Öncelik Sırası

13 Mart 2012

Öncelik Sırası… Çocukken fark ettiğim sihirli bir kavram ve eylem.
Bu durum, gardrobunda birçok giyssi varken aynı şeyleri sık sık giydiğin halde bazılarını arada sırada bazılarını hiç giymediğin modelle benzeştirilebilir. Fakat bundan çok daha hassas bir durumdur.
Her kişi kendi öncelik sıralarını bilmeksizin kendi önceliklerini yaşamaktadır ve bu durum o kişinin hayatının nasıl olduğuna dair neredeyse tama yakın bir sebep sunar. Sonra bu kişi başkalarının hayatlarındaki bazı şeylere özenmeye başlar, neden onlardaki şeylere sahip olamamaktadır. Aslında çoğu kez bu özenme dış unsurlar yoluyla dikte edilir kişiye. Örneklemeler yapılır “bak falancaya, nasıl yapıyor şunu. Sen neden yapamıyorsun, demek ki beceriksizsin, tembelsin, vs vs” gibisinden ya da daha gizli olarak yapılır bu kıyaslar ve özendirmeler.
Kişinin öne çıkmış bir özelliği aşağılanır ve yakışıksız olduğu düşüncesiyle onu yok etmesi için çeşitli vasıtalarlaa empozeler yapılır. Sanki o şey yok edilebilecek sanılır. Koca koca öğretiler bile bu sanıya kapılıp takipçilerini mahfetmişlerdir bence (dünyanın nevrozlarla kaynadığını hatırlayın)
Oysa bu sadece ve basitçe;”öncelik sırası” kavramının kişiye gösterilmesi ve isterse bu sıralamayı değiştirebilecek olduğunun kolaylığının anlaşılmasına bakar.
Bizde var olan bir eğilimin yok edilmesi söz konusu değil, ancak öncelik sırasının değiştirilmesi olasıdır. Ve bence gerçek bir usta bunu yapmakla kalmaz, örnek de olur.

Öylesine hayati bir konudur ki Öncelik Sırası, sık sık kendime unutturmamak için çabalarım.

Lütfen sizler de isterseniz bu mesajı paylaşarak isterseniz kendi özgün kelimelerinizle bu konuyu kendinize çevrenize hatırlatın.
Bu konuyu gerçekten ANlamış kişiler bir daha asla şikayetlenemezler, kendilerini ya da yakınlarını boğamazlar; çünkü ilacı bizdedir bunun.
Öncelik sırana BAK. İstersen o anda DEĞİŞTİR.
İçinden değiştirmek gelmediğinde bile DEĞİŞECEKSİN, artık kurban rolüne bürünemeyeceksin. Çünkü öncelik sıralarını kendi özgür iraden ile belirlediğinden EMİN olacaksın. Seninle birlikte yakınların ve uzakların da değişecek. Bütün dünya değişecek.
Minnacık bir çaba buna yeter.
Ancak bunun sürdürülebilir olması için büyük çaba gerekir, hatırlatma hep hatırlatmak gerekir kendimize.
Ve sonunda öyle bir gün gelir ki artık eski halimize dönmek söz konusu değildir, dönüşüm gerçekleşmiştir.
KENDİMİZİN sözcüsü olmuşuzdur.

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir