

**

Bilim yönteminin “genelleştirme” kıstasını yoğunluklu olarak kullanışının da bir sonucu olarak ortalamanın dışına atılan, görmezden gelinen bazen de hatalı üretim gibi görünen bölük pörçük unsurlar, dünyada bir yandan gelişmekte olan “kendini özgürce ifade etme” rüzgârından (yeşilci ve hümanist akımlar) yararlanarak kazan kaldırmaya başladı. Dikkate alınmayan bu olasılıklar, gerek dıştan (terör, aykırıcılık, anarşi, fantastik, bağnazlık vs) gerekse içten (toplu olarak nevroz diye nitelendirilebilecek) insanlığın toplu rüyasını ve ASILlarını tehdit eder oldular. sa

**

Korkunç bir bilgi bombardımanı altındayız, bilgi işlemeye vakti yok büyük çoğunluğun, hatta bırakın işlemeyi hatırlamak bile imkansız çoğu kez. Oysa bu bilgilerden herhangi biri bile (örneğin plasebo) bir insanın tüm hayat kalitesini değiştirebilir. sa

**

Öğrendiklerinizi yaşamınızın tümünde ve güncel ilişkilerinizde bulun! Bulmacanın çözülmesi bu eyleme bağlı! Sol ve sağ beyinleriniz arasında düzenli bir ağ ilişkisi geliştirmelisiniz. sa

**

Mutlak bilme hali öğrenme gerektirmez eğer bu haldeki kişi ne bildiğini biliyorsa. Bilmeden biliyorsa durumu dişil bilinç halidir ve bu durumda ne bildiğini öğrenmesi gerekebilir. Ki bu işlem kendisindeki eril bilinci aktive eder. sa

**

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir