Ölüm ve gelecek!

13 Ekim 2012

Ocak 2006.Günlükten

Bizi yani insanlığı perişan eden iki temel olgu var; ölüm ve gelecek!

Üstelik bunlar gerçek bile değil! Komik… Resmen hayaletlerle boğuşuyoruz.

Zihnimiz, pek çok konuda işimize yarıyor ama diğer taraftan da bize bi sürü saçma sapan oyun oynuyor.

Arkadaşlar, (zannetmeyin ki okuyanlara söylüyorum, bu hitap bizatihi kendimedir!)

zihin kontolü yapamadığımız takdirde, dünya oyunu bizi gömer!

Şöyle ki; biz şu anımızda herhangi bir sorunla uğraşırken, zihin, bilinçaltı bölgesinden geleceğe dair bir zorluk, ya da geçmişe dair bir zafiyet fotoğrafı gönderir. Ve biz birden donup kalırız, yaşadığımız anın konusunu unutur, korkuya kapılırız. İşte tam bu noktada iflas bayrağını çekiyoruz! Oysa bütün gücümüzü, arzumuzu şu andaki meseleye yoğunlaştırmamız gerekmektedir, biz ancak şu anın üstesinden gelebiliriz. Tabi şu anın dışından  atılan oltaları yutmadığımız takdirde.

Çok güzel bi cümle okumuştum:

Şeytanın şimdiki zamanı fethetmesine izin verirken, gelecek hakkında kaygılanmak aptallıktır. Diyordu.

Ölüm fikri de zaman olgusunun çarpıklığından oluşuyor zaten. Eğer geçmiş ve gelecek yoksa (ki yok!) ölüm de olamaz.

Diyeceksiniz ki ama her gün ölenleri duyuyor, görüyoruz. Bu çok doğal; çünkü zihnimiz öleceğimize dair, her şeyin doğup-öldüğüne dair çarpık bi fikre kapılmış durumda! Başka türlü zaman fikrini kabullenemezdik.

Bence bütün ölümler intihardır.

Ve belki bu sebeple dinler intiharı yasaklamıştır; yani aslında ölümü yasaklamıştır; fakat bunu anlayacak ve uygulayacak irade ne gezer bizde?!

“Öldürmeyeceksin!” derken de aynı şeyi kastediyordu; çünkü öldürme potansiyeli taşıdığın her varlık sensin aynı zamanda. Aslında o sana “ölmeyeceksin!” emrini veriyor.

Oysa ölmek müthiş kolay geliyo bize.

– Zihnimi kontrol edemiyorummm…

– E öyleyse öleyim bari!

:)))))

Ve kendine ölmek için izin veriyorsun. Aslında gerçekten ölüm olsaydı buna cesaret edemezdik biz!

Kahkahalarla gülmek geliyor içimden.

Günleri ve kaç yaşında olduğumuzu sayıyoruz; bunun altında hep şu var; “ölüm yolculuğu”

Biz aslında yaşamıyor, ölüm yolculuğu yapıyoruz farkında olmadan.

Böyle saçma bişey daha duymadım hayatımda!

Ne olucak yani ölünce? Madalya mı takacaklar!!!

BENden ölmedikçe Sibel’den ölmüşüm kaç yazar!

İnsanın kültürüne bu zehir nasıl girmiş bilemiyorum. Berbat bi durum.

Temizlikçi arıyorum arkadaşlar; ücret tatminkardır. Yapılacak iş; zihnimin kıvrımlarına yerleşmiş ölüm ve gelecek ekürisinin son zerresine kadar kazınıp temizlenme işidir. (Temizlik malzemelerinin masrafları ayrıca karşılanacaktır)

Ölüm yolculuğuna dur demenin zamanı gelmedi mi?

***

Eskiama eğlendirici ve aydırıcı bir yazı 🙂

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir